KısırlıkKısırlık Kitabı

Sık Sorulan Sorular

1. Kısırlık Dünyada hangi sıklıkta görülmektedir?

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre (WHO) çiftlerin % 8 -10 unun kısırlık sorunları olduğu hesaplanmaktadır. Bunun anlamı dünya çapında 50 – 80 milyon insanın bu sorunla karşı karşıya olduğudur. Kısırlık görülme sıklığı bölgesel olarak değişiklikler gösterebilir.

2. İnfertilite yalnızca kadına has bir sorun mudur?
Hayır! Kadında ya da erkekte infertilitenin görülme sıklığı hemen hemen aynıdır, infertilite % 30 – 40 oranında yalnızca kadından kaynaklanan sorunlardan, % 10 – 30 oranında yalnızca erkekten kaynaklanan sorunlardan dolayı ortaya çıkar. Vakaların % 15-30’unda problem her iki cinsi birden etkileyen sorunlar nedeniyle ortaya çıkar. Yapılan tüm araştırmalara rağmen çiftlerin % 5-10 unda ise probleme yol açan neden bulunamaz ve bu duruma nedeni açıklanamayan infertilite denilir.

3. İnfertiliteye en sık yol açan nedenler nelerdir?
Kadında infertiliteye yol açan en önemli nedenler yumurtlama bozuklukları ve tüplerin hasara uğraması gibi anatomik nedenlerdir. Daha az olarak endometriozis ve hiperprolaktinemi gibi nedenler söz konusu olabilir. Erkekte infertilite nedenleri ise 3 başlıkta incelenebilir.

  • Sperm sayısını ve kalitesini etkileyen sperm yapım bozuklukları ve anatomik tıkanıklıklar
  • Bağışıklık sistemi ile ilgili (immünolojik) sorunlar
  • Testislerin hormonal uyarıya sperm üretimi ile cevap verememesi

Ancak sperm üretimindeki bozukluklar ya da spermin yapısındaki bozuklukların nedeni bir çok hastada sorunun kökeni tam olarak belirlenemez.

4. Dış gebelik nedir?
Gebeliğin rahim dışında bir yerde gelişmesine dış gebelik denilir. Dış gebelik en çok tüplerde görülür ancak başka bölgelerde de olabilir. Örneğin rahim ağzı, karın boşluğunda da dış gebelik olabilmektedir. Dış gebelik nadir bir olgudur ve tüm gebeliklerin yaklaşık % 1 inde gözlenir. IVF tedavisi ile bu risk artabilir. Dış gebelik için risk faktörleri arasında tüplerin enfeksiyonu (salpenjit), chlamydia enfeksiyonları, alt karın bölgesinin enfeksiyonları (PİD – Pelvik inflamatuar Hastalık), tüplerde ya da alt karın bölgesinde yapılan operasyonlar, endometriozis ve apandisit sayılabilir. Dış gebelik belirtileri düşük belirtileri ile benzerdir ve vajinal kanama ile birlikte ya da kanama olmaksızın pozitif gebelik testi söz konusu olabilir. Tanı hastanın risk faktörleri konusunda sorgulanması, fizik muayene, vajinal ultrasonografik inceleme ve laboratuar incelemeleri sonucunda konulur. Dış gebeliğin yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak değişik tedaviler uygulanabilir. Dış gebelik genellikle cerrahi olarak çıkartılır ancak bazen de gebelik çok küçük ve hastanın kontrolü mümkün ise daha konservatif tedaviler uygulanabilir.

5. Polikistik Över Sendromu (PCOS) nedir?
Polikistik över sendromu ya da kısaca PKOS (veya PCOS) tüm kadınların % 6 sim etkileyen bir yumurtlama bozukluğudur. Hastalığı etkileyen çeşitli faktörler vardır. Araştırmacılar bu hastalığın kalıtsal özellikleri olduğunu düşünmektedir. Bu hastalığın en önemli belirtileri

  1. Düzensiz adet kanamaları gözlenmesi ya da adet kanamalarının olmaması,
  2. Vücutta aşırı kıllanma, erkek hormonlarının yüksek olması nedeniyle akne (sivilce) gelişmesi,
  3. Aşırı şişmanlık (% 40 – 50), diabet gelişmesine yol açabilecek kadar yüksek insülin seviyeleri
  4. Ultrasonografide yumurtalıkların çok büyük olması ve içinde inci tanesi gibi dizilmiş küçük kistlerin olmasının görüntülenmesidir.

PKOS’lu kadınlar genellikle infertilite kliniklerine danışmak amacıyla giderler. Doğurganlığı sağlamak amacıyla yapılan tedavilerde öncelikle adetlerin düzene sokulması hedeflenir. Bu amaçla çeşitli ilaçlar kullanılır (klomifen sitrat, bromokriptin, gonadotropinler) ve kilo verilmesi şiddetle önerilir. Çoğu vakalarda sikluslar düzelerek yumurtlama başlar ve bu tedaviler ile düzene girer.

