Kızlık Zarı Nasıl Bozulur Patlaması ve Delinmesi

Kızlık zarı nasıl bozulur? Toplumumuzdaki bekâret algısının kızlık zarından ibaret olması ilk cinsel birleşmeyi çok daha özel kılmaktadır. Özelden ziyade bazen psikolojik tabanlı jinekolojik problemlere de sebebiyet vermektedir. Genç bayanlar hiç cinsel birleşme yaşamamış olmalarına rağmen ya ilk gece kızlık zarı kanaması olmazsa diye endişelenmekten kendilerini sevdikleri insanla yaşadıkları birleşmenin zevkine verememektedir. Hatta çoğu kez vajinusmus problemi bu yüzden meydana gelmektedir.

Bunun bir nedeni de ilk cinsel birleşme sırasında ağrı olacağı korkusudur. Öte yandan, kızlık zarı tipi nedeniyle ilk cinsel birleşme sırasında kanama olmadığı durumlarda genç bayanlar bakire olmamakla suçlanmaktadır. Bu durumların aşılabilmesi için kızlık zarı nasıl bozulur konusunda toplumda bulunan yanlış bilgilerin giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Cehaletin mutluluğunuzu bozmaması için detaylı bilgilerin doğru kişilerden elde edilmesi gerekmektedir.

Kızlık Zarı Bozulma Nedenleri

Bilinenin aksine kızlık zarı nasıl bozulur  ve bozulma belirtileri sorusunun aslında tek bir cevabı yoktur. Bu nedenle kızlık zarı bozulduysa bu kişi kesin önceden cinsel birleşme yaşamış algısı yanlıştır. Kızlık zarı cinsel birleşme dışında sert mastürbasyon, jinekolojik problemler, kaza sonucu vajinaya darbe alınması, vajinaya sert bir cisim sokulması durumlarında da bozulmaktadır. Örneğin mantar enfeksiyonu nedeniyle vajinal bölgeye yapılan sert kaşıma işlemleri dahi 1-2 cm içerde olan zara zarar verebilmektedir. Bazen de zarın esnek olması nedeniyle defalarca cinsel ilişki yaşanmış olmasına rağmen kızlık zarı bozulmayıp dokunun bütünlüğünü yitirmesi doğumla olmaktadır.

Kızlık Zarı Bozulması Nasıl Gerçekleşir? Belirtileri Ve Şekilleri Neler?

Herhangi bir nedenle (cinsel ilişki, sert mastürbasyon, kaza vb.) vajinaya müdahale olduğunda kızlık zarı bir ya da birkaç yerinden yırtılarak bütünlüğünü kaybetmektedir. Bu sırada kızlık zarı tipine ve kişisel bazı özelliklere göre hafif miktarlı kanama meydana gelmektedir. Sözü edilen kanama kısa süreli olup bunu hafif yanmayla birlikte ağrı ve kasıklarda çekilme hissi izleyebilmektedir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi bu durumların hepsi kişiden kişiye değişen belirtilerdir.

Kızlık Zarının Patlaması ve Kızlığın Bozulması

Kızlık zarı içi boş (delik) olan ve vajina girişinde yerleşmiş olan bir membrandır. İçi boş olduğu için kızlık zarının yırtılması, patlaması, delinmesi gibi ifadelerin kullanılması aslında yanlış bir ifadedir.

Bekaretin (Kızlık zarının) gitmesi, kızlık zarının yırtılması, kızlığın bozulması, halk arasındaki tabirleri ile bekaretin kaybı, kızlık zarının patlaması gibi ifadeler yerine durumu tarif etmek için “kızlık zarının açılması, anatomik bütünlüğünün bozulması, kızlığın esnemesi” gibi ifadelerle isimlendirmek daha doğru olacaktır.  Bu bölümde halk arasında en çok geçtiği şekli ile “kızlık zarı yırtılması” terimi kullanılacaktır.

Kızlık Zarı Patlar Mı?

Kızlık zarı bozulması sonrasında konusunda yanlış bilinen bir diğer şey da doku bütünlüğünün bozulmasının patlama olarak nitelendirilmesidir. Bu mümkün değildir. Kızlık zarı bozulurken patlama olmamakta sadece doku küçük yırtıklar nedeniyle normal yapısını kaybetmektedir.

 

Kızlık zarı patlaması, bozulması, belirtileri, şekilleri, yırtılması, gibi sorulara bilgiler verilmiştir.  kızlık zarı zedelenmesi ile bozulması arasındaki fark  ve daha detaylı ve kesin bilgi içeren bir sonuç için mutlaka uzman bir kadın doğum doktoruna danışmanızı tavsiye ederiz.

 

Kızlık zarı zedelenmesi ve kan rengi

Sağlığınız bizim için önemlidir. Eğer bu konularda sorularınız varsa, Dr. Tuğrul Abacıoğlu ile aşağıda ki telefon numaralarından veya canlı destek hattımızdan iletişime geçiniz ve randevu alınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Kızlık Zarı Nasıl Anlaşılır ? Resimli Gerçek Görünümü

Doktorumuza sıklıkla kızlık zarı nasıl anlaşılır resimli olarak anlatım yapar mısınız şeklinde sorular gelmektedir. Çünkü toplumda hala daha kesin bilgi bulunmamakta, pek çok tabu insanların hayatını kâbusa çevirmeye devam etmektedir. Toplumun bilinçlendirilmesi ve merak edilenlerin bilimsel gerçeklerle açıklanması için sizler için bu yazıyı hazırlamayı uygun gördük. Konuyla ilgili en çok merak edilen 3 soruya bilimsel açıklamalar getirmek için hazırladığımız bu konu sorularınıza cevap olmuyorsa özel sorularınız için doktorumuza danışabilirsiniz. Muayene, kızlık zarı dikimi ve tüm jinekolojik sorunlarınızda kliniğimizden randevu alarak bizlere başvurabilir, sizi anlayan ve alanında uzman hekimimizden profesyonel danışmanlık alabilirsiniz.

 

Kızlık Zarı Tipi Nasıl Anlaşılır?

Pek çok yazımızda bahsettiğimiz gibi her bayanda aynı kızlık zarı tipi bulunmayıp zar tipleri dokuda bulunan adet açıklığının şekli ve durumuna göre farklı farklı olmaktadır. Bu farklar sadece şekilsel olarak olmayıp ilk cinsel ilişki ya da herhangi bir nedenle kızlık zarı bozulduğunda kanama miktarını, ağrı düzeyini ve cinsel ilişkinin normal bir şekilde olup olmayacağını belirlemektedir. Genellikle kadınların çoğunluğunda halka şeklinde açıklıklı bir kızlık zarı bulunmakla birlikte, ilk cinsel ilişki sırasında bu doku bütünlüğü bozulmakta ve kanama meydana gelmektedir. Ancak zarın esnek olması durumunda, kızlık zarı olmaması durumunda doku bozulamadığı için kanama olmayabilmektedir. Öte yandan septalı, elek biçimli ve doğal açıklığı oldukça küçük olan kızlık zarı tiplerinde cinsel ilişki ağrı nedeniyle engellenebilmektedir. Böyle durumlarda genellikle hastalar doktora başvurarak kızlık zarı tipinin belirlenmesini istemekte ve soruna çözüm aramaktadır. Kızlık zarı gerçek görüntüsü aşağıdaki gibidir. Doktor muayene ederek resimdekilerden hangisi olduğuna karar vermektedir.

Kızlık Zarı Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır gerçek görünümü anlatım istenen konulardan birisi de kızlık zarının bozulmuş olup olmadığının anlaşılmasıdır. Bozulan kızlık zarı yine uzman doktor tarafından muayene ederek anlaşılabilmekte, kişinin görsel olarak bunu anlama şansı bulunmamaktadır. Şüpheli durumlarda doktora başvuran kişiler jinekolojik olarak muayene edilmekte ve doku bütünlüğünün bozulup bozulmadığı denetlenmektedir. Aşağıda bozulmuş kızlık zarı görüntüleri bulunmaktadır. Uzman doktorlar konuyla yakından alakalı olduğu için yaptığı muayenede hemen durumu anlayabilmektedir.

Read more
kızlık zarı kanı

Kızlık Zarı Kanı (Zedelenmesi) Kanaması

Kızlık Zarı Kanaması ve Rengi Nasıldır ?

kızlık zarı az kan damarı bulunduran çeşitli şekillerde olabilen bir mukoza kabartısı olup vajina girişindedir. Öncelikle şu bilinmelidir ki, her bayanın kızlık zarı ilk cinsel birleşme sırasında bozulacak diye bir kural yoktur. Aynı şekilde kızlık zarı bozulsa dahi kızlık zarı kanaması olacak diye bir kural da bulunmamaktadır.

Bu nedenle bekâreti ve masumiyeti bir damla kana bağlamak oldukça yanlıştır. İnsanlar kalıtsal olarak nasıl birbirinden farklı özellikler taşıyorsa kızlık zarı konusunda da pek çok farklılığı vardır. Kızlık zarı tipleri buna en önemli örnektir. Farklı yapıdaki kızlık zarları bozulduğunda kanama yapmakta ya da yapamayabilmektedir. Bunun sebebi çoğunlukla halk arasında elastiki kızlık zarı denilen kızlık zarının oluşturan halkanın ortasındaki boşluk biraz genişse buna duhule müsait kızlık zarı da denir ve cinsel ilişkide kanamayabilir Aynı şekilde kızlık zarı kanı miktarı hangi renk olur ?, süresi ve rengi de kişiden kişiye değişmektedir.

Özellikle kızlık zarı küçük yırtıklar içerip bu seviyede kalırsa kanama az olur. Ama kızlık zarındaki yırtık kaideye kadar uzanırsa kanama fazlaca olacaktır. Genellemelerle bazı düşüncelere dalmak oldukça yanlıştır. Bu nedenle şüphe duyulan durumlarda bilimsel veriler ışığında hareket eden uzman jinekologlara başvurulması, yapılan muayenenin sonucuna da güvenilmesi oldukça önemlidir.

Aksi takdirde bu konunun hala daha toplumda infiale neden olması ve çok önemsenerek insanların hayatını karartması büyük yanlıştır. Kızlık zarı sadece vajina girişinden ortalama 2 cm geride olan zar dokudur ve sadece cinsel ilişki ile bozulmaz. Kızlık zarı kaza, travma geçirildiğinde hatta bazı durumlarda spor yaparken bile yırtılabilen bir yapıdır. Bu gibi durumlarda da kızlık zarı kanaması meydana gelebilmektedir. bazı kadınlarda doğuştan kızlık zarının yapısı farklı olabilir bu konuyu yukarıda anlattık halk arasında elastiki kızlık zarı yada geride kızlık zarı denilen oluşumda kanama görülmeyebilir.

Kızlık Zarı Zedelenmesi

kızlık zarı zedelenmesi

Kızlık zarı zedelenmesi ile kızlık zarının yırtılması belirtileri arasında çok fazla fark olmaması bu iki kanama türünün birbiri ile karıştırılmasına neden olur. Kızlık zarı zedelenmesinde, hymen dokusu tahriş olur ve sıklıkla kanama oldukça az miktarda meydana gelir. Kızlık zarı zedelenmesinin tedavisi yoktur ve doku kısa süre içerisinde kendi kendini yenileyerek tahriş olan kısmı onarır. Kızlık zarı zedelenmesinde tam olarak cinsel birleşme yaşanmaz ve zedelenmeye neden olan sebepler sürtünme, mastürbasyon gibi yönelimlerden kaynaklanır.

Kızlık zarı yırtılmasında ise doku bütünlüğü tamamen ortadan kaybolur ve bozulan kızlık zarı kendisini yenileyemez. Ancak kızlık zarı ameliyatı ile dışarıdan bir cerrahi müdahale yapıldığında kızlık zarı geçici ya da kalıcı olarak yeniden edinilebilir. Kızlık zarı yırtıldığında kızlık zarı kanaması meydana gelir ve bu kanama kızlık zarı zedelenmesinden daha fazladır.

Kızlık zarının zedelenmesi sonrasında ilk gece kanaması yaşayamamaktan çekinen kadınların bu endişeleri çoğu zaman yersizdir ve kızlık zarının yapısına göre ilk cinsel birleşmede kanama yaşanır. Yani kızlık zarı zedelenmesi kızlık zarı kanaması yaşanmasına çoğunlukla engel olmaz.

Kızlık zarının zedelenmesi ile bozulması arasındaki fark belirgin bir fark olmadığından dolayı aklında soru işareti olan genç kadınlar, uzman bir jinekologdan yardım alarak bekaret durumları hakkında kesin bilgi sahibi olabilirler.

Kızlık Zarı Kanı Miktarı ve Süresi Nedir Kaç Gün Sürer

Kızlık zarı kanı doku bütünlüğünün herhangi bir nedenle bozulması durumunda genellikle bu dokuda yer alan kılcal damarlardan gelen kandır. Kızlık zarı kanaması genellikle sadece dakikalar sürmekte ve hafif pembe lekelenmeler şeklinde seyretmektedir. Lekelenmenin 1-3 gün arasında devam etmesi de normal kabul edilmektedir. Ancak kanama şiddeti fazla ve süresi de 3 günden fazla sürüyorsa partnerinizin sert davranmasından kaynaklı zar dışındaki dokularda da yırtılma olasılığı olacağından mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.Bazen vajinanın rahime ulaştığı yer olan fornik kısımında yıryıl olup buradan barsaklar vajinadan dışarı çıkabilir. Böyle durumlarda muayenede uzman doktor yırtıkları belirleyerek ciddi yırtıklara dikiş atmaktadır.

Kızlık Zarı Kanı Rengi

Kızlık zarı bozulduğunda meydana gelen kanamanın rengi de yine kişiden kişiye değişmektedir. Genellikle açık renkli pembemsi bir kan gelmekle birlikte kalın zarlarda bu renk normal kan rengine yani kırmızıya dönüşebilmektedir. Ayrıca eğer cinsel ilişki sırasında ara verilmediyse ve kan içeride bir müddet biriktiyse kanın rengi kahverengine dönüşmekte, akan kanda pıhtılanma da görülebilmektedir.

Kızlık Zarı Kanı ve Adet Kanı Arasındaki Fark

Bu soru genellikle adet döneminde bazı şeyler yaşayıp kızlığının bozulup bozulmadığı konusunda şüphe duyanlar tarafından sorulmaktadır. Kızlık zarı kanı genellikle açık renkli ve parlak olup adet kanı ise daha pütürlü yapıdadır. Ayrıca kızlık kanı pıhtılaşmakta, adet kanı pıhtılaşmamaktadır.

Kızlık Zarı Bozulmadan Hamile Kalınır mı?

kızlık zarı çeşitleri

Kızlık zarı kanaması her zaman olmayabilir ve bu durum toplumda benimsenmemiş olsa da son derece normal kabul edilen bir durumdur. Kızlık zarı kanaması olmadan kızlık zarı yırtılabilir. Aynı zamanda kızlık zarı hamile kalmayı engelleyebilen bir yapı değildir ve bu nedenle de kızlık zarı zarar görmeden hamile kalmak son derece mümkündür. Bununla birlikte esnek kızlık zarı bulunan kadınlarda kızlık zarı kanaması görülmeyebilir.

Hamile kalmanın kızlık zarı ile yakından bir ilişkisi yoktur. Bunun nedeni sperm hücrelerinin vajina kanalından yüzerek rahim içine yerleşebilme özelliğine sahip olmasıdır. Sperm hücreleri, yumurta hücrelerini döllerse gebelik meydana gelecektir.

Kızlık zarı zedelenmesi sürtünme ile cinsel ilişki sonrası meydana geldiğinde gebelik şüphesi kadınların aklına gelebilmektedir. Kızlık zarı yırtılmadan gebe kalmak mümkündür. Bazı kadınlarda kızlık zarı esnektir ve kanama meydana gelmez. Vajina içine sperm girişi olması sonrasında döllenme meydana gelirse gebelik meydana gelebilir.

Kızlık Zarı Kanaması Rengi Kahverengi Olur mu?

Kızlık zarı yırtıldığında çoğunlukla peçeteye silinir ve görünen kan sürüntüsü açık kırmızı ile pembe renk arasında değişen renklerdedir. Ancak bu kesin bir kanı değildir ve bazı kadınlarda kızlık zarı kalındır bu nedenle de kanama daha fazla ve koyu renk şeklinde görülür.

Kızlık kanamasını acı ya da ağrı anlamında da oldukça düşük yan etkilere sahiptir. Yaşanan acı anlıktır ve kısa süre de olsa genital bölgede ağrı hissedebilir. Ancak ağrı şiddetliyle ve kanama saatler geçmesine rağmen yoğun şekilde devam ediyorsa akla ilk gelen şey kızlık zarının arkasından yer alan bir damarının yırtılması olacaktır. Bu gibi bir durumda kadına acil müdahale edilmeli ve yırtılan damar en kısa sürede tespit edilerek dikiş atılarak kanamanın durdurulması sağlanmalıdır.

Kızlık zarı kanaması üreme organlarının içinden gelen bir kan değildir. Bu nedenle de rengi koyu kırmızı olmaz. Kızlık zarı kanamasında kan nereden gelir diye merak edenlere verebileceğin en net ve en basit cevap şudur ki; kızlık zarı damarlanmanı olduğu bir yapıdır. Zorlanma ile yırtıldığında yırtılma sonucu kılcal damarlarda kanama meydana gelir ve bu kanama dışarı akar. Yani kızlık zarı kanaması da tıpkı bir cilt kesiği gibidir ve kısa süreli bir kanama olduğundan genelde müdahale edilemez.

Bazı kadınlar ilk gece kanaması sonrası kahverengi akıntı yaşarlar. Bunun nedeni yırtılan kızlık zarı yüzeyinin normale göre daha fazla damarlanmaya sahip olmasıdır. Bu gibi durumlarda kanama uzun süre aralıklarla oluşur. Kan, vajina içinde bekledikçe koyu bir renk alır ve kadın bunu kahverengi akıntı olarak niteler.

Kızlık Zarı Kanaması Ne Kadar Sürer, Ne Kadar Olur, Nasıl Olur gibi sorulara yukarıda cevaplar verilmiştir. Daha detaylı bilgilendirme için uzman bir  kadın doğum hekimine danışmanızı tavsiye ederiz.

 

Kızlık zarı dikimi ve tedavisi
Kürtaj fiyatları nedir

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Kürtaj Nedir ve Nasıl Yapılır ?

Kürtaj; halk arasında istenmeyen gebeliğin sonlandırılması için yapılan işlem olarak adlandırılır, tıbbi literatürde rahim içinin cerrahi müdahale ile temizlenmesi anlamını taşımaktadır. Her zaman istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması anlamını taşımayan bu işlem rahim içinde bazı oluşumlar ve düzensiz adet durumlarında da uygulanmaktadır.

Kürtaj

Kürtaj

Kürtaj Nedir ? Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Rahim kalınlaşması rahatsızlığının çözümü çoğu zaman kürtaj uygulaması ile olmaktadır. Bu açıklamalarımızdan da net bir şekilde anlaşılmaktadır ki, kürtaj nedir sorusunun cevabı oldukça geniş bir terminolojiyi içinde barındırmaktadır.

Kürtaj Nasıl Yapılır?

Öncelikle bu cerrahi müdahale olduğu için hasta jinekolog masasına yatırılarak damar yolundan anestezi uygulanmaktadır. Hastanın uyumasının ardından gerekli muayene jinekolog doktor ve ekibi tarafından sağlanmaktadır. Ardından vajenden gerekli aletler ve cihazlarla rahim içine girilmekte ve buradaki hastalığa veya gebeliğe neden olan doku kazınarak alınmaktadır. Arda kalan doku parçalarının temizlenmesi amacıyla vakum enjektör kullanılarak doku çekilip tam temizlik sağlanmaktadır. Bu işlem ne kadar sürer merak edenlere verilen cevap sadece birkaç dakika olup geri kalan bekleme süresi hastanın anesteziden uyanması içen geçen süredir.

Gebelik Sonlandırma Amaçlı Kürtajın Yasal Boyutu?