 

6. Kadında tüplerinin hasar görmesinin nedeni nedir?
IVF ilk başlangıcında (fallop) tüpleri kapalı olan kadınların tedavisini hedeflemişti. Daha sonraları IVF uygulama alanları genişledi ve nedeni açıklanamayan infertilite ve erkek infertilitesi gibi sorunların tedavisinde de kullanılmaya başlandı. Şu anda tubal hasar yine IVF uygulanması için en önemli gerekçelerden biridir. Bunun en önemli nedeni geçirilmiş olan (karın içerisi) enfeksiyonlardır. Tüpler genellikle cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar (örneğin chlamydia, mycoplazma veya gonore-belsoğukluğu-) sonucu hasar görmektedir. Ancak apandisit, karın zarının-özellikle kasıkta, PID-iltihabi hastalıkları da tüpleri zedeleyebilir. Ayrıca karın içerisinde yapılan cerrahi operasyonlar (jinekolojik ameliyatlar, sezaryen, vs), Crohn hastalığı gibi iç hastalıkları sayılabilir. Bu sorunlardan etkilenen hastalar infertilite ve/veya dış gebelik riski ile karşılaşabilirler.

7. Kistik fibrozis ve erkek infertilitesi
Kistik fibrozis denilen ve erkek üreme sistemini etkileyebilen bir doğumsal hastalık infertiliteye neden olabilir. Vasa deferens denilen testisleri epididim ve boşalma kanalları ile birleştiren kanal doğumsal olarak yoktur. Bu nedenle spermler penise geçemez. Bu vakalarda testiküler sperm aspirasyonu (TESA) yöntemi kullanılarak hekimler IVF veya ICSI işleminde kullanmak üzere yeterli miktarda sperm elde edebilirler. Elde edilebilen sperm sayısı aşılama (yapay dölleme) tedavisinde kulanmak için çok azdır. Kistik fibrozis, genetik olarak geçen bir bozukluktur ve hastalığın ortaya çıkabilmesi için hem anne hem de babanın bu geni taşıması gerekir. Eğer anne ve baba bu geni kısmen taşıyorsa çocuklarında bu hastalığın ortaya çıkması ihtimali % 50 dir.

8. Endometriozis nedir?
Endometriozis, rahimin içerisini kaplayan endometrium tabakası denilen dokunun vücutta rahim dışında başka bir yerde bulunması durumudur. Prostat kanseri nedeniyle kadınlık hormonu alan erkeklerde de endometriozis görüldüğü bildirilmiştir. Genellikle alt karın bölgesi içerisine yerleşir ancak nadiren başka bölgelerde de görülebilir barsak, tükürük ve gözyaşı bezleri vb). Endometriozis jinekologların en sık karşılaştıkları sorunlardan biridir. Bir çok teoriye rağmen bu hastalık, üreme tıbbının en karmaşık ve en az bilinen hastalığıdır. Hastalık yalnızca insanlarda görülebildiği için deneysel bilgiler elde edebilmek ve hastalığın kısırlık ile ilişkisini ortaya koyabilmek çok zor olmaktadır. Endometriozis patolojik bir durum veya bir hastalık olarak görülmekle birlikte bazan hiç bir rahatsızlığa neden olmadan rastlantısal olarak tanı konabilir. Bazen altta yatan başka bir hastalığın dışa vurumu da olabilir. Örneğin adet kanamasının tüplerden karın içerisine geri kaçışına yol açabilecek, tüp hareketlerini etkileyebilen kimyasal ya da fiziksel bir olay (doğuştan yapısal bozukluk veya tıkanıklıklar) endometriozise yol açabilir. Aynı şekilde, endometriozis infertilitenin nedeni değil sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bu sorunun daha net olarak ortaya çıkarılabilmesi için daha fazla çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Endometriozisde rahim dışında bir yere yerleşmiş olan rahim içi dokusu (endometrium) hormonların etkisiyle her ay rahim içindeki değişikliklerin aynısını gösterip gebelik olmadığı zaman adet kanaması ile eş zamanlı olarak bulunduğu yerde kanamaya neden olur. En sık rahimin hemen etrafındaki karın zarı ve yumurtalıklarda görüldüğünden, kanama sonucu burada tüpler ve yumurtalıkta kimyasal ve fiziksel hasarlara neden olarak gebeliği engeller.

9. Laporoskopide ne yapılır?
Laporoskop, göbek deliğinin altından açılan küçük bir delikten içeri sokularak karın içerisini görmeye yarayan bir cihazdır. Bu yöntemle karın içerisinde infertiliteye yol açan bir olay var mı ? araştırması yapılabilir. Rahim ağzından verilen metilen mavisi denilen mavi sıvının yumurtalık yollardan ne kadar geçtiği gözlenir, infertiliteye yol açan endometriozis tablusu var mı? Varsa koter yada laser ile yakılması sağlanır. Bunun dışında kısırlığa neden olabilecek herhangi bir yapışıklık, kist vs gibi bir olay gözlenir ise ilave olarak açılan minik deliklerden karın içerisine sokulacak elektrokoter, lazer gibi aletler ile bu durum tedavi edilebilir.

10. Reprodüktif Endokrinoloji- üreme endokrinolojisi-ne demektir?
Reprodüktif endokrinoloji -üreme endokrinolojisi-tıbbın infertilite, kadın üreme hormonları, kadın üreme cerrahisi gibi olayları ile ilgilenen bir üst ihtisas alanıdır. Reprodüktif endokrinologlar bu uzmanlığı almadan önce Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında uzmanlaşırlar.

11. Tekrarlayan düşüklere yol açan nedenler nedir?
Tekrarlayan düşükler kadınların % 1 ini etkileyen bir durumdur. Bu kadınlarda % 15 oranında gebelik kayıplarına yol açabilir. Eğer bir kadının ilk gebeliği düşük ile sonlanmış ise bunun ikinci gebelikte tekrarlanması ihtimali hafifçe artarak % 18 e çıkar. Ancak iki kez düşükle karşılaşan bir kadında bu risk sonraki gebelikleri için % 25 -30 a kadar çıkar. Bu nedenle hekimler eğer bir kadın iki kez düşük yapmış ise bir infertilite uzmanına başvurulmasını önermektedirler. Gebeliğin ilk 3 ayında oluşan düşüklerin % 50 sinde majör bir kromozomal anomali söz konusudur. Bu oran ikinci üç aylık dönemde % 30 a, son 3 aylık dönemde % 5’e düşer. Tekrarlayan düşüklere yol açması olası diğer nedenler arasında bağışıklık sistemi ile ilgili sorunlar, hormonal dengesizlik, rahimin anatomik yapısındaki bozukluklar ve pelvik enfeksiyonlar sayılabilir. Çalışmalar ayrıca alkol, sigara ve aşırı kafein tüketiminin de tekrarlayan düşüklere yol açabileceğini göstermiştir. Bir kadın tekrarlayan düşükler nedeniyle hekime başvurduğunda, hekim öncelikle nedeni ortaya çıkarmaya çalışacaktır. Tedavi bu bu Ig uya göre düzenlenecektir. Örneğin, eğer bir kadının rahiminde myom denilen selim tabiatta bir ur var ise bunların cerrahi olarak çıkartılması gerekir. Benzer şekilde rahimin içerisinde bir anormallik var ise bu da cerrahi olarak düzeltilebilir. Eğer kan testleri “Luteal faz yetmezliği” denilen bir duruma işaret ediyor ise (vücudun erken dönemlerinde gebeliği sürdürebilmesi için gereken progesteron hormonunu yeterince üretilememesi) vajinal yolla uygulanılan progesteron tedavisi yapılabilir. Eğer üreaplazma isimli bir mikrop var ise buna karşı antibiyotik tedavisi yapılabilir, immünolojik bir neden söz konusu ise gebeliğin erken döneminde aspirin tedavisi yararlı olabilir. Yan etkileri nedeniyle pek tercih edilmese de bazı hekimler “heparin” tedavisi yaparak vücudun fetusa karşı bir reaksiyon vermesini zayıflatabilir.

12. 40 yaşından sonra infertilite
Genellikle infertilitenin yaşla birlikte azalacağı kabul edilmektedir. 20’li, 30’lu yaşlardaki kadınların doğal şartlarda % 25-30 oranında gebe kalma şansları varken bu oran 401ı yaşların başlarında % 5’e düşer. IVF tedavisinde başarı şansını en yüksek oranda etkileyen faktör yaştır. Araştırmalar ilerleyen yaşla birlikte kadınlardaki, yumurtaların kalitelerinin bozulduğunu göstermiştir. 40’11 (ve daha yukarı) yaşlardaki kadınların yumurtalarının kalitesini düzeltebilirle olanağı olmasa da IVF sonucunu etkileyebilecek bazı teknikler kullanarak bu kadınlar da gebe kalabilirler. Örneğin yumurtlamayı uyarmak için kullanılan ilaçların dozunu arttırarak daha fazla yumurta elde edilebilir ve bir çok yumurta arasından en iyisi seçilerek gebelik şansı arttırılabilir, ileri yaşlardaki kadınlarda bu tür işlemlerle başarı sağlanamaz ise yüksek başarılı bir yöntem de bir yakınından ya da başka bir kadından bağışlanan yumurtanın kullanılmasıdır. Kadının doğurganlık düzeyini kontrol edebilmek için adetinin 3. Günü bir kan testi yapılarak FSFI (yumurtlamayı uyarıcı hormon) ve E2 (östradiol) hormonlarının miktarlarına bakılabilir. Bu testin sonucunda kadının yumurtalıklarının kapasitesi hakkında bilgi sahibi olunur. Kadında FSH hormonunun miktarı arttıkça yumurtalıklarında gebelik sağlayabilecek bir yumurta bulunması olasılığı azalır. Kadın yaşlandıkça FSFI seviyeleri yükselir. Ancak genç yaşta olup FSFI seviyeleri yüksek olan kadınlarda da yumurta kalitesinin düşük olduğu bilinmektedir.