Eğer gebelik sonlandırma amacıyla bu işlem yapılacaksa bazı yasal durumların yerine getirilmesi gerekmektedir. Eğer gebelik sonlandırma işlemi yapılacak kişi 18 yaşından büyük ve evli değilse kendi rızasıyla bu işleme karar verebilirken, evli bayanlar eşlerinin rızasını da almak zorundadır. Bu işlemin yasal olarak yapılabilmesi için gebeliğin en fazla 10. haftasında olması gerekmektedir. Daha ileri gebeliklerde yasal olarak bu işlem anne, baba ve eşin rızası olsa dahi yapılamamaktadır. 18 yaşından küçük ve evli olmayan bayanlarda gebelik sonlandırma işlemi anne ve babanın rızasıyla yapılırken, kişinin 15 yaşından küçük olması durumunda kurumlar adli mercilere yasal bilgilendirme yapmakla yükümlüdür.

 Kürtaj Nasıl Yapılır İzle Öğren ( Videolu Anlatım )

Kürtaj Hakkında Az Bilinenler

  1. Kürtaj bir gebelikten korunma yöntemi değildir. Bu nedenle en son çare olarak başvurulmalıdır.
  2. Gebelik sonlandırma işlemi bebekte anormalilik ve hastalık, annede gebelik nedeniyle sağlık problemleri olması durumunda 10. Haftadan sonra da yapılabilmektedir.
  3. Uzman hekimler ve doğru kurumlar tarafından yapıldığında kürtajın riskleri tamamen ortadan kalkmaktadır.
  4. Kızlık zarının durumuna göre zara zarar vermeden de kürtaj yapılabilmektedir.
  5. Bu işlem sadece gebelik sonlandırma amacıyla değil rahim kalınlaşması gibi hastalıkların tedavisinde, rahim hastalıklarında ve dış gebeliğin sonlandırılmasında da kullanılmaktadır.
  6. 4, 5, 6, 7, 8 haftalık kürtaj nasıl gibi bilgiler yukarıda verilmiştir.
Read more
Tüp bebek tedavisinde prp yöntemi

Tüp Bebek Tedavisinde Prp Yöntemi

Tüp bebek tedavisinde PRP yöntemi son yıllarda sıklıkla başvurulan bir gebelik tedavisi yöntemidir. Bazı hastalıklar, genetik bozukluklar ya da yaşam koşulları,yaşlanma gibi birçok faktör doğal yollarla gebelik oluşması ihtimalini azaltır. Bu gibi gebelik elde etme şansının düşük olduğu durumlarda, tüp bebek tedavisi en etkili alternatif tedavi yöntemidir.

Kadınlarda yaş ilerlemesi ile birlikte yumurta rezervi azalır ve kalan yumurta hücrelerinin de kalitesi düşer. Aynı zamanda bazı genetik bozukluklar, geçirilmiş hastalıklar da erken yaşta kısırlığa neden olabilmektedir.

Yumurtlama bozukluklarının meydana gelmesi kadınların doğal yollardan hamile kalmasını engeller. Erkeklerde kısırlık nedenleri de tüp bebek tedavisine başvurulmasının nedenleri arasında yer alır. Erkeklerde sperm kalitesinin düşük olması, hormonal bozukluklar gibi sağlık sorunlarında da tüp bebek tedavisi ile oldukça ba

şarılı sonuçlar alınabilmektedir. Tedavi öncesinde anne ve baba adayına uygulanan birçok test ve detaylı muayeneler ile kısırlığa neden olan etmen ya da etmenler teşhis edilebilmektedir.

Kısırlığa neden olan etmen teşhis edildikten sonra hasta için uygun tedavi metotları belirlenir. Bazı durumlarda interfilite nedenleri teşhis edilemeyebilir. Bu yöntemler arasında en sık tercih edilen kısırlık tedavisi yöntemleri arasında yumurtlama tedavileri, enjeksiyon, aşılama ve tüp bebek tedavisi gibi yöntemler yer alır.

Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tüp bebek tedavisi nasıl yapılır

Bebek sahibi olmak isteyen ancak doğal yollarla bir türlü çocuk sahibi olamayan çiftlerin birçoğu tüp bebek merkezlerini ziyaret ederler. Hızla gelişen teknoloji ile birlikte tüp bebek tedavisi de son yıllarda birçok değişim geçirmiş, özellikle de PRP tüp bebek tedavisinde çok daha başarılı sonuçlar alınması için en önemli yöntemlerden biri haline gelmiştir.

PRP tüp bebek tedavisi ile yapılan işlemlerde çok az sayıda sperm ya da yumurta hücresi olan hastalar da dâhi çocuk sahibi olma şansı artar.

PRP, kişinin kendisinden alınan kanın özel yöntemlerle trombositleri ayrıştırılarak zengin plazma elde edilmesi ve yine ayrıştırılan bu kanın kişiye enjekte edilmesi yöntemine verilen addır.

Tüp bebek yöntemi ise kadın ve erkekten alınan üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında sağlıklı ve sağlıksız üreme hücrelerinin birbirinden ayrıştırılması işlemidir. Ayrıştırılan sperm ve yumurta hücrelerinden üreme için uygun olanlar ile laboratuvar ortamında yapay döllenme sağlanır. Tıpkı bir kuluçka merkezi mantığı ile işleyen laboratuvarda gerçekleştirilen döllenme sonrasında, en uygun embriyo seçilir ve anne rahmine yerleştirilir. Embriyo yerleştirme sonrası 12 gün beklenir ve gebelik testi yapılır. 12. günün sonunda yapılan gebelik testi pozitif ise tüp bebek tedavisi başarılı olmuş demektir. Bu süreçte sabırsızlık birçok çiftte görülen bir duygudur ve aşılama sonrasında 12. günü beklemeden gebelik testi yaparlar. Bu da tedavi başarılı olsa da gebelik testinin negatif çıkmasını ve haliyle de gereksiz üzüntü ve kaygıya neden olur. Aşılama sonrası 12 gün beklenmesinin asıl sebebi hamilelik hormonu olan BetaHCG’nin kan ve idrarda saptanabilecek düzeye yükselmesinin beklenmesidir.

Tedavi esnasında yumurtlama bozuklukları, sperm kalitesinin düşüklüğü gibi sorunların giderilmesi için hastaya özel ilaç tedavileri ve laboratuvar yöntemleri uygulanır. Bu işlemler gebeliğin oluşturulması kadar sağlıklı bir gebelik süreci geçirilmesi için de son derece önemlidir. Bazı durumlarda, doktorunuzun tavsiyesi ile gebelik sırasında ilaç kullanımı da sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek için gereklilikler arasındadır. Tedavi için kullanılan ilaçlar genelde hormon içerikli ilaçlardır ve sıkı şekilde takip edilmesi gerekir. Doktorunuzun sizin için belirlediği tedavi yönteminin tüm kurallarına ve yasaklarına uymanız, gebelik şansınızın çok daha yüksek olmasını ve de daha sağlıklı bir gebelik geçirmenizi sağlar.

PRP ile tüp bebek tedavisinin birleştirilmesi de gerek gebe kalma gerekse de sağlıklı bir gebelik sürecinde sizin için çok daha fazla fayda sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki PRP için uygun olup olmadığınıza yine hekiminiz karar verecektir.

PRP Tüp Bebek Tedavisinde Nasıl Kullanılır?

İnterfilite tedavisi için kullanılan tüp bebek her gün gelişen teknoloji ile entegre olan ve tabir-i caizse her geçen gün güncellenen bir tedavi metodudur. PRP yani plateletten zengin plazma da tedavi sırasında başarı şansını arttıran yöntemler arasında yer alır.

Rahim iç tabakası, her ay kalınlaşır. Bunun nedeni kadın üreme organlarının her ay kendisini olası gebeliğe karşın hazırlamasıdır.

Tüp bebek PRP yöntemi ile uygulandığında rahim kalınlaşmasını sağlarken aynı zamanda yumurta kalitesini de arttırır. Özellikle de gebelik şansı düşük olan çiftlerde PRP tüp bebek tedavisi ile sonuçlar çok daha yüz güldürücüdür.

Tüp bebek tedavisinde başarı sağlanabilmesi için sağlıklı embriyo elde etmek gerekir. Ancak sağlıklı embriyonun da sağlıklı bir şekilde tutunması için rahim kalınlığı büyük önem taşır. İdeal rahim kalınlığını sağlamak için anne adayına hormon desteği sağlanır. PRP tüp bebek tedavisi için kullanıldığında rahim iç tabakasını istenilen kalınlığa ulaştırmaya yardımcı olur. Rahim ve rahim zarı reseptivitesi sağlamlığı tedavinin en önemli aşamalarındandır.

Tüp Bebekte PRP Yöntemi Nasıl Yapılır?

Daha önceden kürtaj olan, düşük yapan ya da rahim enfeksiyonu geçirmiş olan kadınların rahim zarı kanlanması azalır bu da embriyonun rahime tutunmasını güçleştirir.

PRP tüp bebek tedavisi için rahim kalınlığı elde edilmesinin zor olduğu hastalarda sıklıkla tercih edilir. PRP tüp bebek için kullanıldığında rahim kalınlığının doğal olarak artışı sağlanabilir. PRP ile rahim zarı kalınlaştırılması ilaç tedavisine yanıt alınamayan hastalarda %60’ın üzerinde daha başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlar.

PRP tüp bebek yöntemi, rahim kalınlaşmasını sağlamasını yanı sıra yumurta kalitesini arttırmak için de etkili bir yöntemdir. Yumurtalık rezervi düşüklüğü tespit edilen hastalarda var olan yumurta hücrelerinin daha sağlıklı hale getirilmesi için PRP son derece başarılı bir yöntemdir. PRP kişinin kendi kanından elde edilir ve bu nedenle de PRP tedavisinin bilindik bir zararı yoktur. Aynı zamanda herhangi bir alerjik reaksiyona da neden olmaz.

Over rezervi düşüklüğü olan kadınlarda rezerv düşüklüğü geri döndürülemez ancak PRP yöntemi ile kalan yumurta hücreleri eski sağlığına kavuşturulabilir. PRP için ayrıştırılan trombositten zengin solüsyon, ultrason eşliğinde yumurtalıklara enjekte edilir. Bozulmuş olan yumurtalık fonksiyonları PRP sayesinde normal düzeylerine geri döner. PRP enjeksiyonundan  sonra yapılan tüp bebek denemesinin çok daha başarılı sonuçlar elde ettiği ortaya çıkmıştır. Özellikle de bu süreçte yumurta toplama işleminin başarısı da artar.

PRP Hangi Hastalarda Uygulanabilir?

PRP tüp bebek tedavisi gören ancak tüm çabalara rağmen rahim zarının yeterince kalınlaşmadığı ya da yumurta kalitesinin istenilen oranda arttırılamadığı kadınlarda uygulanabilen bir yöntemdir. Bununla birlikte daha önceden tüp bebek tedavisi görmüş ancak başarısızlıkla sonuçlanmış kişilerde ya da yaşının ileri olmasından dolayı yumurtalık rezervi oldukça düşük seyretmeye başlamış olan ve bu nedenle de çocuk sahibi olamayan kişilerde de PRP tüp bebek tedavisi uygulanabilir.

Premenopoz adını verdiğimiz ve menopoz belirtilerin oldukça hissedilir olduğu ancak tam anlamı ile henüz menopoza girmemiş olan kadınlarda da PRP tedavisi ile yumurtalık fonksiyonları iyileştirilerek menopoz etkileri geciktirilebilmektedir. Birçok kadında menopoz PRP ile uzatılabilmektedir.

PRP Destekli Tüp Bebek İçin Hangi Testler Yapılır?

PRP tüp bebek uygulaması için kullanılacaksa öncelikle kadının yumurtalık rezervi ve rahim içi durumu ultrason muayenesi ve bazı testler ile teşhis edilir. Çıkan sonuca göre kişinin hangi tedaviye daha iyi yanıt vereceği saptanır ve PRP tüp bebek için kullanılırsa hastaya faydasının ne kadar olacağı oransal olarak belirlenir.

PRP Başarı Oranı Nedir?

PRP tüp bebek tedavisi için kısa süre öne kullanılmaya başlanan bir yöntemdir. Bu nedenle kesin bir oran verilemese de yapılan tedavilerin kişinin çocuk sahibi olmasını %60’ın üzerinde bir oranda arttırdığını ortaya koymaktadır.

Tedavi metodunun yeni olması nedeniyle bazı kişilerde 3-4 ayda sonuç alınabilirken bazı kişilerde bu süre 7-8 aya çıkabilmektedir. Ancak PRP tüp bebek tedavisinde herhangi bir soruna, alerjiye neden olmadığı için doktorunuzuz uygun gördüğü aralıklarla tekrarlanarak daha kısa sürede tedaviye yanıt almanız için çalışılır.

 

 

ağlığınız bizim için önemlidir. Eğer bu konularda sorularınız varsa, Dr. Tuğrul Abacıoğlu ile aşağıda ki telefon numaralarından veya canlı destek hattımızdan iletişime geçiniz ve randevu alınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
Adetliyken hamile kalınır mı

Adetliyken Hamile Kalınır mı?

Adetliyken hamile kalma? konusu kadınların en çok merak ettiği sorulardan biridir. Adet döneminde hamile kalma ihtimali düşük de olsa her zaman vardır.Bu gerçek düzenli adet gören kadınlarda böyle değildir, bazen kadınlar düzensiz bir kanama olduğunda örneğin bir yumurtlama kanamasında gebe kalabilirler.Bilimsel olarak normal adet gören bir kadının gebe kalma olasılığı yoktur.Yeri gelmişken düzeni adet gören kadınlarda 9-17. günler tehlikeli günlerdir.

Adet kanaması aslında kadının gebe kalamadığını ve kalınlaşan rahim içi mukozasının kan şeklinde dökülmesinden ibarettir. Yumurtlama dönemi olan ortalama 14. günde gebelik oluşmazsa rahim içi mukozasını kalınlaştıran hormonal düşmeye başlar rahim içi mukozasının içinde nekroz alanları oluşur ve kalınlaşan rahim içi mukozası kan şeklinde dökülmeye başar. Adet dönemleri arasında genelde 28 gün vardır ve bu süreç yine aynı mantıkla düşünülürse, bir sonraki yumurtlama döneminin başlaması anlamına gelir.

Sperm hücreleri rahim içinde 72 saate kadar canlı kalabilme özelliğine sahiptir. Bazı kadınların vajinal florası, sperm hücrelerinin 72 saatten daha uzun süre canlı tutabilme ve işlevini koruyabilme özelliği taşır. Bunun nedeni her kadının hormonal düzeninin ve haliyle de metabolizma çalışma dengesinin diğer kadınlardan farklı olmasıdır.

Adet kanaması bazı kadınlarda kısa sürer ve ardından lekelenme olarak devam eder. Adet sonrası lekelenme döneminde hamile kalma ihtimali yüksektir. Çiftlerin bu dönemde, yumurtlama dönemine daha birkaç gün olduğunu düşünerek korunmasız olarak cinsel ilişkiye girmeleri, gebelik ile sonuçlanabilmektedir. Bu durum sanıldığından çok daha fazla karşılaştığımız bir durumdur. Bu nedenle adetliyken hamile kalma ile karşı karşıya gelmek istemiyorsanız, adetliyken korunmasız cinsel ilişkiye girmemelisiniz. Ama yukarıda anlattığım gibi en önemli günler 9-17. Günler arasındadır.

Eğer adetliyken cinsel ilişkiye girmek istiyorsanız en doğru doğum kontrol yöntemi partnerinizin prezervatif kullanmasıdır. Prezervatif kullanımı adetliyken hamile kalma riskini büyük ölçüde engellemekle birlikte aynı zamanda kadını olası genital enfeksiyondan korumak için de önemli bir araçtır. Adetliyken ilişkiye girmek enfeksiyon riskini arttırır. Rahim içinde aktif kanamanın olması,enfeksiyon oluşma ihtimalinin normal dönemden daha fazla olmasına neden olmaktadır.

Adetliyken Hamile Kalma Riskine Dikkat

Adetliyken hamile kalma riskine dikkat

Adetliyken hamile kalma ihtimalinin düşük de olsa her zaman var olduğunu bilerek hareket etmek her zaman en doğru şekilde gebelikten korunma sağlayacaktır.

Adetliyken hamile kalma ihtimalinin en yüksek olduğu gün genellikle adetin 4. günüdür. Adetin 4. günü çoğu kadının yumurtalıklarında, yumurtlamanın meydana geldiği gündür. Bu nedenle adetin 4. gününde cinsel birliktelik yaşamak gebelik riskini oldukça yükselten bir ayrıntıdır.

Sperm hücreleri rahim sıcaklığında uzun süre canlı kalan hücrelerdir ve yumurtlama sonrası ortaya çıkan yumurta hücresini dölleyebilirler. Bu nedenle de adetliyken hamile kalmak istemiyorsanız adet olmadan 2 – 3 gün öncesinden başlayarak 1 hafta, 10 gün boyunca korunmadan cinsel ilişkiden uzak durmalısınız. Ancak aynı olay çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için de bir avantajdır. Belirtilen bu süre içinde düzenli olarak cinsel ilişkiye girmek hamilelik şansını artırır.

Kadın bedeni, her adet döneminde kendini yeniler ve gelecek ay için yumurta üretmeye başlar. Bu süreçte rahim iç duvarı kalınlaşır, hormon seviyesi artar.Rahim içi, gebelik oluşması ihtimaline karşın kendisini hazırlar. Yumurta hücresi sperm hücresi ile karşılaşmazsa ve döllenmezse rahim içi tabakası adet döneminde çatlar ve vajina dan dışarı atılır. Adet dönemi başlangıcı kadını o ayki yumurtlama döneminin bittiğini ve bir sonrası aya hazırlandığını gösterir. Fakat tüm bu teorik süreç adetliyken hamile kalma ihtimalini yok saymaya yetmez.

Adet Döneminde Hangi Şartlar Olursa Hamile Kalınır?

Her kadının hatta her insanın hormonal dengesi ve metabolizması farklıdır. Bu nedenle tıbbi olarak hiçbir koşulda genelleme yapmak mümkün değildir. Bir kadının adetliyken hamile kalma riski fazla iken başka bir kadın bu varsayımın dışında kalabilir.

Vücudun hormonal dengesi ne kadar farklı ise metabolizması da o kadar farklı olacaktır. Adet dönemini de birebir etkileyen hormonal denge bazı kadınlarda adet düzensizliğine sebebiyet verir. Hormonlar, vücutta bu denli etkili salgılar iken her bedende farklı etkiler yaratması da normal karşılanır.

Sperm hücreleri 72 saate kadar (bazen daha uzun süre canlı kaldıkları da görülür) canlı kalabilen hücrelerdir. Bu süre içerisinde canlılıklarını ve işlevselliğini koruyan sperm hücreleri adet dönemi bitse bile lekelenmenin olduğu dönemde dâhi kadının gebe kalmasına neden olabilir. Adet sonrası lekelenme döneminden cinsel ilişkiye girmek de hamilelik ile sonuçlanabilmektedir.

Adet Döneminde Cinsel İlişki

Adet döneminde cinsel ilişki

Adetliyken hamile kalma ihtimalinin her zaman var olduğundan bahsettik. Bu nedenle adet döneminde cinsel ilişkiye girmek için doğum kontrol yöntemleri tercih edilmelidir. Adetliyken cinsel ilişkiye girecekseniz prezervatif kullanmanız büyük önem taşır. Prezervatif sizi hem gebelikten hem de enfeksiyondan korumak için oldukça fayda sağlayan bir doğum kontrol aracıdır.

Ancak şöyle de bir gerçek vardır ki o da adet döneminde kadınların kendilerini son derece hassas hissetmeleridir. Adet döneminde kendisini hassas hisseden her kadın, aynı zaman da aktif kanamaları olduğu için de bu dönemde kendilerini pek temiz hissetmediklerini söylerler. Kanamaya eşlik eden karın, bel ve kasık ağrısı da kadının bu süreçte cinsel ilişkiden uzak durmak istemesine sebep olur.

Adet Döneminde Cinsel İlişki Yaşanırsa Riskleri Ne Olur?

Adetliyken hamile kalma riskine karşın alınması gereken önlemler vardır. Tedbirli şekilde cinsel ilişkiye girilirse bu süreçte gebe kalma ihtimali yok denecek kadar azalır. Normal bir zamanda korunmasız cinsel ilişkiye girme sonucunda gebelik riski kadar fazla olmasa da adetliyken hamile kalma riski hep vardır.

Hamile kalma riskinin dışında genital enfeksiyon riski de vardır. Bunun nedeni, adet döneminde vajina içinde laktik asidin üretiminin durmasıdır. Laktik asit, rahim ve tüm genital organların enfeksiyondan korunması için doğal olarak üretilen bir asittir ve adet döneminde bu asidin üretimi durur.