13. Kısırlık tedavisi ne kadar başarılıdır?
Tedavi şansından bahsederken normal, doğurgan bir çiftin bir siklusta gebe kalma ihtimalinin % 25 civarında olduğu gerçeği akıldan çıkartılmamalıdır. Normal doğurgan çiftlerin % 10’u 1 yıllık, %’5 i de 2 yıllık süre içerisinde gebe kalamazlar. Bu normal doğurganlık oranlarıyla karşılaştırıldıklarında, etkili bir tedavi dönemi sonunda bu tedaviler % 25’e kadar ulaşabilen başarı şanslarına ulaşabilirler ve tekrarlanan tedavi dönemleri sonucunda bu başarı şansı önemli ölçüde arttırılabilir. Hormonal dengesizliği düzeltmek amacıyla yapılan basit bir yumurtlamayı uyarıcı tedavi ile bu rahatsızlıktan şikayetçi kadınların % 80 kadarı bir kaç tedavi dönemi sonucunda gebe kalabilirler.

14. İnfertilite tedavisinin başarısını etkileyebilecek özel faktörler var mıdır?
Her tür infertilite tedavisinde başarı şanslarını konuşurken göz önüne alınması gereken bazı önemli faktörler vardır. Kadının yaşı, infertilitenin süresi gibi faktörler başarı şansını etkileyebilir. Kadında yaş ilerledikçe, özellikle 35 yaşından sonra doğurganlık azalır. Kadının yanında erkekte de bir sorun var ise (örneğin düşük sperm kalitesi) bu, başarıyı olumsuz yönde etkileyebilir.
En önemli şey olmuyorsa en kısa zamanda her türlü faktörü ekarte etmeye çalışarak beklemeksizin IVF’e kadar gidilmelidir.

15. Tedavinin kadında yol açabileceği her hangi bir zarar söz konusu mudur?
Hedeflenen yararlarının yanında, infertilite tedavilerinin nadir de olsa gözlenebilen yan etkileri vardır. Yumurtlamanın uyarılması tedavisi sırasında hasta başarılı bir tedavi için çok yakından takip edilmelidir. Tedaviyi takip etmek için kullanılan yöntemler olan ultrasonografi ve hormonal takip, hekimin, tedavi sırasında ortaya çıkabilecek yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromunu (Ovaryen hiperstimülasyon sendromu-OHSS) önleyebilmesi ve çoğul gebeliklerin önlenilmesi için önemli yararlar sağlar. Günümüzde tedavi protokollerinin hedefi yalnızca gebe kalmayı sağlamak değil çoğul gebelikleri ve OHSS yi önlemek olarak planlanmıştır.

16. Ovaryen Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) nedir?
Yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu (Ovaryen hiperstimülasyon sendromu-OHSS), yumurtlamayı uyarıcı ilaçlarla yapılan tedaviler sırasında ortaya çıkabilecek bir yan etkidir. Bu sendromun belirtileri arasında yumurtalıkların aşırı büyümesi, karın içerisinde sıvı birikmesi ve sindirim sistemi ile ilgili sorunların ortaya çıkması (bulantı, kusma, ishal) sayılabilir. Ancak ciddi OHSS çok nadirdir ve % 1-2 oranında görülür. Hastaneye yatma gereği ve operasyona kadar gidebilen tablolar gelişebilir.

17. Tedaviyle çoğul gebeliklerin görülme oranı artar mı?
İnfertilite tedavisi altındaki çiftlerde çoğul gebelikler normal topluma göre daha yüksek oranda gözlenmektedir. Çoğu ikiz olmak üzere vakaların yaklaşık % 20 sinde çoğul gebelik gelişir. Hastanın verdiği cevaba göre tedaviyi düzenleyen yeni tedavi rejimleri bu sorunu ortadan kaldırmayı da hedeflemektedir. Günümüzde bir çok merkez bu sorunu en aza indirgeyebilmek için en çok 3 embriyoyu rahime yerleştirmeyi tercih etmektedir. Hatta son yıllarda bazı ülkelerde (Belçika) üremeye yardımcı teknolojilerle her uygulamada tek embriyo ve tek bebek kuralı konmaya çalışılmaktadır.

18. Diğer günlük uygulamalara ait yan etkiler nelerdir?
Kalçadan enjeksiyon yoluyla uygulanan bazı gonadotropin preparatlarıyla enjeksiyon yerinde kızarma, şişlik, morarma, ağrı ve hassasiyet ortaya çıkabilir. Rekombinant DNA teknolojisi ile üretilen gonadotropinlerle veya ileri derecede saflaştırılmış gonadotropin preparatlarıyla bu sorun büyük ölçüde önlenir, çünkü bu ilaçlar aşı yapar gibi cilt altına, hatta hasta tarafından kendi kendine veya eşinin yardımıyla evde yapılabilir.

19. Yumurtlama ilaçları yumurtalık (över) kanseri riskini arttırır mı?
Över kanseri göreceli nadir bir hastalıktır. Genç bir kadının yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riski % 1.5 civarındadır. Genetik eğilim ve beslenme alışkanlıklarının över kanseri üzerinde etkisinin olduğu bilinmektedir. Son yıllarda yapılmış olan bazı bilimsel çalışmalar, kısırlık tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yavaş seyreden bazı över kanserlerinin gelişmesini artırdığını gösterse de tersini söyleyen araştırmacılar da vardır. Ancak gebe kalamayan kadınlarda zaten yumurtalık kanseri daha sık görülmektedir. Her gebeliğin kadında över kanseri ihtimalini azalttığı bulunmuştur (Birinci gebelik sonrasında örneğin bu risk % 25 oranında azalmaktadır). Yapılan hiç bir epidemiolojik çalışmada yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar ile yumurtalık kanseri arasında direk ve mutlak bir ilişki gösterilmemiştir. Bu konuda yapılan çok geniş bir çalışmada bu tür ilaçlar ile 1964 -1974 yılları arasında tedavi edilen 2600 kadın ortalama 12 yıl takip edilmişler ve yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar ile över kanseri arasında bir ilişki gösterilmemiştir. Yine de yumurtlama ilaçları rastgele, sınırsız ve kontrolsuz kullanılmamalıdırlar.

20. İnfertilite tedavisi sonrası doğan bebeklerin sağlığı ile ilgili riskler var mıdır?
Yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar ve tüp bebek uygulamaları ile elde edilen gebelikler sonrası doğan çocuklarda doğumsal sakatlıklar ve kromozom bozuklukları görülme sıklığı, kendiliğinden oluşmuş gebelikler sonucu doğan çocuklardaki oranlarla benzer bulunmuştur.

21. Tedavi sırasında çiftlere psikolojik destek gerekir mi?
Hekimler infertil çiftin doğurganlık sorununa en uygun çözümü sağlayacak tedaviyi bulmaya çabalarlar. Ancak tedavinin başlamasından önce hastaların tedavinin tüm yönlerini, sıkıntılarını bilmeleri gerekir. Tıbbi yardımın yanında hastaların bilgi ve psikolojik desteğe de ihtiyaçları vardır. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, kısırlık başa çıkılması zor bir sorundur. Tedavi sırasında ve gebelik elde edilmeden önceki dönemde infertil çiftlerde abartılmış bir şekilde umutsuzluk, heyecan ve kontrol kaybı gözlenebilir. Çiftin hem fiziksel hem de ruhsal olarak tedavisi gerekir. Bu nedenle çiftin tedavisi sırasında tedavi merkezinin doktor, hemşire ve tüm çalışanları onlara yardımcı olmalıdır. Bir psikoloğun yardımı, diğer çiftlerle konuşma, hasta destek grupları gibi hastane dışındaki ortamlar çifte çok yardımcı olabilir.

22. Zamanlanmış cinsel ilişki ne demektir?
Gebe kalabilme şansını spontan olarak arttırabilmek için cinsel ilişkinin zamanlanarak yapılması önerilir. Bunun anlamı, yumurtlamanın olduğu günlerde cinsel ilişkiye girilmesidir ki bu dönem kadının gebe kalabilmesi için en uygun dönemdir. Yumurtlamanın yaklaşık zamanının belirlenebilmesi için bir kaç adet döneminde sürdürülen bazı takipler yapılabilir.
Kadın adetinin ilk gününden itibaren, sabah yataktan kalkmadan önce vücut ısısını ölçerek kaydeder. Bu bir sonraki adet döneminin ilk gününe kadar sürdürülür. Vücut ısısı yumurtlamadan sonra 0.5 derece C kadar artar. Bu genellikle adet döneminin 14. Günleri civarına rastlar ve eğer gebelik olmaz ise ısı tekrar aşağıya düşer, gebelik olursa da yüksek kalır. Yumurtlamanın tesbiti için bazı basit idrar veya tükürük testleri de yapılabilir. Düzenli olarak adet gören kadınlarda bile yumurtlama gününde ufak oynamalar olabilir. Eğer şartlar uygunsa, sperm kadın vücudu içerisinde bir kaç gün yaşayabilir. Aşırı cinsel aktivite sperm kalitesinde azalmaya yol açabilir. Bu nedenle en ideali, beklenilen yumurtlama gününden 3-4 gün önce başlayıp, yumurtlamadan sonraki 2-3 güne kadar gün aşırı cinsel ilişkide bulunmak ile gebelik şansı önemli ölçüde arttırılabilir. Eğer yumurtlamayı testler ile takip ediyorsanız, testin pozitif sonuç verdiği gün cinsel ilişkide bulunmak en uygunudur.