Bu nedenle de adetliyken cinsel ilişkiye girmek hem kadın hem de erkek için risklidir. Ancak bu durum çiftlerin isteğine bağlıdır. Ama adetli iken ası problem iltihap oluşma özelliğidir ve kadınların vajinasın da spermlerin bazı nedenlerle canlılığının daha uzun süre koruyabilmeleri nedeniyle gebelik meydana gelmesidir ama yine de uzak bir ihtimaldir.

 

İlginizi çekebileceğinizi düşündüğümüz diğer makalemiz:

Kürtaj fiyatları ne kadardır?

Sağlığınız bizim için önemlidir. Eğer bu konularda sorularınız varsa, Dr. Tuğrul Abacıoğlu ile aşağıda ki telefon numaralarından veya canlı destek hattımızdan iletişime geçiniz ve randevu alınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
Rahim duvarı kalınlaşması

Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim duvarı kalınlaşması özellikle belli bir yaştan sonra östrogen etkisi ile rahim içi mukozasının kalımlaşmasıdır. Rahim kalınlaşması kadınların düzenli olarak jinekolojik muayene yaptırması gereken bir sağlık sorunudur. Tedavi edilmeyen rahim kalınlaşması rahim içi tabakasında hücre değişikliklerine sebep olarak rahim mukozası  kanseri başta olmak üzere birçok sağlık problemine neden olur.

Neredeyse tamamı kas yapıdan oluşan rahim iç tabakası aynı zamanda salgı bezleri ve bağ dokulardan oluşur. Rahim içi tabakası her ay kalınlaşır ve adet döneminde vajinadan kanama ile birlikte dökülür. Fizyolojik olarak bu döngü ergenlikten menopoza kadar devam eder.

Rahim Duvarı Neden Kalınlaşır?

Her ay rahim kalınlaşmasının asıl sebebi olası bir gebelikte fetüsün rahim içinde tutunması için yaşam alanı hazırlamaktır. Döllenme oluşmadığında yumurta ile birlikte kalınlaşmış rahim iç tabakası dökülür ve adet kanı şeklinde vajinadan dışarı atılır. Her ay adet döneminde ufak pıhtılı kanamalar da aslında rahim iç tabakasının dökülmesidir.

Ancak bir döllenme meydana gelmiş ise rahim içi artık fetüs için bir yuvadır ve gelişimini 9 ay boyunca burada devam ettirir.

Bunlar rahim kalınlaşmasının fizyolojik nedenleridir ve bu döngü doğal bir döngüdür. Ancak bazı kadınlarda bu sebeplerin dışında rahim duvarı kalınlaşması yaşanır. Nedeni bilinmeyen rahim kalınlaşması endometrial hiperplazi olarak adlandırılır ve mutlaka ama mutlaka rahim duvarının kalınlaşmasına neden olan anomali ya da anomaliler teşhis edilmelidir. Her ay adet dönemi başlangıcı için östrojen hormonu yumurtalıklar tarafından salgılanır. Östrojen hormonunun etkisi ile rahim iç dokusunu oluşturan doku hücreleri hızla çoğalarak birikme sonucu iç tabakayı kalınlaştırır. Bu kalınlaşma, rahim zarının progesteron hormonu ile karşılaşmasına kadar hız kesmeden devam eder. Yumurtlama ile birlikte ortaya çıkan progestreon hormonu, östrojen ile karşılaştığında bu hormonun etkilerini kısıtlar ve kalınlaşmanın hızı yavaşlar. Her iki hormon da vücutta maksimum seviyeye ulaşınca yine aynı hızla azalmaya başlar. Bu aslında adet döngüsüdür ve her ay vücudumuz yorulmadan bu rutini devam ettirir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise bu durum menopoza kadar hiç şaşmadan devam eder.Azalan hormonun etkisi ile de yumurtlama başlar ve regl kanaması yani adet görme ile bu olay tamamlanır.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Nasıl Oluşur?

Adet döneminde vücudun normal seyrinde ilerleyen bir düzen vardır. Özellikle adet gününden kısa süre önce yapılan ultrason muayenelerinde rahim duvarının kalınlaşması dikkati çeker ve hastaya adet takvimi sorulur. Adet başlangıcı yakın ise bu kalınlaşma için takibe ya da tedaviye gerek yoktur. Aksine bu durum olması gereken fizyolojik düzenin bir parçasıdır ve her şeyin yolunda olduğunun göstergelerinden biridir.

Endometrial hiperplazide ise rahim duvarı kalınlaşması nın önü alınamaz ve her geçen gün zar tabakayı meydana getiren hücreler hızla artmaya devam eder.Endometrium yani rahim içini kaplayan zar yapı normalden daha fazla kalınlaşır. Her rahim kalınlaşması mutlaka sıkı takip ve tetkik gerektirir. Çünkü anormal rahim duvarı kalınlaşması rahim zarı kanserine neden olduğu bilinen en önemli faktörlerin başında gelir. Düzenli jinekolojik muayene kadın kanserlerinin erken teşhisi için altın kuraldır. Jinekolojik muayenesini aksatmadan düzenli aralıklarla kontrollere giden kadınlarda kanser henüz meydana gelmeden önce teşhis edilebilir. Hücre değişiklikleri tespit edilirse kansere karşın gerekli önlem alınır ve tedaviler yapılır. Rahim duvarı kalınlaşması her daim kanser belirtisi olarak karşımıza çıkmasa da tedavi edilmeyen rahim duvarı kalınlaşmasının kaçınılmaz sonu çoğu hastada rahim zarı kanseridir. Bu, rahim duvarında kalınlaşma olan her kadının kanser olacağı anlamına gelmez ancak kanser riskinin normal popülasyondan daha fazla olduğunu gösterir.

Kimler Risk Altında?

Rahim kalınlaşması riski olan popülasyonu aşağıdaki gibi gruplamak mümkündür:

  • Menopoza girmeye yakın olan 40’lı yaş grubundaki kadınlar,
  • Sık sık adet gecikmesi yaşayan ve adet düzensizliği şikâyeti uzun süredir devam eden kadınlar,
  • Obezite, diyabet gibi kronik hastalıkları olan kadınlar,
  • Polikistik over sendromu yaşayan kadınlar,
  • Meme kanserinin bir türü olan ER (+) kanser türüne sahip olan ve tedavisi için tamoksifen ve türevlerini kullanan kadınlarda,
  • Menopoz etkilerini azaltmak için östrojen hormonu desteğini progesteron ile dengelemeden kullanan hastalarda rahim kalınlaşması sorunu sık görülmektedir.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Kansere Yol Açar mı?

Rahim duvarı kanseri

Rahim kalınlaşmasının özellikle de rahim zarı kanserinin öncü nedenlerinden biri olduğu tüm dünyada kabul gören bir kanıdır. Bunun nedeni rahim içinin ya yeteri kadar ya da hiç progesteron ile karşılaşmadan sürekli östrojene maruz kalmasıdır. Hızla artan östrojen rahim içi tabakasını meydana getiren dokuda hücresel bozulmalara neden olur.

Rahim duvarı kalınlaşması teşhisi alan kadınlarda rahim içinden biyopsi ile doku parçası alınır ve parça incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilir. Doku içerisinde atipik hücreye rastlanırsa hücresel başkalaşım başlamış demektir bu da kanserin en erken habercisidir.

Bu süreçte kadınların en sık şikayetleri arasında adet dışı yoğun kanama, menopoza girmemiş ise sık sık adet gecikmesi ya da adet aralarında kanama, özellikle kasık bölgesinde toplanan ağrı gibi belirtiler vardır. Bu tip şikayetlerden biri ya da birkaçı varsa zaman kaybetmeden doktora başvurmanız sağlığınızın korunması için oldukça önemlidir. Erken müdahale edilemeyen hücresel değişiklikler kanserin rahim içinde hızla yayılmasına hatta metastaz yani uzak organlara sıçramasına neden olurç bu durumda da kanser tedavisi hem zorlaşır hem de çok daha fazla yıpratıcı etkiler bırakır. Özellikle kadın kanserleri düzenli muayenelerde ile erken teşhis edilmesi en kolay olan kanserler arasında yer alır. Sık sık erken teşhisin vurgulanması tam da bu noktada hayati önem taşır.

Rahim Duvarı Kalınlaşma Tedavisi

hekiminiz, jinekolojik ultrason muayenesi sırasında rahim kalınlığını milimetrik olarak ölçer ve anormal değerler ile karşılaşırsa size beklediğiniz adet tarihini sorar. adet tarihiniz yakın değilse ve rahim içinde şüpheli bir kalınlaşma varsa parça alınır ve biyopsi yapılmak üzere patolojiye gönderilir.Kalınlaşma adet dönemindeki kalınlaşmadan fazla ise ve adetiniz yakın ise de doktorunuz adet sonrası sizi yeniden muayene etmek isteyebilir. rahim, vajinaya açılan bir organ olduğu için ulaşılması kolaydır ve parça alınması için ameliyata ya da girişimsel cerrahiye gerek kalmadan muayene esnasında doku örneği alınabilmektedir.

Rahim kalınlaşmasının nedenleri araştırılır ve çoğunlukla progesteron hormonu desteği verilerek rahim içi tabakasının çatlayarak dökülmesi yani adet olunması sağlanır. ancak rahim duvarı kalınlaşması teşhis edilmiş ise mutlaka hekiminizin önereceği ilacı önerilen dozda kullanmanız gerekir. tedavi tamamlandığında ultrason ile rahim duvarı kalınlığı yeniden ölçülür ve azalma var ise tedavi başarılı olmuş demektir. Ancak hastanın düzenli aralıklarla kontrol muayenesi çağırılması ve kalınlaşmanın tekrar edip etmediği kontrol edilmelidir.

İlaç desteğine rahmin zarda kalınlaşma devam ediyorsa ya da azalma görülmediyse en etkin tedavi yöntemi cerrahi olmaktadır. Biyopsi sonucunda hücresel değişikliklerin saptandığı kadınlarda endometrium kanseri riski oldukça fazladır. Kadının çocuk düşüncesi yoksa ya da menopoza girmiş ise hekim rahimin cerrahi ile çıkartılmasını önerecektir. Rahmin çıkartılması, rahim kanseri oluşması riskini tamamen ortadan kaldıran tek yöntemdir.

Rahim kalınlaşmasında en önemli problem östrogen salgılayan bir tümörün olup olmadığının araştırılmasıdır.5 mm in üzerini aşan her türlü endometrium kalınlığında parça alınması gereklidir.Bu parça alınmasını bazen çok küçük aletlerle ağrısız yapılma şeklinde olabileceği gibi uyutarak kazıma şeklinde olabilir. Bu yüzden kadınlarımız yılda bir kez jinekolojik ultrason muayenei ve rutin vaginal smear yaptırmaları gereklidir.

 

Rahim ağzında yara nedir?

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
AMH Hormonu

AMH Hormunu Nedir? Testi Nasıl Yapılır?

AMH hormonu düşük yumurtalık rezervi olduğu düşünülen kadınlara uygulanan bir testtir. Doğum yaşının artması ile birlikte daha çok karşımıza çıkan kısırlık sorununun kaynağını araştırmak için de kullanılan bu test oldukça doğru sonuçlar vermektedir.

Over rezervi düşük olan kadınların gebelik şansı azalmış demektir ve bu durumda yardımcı üreme tedavileri ile çiftin bebek sahibi olmasını sağlamaya çalışmak gerekir.

AMH Hormonu Testi Nedir?

Yumurtalık rezervini öğrenmek için en doğru teknik ultrason ile her iki yumurtalığın incelenmesidir. Bu en güvenilir yoldur ancak AMH hormonu testi de yapılarak tanı kesinleştirilmelidir. Anti-Müllerian Hormon (AMH) testinin kısaltılmış adı olan AMH hormonu testi hastadan kan alınarak yapılan hızlı ve son derece güvenilir bir testtir. AMH hormonu bebeğin cinsiyetinin belirlenmesini de sağlayan bir testtir ve fetüsün dişi olması halinde yumurtalıklarında üretilmeye başlayarak cinsiyet şekillenmesi sağlar. Yani anne karnında ile üretilmeye başlayan AMH, ergenlik dönemi ile birlikte faal olarak görevini yerine getirmeye başlar ve görevini menopoza kadar sürdürür. Yumurtalık rezervinin tamamen tükenmesi ile birlikte kadın menopoza girer tam anlamı ile doğurganlığını kaybeder. Bu süreçte AMH hormonu kanda ölçülemeyecek seviyelere geriler.

AMH hormonu seviyesi, kişide sürekli değişkenlik gösteren bir test değildir. Bu nedenle de özellikle gebelik tedavisi ve menopoz şikayetleri olan kadınlarda ilk önce bakılan şey AMH hormunu düzeyidir.

Bu test aynı zamanda bir kadının tüp bebek tedavisine ya da diğer yardımcı üreme tedavilerine vereceği yanıt hakkında da kıymetli bilgiler verir. Kadının yaşı ilerledikçe AMH seviyesi de düşer. AMH seviyesinin düşük çıkması menopoz dönemine yaklaşıldığını işaret ederken test sonuçlarının normal referans değerlerinin 2-3 katı fazla çıkması da polikistik over sendromunun belirtisi olabilir.

Polikistik over sendromu tanısı almış hastalarda düzenli AMH hormonu testi ile kontroller ve ultrasonik muayeneler yapılarak ovaryen hiperstimülasyonu sendromu adı verilen yumurtalıkların aşırı uyarılması sorunu da oluşmadan önce tespit edilerek tedavisi yapılabilir.

Düşük Yumurtalık Rezervi Nedir?

Düşük yumurta rezervi, bir kadının yumurtalıklarında bulunan foliküllerin yani yumurta hücrelerinin azalmış olduğunu gösterir. Over rezervinin azalmasının birçok nedeni vardır ancak en büyük faktör ilerleyen yaştır. Yaşın artması ile birlikte yumurtalık rezervi azalır.

35 yaşından sonra yumurta hücresinin sayısı ve kalitesi hızla düşer. Bazen genç yaşta da yumurtalık rezervinin düşüklüğü saptanabilir. Bu gibi durumlarda rezerv azlığına neden olan problemin bulanması önemlidir. Her ay düzenli şekilde adet görüyor olmak ile yumurtalık rezervi arasında birebir bağlantı yoktur. Bazı kadınlar az sayıda yumurta hücresi ile de uzun dönem düzenli adet görebilirler.

Düşük Yumurtalık Rezervi

Yumurta Rezerv Düşüklüğü Nedenleri Nelerdir?

İlerleyen yaş ile birlikte yumurtalık rezervi düşer ve bu normal bir durumdur. Ancak ailesinde erken menopoz öyküsü olan kadınların yaşıtlarına oranla over rezervinin daha az olması da karşılaşılan biri durumdur. Bunların yanı sıra yumurta rezervini ve kalitesini düşüren bazı nedenler aşağıdaki gibidir:

  • Yumurtalık ameliyatları
  • Herhangi bir kanser türü için kemoterapi ve radyoterapi tedavisi görmüş olmak
  • Alkol ve sigara kullanmak
  • Endometriozis (çikolata kisti)
  • Turner sendromu
  • Obezite gibi sağlık sorunları da folikül sayısında azalmaya ve var olanların da kalitesinin düşmesine neden olur.

Yumurtalık Rezervi Azalmasının Belirtileri Nelerdir?

Her sağlık kadın 21-35 gün aralıklarla adet görür. Yumurta sayısının azalması ile birlikte adet takviminde şaşmalar başlar ve gittikçe iki adet tarihi arasında zaman çoğalır. Bu süreçte adet kanamaları da azalır.  Tüm bu belirtiler menopoz belirtileri olarak da karşımıza çıkar ve kadının menopoza girdiğinin göstergesidir. Bu gibi şikâyetleri olan kadınlarda AMH hormonu testi ile kalan yumurtalık rezervi hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Belli bir yaştan sonra her kadının düzenli olarak jinekolojik muayene olması gerekir. Düzenli muayene sizi olası kadın kanserlerinden ve diğer kadın hastalıklarından korur ya da hastalığınızın erken teşhis edilmesini sağlar.

Yumurtalık rezervi de rutin jinekolojik muayeneler sırasında ultrason ile kolayca görünebilmektedir. Doktorunuz over rezervlerinizin azlığından şüphe ediyorsa Transvajinal ultrason ile genital inceleme yapar. Bu şekilde jinekoloğunuz yumurta içerisindeki folikül sayısını net olarak belirleyebilir. Rezerv azlığından şüphe ediliyorsa AMH hormonu testi ile birlikte bir sonraki adet döneminin üçüncü günü yapılan hormon testleri kadının yumurta hücreleri hakkında en doğru bilgileri vermektedir.

AMH Değerleri Nasıl Olmalıdır?

  • AMH > 4 ng/ml: Yüksek AMH
  • AMH 1,5-4 ng/ml: Normal AMH
  • AMH < 1,5 ng/ml: Düşük AMH
  • AMH < 0,5 ng/ml: Çok düşük AMH

Hasta 35 yaşının altında ise ve AMH değerleri düşük ise bu durum erken menopoz habercisi olabilir. Hastanın bu süreçte nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda doktor yol gösterici olacaktır. Kadın evli ise ve çocuk sahibi olmak istiyorsa zaman kaybetmeden tüp bebek tedavisine başlanmalıdır. Yumurtalık rezervi az olmasına rağmen bebek sahibi olan sayısız hastamız vardır. Bu konuda telaşa kapılıp endişe etmek yerine sakin ve stressiz bir şekilde tedaviye odaklanılması yapılması gereken en doğru hareket olacaktır. Bekâr hastaların ya da ilerde çocuk sahibi olmak isteyen hastaların ise bu süreçte yumurta dondurma işlemi yaptırmaları çocuk sahibi olma şansını arttıracaktır.

Yumurta rezervini arttırmanın yolu var mıdır?

Azalan yumurta hücrelerin geri dönüşü için bilindik herhangi bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak var olan yumurtaları korumak için yumurta dondurma işlemi ileride çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için oldukça fayda sağlayan bir yöntemdir. Aynı zamanda rezervleri azalan bir kadının zaman kaybetmeden gebelik tedavine başlanması da bu aşamada yapılacak en doğru şeydir.

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
http://www.rochediagnostics.com.tr/home/diagnostik2/elecsys–an-mullerian-hormon.html

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
Yumurtalık Kanseri

Yumurtalık Kanseri

Yumurtalık kanseri, kadın kanserleri arasında en sık görülen kanser türüdür ve tedavisi oldukça zordur. Tedavisinin zor olmasının sebebi over kanserinin erken evrede iken teşhis edilmesinin zor olmasıdır. Over tümörleri, karın boşluğunda büyümek için kendisine yer bulur ve çoğu zaman ilk evrede iken belirti vermez. Bu nedenle pelvis ve karın içinde yayılıncaya kadar tespit edilmesi oldukça güç olan bir kanser türüdür.

Her kadın, rahminin sağ ve sol tarafında badem büyüklüğünde iki yumurtalığa sahiptir. Yumurtalıklar östrojen ve progesteron hormonları salgılamakla görevlidir. Aynı zamanda yumurta hücreleri de denen ‘ova’ da yine overlar tarafından üretilir. Sonucu sıklıkla ölümcül olabilen bir hastalık olan kötü huylu yumurtalık tümörleri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilme oranı yüksektir. Yumurtalık kanseri tedavisi çoğunlukla cerrahi ve kemoterapi ile yapılır.

Yumurtalık kanseri belirtileri nelerdir?

Over kanseri belirtileri çoğunlukla ileri evreye kadar belirgin bir şekilde kendini belli etmez. Yumurtalık kanserinin belirtileri kadınların normal hayatta yaşadığı sağlık sorunları ile karıştırılabilinir. Erken evre yumurtalık kanseri nadiren herhangi bir semptoma sebep olur ve daha çok jinekolojik muayene sonrasında teşhis edilir. Bu yüzden düzenli jinekolojik muayene, tüm kadın kanserleri gibi yumurtalık kanserinin de erken teşhis edilebilmesini sağladığı için oldukça önemlidir. İlerlemiş yumurtalık kanseri belirtileri çoğu zaman iyi huylu hastalıkların belirtilerine benzer. Bu nedenle de kadınların birçoğu bu belirtileri dikkate almaz ve doktora gitmez.