 

23. “Embriyo redüksiyonu” (embriyo sayısını azaltma) ne demektir?
Yardımla üreme teknolojilerinde (ART) çoğul gebelikler çok sık görülür. Özellikle yumurtlamanın uyarılması ve aşılama tedavilerinde bu sık rastlanan bir durumdur. Ciddi sorunlara yol açabilecek erken doğumları, çoğul gebeliğin anne ve bebeklerde yaratabileceği ciddi sorunları engelleyebilmek için embriyo redüksiyonu işlemi yapılabilir. Bu işlem ile rahim içerisindeki embriyoların bir kısmı öldürülerek, sayı azaltılır. Böylece kalan bebeklerin yaşama şansı arttırılmaya çalışılır. Tabi ki bu hasta ve hekim açısından kolayca verilebilecek bir karar değildir. Hastaya çoğul gebeliklerin (özellikle üçüz veya daha fazla) nasıl riskler taşıdığı çok iyi anlatılmalıdır.

24. İnfertilite (Kısırlık, Reprodüktif) Cerrahisi ne demektir?
Reprodüktif (üreme) cerrahi, normal üreme fonksiyonunu engelleyen anatomik sorunları düzeltmeye yönelik olarak yapılan cerrahi işlemlerdir. İleri üreme cerrahisi teknikleri, müdahalenin çok kısa sürede, hastanede yatmaya gerek kalmaksızın yapılabilmesini sağlayacak kadar gelişmiştir. Reprodüktif cerrahlar kadında tubal tıkanıklık, endometriozis, rahimdeki myomlar, karın içerisindeki yapışıklıkların giderilmesi, erkekte varikosel kanal tıkanıklığı ve diğer bir çok sorunu cerrahi olarak düzeltebilirler. Kadında bu amaçla daha çok endoskopik (laporoskopi, histeroskopi) cerrahi kullanılmaktadır.

 

25. Sunî dölleme (AŞILAMA) her infertil çift için uygun bir tedavi midir?
Hayır. Sunî dölleme (aşılama, intrauterin inseminasyon – IUI) işleminde spermler doğrudan rahimin içerisine yerleştirilir. Bu yöntem ancak bazı infertilite tiplerinin tedavisi için kullanılabilir. Bunlar;

Servikal Faktör: Bu durumda spermlerin yapılan cinsel ilişki sonrası testinde (post koital test) rahim ağzını geçemediği, rahim ağzındaki salgı içerisinde öldükleri görülür.

İdiopatik Subfertilite: Gebe kalamamaya yol açan hiç bir neden bulunamaması durumu

Erkek subfertilitesi: Sperm kalitesi düşüktür. Sperm antikorları: Kadının bağışıklık sistemi erkeğin spermlerini öldürücü etki yapmaktadır.
Sperm kalitesinde azalma ve vajene boşalamama: Bazı erkeklerde (özellikle diabet-şeker-hastalarında) mesaneye boşalma şeklinde bir boşalma olabilir ya da omurilik zedelenmesi olan vakalarda bu sorunla karşılaşılabilir. Aşılama tedavisi spontan adet dönemlerinde veya yumurtalıkların hormonal ilaçlar (klomifen sitrat, gonadotropinler) ile uyarıldıkları sikluslarda yapılabilir.

 

26. IVF ‘in başarı şansı nedir?
Son 10 yıl içerisinde IVF in başarı şansı önemli ölçüde artmıştır. Doğum oranları merkezlerin bu konudaki deneyimine bağlı olarak değişebilir ancak ülkemizdeki bir çok merkezde tek bir tedavi dönemi sonucunda tıpkı Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da olduğu gibi % 25 veya daha üstü gebelik oranlarına ulaşıldığı bildirilmektedir. Bir çok veri bir arada değerlendirildiğinde, 40 yaşın altında, erkekte bir sorun bulunmayan kadınların 4 tedavi dönemi sonunda hemen hemen tümüne yakınının gebe kalması beklenebilir. Ancak burada merkezler arası farklılıklar söz konusu olabilir. Bu farklılık yalnızca merkezin deneyiminden değil merkezde tedavi edilen hastaların özelliklerinden de kaynaklanabilir. Örneğin, hasta popülasyonunda, ileri yaştaki kadınların çoğunlukta bulunduğu ve erkek faktöründe ilave olduğu bir merkezin gebelik oranları ile erkek faktörü olmayan 35 yaş altındaki kadınların çoğunlukta olduğu bir merkezin sonuçlarının aynı olması beklenemez. Başarı şansından bahsederken genel bir orana bakmak pek doğru değildir. Böyle bir soru sorulacaksa soru : Bizim gibi bir çiftin çocuk sahibi olma şansı nedir? olmalıdır.

27. Bir IVF / ICSI tedavisi ne kadar sürer?
Bir IVF/İCSİ tedavisi dönemi 6-8 hafta kadar sürebilir. Öncelikle kadının normal adet siklusu enjeksiyon ya da nazal sprey tipinde bazı özel hormonlar ile baskı altına alınır. Bu dönem bir kaç günden bir kaç haftaya kadar sürebilir. Ultrasonografik muayene ve kan testleri ile yumurtalıkların aktivitesinin baskılandığı görüldüğünde yumurtalıklar kalçadan ya da cilt altına yapılan hormon  enjeksiyonlarıyla uyarılmaya başlanır. Yumurtalıkların vereceği cevaba göre değişmekle birlikte bu dönem yaklaşık 12 gün sürer.
Uyarının tamamlanılmasından 2 gün sonra yumurtaların toplanması işlemine geçilir. Artık laboratuarda gerçek IVF ya da ICSI işleminin yapılmasına sıra gelmiştir. Döllenme olduğunda yani iki ila 5 gün sonra embriyolar rahim içerisine transfer edilirler. Bundan sonra rahimi destekleyici bazı ilaçlar verilebilir. Yaklaşık 12 gün sonra tedavinin başarılı olup olmadığını gözleyebilmek için de kanda bir gebelik testi yapılır.

28. Yumurta bağışı nedir?
Kadının yumurtalıklarının olmadığı, çalışmadığı ya da yumurtalarının doğacak çocukta mutlak olarak kalıtsal bir hastalığa yol açacağı bilinen bir genetik sorun taşıdığı bazı durumlarda yumurta bağışı yoluyla gebelik denenebilir. Başka bir kadına ait (bir akraba, arkadaş, bilinmeyen bir verici, tedavisi sırasında gebe kalmış ve fazla yumurtası bulunan başka bir infertil kadın) yumurtalar uyarma tedavisi ile alınarak döllenir ve alıcı kadına transfer edilir. Bu uygulama ülkemizde yasal değildir ve uygulanmamaktadır.

29. Kriyoprezervasyon (dondurarak saklama) nedir?
Kriyoprezervasyon, dondurarak saklamak demektir. En çok bilinen spermin dondurularak saklanmasıdır. Özellikle yumurtalık kanseri olan erkeklerde kanser tedavisinden önce spermler alınarak dondurulur ve saklanır.. Erkeğin sperminin olmadığı ya da çok kötü olduğu durumlarda gebelik elde edebilmek için bazı ülkelerde tedavilerde kullanılmaktadır. Bu işlem IVF ve ICSI sonrasında transfer edilmeyen ve fazla olan embiriyolara da uygulanabilir. Eğer embiriyo transferi sonrasında elimizde fazla miktarda embiriyo kalmış ise bunlar dondurulur ve eğer gebe kalınamaz ise daha sonraki adet dönemlerinde kadına uyarma tedavisine gerek kalmadan transfer edilebilir. Bu yöntem hem tedavinin başarı şansını arttırır hem de tedavi maliyetinde önemli bir azalma sağlar. Şu anda yumurtaların dondurularak saklanması başarılı bir işlem değildir, ancak embiriyolar dondurularak saklanabilir. Ancak yakın zaman önce A.B.D. de bir Türk doktoru olan Kutluk Oktay ve arkadaşları yaptıkları çalışmalarda yumurtalık dokusunu dondurarak saklayıp başarılı bir şekilde daha sonra tekrar bunu bir kadına nakletmeyi gerçekleştirmiştir. Bu yönde geleceğe yönelik bir çok çalışma sürdürülmektedir.

30. TESE veya MESA nedir?
TESE: Testiküler sperm ekstraksiyonu (eldesi) – Testisten operasyon ile sperm elde etme,
MESA: Mikrocerrahi yöntemle testisin epididim bölgesinden spermin alınmasıdır.
TESE ve MESA semenlerinde hiç sperm bulunmayan veya kanal tıkanıklığı nedeniyle spermlerini dışarıya veremeyen erkelerden sperm elde etmek için geliştirilmiş tekniklerdir. Bu tıkanıklığın nedeni doğumsal yada geçirilmiş bir enfeksiyon olabilir. Tabii ki testislerde hiç sperm üretimi yoksa TESE veya MESA uygulaması sonuç vermez. Eğer sperm hücreleri bu teknikler ile elde edilebilir ise bunu ICSI (mikroenjeksiyon) işlemi takip eder. ICSI aynı IVF gibidir. Mikroenjeksiyonda bir embriyo elde edebilmek için bir tek sperm hücresi yumurtanın içerisine bir mikro iğne ile enjekte edilir.

 

31. Sperm hazırlanması nedir?
Spermler cinsel ilişki ya da mastürbasyon sırasında semen denilen bir sıvı içerisinde dışarıya atılır. Yardımla üreme teknolojilerinde kullanılmak üzere spermler semen içerisinden bazı özel teknikler kullanılarak ayrıştırılırlar. Bu yöntemler ile en iyi kalitedeki spermlerin elde edilmesi de hedeflenmektedir.