Yumurtalık kanserinin belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Karın bölgesinde şişkinlik ve pelvis bölgesinde rahatsızlık
  • Yemek yerken hızlı doyma hissi
  • Hızlı kilo kaybı
  • Yemek yerken çabuk doyma hissi
  • Bağırsak hareketlerinin değişmesi sonucu şiddetli ve sık yaşanan kabızlık
  • Sık sık idrara çıkma ihtiyacı duyma over kanserinin belirtileri arasında yer alır.

Yumurtalık tümörlerine yol açan faktörler tam olarak bilinmemektedir. Çoğunlukla genetik bir mutasyonun ortaya çıkması sonucu sağlıklı bir yumurtalık hücresi, anormal olarak bölünmeye başlar ve kısa sürede kötü huylu bir tümöre dönüşür. Hızla büyüyen kanserli kitle çevre dokulara yayılır ve vücudun başka organ ve dokularına yayılarak metastaz yapabilir.

Over kanseri türleri nelerdir?

Yumurtalık kanserinin türünü, mutasyona uğrayarak kansere dönüşmeye başlayan hücre belirler. Yumurtalıkların dışını kaplayan ince epitel dokularda başlayan kanserler epitel tümörlerdir. Yumurtalık kanserlerinin yüzde 90’ı epitel hücrelidir. Stromal tümörler ise over kanserlerinin yüzde 7’sini oluşturur. Yumurtalıklarda hormon üreten hücrelerde başlayan Stromal tümörler diğer türelere göre daha erken teşhis edilir.  Germ hücreli yumurtalık tümörleri ise yumurta üretimi yapan hücrelerde başlar ve çoğunlukla yaşı genç kadınlarda karşımıza çıkar.

Kanserin risk faktörleri nelerdir?

Over kanseri riskini arttıran nedenler tam olarak bilinmemektedir. Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilen over tümörünün en sık karşımıza çıktığı yaş 50-60 yaş aralığıdır. Genetik gen mutasyonları da kötü huylu yumurtalık tümörlerinin gelişmesine neden olabilmektedir.

Meme kanseri geni 1 (BRCA1) ve meme kanseri geni 2 (BRCA2) olarak bilinen genlerin de yumurtalık tümörlerinin oluşmasında önemli rol oynadığı bilinmektedir. Yakın aile öyküsünde, birden fazla meme kanseri teşhisi almış olan kadınlarda bu tür kanserlerin gelişme riski daha fazladır.

Lynch sendromu yaşayan kadınlarda mutasyona uğrayan genler kolon kanserine neden olurlar. Bu genetik mutasyonun kadınlarda yumurtalık kanseri riskini de artırdığı bilinmektedir. Uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen hormonu replasman tedavisi görmüş olmak da kanser riskini artırır.12 yaşından önce adet görmek ve 52 yaşından sonra menopoza girmek de over kisti kanseri riskinin artışında önemli bir role sahiptir.

Bunların yanı sıra over kanserinin risk faktörleri arasında

  • Hiç doğum yapmamış olma,
  • Doğurganlık tedavisi görmüş olma (uzun süreli yüksek doz hormona maruz kalma),
  • Sigara ve alkol kullanımı
  • Rahim içi cihaz kullanma (spiral vs.).
  • Polikistik over sendromu da kötü huylu yumurtalık tümörü oluşmasında rol oynayan faktörlerdendir.

Genetik bir yatkınlığınız, aile geçmişinizde meme kanser ve over kanseri öyküsü varsa bunları doktorunuzla paylaşmalısınız. Erken dönemde kanser taraması yapılması, sağlığınızın korunması için gereklidir. Doktorunuz olası kanser riskiniz için düzenli aralıklarla pelvik muayene ve kan testleri yaparak koruyucu önlemleri alınmasını kolaylaştıracaktır.

Yumurtalık Kanseri Önlenebilir mi?

Yumurtalık kanserini önlemenin bilindik bir yolu yoktur. Ancak düşük risk ile ilişkili olduğu bilinen bazı faktörler vardır.

  • 10 yılı aşkın zamandır ağızdan doğum kontrol hapı kullanmak,
  • Daha önce doğum yapmış olmak
  • Emzirme geçmişi olmak
  • Günlük aspirin kullanmak düşük over kanser riskleri arsında yer alır.

Kanserin tanısı nasıl yapılır?

Over kanseri şüphesi olan kadınlarda öncelikle pelvis muayenesi yapılır. Vajina içine yerleştirilen spekulum ile rahim ve yumurtalıklarınızın incelemesi yapılır. Pelvis görüntüleme ile birlikte elle muayene yaparak da doktorunuz bir kitlenin var olmadığını kontrol edecektir. Doktorunuz bazı durumlarda detaylı görüntüleme için karın bölgesinden Bilgisayarlı Tomografi, MR gibi ileri görüntüleme teknikleri isteyebilir.

Kan testinde CA 125 değerleri de yumurtalık kanserinin varlığı konusunda detaylı bilgi verir. CA 125 yumurtalık kanserini oluşturan hücrelerin yüzeyinde yer alan bir proteini gösterir.

Yumurtalık kanserinden şüphe ediliyorsa basit cerrahi müdahale ile doku ya da karın içi sıvısı alınır ve biyopsi yapılmak için patolojiye gönderilir. Kanserin teşhis edilmesi durumunda doktorunuz sizin için en doğru tedavi seçeneğini belirleyecektir.

 

Evreleri nelerdir?

Yumurtalık kanserinin evresini belirlemek için ameliyatın sonucu çok önemlidir. Over kanseri evresi tedavi seçeneklerini belirlemek için de en önemli tanı yöntemi ameliyat ile karın içinde kanserin yaygınlık oranını saptamak gerekir.

Kanserin evreleri şu şekildedir

  • Evre I. Kanser sadece tek yumurtalıkta sınırlıdır. Bazı durumlarda her iki yumurtalıkta da kanser görülebilmektedir.
  • Evre II. Kanserli doku pelvis bölgesine yayılmıştır.
  • Evre III. Kanserli hücreler karın içine yayılmış durumdadır.
  • Evre IV. Kanser karın dışındaki organlara ve dokulara yayılmıştır.  Dışında bulunmuştur.

Yumurtalık kanseri tedavisi nasıl yapılır?

Yumurtalık kanserinin tedavi standardı çoğunlukla ameliyat ve kemoterapi kombinasyonundan oluşur. Bazı durumlarda doktorunuz tümörün ameliyattan önce küçültülmesi için neoadjuvan kemoterapi yani ameliyat öncesi kemoterapi tedavisi uygulayabilir.

Yumurtalık kanseri ameliyatından çoğunlukla her iki yumurtalık, fallop tüpleri ve rahim çıkartılır. Aynı zamanda yakın lenf düğümleri ve yağlı karın dokusunun katlantısı da denen omentum, kanserli hücre taşıma ihtimaline karşı alınabilir.

Kanser erken evre ise çıkartılan doku ve organlar daha az olabilir. Evre bir over kanseri tanısı alan kadınlarda eğer tek yumurtalıkta kanser söz konusu ise sadece tek yumurtalık ve fallop tüpü çıkartılarak sağlıklı yumurtalık korunur. Bu durum da gebe kalma şansı korunabilir.

Ameliyat sonrası gözle görülmesi imkansız olan kanserli hücreleri yok etmek için değişken dozlarda kemoterapi tedavisi uygulanabilir. Kemoterapi tedavisi damar yolundan verilebildiği gibi bazen karın boşluğuna da enjekte edilebilir. Bazı durumlarda her iki şekilde kullanılabilir. İleri evre yumurtalık kanseri tedavisi için kemoterapi, cerrahi müdahale öncesinde tercih edilebilmektedir. Ameliyat öncesi kemoterapiden sonra ameliyat yapılır ve gerekli ise ameliyattan sonra da kemoterapiye devam edilir.

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/ovarian-cancer/symptoms-causes/syc-20375941

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
Kürtaj Sonrası Evde Bakım

Kürtaj Sonrası Evde Bakım

Kürtaj sonrası evde bakım oldukça dikkatli olunması gereken bir konudur. Kürtaj basit bir işlem olsa da sonrasında yapılması gerekenler bu süreçte sağlığın korunması için gereklidir. Kürtaj öncesi vajina tıbbi dezenfektanlar kullanılarak steril hale getirilir. Kürtaj işlemi için rahim ağzına kanül adı verilen tek kullanımlık kürtaj ekipmanları yerleştirilir ve yaklaşık 10 dakika içinde rahim tahliye edilir. İşlemin ardından vajina bölgesi batikon ile temizlenir ve kanama kontrolü yapılır. Her şey yolunda ise hasta dinlenme odasına alınarak takip edilir. Doktor bu esnada hastayı sık sık kontrol eder.

Kürtaj esnasında ağrı olmaz ancak işlemden sonra bazı hastalarda ağrı görülebilir. Dinlenme odasında hasta ağrı hissederse ağrı kesici tedavisi uygulanabilir. Kürtajdan sonra ağrı, daha çok dismenore yani ağrılı adet görme sorunu olan kadınlarda görülür. Bu tür şikayetleri olan kadınlarda kürtajdan sonra kramp tarzı ağrıların görülmesi normal olarak karşılanır ve hastaya antibiyotik tedavisinin yanı sıra basit ağrı kesiciler de verilir.

Kürtaj sonrası ilk saatlerde rahim içindeki gebelik kesesinin boşaltılmasından dolayı rahim kasları, adet döneminde olduğu gibi kasılır. Bu da hafif şiddetli kramplara neden olur. Kramp ve ağrı hissi işlemden birkaç saat sonra kendiliğinden giderek azalır ve kısa sürede de kaybolur. Kürtaj sonrası evde bakım için bu tarz ağrı ve krampları karın bölgesine sıcak uygulama yaparak azaltmak da mümkündür.

Kürtaj sonrası psikolojik olarak bazı kadınlar için zor geçen bir süreçtir. Kürtajdan sonra ağlama krizleri, üzüntü, depresif haller ve suçluluk duygusu gibi duygu durum değişiklikleri görülebilir. Bunların çoğu geçicidir ve hasta kısa sürede gerek psikolojik gerekse de fizyolojik olarak kendisini toparlar. Doktorunuz gerekli gördüyse kürtaj sonrası evde bakım için psikolojik destek alınması da gerekebilir.

Hasta işlemden sonra kısa bir süre hastanede yatırılır ve gözlem sonrası her şey yolunda ise taburcu edilir. Taburculuk için doktorunuz yanınıza geldiğinde size kürtaj sonrası evde bakım hakkında detaylı bilgiler verecek ve bazı şeyleri kısa süreliğine yasaklayacaktır.

Evde Bakım Nasıl Olmalıdır?

Kürtajdan sonra evde bakım için ilk dikkat edilmesi gereken şey hijyen şartlarına dikkat edilmesidir. Bunun için sık sık iç çamaşırınızı ve pedinizi değiştirmeniz gerekir. Kürtaj sonrası tampon kullanmaktan da kaçınmanız da enfeksiyon riskini azaltacaktır. Olası kürtaj sonrası enfeksiyon riski için doktorunuzun size vereceği ilaçları düzenli şekilde kullanmanız da bu süreçte oldukça önemlidir. Kürtaj sonrası evde bakım sürecinde doktorunuz müsaade edene kadar cinsel ilişkiye girilmemelidir. Bu süreç yaklaşık olarak 10 ila 2 hafta arasında değişir. Kürtaj sonrası kanama cinsel ilişki yasağı süresini belirleyen en önemli faktördür.

Kürtaj sonrası kanama beklenen bir durumdur ve birkaç gün içinde kendiliğinden düzelir. Kürtaj sonrası kanama olmaması da normal olarak kabul edilir. Doktorunuz, kürtaj sonrası kontrol için size randevu verecektir ve bu tarihte kontrol muayenesine gitmek sağlığınızı korumak için önemli bir yere sahiptir. Kürtaj sonrası evde bakım şartları yerine getirilse de nadiren şiddetli ve büyük parçalı kan pıhtıları halinde kanama görülebilir. Bu durumda akla ilk gelmesi gereken şey kürtajdan sonra rahimde parça kalması durumudur. Bu durumda acil müdahale edilmesi gerekir ve hiç zaman kaybetmeden doktora danışılmalıdır.

Eğer aspirin ya da farklı bir kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız kürtaj öncesi ilaç kullanımını bırakmanız gerekebilir. Kullandığınız ilaçları ve varsa bilindik alerjilerinizi doktorunuza bildirmeniz gerekir.

Kürtaj sonrası evde bakım sırasında ayakta duş almanızda bir sakınca yoktur. Ancak enfeksiyon riskinden dolayı vajinal duş yapmaktan, küvetin içine oturarak yıkanmaktan kaçınmanız gerekir. Aynı zamanda kürtajdan sonra denize ya da havuza girmek için de doktorunuzun izin vereceği süreye kadar beklemeniz önemlidir.

Kürtaj Sonrası Egzersiz

Kürtaj sonrası evde bakım sürecinde ağır işlerden kaçınılmalı, ağır kaldırılmamalıdır. Aynı zamanda vücudunuzu zorlayan egzersizlerden de kısa bir süre uzak durmanız gerekir. Kürtaj sonrası spor yapmak, ağırlık kaldırmak krampların ve kanamanın artmasına neden olabilir. Kürtajdan sonra egzersiz yapmak için en uygun spor yürüyüştür. Kısa ve hafif tempolu yürüyüşler fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Yürüyüş yaparken kendinizi yormadan, kısa aralıklarla dinlenme molaları vermek sizi zorlamayacaktır.

Kürtaj Sonrası Egzersiz

Kürtaj Sonrası İyileşme Süreci

Kürtaj sonrası rahimin toparlanması ve eski haline dönebilmesi için zamana ihtiyaç vardır. Kürtaj olduktan sonra ne zaman ayağa kalkılır sorusunun cevabı aslında işlemin hemen ardından ayağa kalkabilirsiniz olmalıdır. Ancak rahimin toparlanması için 2-3 hafta kadar verilen tüm yasaklara ve önerilere uyulması önemlidir.

Evde bakım tavsiyeleri konusunda size verilecek önerilerde ateş, kusma, titreme, şiddetli karın ağrısı gibi şikayetleriniz olduğunda acilen doktorunuza ulaşmanız söylenecektir. Bu gibi belirtiler ciddi bir enfeksiyon belirtisi olabilir. Doktorunuz sorunun kaynağını teşhis ettikten sonra gerekli tedaviyi başlatacaktır.

Kürtajdan sonra gebelik belirtileri kısa bir süre devam edebilir. Bunun neden betaHCG değerlerinizin halen yüksek olmasıdır. Gebeliği sona erdirilmesi ile birlikte kanınızda bulunan gebelik hormonu hızla düşecek ve birkaç gün içinde normal seviyelere inecektir. Ancak uzun süre meme hassasiyet, bulantı gibi hamilelik belirtileri halen devam ediyorsa doktorunuza yeniden kontrole gitmeniz gerekir. Çok ender de olsa bazı durumlarda kürtaj yapılırken gebelik alınamaz ve hamilelik devam eder. Bu durumda zaman kaybetmeden ikinci kez kürtaj olmanız gerekebilir.  Kürtaj sonrası evde bakım sürecinde psikolojik olarak rahatlama ve iyileşme görülmediği takdirde de uzman bir psikologdan veya psikiyatristten yardım almanız gerekebilir.

 

Konu ile alakalı yabancı kaynak:
https://www.healthline.com/health/after-abortion

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Utkan ve Tuğba Günay

Hoşgeldin Mahmut Bebek

Utkan ve Tuğba Günay ailesi sabırsızlıkla bekledikleri bebekleri Mahmut’a kavuştular. Umarız bu büyük aile sonuza dek mutlu olur. KUTLUYORUZ. ABACIOĞLU

Read more
Östrojen Hormonu Nedir?

Östrojen Hormonu Nedir?

Östrojen hormonu nedir? Yumurtalık tarafından salgılanır. İnsanlarda cinsiyeti belirlemeye yarayan 2 hormondan biri olan estrojen adet döngüsü, meme oluşumu, vücut şekillenmesi ve gebelik oluşması gibi birçok olaydan sorumludur. Testosteron ve östrojen hormonu anne karnında iken bebeğin cinsiyetini belirler. Östrojen hormonun menopoza kadar üretimi devam eden ve menopoz ile birlikte yumurtalık rezervinin tükenmesi ile birlikte azalır. Estrojen, kalça şekillenmesi, memelerin büyümesi, her ay adet döngüsünün yeniden oluşması, hamilelik oluştuğunda bebeğin rahim içinde tutunması ve büyümesi için gerekli ortamı hazırlar.

Östrojen seviyesi normalin altında ya da üstünde olduğunda farklı sorunlara neden olur. Östrojen testi ile tespit edilen hormon seviyesi, referans değerlerinin üzerinde ya da altında çıkarsa bazı durumlarda hormon replasman tedavisi adı verilen hormon düzenleyici tedavi gerekebilir.

 

Östrojen fazlalığı nedenleri nelerdir?

Her ay gelişen yumurta hücresi adetin ilk gününde gelişmeye başlar ve 12 ile 14 gün sonra yumurtlama meydana gelir. Yumurtlama olayından sonra korpus luteum dokusu ortaya çıkar. Bu doku progesteron hormonu salgılayarak yumurta hücresinden salgılanan östrojene karşılık verir. Yumurtlama gerçekleşmezse östrojen arışı hızla devam eder ve vücutta biriken hormon sonucunda östrojen fazlalığı oluşur.

Östrojen fazlalığına yaşam biçimi de neden olabilmektedir. Liften düşük beslenme, alkol ve sigara kullanımı, aşırı kafein tüketimi gibi alışkanlıklar da hormon artışına neden olabilmektedir. Östrojen içeren gıdalar da dikkatli tüketilmelidir.

Hormon replasman tedavisi görmek, kortizon kullanmak, fenotiazin grubu nöroleptik psikiyatri ilaçları da hormon birikimine sebebiyet verebilmektedir. Ksenoöstrojen adı verilen kimyasallar da östrojen gibi davranarak ciddi hormon artışlarına neden olur. Bu tip kimyasallar aynı zamanda insülin direncini de arttırır. Vücutta artan yağ oranı da karaciğerde yağ birikmesine neden olur ve zaman içinde karaciğer işlevleri bozulur. Granüloza hücreli yumurtalık tümörü de östrojen salgısını arttırır ve hormon seviyesinde artış meydana gelir.

 

Östrojen eksikliği neden olur?

Beyinde bulunan hipotalamus ve hipofiz bezleri belli hormonların salgılanmasından sorumludur. Hormon üretimini tetiklemekle görevli hipotalamus ve hipofiz bezleri yumurta hücresinin gelişmesini ve hormon sentezleyebilmesi için oldukça önemlidir. Bu bezlerde meydana gelebilecek hastalıklar, işlev bozuklukları, tümörler hormon üretiminde aksaklıklar oluşmasına neden olabilir. Hormon üretimi tetiklenemediğinden dolayı da östrojen eksikliği meydana gelir.

Menopoz sonrası over rezervinde azalma ve tükenme de östrojen eksikliği sebepleri arasında yer alır. Cerrahi menopoz (ameliyatla yumurtalıkların çıkartılması) ya da doğal menopoz sonrası da hormon eksikliği oluşur ve bazı durumlarda ek hormon tedavisinin gerekebilmektedir. Bu durumda östrojen ilaçları kullanımı gerekebilir ancak bu ilaçlar mutlaka doktorunuzun önerdiği sürede ve dozda kullanılmalıdır.

 

Östrojen fazlalığı belirtileri nelerdir?

Östrojen fazlalığının belirtileri öncelikle adet düzensizliği olarak kendisini gösterir. Gelişimi devam eden yumurta hücresi progesteron hormonu ile karşılaşmadığından çatlayamaz ve östrojen salgılamaya devam eder. Rahim iç tabakası da adet henüz başlamadığından sürekli olarak kalınlaşmaya devam eder. Bu durumda doktorunuz adet söktürücü olarak size progesteron hormonu içerikli ilaçlar vererek adet olmanızı sağlayabilir. Rahim içi zarı yani endometrium kalınlaşması özellikle de menopozun yakın olduğu dönemlerde ya da menopoz sonrası endometrium kanserine neden olabilir. Sık sık adet gecikmesi yaşayan kadınların soruna neyin neden olduğunu belirlenmesi için doktora gitmeleri gerekir.

 

Östrojen eksikliği belirtileri nelerdir?

Beyinden gelen sinyaller yeterli olsa da bazen karşılığında östrojen hormonu bulamaz ve gerekli tepkime gerçekleşmediğin adet döngüsü oluşmaz. Yumurta hücresinin yokluğu östrojen sentezlenmemesi ve rahim içi gelişmemesi anlamına gelir. Tıpkı hormonun fazlalığında olduğu gibi eksikliğinde de adet görememe meydana gelir. Östrojen hormonundaki dengesizlikler aynı zamanda stres, öfke gibi psikolojik sorunlar ile birlikte tüylenme, iştah artışı gibi şikâyetleri de beraberinde getirebilir. Bazı tahıllarda, kuru baklagillerde, sebze ve meyvelerde fitoöstrojen adı verilen maddeler bulunur ve doğal yollardan hormon artışı sağlanır. Ancak bu gıdalar yeterli östrojen seviyesinin artmasına yetmez ve mutlaka doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmanız gerekir.

 

Östrojen düşüklüğü tedavisi nasıl yapılır?

Östrojen düşüklüğü belirtileri hormon testi yapılarak anlaşılabilir. Düşüklük için hormonal bir neden bulunamazsa hipofiz ve hipotalamus bezlerinin kontrolü gerekir. Vücutta azalan hormon dışarıdan verilen hormon destek tedavileri ile normal seviyesine getirilir. Hormon destek tedavisi daha çok menopozdan kaynaklanan östrojen eksikliği için verilir ve menopoz şikâyetlerinin giderilmesini veya azaltılmasına yardımcı olur. Kontrolsüz hormon hapı kullanımı damar tıkanıklığı, meme ve rahim kanseri gibi bazı kanser türlerinin gelişimi gibi birçok sağlık sorununa neden olabilmektedir. Bu aşamada en doğru tedavi şeklini doktorunuz belirleyecektir. Tedavi edilmeyen östrojen düşüklüğü kalp-damar hastalıkları gelişimine, kemik erimesine, sıcak basmasına, vajinal kuruluğa kas ve eklem ağrılarına ile daha birçok hastalığa neden olabilmektedir.

 

Östrojen hormonunun saç dökülmesine neden olur mu?

Estrogen hormonu yalnız başına saç dökülmesine neden olmaz ancak saç dökülmesine etki eder. Polikistik over sendromu sonucu vücutta östrojen artışı meydana gelir. Bir yumurtalık hastalığı olan polikistik over sendromu vücutta erkeklik hormonu olan androjen hormonu salgılamasına neden olur. Sendrom sonucunda artan hormon seviyeleri erkek tipi saç dökülmesine sebep olur.

 

Menopoz döneminde östrojen hapı kullanımı

Menopoz belirtileri arasında en sık karşımıza çıkan şey adet gecikmesine ve adet döngüleri arasındaki sürenin uzamasıdır. Adet düzensizliğinin en büyük nedeni östrojen hormonunun azalmasıdır. Hormon eksikliği bazı kişilerde çok hızlı olur ve bu da vücut dengesinin bozulmasına neden olur. Menopoz belirtilerinden daha az etkilenmek için doktorunuz size östrojen hapı ya da östrojen iğnesi kullanmanızı önerebilir. Bu ilaçlar doktor kontrolünde kullanılması gereken ilaçlardır.

 

Adet düzensizliği ile alakalı yazımız için tıklayabilirsiniz.

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
Kaşık pozisyonu

Hamilelikte Cinsel İlişki Pozisyonları (Resimli)

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları birçok çiftin çekinceli olarak yaklaştığı bir konudur. Bebeğe zarar verme korkusu nedeniyle bazı anne ve baba adayı hamilelikte cinsel ilişkiden uzak durmayı tercih eder ancak birçok cinsel ilişki pozisyonu hamilelikte cinsellik yaşamak için ideal ve güvenli bir ortam sağlar.

Anne adayının en rahat ettiği pozisyon seçimi için okuduğunuz bu yazı sizin için yol gösterici olacaktır. Hamilelik sürecinde cinsel ilişkiye girmek için en sık tercih edilen pozisyonlar arasında kadının üstte olduğu cinsel ilişki pozisyonları ve makas pozisyonu gibi önemli, pozisyonlar tercih edilmelidir.

Cinselliğin her an olduğu gibi hamilelikte de önemli olduğu oldukça açıktır. Hamilikte eşlerinin birbirine olan yakınlığı bu sürecin en sağlıklı şekilde geçirilmesi için önemlidir. Hamilelikte seks pozisyonları hamilelikte eşlerin birbirini arzularken hem bebeğin hem de anne adayının sağlığı ve zorluk yaşamaması için en doğru şekilde seçilmelidir. Hamilelikte seks pozisyonları doğru seçildiği takdirde hiçbir sorun yaşanmadan cinsellik devam ettirilebilmektedir. Anne adayının hamilelikte cinsel istek duyması da oldukça önemlidir ve buna göre doğru adımlar atılmalıdır. Bazı durumlarda özellikle de hızla değişen hormonların etkisi ile bazı kadınlarda cinsel istek artışı olurken bazılarında da ise azalmaktadır.

Hamilelikte cinsel isteksizlik nedenleri nelerdir?

Hamilelikte kanama yaşanabilen bir durumdur. Anne adayları gebelikte kanama artışı yaşadıklarında endişe duyabilirler. Hamilelikte kanama nedenleri kişiden kişiye göre değişse de mutlaka doktorunuzu bilgilendirmelisiniz. Rahim içinde ve rahim ağzında yumuşama meydana gelmesi de kanamaya neden olabilmektedir. Hamilelikte genital bölgede renk değişiklikleri, artan akıntılar ve dış genital organlarda büyüme de beklenen durumlardır.

Anne adayının hamileliğin ilk 3 ayında cinsel istek artışı sıklıkla yaşansa da 2. Trimester dönemde cinsel istekte azalma meydana gelebilir. Hamilelikte cinsel arzuların azalması durumuna mide ekşimesi, hazımsızlık, halsizlik gibi semptomlar da cinsel isteğin azalmasının nedenleri arasında sayılabilmektedir. Hamilelik fizyolojisi hormonal olarak vücutta büyük değişimler yaşanmasına neden olur. Bu nedenle hamilelikte kadının orgazm olması oldukça önemlidir. Hamilelikte seks pozisyonları da kadının orgazm olması için de oldukça önemlidir.

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları bebeğimin cinsiyetini etkileyebilir mi?

Hamilelik mitleri oldukça fazladır.  Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları cinsiyet belirleme için hiçbir şekilde işe yaramaz. Bebeğin cinsiyeti kromozom sayısına ve genetiğe göre oluşur.

Hamilelikte cinsel ilişki düşüğe sebep olur mu?

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları, hamilelikte seks gibi şeyler düşüğe neden olmaz. Düşük yapma çoğunlukla sağlıklı olmayan bir fetüsün doğru tutunamamasından kaynaklı gelişen bir durumdur.

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları seksi doğuma kadar devam ettirebilmek için olanak sağlar. Araştırmalar tıbbi bir zorunluluk olmadığı durumda doğuma kadar çiftlerin cinsel birlikteliğe devam edebileceklerini kanıtlıyor. Hamilelikte ilişki pozisyonkları doğru seçildiği takdirde doğumu da kolaylaştırabiliyor.

Hamile iken de eşinizin cinsellik ilişki sırasında prezervatif kullanması hamilelikte enfeksiyondan korunma için oldukça önemlidir.

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları hangileridir?

Anne adayları ile eşleri hamilelikte seks pozisyonları açısından çok da fazla seçeneğe sahip değillerdir. Normal bir cinsellikten farklı olarak gebelikte seks anne karnında bir bebeğin olması nedeniyle daha temkinli davranılmasını gerektirir.

Kadının doyuma ulaşması gebelikte cinsel ilişki pozisyonları seçimi için büyük önem taşır ve bu pozisyonlarda erkeğin de zorlanamamasını gerektiren pozisyonlar olması gerekir.

Hamilelikte cinsel birleşme pozisyonları için aşağı belirttiğimiz pozisyonlar arasından seçim yapabilirsiniz.

Cowgirl (anne adayının üstte yer aldığı pozisyon)

Anne adayının üstte olduğu pozisyon
Kadınların üstte olduğu pozisyon neredeyse her zaman kadının en zevk aldığı pozisyonlardan birdir. Hamilikte de kadının üstte olduğu cinsel pozisyon gerek zevk ve orgazm gerekse de rahatlık konusunda en sık tercih edilen hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları başında gelir. İlk trimesterde tercih edilebilen bir pozisyondur.

Anne adayının, erkeğin üzerinde oturarak ilişkiye yön vermesi daha çok keyif almasını sağlarken orgazm olmasını da kolaylaştırır.

Hafif kıvrılıp yan yatarak ilişkiye girilebilir
Yan yatarak ilişkiye girmek

Hamilelik için en güvenli seks pozisyonu kadının hafif yan kıvrılarak yattığı erkeğin kadının arkasında olduğu pozisyondur. Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları arasında gerek anne gerekse de baba adayının en az enerji sarf ettiği pozisyonlardan biri de bu seks pozisyonudur. İlk trimester için en çok tercih edilebilen bir pozisyonlardan biridir.

Makas pozisyonu
Makas pozisyonu

Hamilelikte seks yapmak isteği olan çiftlerin en çok kullandığı pozisyonlardan biri olan makas pozisyonu anne adayının en az yorulduğu pozisyonlardan biridir. Hamilelikte en sık tercih edilen seks pozisyonları arasında bulunan makas pozisyonunda orgazm olmak daha zor olabilir ve diğer pozisyonlara göre kadının orgazm olmasını güçleştirebilir. Erkeklerin orgazm olması ise bu pozisyonda oldukça kolaydır. İlk 3 aylık dönem de tercih edilebilen bir pozisyondur.

Kanepe pozisyonu
Kanepe pozisyonu

Bebeğe zarar vermeden misyoner pozisyonu uygulamak isteyen çiftlerin en sık tercih ettiği kanepe pozisyonu 20. Haftaya kadar tercih edilebilir. Kadının bir kanepe ya da masa üzerinde pasif olarak yattığı erkeğin ise aktif olduğu bir pozisyondur.

Doggy style (köpek pozisyonu)
köpek pozisyony

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları için en rahat ve keyifli pozisyonlardan biridir. Sırtta, bel kısmında da ya da herhangi bir bölgede ağrı hissedilirse yastıkla destekleme yapılması tavsiye edilir.

69 pozisyonu

69-pozisyonu

Vajinal seks istemeyen çiftlerin en çok tercih ettiği hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları arasında 69 pozisyonu gelir. Son üç aylık dönemde bu pozisyon sizi zorlar bu pozisyonu deneyin, hızla büyüyen karnınız birçok hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları için sizi her geçen gün zorlayacaktır.

Spooning (kaşık) pozisyonu
Kaşık pozisyonu

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları için seçilen bir diğer pozisyon da kaşık pozisyonudur. Hamileliğin ileri dönemlerinde karnın büyümesi ile cinsel birliktelikte zorlanmalara neden olabileceği için hamilelikte kaşık pozisyonu gayet uygun ve kullanışlıdır. Yan yana uzanarak hareketin minimum düzeyde olduğu pozisyon son derece uygun bir seks pozisyonudur.

Cross (çapraz)
Çapraz pozisyon

Hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları için en karışık görünse de çapraz seks pozisyonu en kolay ve zahmetsiz olan pozisyondur. Anne adayının sırt üstü yatıp enerji sarfının erkekte olduğu bu pozisyon oldukça uygun bir gebelikte seks pozisyonudur.

Hamilelikte kaçınılması gereken cinsel ilişki pozisyonları

Misyonerlik pozisyonu denen ve kadının altta olduğu pozisyon hamilelikte seks için tercih edilmemesi gereken pozisyonların başında gelir. Deneme yanılma yöntemi de en doğru hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları için oldukça etkili bir yöntemdir.

 

Hafta hafta gebelik takibi için tıklayınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
Kürtaj hakkında merak edilenler

Kürtaj Hakkında Merak Edilenler

Kürtaj hakkında merak edilenler: Kürtaj istenmeyen gebeliğin sonlandırılması basta olmak üzere rahimden parça alınması, miyom, polip ve kist gibi kitlelerin çıkarılması için de kullanılan bir cerrahi müdahaledir. Düşük sonrası rahim parça kalması ve sağlıksız gebeliğin sonlandırılması için de küretaj işlemi en sık uygulanan yöntemdir.

Kürtaj işlemi hakkında merak edilen sorular ise oldukça fazladır. Abacıoğlu kadın sağlığı merkezi olarak sizin için kürtaj hakkında en sık sorulan sorular ve cevaplarını derledik.

Hamilelik belirtileri nelerdir?

Hamilelik belirtileri ve hamilelik şüphesi olan bazı kadınlar kendilerini bir gebeliği ve bir çocuk doğurmaya hazır hissetmezler. Kürtaj kesinlikle bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılması gereken bir durum değildir ancak bazı durumlar gebelikten korunma yöntemleri uygulanmasına ya da farklı birçok nedenden dolayı cerrahi müdahale gerekli olabilmektedir. Hamilelik belirtileri sonrası gebelik testi yapan kadınlar bazen beklenmedik sonuçlarla karşılaşabilirler. Gebelik sonlandırılması için küretaj yapılması en doğru karardır halk arasında düşük hapı olarak bilinen ilaçların kullanımı ise kesinlikle tercih edilmemelidir.

Gebelik belirtileri şu şekilde sıralanabilir

  • Adet gecikmesi. Adet gecikmesi gebelik belirtilerinin ilk işaretidir; ancak her adet gecikmesi de gebeliğe işaret etmez. …
  • Meme hassasiyeti ve meme uçlarında ağrı
  • Yerleşme kanaması da denen implantasyon kanaması (alışıldığın dışında kanama ya da koyu akıntı şeklindedir)
  • Halsizlik ve sık sık uyuma isteği,
  • Baş dönmesi
  • Son günlerde artan koku hassasiyeti
  • Mide bulantısı ve kusma (özellikle sabah bulantıları)
  • Sık sık idrara çıkma hamilelik belirtileri arasında en sık görülenlerdir. Bu belirtiler bazı kadınlar için heyecan verici olsa da bazı kadınlar için istenmeyen, planlanmayan bir zamanda meydana geldiğinde birçok soruna neden olabilmektedir.

Kürtaj kaç haftaya kadar yasaldır?

Kürtaj süresi en sık merak edilen sorularından biridir. Yasal kürtaj süresi gebeliğin 10. Haftasına kadar olan süredir.

  1. Hamilelik haftasına kadar yasal olarak yapılabilen kürtaj için kadın evli ise eş izni talep edilmektedir. Evlilik dışı kürtaj yaptırmak isteyen kadınların ise 18 yaşının üzerinde olması ve akli melekelerinin yerinde olması yeterlidir.

Bekarların kürtaj yaptırması için eş izni aranmasa da 18 yaşının altında kürtaj yaptırmak için mutlaka ebeveyn izni gerekmektedir.

10 haftanın üzerinde ki gebeliğin sonlandırılması içinse gebeliğin annenin hayatını tehdit etmesi, bebeğin anne karnında ölmesi ya da fetüste geri dönüşü imkansız ciddi sakatlıkların saptanması şartları aranır. 10. Haftadan sonra kürtaj için ebeveyn kararı ve birkaç doktorun vereceği sağlık kurulu onayı alınmak zorundadır.

Kürtajda anestezi verilir mi?

Kürtaj ağrılı bir cerrahi müdahaledir. Ağrı hissi işlem sırasında rahim ağzının genişletilmesi esnasında hissedilir. Her hastanın ağrı eşiği aynı değildir. Bu nedenle her basta aynı ağrıyı hissetmeyebilir. Bundan dolayı ağrıya karşı daha dayanıklı olan hastalara, kürtaj için genel anestezi yerine (sedasyon) yerine lokal anestezi uygulanarak sadece rahim ağzı uyuşturulması ile işlem yapılabilir.

Ağrı eşiği düşük olan hastalara, lokal anestezi ile işlem sırasında oluşabilecek strese karşı dayanıksız olan hastaların uyutularak kürtaj yapılması çok daha doru ver yerinde bir karardır. Endişelerinizi hekiminizle paylaşarak kürtaj için anestezi türünü doktorunuz ile birlikte belirleyebilirsiniz.

Kürtaj riskli bir işlem midir?

Kürtajın riskleri de her cerrahi işlemde olduğu kadardır. Kürtaj riskleri gebelik haftası ilerledikçe artmaktadır. Bunun sebebi ceninin hızla büyümesi sonucu rahim içinde işlem yapılacak alanın daralmasıdır. Kürtaj sırasında rahim delinmesi meydana gelebilmekte bu da karın içi kanamaya neden olabilmektedir.

Kürtaj riskleri arasında rahim duvarında yapışıklık meydana gelebilmektedir. Bu da ilerleyen zamanlarda kısırlığa neden olabilen bir sorundur ve ek tedavi gerektirir.

Kürtajdan sonra rahimde parça kalması da nadiren de olsa yaşanabilen ve ikinci bir işlem ile sorun giderilebilmektedir.

Kürtajdan sonra günlük işlerime ne zaman dönebilirim?

Kürtaj kısa süren bir işlemdir. Bu nedenle kürtaj sonrası kanama ve hafif bir ağrı duyulur. Kürtaj sonrası iyileşme süresi de oldukça kısadır.  Kürtaj sonrası ağrı genelde basit ağrı kesiciler ile kontrol altına alınabilecek şiddette bir ağrıdır. Bu nedenle de işlem sonrası kısa süreli bir dinlenmenin ardından taburcu edilir.

Kürtajda bebeğin cinsiyeti öğrenilebilir mi?

Vakumla kürtaj ile yapılan işlem sırasında rahim içinden vakumla çekilen fetüsün cinsiyeti tespit edilemez.

Kürtajdan ne kadar sonra korunmaya başlamalıyım?

Kürtaj sonrası cinsel ilişki yasağı vardır. İlişki yasağı sona erdikten sonra kürtajdan hemen sonra hamile kalma durumundan korunmak için cinsel ilişkiye başlar başlamaz korunmalısınız. Kürtajdan sonra hamile kalma ihtimali olduğunuz için doktorunuzdan kürtaj sonrası gebelikten korunma hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

Kürtajdan sonra cinsel ilişkiye ne zaman başlayabilirim?

Kürtajdan sonra kanama, olması gereken bir durumdur. Kanama devam ettiği sürece genital enfeksiyon riski devam ediyor demektir. Kanama süresi genelde 5-10 gün kadar devam eder. İşlem sonrası kontrole çağırıldığınızda doktorunuzu size cinsel ilişkiye devam edip edemeyeceğinizi söyleyecektir.

Kürtajdan ne kadar sonra tekrar gebelik planlayabilirim?

Kürtajdan sonra ilk adet tarihinizin başlaması ile birlikte yeniden gebelik planı yapmaya başlayabilirsiniz. Ancak kürtajdan sonra rahim kendini ne zaman toparlar sorusunun cevabı herkeste aynı değildir bu nedenle rahim toparlanma süreci için belli bir süre beklemeniz doktorunuzun önerileri arasındadır.

Kürtajdan ne kadar sonra adet görmeye başlayabilirim?

Kürtaj sonrası adet görme tarihiniz genelde işlemden 4-6 hafta sonraya denk gelmektedir.

Kürtajdan sonra spor yapabilir miyim?

Kürtajdan sonra spor yapma engeli yoktur. Ancak ilk birkaç gün spora ara vermeniz, kürtaj sonrası halsizlik yaşama ihtimalinizden dolayı tavsiye edilmez. Ayrıca yüzme sporu ile ilgileniyorsanız ilk  hafta havuza ya da denize girmeniz enfeksiyon riskinden dolayı önerilmez.

 

Kürtaj fiyatları için tıklayınız

Read more
Kürtaj Fiyatları

Kürtaj Fiyatları

Kürtaj fiyatları Türkiye’nin diğer illerine göre az da olsa daha fazla olabilmektedir.  Kürtaj fiyatları yılında tüm büyük şehirlerde ve dünyada olduğu gibi genel kur değişimlerinden etkilenmektedir. Kürtaj aletleri kalitesi de her şey gibi kürtaj fiyatları 2019 değişimlerini etkiler. Merkezimizi ziyaret ederek uzman hekimlerimizin muayenesinden ardından sizin için belirlenen en doğru kürtaj fiyatları hakkında bilgisi alabilirsiniz.