32. Embriyolar niçin ve nasıl dondurulur?
İnsan embriyoları sıvı nitrojen içerisinde başarıyla dondurularak uzun süre saklanabilir. Günümüzde bu yöntemle saklanılarak daha sonra kullanılan embriyolar ile 20.000 den fazla bebek dünyaya gelmiştir. Yumurtalıkların ilaç ile uyarılması sonucunda çok sayıda yumurta gelişir ve bu yumurtaların döllenmesi sonucunda elimizde çok sayıda embriyo olabilir. Ancak bunların hepsini bir tedavi döneminde rahim içerisine transfer edebilmek mümkün değildir çünkü bu durumda önemli çoğul gebelik riskleri karşımıza çıkabilir. Örneğin İngiltere’de bir uygulamada en çok 3 tane embriyo transfer edilmesine izin verilir. Artan embriyoları atmak yerine bunların iyi kalitelileri seçilerek dondurularak saklanır. Bu yöntem ile kadının bir çok kez ilaçlar ile tekrar tekrar uyarma tedavi yapılmasına, yumurta toplanmasına gerek kalmadan yalnızca embriyo transferi ile gebe kalma şansını deneyebilir. Ancak bu embriyolar sonsuza dek saklanılamaz. Bu konu ile ilgili olarak değişik ülkelerde değişik düzenlemeler ve yasalar vardır. Ülkemizde de embriyoların dondurularak saklanması yasal bir işlemdir.

 

33. Asiste hatching-yardımla yuvalama-nedir?
Asiste hatching – yardımla yuvalama – daha önce başarısız tedavi denemeleri olan vakalarda başarı şansını arttırabilecek bir tekniktir. Bu teknik ile embriyonun rahim içerisinde yerleşebilmesine, yuvalanmasına yardımcı olunur. Embriyonun rahim içerisine yerleşmesi IVF sikluslarında başarı şansını etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Embriyolar kadının uterusu içerisine konulduğunda kabuklarının açılıp rahim içerisine yuvalanması gerekir. Bazı vakalarda bu olay kendi kendisine gerçekleşemez. Özellikle 38 yaş üzerindeki kadınlarda, serum FSH seviyesi yüksek kadınlarda, önceki bir IVF siklusunda embriyo transferi yapılıp gebe kalınamamış ise veya embriyolar ICSI işlemi ile elde edilmiş ise bu olay söz konusu olabilir. Yardımla yuvalama-AH- ile embriyonun dış kabuğu mikroskobik cam bir tüp yardımıyla verilen bir asit solüsyonu veya lazer ışınıyla çok hassas bir şekilde inceltilir. Bu işlem embriyolar rahime transfer edilmeden hemen önce gerçekleştirilir. Yardımla yuvalama uygulanan kadınlara ek olarak steroid denilen ilaçlar ve antibiotikler ile tedavi uygulanmasının da yararlı olabileceği söylenmektedir. Bu ilaçlar yumurtaların toplandığı gün başlanarak 4 gün süreyle kullanılırlar.

34. Niçin her embriyo gebelik sağlayamaz?
IVF sonrasında da, doğal olarak oluşan embriyolarda olduğu gibi kromozomal anomaliler var olabilir. Embriyonun bölünmesi sırasında bazı sorunlar ve parçalanmalar da yaşanabilir. Tüm bu sorunlar sonucunda embriyo çok fazla sayıda hücre kaybedebilir ve gebelik gerçekleşemez. Bu olay anomalili bebeklerin dünyaya gelmesini önlemeyi amaçlayan bir doğal eleme yöntemidir.

35. IVF’de embiriyoların ekilme oranları nasıl arttırılabilir?
Bu konuda çok fazla bir şey yapılamaz. Bugün için yapabileceğimiz en iyi şey, iyi embriyoları seçerek bunları ekmektir. Bazı merkezler embriyolarda ekilme öncesi bazı genetik araştırmalar yaparak en uygun embriyoyu tranfer ederken, bazı klinikler döllenmiş yumurtayı laboratuar ortamında biastokist aşamasına kadar getirerek ondan sonra ekerek, gebelik oranlarını arttırmaya çalışırlar. Bu stratejiler ancak elde yeterli sayıda embriyo var ise uygulanabilir. Burada esas sorun az sayıda embriyo elde edilebilen vakalardır ve bunlarda seçim yapabilme şansı yoktur.

36. Çoğul gebelik riskini önlemek için tek bir embriyo transfer edilemez mi?
Bazı seçilmiş vakalarda bu uygun bir yaklaşım olabilir. 35 yaşın altında, daha önce gebe kalmış ve ilk IVF denemesinde kaliteli embriyolar elde edilebilmiş çiftlerde tek embriyo transferi kabul edilebilir bir durumdur. Ancak vakaların büyük bir çoğunluğu bu kriterlere uymamaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Call Now ButtonBizi Arayın
Kapalı
Kapalı