Kürtaj Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Her yıl olduğu gibi kürtaj fiyatları yılında da farklılıklar gösterir. Kürtaj işleminin yapılacağı hastanenin nitelikleri, hastanenin tıbbi teçhizatı ve kürtaj için kullanılan aletlerin kalitesi, doktorun tecrübesi ve anestezi kullanımı gibi birçok faktöre göre küretaj fiyatları farklılık gösterir. Özel hastanelerin kürtaj ücretleri bu gibi nedenlere bağlı olarak değişmektedir.

Bunların yanı sıra Türk Tabipler Birliği tarafından belirlenen kürtaj fiyatları 2019 ve kişinin istekleri arasında bir denge kurularak çocuk aldırma fiyatları buna göre belirlenir. Muayene, ultrason ve yapılacak kürtaj operasyonu sonrası kişi yaklaşık bir hafta sonra kontrol için çağırılacaktır. Uyutularak kürtaj yapılacaksa anestezi ücreti ve kürtaj sonrası kişinin hastanede kalması gerekiyorsa oda ücreti de değişkenler de bebek alma fiyatı için belirleyici olacaktır.

Kürtaj riskleri olan bir işlemdir ve öncelik mutlaka kadının sağlığının korunmasıdır. Kürtaj fiyatları özel hastane ve devlet hastanesinde kürtaj fiyatları arasında ücret farkı fazla olsa da kişinin ihtiyaçlarına daha fazla özen gösterilmesi, ilgi ve alakanın çok daha fazla ve samimi olması en önemlisi de özellikle evlilik dışı kürtaj için gizli kürtaj imkanı sunması özel hastanelerin çocuk aldırma için tercih edilmesinin en önemli nedenlerini oluşturur.

Kürtaj Nedir? (Küretaj)

Bilinçsizce ve korunmasız olarak yaşanan cinsel birlikteliklerin sayısı günümüzde oldukça fazladır. Cinsel birliktelik sonucu istenmeyen gebelik toplumda sayısı oldukça fazla kadının kürtaj yaptırmaya yöneltir.

Kürtaj fiyatları 2019 her cerrahi müdahale ve muayenede olduğu gibi ancak muayene sonrası belirlenebilmektedir. İnternet ya da telefon üzerinden kürtaj fiyatları 2019 bilgisi paylaşmak gerek tıp etiği gerekse de genel toplum kurallarına uygun değildir. Tüm tedavilerimiz hakkında detaylı bilgileri bulabileceğiniz internet sitemizde kürtaj fiyatları 2019 hakkında kürtaj ücretleri bilgisine yer vermiyor olmamızın etik değerler dışında farklı nedenleri de vardır.

Bebek aldırma fiyatları hakkında bilgi verebilmek için gebelik haftası ve hastanın tercih edeceği anestezi türü oldukça önemlidir ve bu detaylar hekim ancak hekim muayenesi sonrası netleşebilmektedir. Kürtaj fiyatları 2019 için son derece önemli olan bu faktörler hamilelik haftası ilerlemesine bağlı olarak değişmektedir. Örneğin 4 haftalık hamilelik ile 9 haftalık kürtaj fiyatları 2019 arasında bebek alma fiyatları değişir. Genel anestezi kürtaj ücreti lokal anestezi kürtaj ücreti kıyaslandığında genel anestezi daha fazla ücrete sahip olmaktadır.

Küretaj fiyatları 2019 hakkında daha net bilgi sahibi olmak isterseniz bizi arayabilir, online bilgi formunu doldurabilir ya da mesaj atarak iletişim bilgilerinizi biz ulaştırabilirsiniz. İlgili departmanımız bilgileriniz ulaşır ulaşmaz size geri dönüş yapacak ve gebelik haftasına göre kürtaj fiyatları 2019 hakkında yaklaşık olarak ücret bilgisini sizinle paylaşacaktır.

Kürtaj fiyatları özel hastane ve devlet hastanesi kürtaj fiyatları arasında hem fiyat hem de koşul farklılıkları vardır.

 

Kürtaj Nedir

Kürtaj Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

  • Gebelik haftası ne kadar erkense kürtaj fiyatları da o kadar düşük olur. Ancak kürtaj için yasal süre 10 haftadır. Hamileliğin 10 haftayı geçmemesi kürtajın en önemli şartıdır. 10 haftalık gebelik yani yaşından büyük hamilelikler için kürtaj yapılması mümkün değildir. 10 haftadan sonra gebelik sonlandırma yapan hastaneler ve tüm sağlık personelleri yasal olarak suç işlemekten dolayı cezalandırılır. Yasadışı kürtaj yapan yerler kişinin sağlığını da tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle merdiven altı kürtaj yapan yerler kesinlikle tercih edilmemelidir. Maddi imkansızlık, gizli hamilelik gibi sebeplerle birçok kadın çocuk düşürme yöntemleri, evde bebek düşürme yöntemleri ya da düşük hapları gibi ilkel yöntemler kullanarak sağlığını riske atmaktadır. Bu işlemlerin sonucunun ölüme kadar gidebileceği unutulmamalıdır.
  • Her özel hastanenin kendi belirlediği bir fiyat politikası vardır. Fiyat politikasına kürtaj fiyatları 2019 da dahildir.
  • Kürtaj cerrahi bir operasyondur ve az da olsa her cerrahi operasyonda olduğu gibi belli riskler taşır. Kürtaj zararları ve kürtaj riskleri en aza indirilmesi için klinik veya özel muayenehanede kürtaj yerine tam teçhizatlı bir hastanede kürtaj olmak hem sağlığınızı korumak hem de riskleri en aza indirmek için son derece önemlidir.
  • Kürtaj lokal anestezi ile yapıldığından genel anesteziye kıyasla daha uygun fiyatlandırılır. Fakat genel anestezi kadını çok daha rahat hissettirir ve stresini azaltır. Her iki anestezi yönteminde de kürtaj ağrısı duyulmaz. Bundan yola çıkılarak kürtaj sırasında ağrı olur mu sorusunun yanıtını da kürtaj ağrısız bir işlemdir olarak verebiliriz. Kürtaj sonrası ağrı için de basit ağrı kesiciler oldukça etkili olmaktadır.
  • Vakumlu kürtaj fiyatları eski bir yöntem olan ve metal kaşık yöntemi adı verilen tekniklere göre daha yüksektir. Kürtaj çeşitleri içinde hem kadın hem de bebek için çok daha güvenli, kolay ve sağlıklı vakumlu kürtaj son yıllarda en sık tercih edilen kürtaj yöntemi olmaktadır. En uygun küretaj fiyatları hakkında bilgi sahibi olmak için bize ulaşabilir ve gebelik haftasına göre ortalama küretaj fiyatları bilgisi alabilirsiniz.

Kimlerin Yaptırması Uygundur?

18 yaş altı kürtaj yapılması yasal olarak yasaktır. Bu nedenle kadının 18 yaşından olması ve gebeliğin 10 haftayı geçmemiş olması kürtaj yapılması için yeterlidir. Jinekologların sıklıkla ‘Evli değilim kürtaj yaptırabilir miyim?’ sorusu ile karşılaşır. Kürtaj yaptırmak için evli olmak şart değildir. 18 yaşını geçen herkes evlilik dışı kürtaj yaptırabilir.  18 yaş altı kadınlara aile rızası olmadan daha fazla ücret alarak kürtaj yapan yerlerden uzak durulmalıdır. Aşırı kanama, düşük gibi tıbbı zorunluluktan kaynaklanan acil kürtaj işlemleri de özel hastane acil bölümlerine başvurduklarında ücretsiz kürtaj yaptırabilmektedir.

‘Kürtaj ne kadar?’ sorusu sıklıkla istenmeyen gebeliği sonlandırma amacıyla sorulsa da aynı zamanda rahim ve rahim ağzından biyopsi yapılması için parça alınması, rahim poliplerinin çıkartılması gibi nedenlerle de kürtaj yapılmaktadır. Rahimden parça alınması için kürtaj fiyatları hakkında bilgiyi merkezimizden alabilirsiniz.

Kürtajın bir doğum kontrolü yöntemi olmadığı da unutulmamalı ve cinsellikte gebelikten korunma yöntemleri kullanılmalıdır.

Özel Hastanelerde Kürtaj Fiyatları

Özel hastanede kürtaj fiyatları 2019 çoğu zaman çocuk aldırma işleminin gebelik haftası, anestezi türü gibi nedenlerle değişiklik gösterir. Küretaj fiyatları özel hastane hakkında genel bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.

Devlet Hastanesi Kürtaj Fiyatları 2019

Devlet hastanelerinde kürtaj fiyatları 2019 yılında da özel hastanelere kıyasla çok daha uygundur.  Ancak devlet hastanelerinden kürtaj yapılıyor mu sorusu için yanıtımız gebeliğin kişinin sağlığı için tehdit oluşturması gibi birçok nedenden dolayı yapılabilmektedir. Devlet hastanelerinde isteğe bağlı kürtaj yapılması pek mümkün değildir.

Kürtaj Operasyonunu Kimler Yaptırabilir?

Gebeliğini sonlandırmak isteyen kadınlar kürtaj operasyonu yaptırabilirler. Kürtaj operasyonu öncesi birtakım gerekli olan izin ve imza durumları söz konusu bulunmaktadır. Bu durumlar sağlandığında kürtaj operasyonu gerçekleştirilmektedir. Kürtaj operasyonu olabilecek kadınlar şu şekilde bir takım sınırlamalara sahiptir:

  • 18 yaşını doldurmuş evli olmayan kadınlar kendi imza ve rızaları ile kürtaj operasyonu olabilirler.
  • 18 yaşını doldurmuş evli kadınlar eşleri ve kendi imzaları ile beraber kürtaj operasyonu olabilirler.
  • 15 yaşını doldurmuş 18 yaşını doldurmamış olan siviller evli dahi olsalar anne ve babalarının imzaları ile kürtaj olabilirler.
  • On beş yaşını doldurmamış bireyler hiçbir imza durumu kabul edilmez ve kürtaj olamazlar.

 

Kürtajın Nasıl Yapıldığına Dair Animasyonu İzleyebilirsiniz

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Kürtaj nedir? 
Kürtaj nasıl yapılır?
Kürtaj ne zaman yapılır?

Konu ile alakalı uluslar arası kaynaklar:
https://www.nhs.uk/conditions/abortion/

Kürtaj hakkında daha fazla bilgi almak bize ulaşabilirsiniz
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail: info@abacioglu.com.tr

Read more
Kürtaj ne demek

Kürtaj Ne Demektir?

Kürtaj ne demek sorusu sıklıkla karşımıza çıkan bir sorudur. Kürtaj ne demek denilince halk arasında çocuk aldırma ya da bebek aldırma cevabı verilse de asıl cevap rahim içine tutunarak, büyümeye başlayan cenininin tıbbi yöntemler kullanılarak gebeliğin sonlandırılması işlemidir.

Kürtaj ne demek sorusu kadar merak edilen bir başka konu daha vardır ki o da gizli kürtaj işlemidir. Gizli kürtaj ne demek hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için de gizli kürtaj ne demek, gizli kürtaj nasıl olur gibi soruların yanıtlarını bu yazının içinde bulabilirsiniz.

Gizli Kürtaj Nedir?

Kürtaj yaptıran kişilerin kimliği kliniğimizce gizli tutulur. Tüm kimlik ve işlem bilgileriniz T.C. Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Yönetmeliği’nde yer alan RG.,01.08.1998 ve de  23420 maddeleri gereğince bir başkası ile kesinlikle paylaşılamaz. Gizli kürtaj ne demek sorusu için bilinmesi gereken sadece kimlik bilgilerinin gizli tutulmasıdır. Evlilik dışı kürtaj için de kürtajın yasal süresi olan 10. Haftanın geçilmemesi gereklidir. Bu ikisi arasındaki ayrımın çok iyi bilmesi son derece önemlidir.

Kürtaj sadece istenemeyen bebeğin alınması olarak algılanmamalıdır. Kürtaj ne demek olduğu kadar kürtaj ne demek değildir de bilinmelidir. Kürtaj her zaman istenmeyen gebeliğin sonlandırılması değildir bazı durumlar gebelik istense de kürtaj yapılması anneyi kurtarmak ve sağlığını korumak için yapılması gereken bir tedavi yöntemi olabilmektedir. Aniden sonlanan hamilelikler çoğu zaman düşük olarak tabir eden sonucu da beraberinde getirir. Ancak düşük sonrası rahim içerisinde kalan parça ya da parçalar olması durumunda kürtaj yapılarak parçalar çıkartılır. Kürtaj ne demek kelime anlamı olarak küreme işlemi yapılarak karın boşluklarında ya da organlarda istenmeyen dokuların kazınarak çıkarılmasıdır. Anne karnında bebek ölümü, boş gebelik gibi sağlık sorunlarında da kürtaj ne demek cevaplarını oluşturan faktörlerdendir. Kürtaj sicile işlenir mi diye oluşan korku halk arasında bir söylentiden fazlası değildir.

Kürtaj ne demek olgusu yalnızca rahim içinden bebeğin alınması için yapılan işlemi değil, aynı zamanda uterus içerisinde gelişmiş ya da yerleşmiş parça, kist ya da polip gibi farklı materyallerin de küretaj ile çıkartılmasıdır. Birçok kadında meydana gelen rahim kalınlaşması, miyom ya da daha birçok sağlık problemleri için de kürtaj ne demek, kürtaj ne için yapılır için örnek verilebilecek örnek arasında yer almaktadır.

Kürtaj Nerede Yaptırılmalıdır?

Kürtaj yapan yerler araştırması yaparken karşınıza mutlaka ucuz kürtaj, güvenli kürtaj yaptığını iddia eden kürtaj yapan doktorlar ya da kürtaj yapan klinikler gibi yerler çıkacaktır. Çoğu zaman merdiven altı kürtaj yapan yerler olan bu kişi ve sözde kurumlar küretaj adı altında sizi canınızdan dahi edebilecek yasa dışı kürtaj yapan yerler olabileceği ihtimali unutulmamalıdır. Kürtaj ne demek olduğunu dahi bilmeyen bu sözde doktor ya da kliniklere kesinlikle itibar etmemeli ve mutlaka ama mutlaka her zaman en iyi kürtaj yapan hastaneler ilk tercihiniz olmalıdır.

Kürtaj her ne kadar küçük bir işlem gibi algılansa da insan sağlığını yakından ilgilendiren bir operasyondur ve bu nedenle de kesinlikle kürtaj nerede yapılır ise yapılsın düşüncesi son derece yanlıştır. Kürtaj yapan hastaneler dikkatli seçilmeli ve kürtaj yapan doktor da bu konuda tecrübeli olmalıdır.

Kürtaj Yasal mıdır?

Kürtaj Türkiye’de 1983 yılında onaylanan kanun ile yasallaşmıştır. İsteğe bağlı kürtaj yapan devlet hastaneleri de özel hastaneler de kürtaj için belli şartlar ararlar. Evli kadınlar kürtaj yaptırmak istediğinde eş onayı ve imzası gerekirken 18 yaş üstü bekar kadınlarda kürtaj için partner rızası aranmaz.

Kürtaj Kaçıncı Haftaya Kadar Yapılabilir?

Kürtaj süresi gebeliğin maksimum 10. haftasına kadardır.

Reşit Olmayan Kız Çocuklarında Kürtaj Yasal mıdır?

Henüz 18 yaşını doldurmamış olan bir kız çocuğu için cezai ehliyetten bahsedilmesi mümkün değildir. 18 yaşından önce hamile kalmak çocuğun kendi sorumluluğunda sayılmamakta ve döllenmenin karşı taraf yani erkeğin sorumluluğunda olduğu kabul edilir. Bu nedenle, bu kız çocuğunun gebe kalmasının, kendi sorumluluğunda olmadığı ve döllenmenin karşı tarafın (erkek partnerin) sorumluluğu altında olduğu kabul edilir.

Çocuğun kişisel dokunulmazlığı hakkındaki kanunlar 16 yaşını doldurmuş kız çocuklarının henüz 18’den gün almamış olmaması koşulu sağlanmışsa karşı taraf hakkında isteğe bağlı şikayette bulunabilmek mümkündür. Fakat çocuk 16 yaşının altında ve hamile ise şikayetçi olunmasa dahi erkek hakkında cinsel istismar suçlaması ile işlem yapılır.

16 yaşını dolduran kız çocukları açık konuşmak gerekirse kürtaj ne demek diye sorulsa bunu cevaplamakta oldukça güçlük çekeceklerdir. Kürtaj ne demek bilmeyen bir çocuğun kendisi karar veremeyeceğinden anne ve baba onayı verilirse ve gebelik 10 haftayı aşmamışsa kürtaj yapılabilir. Ne yazık ki bazı durumlarda 16 yaşından da küçük kız çocuklarının hamile kalabilmektedir. Her çocuk gibi hamilelik nedir, kürtaj ne demek cevaplarından bir haberdir. 16 yaşından küçük hamileliklerde kürtaj mahkeme kararına bağlı olarak yapılabilmektedir.

Kürtaj Yöntemleri Nelerdir?

Kürtaj yöntemleri kürtaj ne demek kadar merak edilen konulardandır. Kürtaj lokal anestezi ile yapılabildiği gibi daha çok sedasyonla kürtaj yani uyutularak kürtaj tercih edilmektedir. Uyutarak kürtaj yapan doktorlar bu anestezi uygulaması ile kadına hem psikolojik destek sağlamış olurlar hem de işlemin daha konforlu geçerek kürtaj sonrası iyileşme sürecinin daha hızlı olmasını sağlarlar.

Kürtaj Ne Kadar Sürer?

Kürtaj ne demek, kürtaj ne kadar sürede yapılır, vakumlu kürtaj kaç dk sürer gibi sorular sıklıkla hastaların kafasını karıştırmaktadır. Kürtaj işlemi ortalama 10-20 dakika sürer. Hastanın kendine gelip, klinikten ayrılması için de yaklaşık 30 dakikaya ihtiyacı vardır.

Kürtaj Yapıldığı Sonraki Muayenelerde Belli Olur mu?

Kürtaj ne demek konusu net anlaşıldığında kürtajın, sonraki muayenelerde belli olup olmayacağı kolay anlaşılabilmektedir. Kürtaj işlemi üzerinden kısa bir zaman geçtikten sonra kadının kürtaj olduğunuz anlaşılamaz.

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Kürtaj fiyatları ne kadar?
Kürtaj nasıl yapılır?
Kürtaj nedir?
Kürtaj sonrası neler yaşanır?

Kürtaj hakkında daha fazla bilgi almak bize ulaşabilirsiniz
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail: info@abacioglu.com.tr

Read more
kürtaj sonrası dikkat etmeniz gerekenler

Kürtaj Sonrası Dikkat Etmeniz Gerekenler

Kürtaj sonrası dikkat etmeniz gerekenler: Gebeliğin sonlandırılması için yapılan bir operasyondur. Gebeliğin onuncu haftasına kadar kürtaj yapılmaktadır. Gebeliğin onuncu haftasından sonra kürtaj işlemi yapılmaz. Kürtaj cerrahi bir müdahale olduğu için kürtaj öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gereken bir takım hususlar vardır. Bu hususlara dikkat etmek kadının daha iyi ve daha hızlı iyileşmesini sağlamaktadır.

Gebe olduğunuzu anladığınız an ve kürtaja karar verdiğiniz zaman kürtaj işlemi için Abacıoğlu Kliniğimizi tercih edebilirsiniz. Uzman hekimimiz bu konuda yapmış olduğu çalışmalar ile oldukça iyi işler başarmıştır. Hekimimiz kürtaj öncesi ve sonrası hastalarına bilgilendirmekte ve her işlemden sonra ultrason ile bakarak olası bir parça kalması problemini ortadan kaldırmaktadır.

Kürtaj işlemi gerçekleştikten sonra kanama başta olmak üzere bir takım durumlar ortaya çıkabilir. Bu durumlara karşı bilgili olmak kürtaj sonrası daha iyi önlem almanız açısından faydalı olacaktır.

Kürtajdan önce dikkat etmeniz gereken hususlar nelerdir?

  • Kürtaj olacağınız zaman kürtaj için kesin karar vermiş olmanız gereklidir. Eğer kürtaj için herhangi bir tereddüt durumu söz konusu ise bu konuda yardım alabilirsiniz. Çünkü kürtaj kesin olarak karar verilmeden yapılacak bir işlem değildir.
  • Kürtaj operasyonu sırasında anestezi uygulaması yapılacaktır. Anestezi doktorunuzun da belirlenmesi ile beraber genel anestezi ya da lokal anestezi olabilir. Anestezi durumuna sıkıntı var yaşamamanız için kürtaja bir tanıdığınız ve gelmeniz daha doğru olacaktır.
  • Kürtaj sırasında anestezi alacağınız için kürtaj öncesinde bir süre yeme ve içme işlerine ara vermeniz gereklidir.

Kürtaj sonrası dikkat etmeniz gereken hususlar nelerdir?

  • Kürtaj sonrası kliniğimiz de kendinize ait özel odada dinleneceksiniz.
  • Kendinize geldiniz de taburcu olabileceğinize inanıyorsanız ve kanamanız yoksa işlem sonrası konuşma için hekiminizle konuşmaya gidin
  • Eğer kanamanız varsa mutlaka kendilerine bildirin
  • İşlemden sonra merkezimizde siz uyanmadan evvel mutlaka ultrason ile bakarak içeride parça kalıp kalmadığına bakacağız.
  • Çok nadir durumlarda içeride parça kalmadığını tespit etmemize rağmen rahim ağzındaki spazma bağlı dışarıya akması gereken kan akamaz ve içeride toplanır, bir dönem sonra kasık ağrısı ve parçalar halinde atılır. Bu durumda gittiğiniz bir hekim içeride parça bırakmışlar diyebilir. Oysaki bu durum bir komplikasyondur ve rahim ağzındaki spazmın çözülmesi ile sonuçlanır.
  • Kürtaj sonrası kanamanız olabilir. Kanamanız yoğun ya da hafif bir şekilde gerçekleşebilir. Bu durum hakkında hekimimiz sizlere en doğru bilgilendirme yapacaktır. Kanama için ped kullanabilirsiniz. Enfeksiyon durumu olmaması için pedinizi sürekli değiştirin.
  • Enfeksiyon kapmamak için havuz, deniz, sauna ve hamamları bir süre kullanmayın.
  • Kürtaj sonrası ağrılarınız olabilir. Bu ağrılar için sizlere doktorunuz ilaç önerecektir. Doktorunuzun da verdiği ilaçları düzenli olarak kullanarak ağrılarınızın kısa sürede geçmesini sağlayabilirsiniz.
  • Mide bulantısı yaşamamak için kürtaj sonrası daha hafif beslenmeye dikkat edebilirsiniz.
  • Kürtaj sonrası bir süre cinsel ilişkiye ara vermeniz gereklidir. Yaralarımız iyileşmeden cinsel ilişkiye girmeniz kanamalarınızın artmasına neden olur.

Merkezimizde stresiz bu işin yapılabilmesi için VIP servisimiz vardır. Hastalarımızı evlerinde alıp işlem sonrası da evlerine bırakıyoruz. Bu uygulama tamamen sizlerin rahatlatıcı için uygulanmaktadır.

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Kürtaj fiyatları ne kadar?
Kürtaj nedir? 
Kürtaj nasıl yapılır?
Kürtaj ne zaman yapılır?

Read more
Kürtaj kaç haftaya kadar yasaldır

Kürtaj İşlemi Kaç Aya Kadar Yasaldır?

Kürtaj işlemi kaç aya kadar yasaldır? Cerrahi bir müdahale olan kürtaj gebeliğin sonlandırılması için yapılmaktadır. İstenilmeyen gebeliklerin sonlandırılması, gebelik sırasında annenin hayatını tehlikeye atacak durumun oluşması ile kürtaj operasyonu yapılabilir. Kürtaj operasyonu cerrahi bir işlem olduğu için hastane ortamında yapılmalıdır. Yani kürtaj için steril bir ortam gereklidir. Steril olmayan ortamlarda yapılan kürtaj işlemi sonrası kadınlar enfeksiyon kapabilir. Bu durumda tehlike yaratmaktadır.

Kürtaj operasyonu uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Kısa süreli bir operasyon olsa da bu işin uzmanları tarafından yapılması oldukça önem taşımaktadır. Abacıoğlu Kliniğimizde uzman hekim rafından kürtaj operasyonu gerçekleştirilmektedir.

Kürtaj İşlemi Yasaldır

Kürtaj işlemi yasaldır

Kürtaj operasyonu ülkemizde yasal süre içerisinde kanuni olarak yapılmaktadır. Yasal sürenin aşılması ile bu operasyonu gerçekleştirilmez. Kürtaj operasyonu için yasal süre on haftadır. Gebelikte doktorlar tarafından süre hafta olarak hesaplanmaktadır. Bu sürede ortalama 2 buçuk aya denk gelmektedir. On haftalık süreyi aşmış olan gebeliklerde kürtaj operasyonu yapılmaz. Bu durumun aşılması ile beraber işleminin yapılması suç teşkil etmektedir. Gebeliğin ilk onuncu haftayı aşmış olduğu halde size kürtaj yapabileceğini söyleyen bir takım yerler merdiven altı çalışmaktadır ve genellikle böyle yani ruhsatı da bulunmamaktadır. Bu gibi yerlerde hayatınızı tehlikeye atmayın.

Abacıoğlu Kliniğimizde kürtaj operasyonu onuncu haftaya kadar yapılmaktadır. Onuncu haftayı aşmış olan gebelikleriniz için kürtaj operasyonu yapılmayacaktır.

Türkiye’de Kürtaj İçin Yasal Süre?

Türkiye de çocuk aldırmak için yasal süre 10 hafta olarak belirlenmiştir. Son adet döneminin ilk gününden itibaren haftalar sayılarak gebelik haftası belirlenir. Kadın doğum  uzmanı ultrason muayenesi ile de gebelik haftasını kontrol eder ve daha doğru bir sonuç ortaya çıkarır. Sonuca göre işlem yapılır ve operasyon için aranan en önemli şartların başında gebeliğin, kürtaj için yasal süre içinde devam ediyor olmasıdır.

Eğer gebelik haftası 10 haftayı geçmemiş ve yukarıdaki şartlar uygunsa kürtaj yapılabilir. Ancak  devlet hastaneleri isteğe bağlı kürtajı yasal olmasına rağmen yapmamaktadır. Bu konu ülkemizde oldukça tartışmalı bir konudur ve çocuk sahibi olmaya karar vermek kadar kürtaj için yasal süre içerisinde kürtaj olmak da her kadının hakkıdır.

Devlet hastanelerinde yalnızca zorunlu kürtajlar yapılabilir. Zorunlu kürtajlar ise ancak anne sağlığını tehdit eden gebeliklerde sakat, gelişim sorunu olan, anne karnında ölen ve kalp atışı alınamayan ceninler için yapılabilir. Bu tarz durumlarda gebelik haftası gözetilmez. Ayrıca devlet hastanelerinin diğer handikabı ise uzun randevu tarihleridir. Uzak zamana verilen randevular hem hastayı psikolojik açıdan yorar hem de yasal süreç olan 10 haftanın kaçırılmasına sebep olur. Özel hastahane  ve kliniklerde ise isteğe bağlı kürtaj yasal süreç içerisinde yapılmakla birlikte zorunlu kürtajlar gebelik haftasına bakılmadan gerekli görüldüğü vakitte yapılır.

Türkiye’de kürtaj yasal süre olan 10 hafta içerisinde yapıldığı sürece yasak değildir. 10 haftayı geçen gebeliklerde ise sadece zorunlu durumlarda kürtaj yapılabilir.

Evlilik Dışı Kürtaj Yasal mı?

Evlilik dışı kürtaj yasal mı

Evli olmayan kadınların kürtaj yaptırmasında kürtaj için yasal süre içerisinde hiçbir sorun yaşanmaz. Evlilik dışı kürtaj olmak isteyen kadınların, istenmeyen gebeliği kendi rızaları ile sonlandırmak istediklerine dair bir onam formu imzalamaları gerekir.

Bekar kadınların kürtaj yaptırabilmesi için aranan tek şart kürtaj için yasal süre şartıdır. Bunun için hamilelik 10 haftayı doldurmuş ve 11. haftadan gün almış ise kürtaj yapılması kanunen yasaktır. Bu konuda bazı kadınlar ısrarcı davransa da kürtaj için yasal süre kadının sağlığını korumak için belirlenmiş bir süredir.

Kürtajın yasal süreyi aşması durumunda kadın ile birlikte operasyonu yapan hekimler de ağır ceza mahkemelerinde ‘Kasten adam öldürme’ suçundan yargılanır ve gerekli cezayı alırlar.

Bir kadının aktif cinsel yaşamı var ise kürtajı bir doğum kontrol yöntemi olarak görmemeli ve partneri ile birlikte kendileri için en doğru gebelikten korunma yöntemleri arasından en uygun olanı seçmelidir. Bu konuda bir kadın doğum uzmanında danışmak da çiftin en doğru korunma yöntemini bulmasına yardımcı olacaktır. Örneğin bazı kadınlar spiral ile hamilelikten korunmak isterler ancak spiral sık sık genital enfeksiyon geçiren kadınlarda tercih edilmeyen bir korunma yöntemidir. Kimi kadınlar ise doğum kontrol hapı kullanarak gebelikten korunmak ister. Doğum kontrol hapları oldukça fazla türü olan bir ilaç grubudur ve her bir farklı doğum kontrol ilacı değişik oranlarda hormon içerir. Bu nedenle doğum kontrol hapı seçerken dikkat edilmesi gereken şeyler oldukça önem alır ve hangi ilacın sizin için doğru olup olmadığını sadece hekiminiz belirleyebilir.

10 Haftadan Büyük Kürtaj Şartları

Bir takım istisnai durumlar söz konusu olduğunda yasal süre aşılmış olsa dahi kürtaj işlemi yapılabilir. Bu istisnayı durumlar genellikle hayati önem taşıyan durumlardır. Ve pek çoğu mahkeme kararı ile onaylanması da gereklidir. Bu istisnai durumlar dışında yasal süre aşıldığında kürtaj işlemi gerçekleştirilmez.

  1. Gebelik sırasında kaçıncı hafta olursa olsun annenin hayatını tehlikeye atacak bir durum ortaya çıktığında kürtaj işlemi yapılmaktadır. Anne karnında bebeğin ölmesi anneyi zehirlenme olayına neden olacağı için beklemeden yasal süre dışında da kürtaj yapılır.
  2. Bebeğin doğmadan hastalıkları öğrenilebilmektedir. Eğer hayatına devam etmekte zorluk yaşayacağı bir hastalık durumu var ise kürtaj işlemi yapılabilir.
  3. Kadın tecavüzden dolayı hamile kalmış ve bebeği olmuşsa mahkeme kararı ile yasal süre dışında kürtaj yaptırabilir.

Kürtajın Şartları Nedir?

  1. Ülkemizde çocuk aldırmak için yasal süre gebeliğin başlangıcından itibaren 10 haftadır. 10 hafta üzerinde özel şartlar dışında kürtaj işlemi yapılamaz. Gebelik  haftası 10+1 dahi olsa hem kürtaj yapmak hem de yaptırmak yasaktır ve cezai işlem uygulanır. Gebeliğin başlangıcı birçok kişinin düşündüğü gibi ilişkinin yapıldığı gün değil  son adetinin başladığı ilk gündür. Bu yanlış bilgi hamilelik belirtileri olsa dahi yakın zamanda bir çocuk sahibi olmak istemeyen bazı kadınlarda kürtaj için yasal süre aşımına neden olur. Bu nedenle hamile kalma tarihi hesaplaması iyi yapılmalıdır.
  2. Evli bir kadın çocuk aldırmak istiyorsa eşinin onayı ve imzası gerekmektedir. Ancak bu şartla kürtaj yapılabilir.
  3. Bekar ve reşit bir kadın kendi rızasıyla istediği hastaneye gidip kürtaj yaptırabilir.
  4. Reşit olmayan kadın yalnızca anne baba rızası ve imzasıyla kürtaj olabilir.
  5. 16-17 yaş açısından belirtelim kesin anne ve baba izni
  6. 16 yaş altı gebeliklerde mutlaka adli makamların izni gereklidir.
  7. Boşanmış bir kadın boşanma tarihinden ancak 3 ay sonra kendi isteği üzerine kürtaj yaptırabilir
  8.  TCK 99/6 maddesi aşağıdaki gibidir: “Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir.”

Buradaki asıl problem kadının mağduru olduğu bir suçtan dolayı gebe kaldığı kararını kim verecek doğrudan hekim mi yoksa adli makamlar mı? Bu sorunun cevabı başka makalelerin konusu olacaktır. Tüm bu şartlar kürtaj için yasal süre devam ediyorsa geçerlidir ve kürtajın yasal süresi dolarsa operasyon yapılamaz. Ancak 8. Madde ki durum çok farklıdır ve bu konu başlı başına bir makale konusudur

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:

Kürtaj sonrası neler yaşanır?
Kürtaj ne zaman kaçıncı haftaya kadar yaptırılır?
Kürtaj fiyatları ne kadar?

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail: info@abacioglu.com.tr

Read more
Kaç Aya Kadar Kürtaj Yapılmaktadır?

Kaç Aya Kadar Kürtaj Yapılmaktadır?

Kaç Aya Kadar Kürtaj Yapılmaktadır? İstenilmeyen gebeliğin sonlandırılması için haplarla yada vakum sistemi ile kürtaj işlemi yapılır.Kürtaj işlemi ülkemizde yasal bir işlemdir.Bir dönem yasaklandığı konusunda gündemler yaratılmış ama halen 1937 yılında yürürlüğe girmiş yasa geçerlidir.

Kürtaj mutlaka uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmesi gereken cerrahi bir operasyondur. Kürtaj operasyonu istenilmeyen gebeliklerin sonlandırılması için yapılabildiği gibi gebelik sırasında annenin hayatını tehlikeye sokacak durumların oluşması ile de hekim tarafından gebeliğin devam etmemesi gerektiği konusundaki öneriler nedeniyle de kürtaj yapılabilir.

Kürtaj operasyonu kimler yaptırabilir?

Kürtaj operasyonunun yasal olarak yapılabilmesi için bazı kurallar vardır. Kürtaj operasyonu yaptırabilecek olan kişilere yaşlarına göre yasal bir sınırlama getirilmiştir.

  • 18 yaşında doldurmuş evli olan kadınlar eşlerinin ve kendilerinin imzası ve rızası ile kürtaj operasyonu yaptırabilirler.
  • 18 yaşını doldurmuş evli olmayan kadınlar sadece kendi imza ve rızaları ile kürtaj operasyonu yaptırabilirler.
  • 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış olan bireyler evli dahi olsalar anne ve babalarının imzaları ve rızaları ile kürtaj operasyonu yaptırabilirler.
  • 15 yaşını doldurmamış olan bireyler anne babalarının rızaları dahi olsa kürtaj olamazlar. Çünkü 15 yaşın altında hamilelik yasal bir suçtur ve bu durumun ilgili mercilere bildirilmesi gereklidir.

Kürtaj operasyonu ne zamana kadar yaptırılabilir?

Kürtaj operasyonu yaptırılabilmesi için yasal bir süre bulunmaktadır. Kürtaj operasyondan yasal süre on haftadır. On haftayı aşmamış olan gebeliklere sahip olan hastalarımız  yasal olarak  kürtaj operasyonu yaptırabilir. Bu durum yaklaşık iki buçuk aya denk gelmektedir. On haftanın üstündeki gebelik durumların da kürtaj operasyonu yapılmamaktadır bu durum yasal olarak yasaklanmıştır.

Eğer onuncu haftayı geçmiş olmasına rağmen sizi kürtaj yapabileceğini söyleyen muayenehaneler var ise bu yerler kanun dışında iş yapıyordur ve bu tarz yerler de hayatınızı tehlikeye atmayın.

Yasal süre dışında bir takım istisnai durumlar olduğunda kürtaj operasyonu yapılabilir. Bu istisnai durumlar şu şekilde olmaktadır.

  • Gebelik sırasında annenin hayatını tehlikeye atacak bir durumun meydana gelmesi
  • Doğacak olan bebeğin kromozom kaynaklı sıkıntıları bulunuyor ise
  • Doğacak olan bebeğim doğduktan sonra yaşamsal faaliyetlerini tek başına devam ettiremeyecek sıkıntıları bulunuyor ise
  • Tecavüz kaynaklı hamilelikler ( mahkeme kararı ile)

Kürtaj Nasıl Yapılır?

Gebeliğin sonlandırılması için yapılan işleme kürtaj operasyonu ismi verilmektedir. Kürtaj operasyonu uzman hekimler gerçekleştirmektedir. Uzman hekim dışında herhangi bir sağlık personelinin kürtaj yapma yetkisi yoktur.

Kadınlar kimi zaman hazır olmadıkları dönemde gebelik durumu yaşayabilirler. Bu gibi durumlarda en uygun yöntem kürtaj uygulaması olmaktadır. Bunların yanı sıra annenin gebelik durumu devam ederken herhangi bir sorun ortaya çıktığın da kürtaj operasyonu yapılmaktadır.

Kürtaj operasyonu hamileliğin onuncu haftasına kadar yapılmaktadır. Ülkemizde kürtaj yaptırmak yasal bir işlemdir. Fakat kürtaj için de yasal bir süre bulunmaktadır. Bu yasal süresi on haftadır. Gebeliğin onuncu haftasına aşılması durumunda kürtaj işlemi gerçekleştirilmez.

Kürtaj ameliyatı süreci

Kürtaj operasyonu lokal anestezi ya da genel anestezi altında yapılmaktadır. Eğer genel anestezi uygulamak istiyorsanız mutlaka anestezi hekiminin ve yoğun bakım ünitesinin olduğu bir hastanede işlem yapılmalıdır. Muayehane koşulunda kürtaj yapılmamalıdır. Bir çok hekim muayene koşulunda kürtaj yapmakta ve anestezi hekimi olmadan birlikte çalıştıkları sekreter tarafından hastalara anestezi verilmektedir. Eğer bir tıp merkezine gittiyseniz ve orada işlem olacaksanız en azından anestezi cihazı ambu vs gibi anestezide gerekli olan aletin orada olması gereklidir.

Abacıoğlu kliniğimiz de kürtaj öncesi hastanın herhangi bir risk altında kalmaması için gerekli tahlil ve tetkikler yapılmaktadır. Bu tahlil ve tetkikler neticesinde hastanın hangi anestezi çeşidini alacağı da belirlenmektedir. Anestezinin verilmesinden sonra kürtaj işlemine başlanmaktadır. Kürtaj işlemi kısa ve kolay bir operasyondur. Kürtaj işlemi sonrasında hastalar günlük hayatlarına devam edebilirler. Hastanın anestezisinden sonra uzman hekimimiz tarafından kürtaj için geliştirilmiş özel şırıngalar ile kürtaj işlemine başlanır. Anne rahmine ters basınçlı hava verilmesi ile rahim içerisindeki dokular rahim dışına alınır. Bu işlemler ile gebelik durumu sona erer. Rahim içerisinde doku kalıp annenin rahatsız olmaması ya da tekrar bir operasyon yaşamaması için rahim içinde doku kalıp kalmadığı hasta uyanmadan ultrason ile kontrol edilir.

Kürtaj Sonrası Ağrı Olmaması İçin Yapılması Gerekenler

Kürtaj cerrahi bir operasyondur. Uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmektedir. Kürtaj operasyonu istenilmeyen gebeliklerin sonlandırılması için yapılmaktadır. Kürtaj,genel  ya da lokal aneztezi altında  gerçekleştirilir.Lokal anestezi yapıldığında küçük kasık ağrıları olabilir bazen hastanın ağrı eşiğine ve psikolojik durumuna göre biraz fazla olabilir.Lokal anestezi  sonrası kürtaj yapılan hastada işlemden sonra basit ağrı kesilerle tedavi edilen ağrılar olabilir.Genel anestezi sırasında uyuduğunuz için hiçbir şey hissetmeyeceksiniz.Uyandığınız sırada basit ağrı kesicilerle geçen kasık ağrılarınız olacaktır.İşlem bitmeye yakın hekiminiz size ağrı kesici bir iğne yaptıracaktır buna bağlı tablonuzu ağırlaştıracak ağrılarınız olmayacaktır.

Kürtaj işlemi kısa sürede gerçekleştirilen basit bir operasyonur. Kürtaj olan hastalarımız özel odalarında dinlendikten sonra rahatça günlük hayatlarına devam edebilirler

Kürtaj işlemi sonrasında ağrıların olması çok normal bir durumdur. Ancak bu ağrıların daha az olması için kürtajın bitmesine yakın ağrı kesici iğne ve işlemden sonra basit ağrı kesiler reçete edilmesi dışında:

  • İstirahatınızı yeterince yapın
  • Ilık duşlar alın ama kendinizi üşütmeyim ve sıcak tutun
  • Gerekli olursa karnınıza sıcak su torbası koyun
  • Doktorun önerdiği ilaçları işlemden sonra yemek yedikten sonra hemen başlayın ve düzenli kullanın
  • Ağır kaldırmayın ve kendiniz zorlamayın
  • Genital bölge hijyenine dikkat ediniz
  • Tampon kullanmayın bunun yerine hijyenik ped kullanın

Kürtaj yaptırmaya karar verdikten sonra kürtaj sonrası süreç ile ilgili doktorunuzdan mutlaka bilgi almalı ve aklınıza takılan tüm soruları sormalısınız. Bu sayede kürtaj sonrası iyileşme dönemini hem çok rahat geçirip hem de kısaltabilirsiniz.

Kürtaj olayı cerrahi bir müdahale olduğu için kişiler kürtaj öncesi ve sonrası bir takım hususlara karşı dikkatli olmalıdır. Kürtaj sonrası kanama ve ağrı durumları kadınlarda sıklıkla görülen programlar arasında yer almaktadır. Kişiler kürtaj sonrası yaşayacağı durumları bilerek bu durumlara karşı önlemler alırlarsa iyileşmeleri de daha hızlı bir şekilde olabilir.

Kürtaj sonrası kanama

kürtaj sonrası kanama

Kürtaj sonrası kanama oldukça sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Kadınlarda yaklaşık iki hafta kadar kanama durumu sürebilir. Kimi zaman kanamalar yoğun bir şekilde olurken kimi zaman damla şeklinde ve kısa süreli olabilir. Kanama sırasında kan pıhtısı şeklinde kanamalarınızın olması ilk günler beklenmektedir. Bu durum sizi korkutmamalı. Eğer yoğun kanama durumunuz uzun süre devam ediyorsa bu durumu doktorunuza bildirmelisiniz. Ayrıca kanamanız iki haftadan da uzun sürüyorsa bu da doktorunuza danışmanız gereken hususlar arasındadır.

Kürtaj sonrası ağrı durumu

Pek çok kadında kürtaj sonrası ağrı durumu gözlenir. Ağrı durumu genellikle karın boşluğunda hissedilmektedir. Kramp şeklinde giren ağrılar kimi zaman uzun süre erken kimi zaman bir sancı ile gelip gidebilir.

Günümüzde vakumlu kürtaj işlemi en sık olarak tercih edilen işlemdir. Vakumlu kürtaj yönteminde rahim içerisindeki dokular bir basınç ile dışarı alınırken dokuların bir kısmının rahim içerisinde kalma durumu söz konusu olabilir. Böyle bir durum yaşandığında kalan parçalar kadınlarda ağrı durumuna yol açmaktadır. Eğer kanama sırasında küçük parçalar kendiliğinden düşmezse tekrar bir kürtaj müdahalesi yapmak gereklidir. Çünkü rahim içerisinde doku orada bırakılamaz.

İlk günler cerrahi işlem olduğu için de bir ağrı durumu hissedebilirsiniz. Fakat ağrı durumunuz geçmeden uzun süreli olarak devam ediyorsa bu durumu doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Rahim içi ultrason ile kontrol edilecektir.

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Kürtaj fiyatları ne kadar?
Kürtaj nedir? 
Kürtaj nasıl yapılır?
Kürtaj ne zaman yapılır?
Kürtaj sonrası neler yaşanır?

Kürtaj hakkında daha fazla bilgi almak bize ulaşabilirsiniz
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail: info@abacioglu.com.tr

Read more

Düşük Hapı Nedir?

Anne olmak pek çok kadının hayali iken kimi zaman istenilmeyen ve planlanmayan bir durumda gebelik durumu olabilir. İstenilmeyen gebelik durumları olduğunda kadınlar bebeği doğurmak istemezler. Bu takdirde ise gebeliğin sona erdirilmesi düşüneceklerdir.

Gebeliğin sona erdirilmesi için uzman hekimler tarafından kürtaj operasyonu önerilmektedir.Hiç bir şekilde ciddi problemlere yol açacak ilaçlardan uzak durun. Yine uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen bu işlem genel anestezi ya da lokal anestezi altında yapılmaktadır. Kürtaj operasyonu cerrahi bir müdahaledir. Cerrahi bir müdahale olsa da kürtaj operasyonu kısa sürede yapılan ve kadınların rahatlıkla günlük hayatına devam etmesini sağlayan bir işlemdir. Yani kürtaj operasyon olduktan sonra günlük hayatınızı etkileyecek durumlar olmayacaktır.

Ailesinin istemediği ya da evlilik dışı hamile kalan kişiler, cerrahi operasyon olmaktan korkan kişiler ya da çevresinden duyduğu yanlış bilgiler ile kürtaj operasyonu yaptırmak istemeyen kadınlar farklı yol arayışına girerler. En sık kullandıkları yol ise düşük yaptıran ilaçlar ile gebeliğin sona erdirmeye çalışmaktır.

Bu ilaçlar rahmin içinde  gebelik kesesi görülmeden kullanılamaz.Yani ben gebeyim bu ilaçlarla düşük yapacağım denilemez.Öncelikle bu gebeliğin iç gebelik olduğunu tespit etmek gereklidir.İlaçlarla istenmeyen bir gebeliğin  sonlandırılması günler sürebilir ve bir hekim tarafından takip edilmesi gereklidir.

Düşük yaptıran ilaç doktor kontrolünde kullanılmalıdır

Ülkemizde düşük yaptıran ilaçlar sağlık bakanlığı tarafından onaylı değildir. Sağlık bakanlığı tarafından piyasadan toplatırmış ve satışına izin verilmemektedir. Yani yasal bir durum değildir. Hiçbir uzman hekim de düşük yaptırıcı ilaçlar ile gebeliğin sonlandırılmasını önermemektedir.Ancak bu ilaçları büyük ama sakat yada ölü bebekler düşürülmesi  amacıyla kullanırlar.Fakat kadınlar hekimlerin tedavi amacıyla verdiği özellikle adet söktürücü tarzındaki ilaçları düşük yapmak için kullanmayı tercih etmektedir. Bu doğru bir yöntem değildir.Zira bu ilaç ile gebelikler sonlanmaz ancak gebeliği olmayan ve hormonal nedenlerle  günü geçen  kadınlar bu ilacı kullandıklarında söküldüm diye sevinrler.

Düşük yaptırıcı ilaçlar yasal olmadığı için ve de uzman hekimler bu ilaçları önermediği için isteseniz de doktor kontrolünde bu ilaçları kullanamazsınız. Bütün hekimler gebeliğin sonlandırılması için sizlere kürtaj yöntemini önermektedir. Siz daha kolay ve sağlıklı olduğunu düşünseniz de düşük yaptığında ilaçların riski kürtajda çok fazladır.

Düşük yaptıran ilaç isimleri

Ülkemizde sağlık bakanlığı düşük yaptıran ilaçlara izin vermediği için bu ilaçların hepsi piyasadan toplanmıştır. Yani bir eczaneye gittiğinizde düşük yaptırıcı ilaç ülkemizde bulamazsınız. Yasal bir durum olmadığı için hiçbir hekim de bu ilaçları size yazamaz.

İstenilmeyen bir gebelik durumunuz var ise gebeliğinizin onuncu haftasına kadar kürtaj operasyonu yaptırabilirsiniz. Düşük yaptırıcı ilaçlar gibi yöntemlere başvurarak hayatınızı tehlikeye atmamalısınız. Geri dönüşü olmayan problemler bu ilaçlar ile ortaya çıkmaktadır.RU 486 tablet ve cytotec tablet ismindeki bu ilaçlar ancak hekimler tarafından kullanılmalıdır.RU 486 ülkemize ithali yasak bir ilaçtır.

Düşük Hapı Kullanmadan Önce Bunları Okuyun

Kimi zaman istenilmeyen gebelik durumları ortaya çıkabilir. Yetersiz korunma yöntemleri ya da fark etmeden olan bazı durumlar ile gebelik durumu meydana gelebilir. Fakat kadınlar her zaman anne olmaya hazır olmayabilirler. Bu gibi durumlarda en doğru yöntem gebeliğin sonlandırılması olacaktır.

Gebeliğin sonlandırılması için kürtaj operasyonu yapılmaktadır. Uzman hekimlerin istenmeyen gebeliklerde önerdiği  yöntem budur. Kürtaj operasyonu cerrahi bir müdahaledir. Özel kliniklerde ya da hastanelerde uzman hekimler tarafından yapılmaktadır. Genel anestezi ya da lokal anestezi altında kürtaj operasyonu gerçekleştirilir. Gebeliğin onuncu haftasına kadar kürtaj operasyonu yapılmaktadır. 10 haftalık denilen yasal bir süre bulunmaktadır ve bu yasal süre içerisinde bu operasyon gerçekleştirilir.

Kürtaj operasyonunun cerrahi bir müdahale olmasından dolayı kimi zaman kadınlar kürtaj yerine düşük hapları ile gebeliklerini sonlandırmak istemektedirler. Ya da kimsenin duymasını istemeden hamilelik durumu yaşayan kadınlar kendi başlarına gebeliklerin de sona erdirmek için düşük kapılarını tercih etmektedirler. Düşük hapları doktorların önermediği ilaçlardır ve bu hapları kullanmak oldukça tehlikelidir.

Düşük hapı kullanmak tehlikelidir

Düşük hapları kadınlar tarafından gebeliklerin sona erdirilmesi için kullanılmaktadır. Bu hapların ülkemizde sağlık bakanlığı tarafından satışı yasaklanmıştır. Çünkü düşük hapları kullanıldığında kadınlara zarar veren ilaçlardır. Sağlık bakanlığı tarafından onayı bulunmayan bu ilaçlar  eczanelerde satılmamakta hastane ve hekimlere verilmektedir. Hiçbir uzman hekim de bu ilaçların kullanımını size önermeyecektir. Fakat kadınlar düşük hapı adı altında piyasada ilaç bulamasalar da doktorların tedavi amacıyla verdiği o bir takım ilaçları düşük yapmak için kullanmaktadır. Özellikle adet söktürücü ilaçlar kullanıldığında kadınlar söküldüm diyerek sevinirler oysa gerçek gebelikte bu düşüğe neden olmaz. Fakat bu ilaçların kullanımı oldukça tehlikelidir. İlaç kullanıldıktan sonra anne karnında yaşamını yitiren bebekler annenin zehirlenerek ölümüne bile yol açmaktadır. Kimi zaman ise yoğun kanama ile gerçekleşen düşükler de kadınlar bu kanamanın önüne geçemez ve hayatları tehlikeye girer.

Düşük hapı kontrollü kullanılmalıdır

Doktorların önermediği bu ilaçların kullanımı oldukça tehlikelidir. Gebeliğin sonlandırılması için kullanılacak bu ilaçların bir takım komplikasyonları olabilir. Yani bu ilaçları kullandıktan sonra hayatınızı tehlikeye sokacak durumlar ortaya çıkabilir.

Bu ilaçları hekimler ancak büyük ama ölü ve sakat bebeklerin düşürülmesi amacıyla kullanmaktadır.

Kürtaj Hapı Sakın Kullanmayın

Kürtaj kelime olarak kazıma anlamı taşımaktadır ve dilimize başka bir dilden gelmiş olan bu kelimeden yapılan işlem ile beraber anne karnındaki dokularının kazınması gerçekleştirilmektedir. Kürtaj operasyonu gebeliklerin sonlandırılması için yapılan bir işlemdir. İstenilmeyen gebelik durumunda ya da annenin hayatını tehlikeye atan bir gebeliğin sonlandırılması için kürtaj yapılmaktadır.

Kadınlar hamile kaldığında kimi zaman bu hamilelik durumuna hazır olmayabilirler. Ya da evli olmadan hamile kalan kadınlar toplum baskısından dolayı bu duruma kimseye söylemeden kendi yöntemleri ile gebeliklerin de son vermeye çalışabilirler. Kürtaj hapı bu durumlarda kişiler tarafından kullanılmak istenen bir haptır.

Kürtaj hapı kullanmak tehlikelidir

Kadınlar kürtaj olmak istemediklerinde kürtaj hapı ile beraber düşük yapmak yani gebeliklerini sona erdirmek isterler. Kürtaj hapları ülkemizde sağlık bakanlığı tarafından onay verilmeyen haplardır. Bu hapı içildikten sonra rahim kaslarında kasılma ve gevşeme hareketleri başlar. Bu hareketlerle beraber anne rahminde bulunan bebek rahimden dışarı doğru kayarak rahimden ayrılır. Böylelikle gebelikte sona ermiş olur. Fakat kürtaj hapları son derece tehlikeli olan ilaçlardır. Bu durum anlatıldığı gibi kolay gerçekleşmeyebilir. Saatler süren sancılar ve yoğun kanamalar annenin hayatını tehlikeye atabilir. Hiçbir uzman hekim kürtaj haplarının kullanımını önermemektedir. Kürtaj haplarının da düşük dışında yan etkileri bulunmaktadır ve bu haplar kullanan kişilere zarar vermektedir.

Kürtaj hapı kullanmak ölüm getirir

Kürtaj haplarının satışı ve kullanımı ülkemizde yasaklanmıştır. Fakat kadınlar hekimlerin tedavi amacı ile verdiği adet söktürücü ilaçları düşük yapmak için kullanmayı tercih etmektedir. Kürtaj olmak istemeyen kadınlar bu gibi yollara başvururken bu durumların ölüm getirdiğini unutmamalıdırlar.

Kürtaj hapı kullanarak gebeliğin sona erdirmek isteyen ve bu işlemler sonucunda hayatını kaybeden kadın sayısı son derece fazladır. Sizler de gebe olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren gebeliğinizi sonlandırmak isteseniz de bu durumu hekiminiz ile konuşmanız en doğrusu olacaktır. Hayatınızı tehlikeye atacak olan kürtaj hapı gibi yöntemlerden uzak durmalısınız. Sağlığınızı kaybetmeden en makul şekilde gebeliğinizde sonlandırmak istiyorsanız kürtaj operasyonu en doğru olan yöntem olmaktadır.

Read more

Cilt Bakımına Genel Bir Bakış

Cilt Bakımı cildin durumuna göre sıklığı değişen ve ciltteki beğenmediğimiz görüntüleri düzeltmek için yapılan işlemlerin bütünüdür. Yinede aşağıdaki endikasyonlar olduğunda yapılması doğru bir yaklaşımdır

Cilt Bakımı İçin Endikasyonlar

  • Pürüzlü görünüm
  • İnce çizgi ve kırışıklıklar
  • Aşırı Pigment Artışı
  • Gözeneklerin görünür halde olması
  • Sivilce Lekeleri
  • Donuk ve silik Cilt Rengi
  • Pullanma
  • Kurumuş Deri
  • Akneler
  • Topikal Ürünlerin Etkinliğini Artırmak
  • Keratosis
  • Işığa Bağlı Hasarlanma

Cilt bakımı işlemlerinden sonra cilt hassas, gergin kuru ve kızarmış gözlenir. Bu tablo normaldir ve buz pansumanları ile kompres uygulanarak takip edilir. Bu dönemde istenirse ağrı kesiler kullanılır. Soyma işlemlerinde en önemli olan şey deriyi çekme, tahriş etmek, ovalama vs yapılmamalıdır. Deri bakımları için bakım ürünleri hekimimiz tarafından size verilecektir, ortalama 2 hafta kadar kullanmanız önerilir.1 ay süre ile direk güneş ışığından uzak olmanız derinizin sağlığı açısından önemlidir.

Estetik alanında en ilgimiz çeken organ deridir. Deri 3 tabakadan oluşur.

Epidermis:

Derinin en üst tabakasıdır. Keratinositler, Melanositler, Merkel Hücresi ve Langerhans Hücreleri olarak dört hücre tipini barındırırlar. En dıştaki cansız tabaka olan Stratum korneum ve onun altında stratum granulosum,stratum spinosum,stratum bazale adı altında canlı üç tabaka bulunmaktadır.

Stratum korneum keratinositler ve yağdan oluşan bu tabaka mikroorganizma, irritan maddeler güneş ışınlarına karşı cildi korur ve fiziksel bariyer olarak vazifesini belirleyen ve hiperpigmantasyonun nedeni olan melanin pigmentinin iki çeşidi vardır.

Feomelanin:

sarıdan kırmızıya değişen renklerde ve açık renkli insanlarda bulunur.

Ömelanin:

Kahve renk ile siyaha kayan renklerde olup siyah renkli kişilerde bulunan melanin türüdür. Melanin zararlı ultraviyole ışınlarını absorbe ederek derinin korunmasında çok ciddi bir fizyolojik öneme sahip olur. Deri ultraviyole ışınlarına maruz kaldığında melanin sentezi artar ve derinin koyulaşması ve bronz renk almasının nedeni budur

Dermis:

Epidermisin altındaki tabakadır. Papiller dermis ve retiküler dermis adı altında ikiye ayrılır. Bu tabakada bulunan asıl hücreler fibroplastlatdır.Fibroblastlar dermal ekstraselüler matriksin büyük kısımını sentezlerler.Bunlar kollagen ,elastin gibi yapısal proteinler,hyaluronik asit gibi glukozomano,glikanlar ve fibronektin , laminin gibi güçlü proteinlerdir. Dermisin altında ise hem fibröz hem de yağlı kompenentlerden oluşan superficial faysa yer alır.

Lokal Cilt Bakım Ürünleri

Lokal cilt bakım ürünleri cilt sağlığını desteklemek ve cildin bozulan görüntüsünü düzeltmek amacıyla kullanılan ürünlerdir. Bu konu ile ilgili elimizde bulunan ürünleri aşağıda maddeler halinde sizlere bu makalede sunuyoruz.

Yumuşak Yüz Temizleyicileri:

Yüz temizleyicilerin asıl amacı gerçek tedavi edici ürünü kullanmadan önce ciltten yağ, kir, makyaj malzemesini ve varsa kalıntıları temizlemesidir. İyi bir temizleyicinin asıl amacı doğal yağlardan cildi arındırmadan temizlemesidir.

Antioksidanlar:

Bu ürünler özellikle ultraviyole ısınlarının zararlı oksidatif etkilerini azaltırlar, hücresel oksidasyonun düzeltilmesi ve önlenmesine yardımcı olarak yaşlanmanın bulgularını tedavi eder. Vitamin C ve E özellikle yaşlanmış deride tedavide bulunması gereken ajanlardır.

Güneş Koruyucular:

Güneş korucular ultraviyole radyasyonunu absorbe ederek cildi koruyan kimyasal maddelerdir. Çinkooksit, titanyumdioksit inorganik minerallerden oluşan koruyucular ultraviyole radyasyonunu yansıtarak ve çok az absorbe ederek koruma sağlarlar. Güneş korucuların en önemli özelliği ultraviyole radyasyonuna karşı sağlamlığını koruyan maddeler olmalıdır.

Büyüme Faktörleri:

Fibroblast büyüme faktörü ürünleri, fibroblastları uyararak kollagen ve elastik liflerinin artışını sağlar. Bu ürünlerin içinde epidermal büyüme faktörü, trombositlerden salgılanan büyüme faktörü vardır ve kırışıklık, pigment artışı, kabalaşmayı azaltmak ve cildin sıvı miktarını artırarak cildin daha parlak görülmesini sağlarlar. Bu yüzden günlük cilt bakım ürünlerinde olması gereken elemanlardır.

Nemlendiriciler:

Nemlendiricilerin en önemli özelliği derinin sıvı miktarını artırarak derinin parlaklığını artırır ve kırışıklıkları düzeltir. Nemlendiricilerin diğer bir faydası diğer bazı ürünlerin deriye nüfus etmesini sağlarlar bu yüzden birçok ürünün içinde nemlendirici formüle edilmiştir.

Retinoidler :

Bunlar vitamin A türevleri ve benzerleridir. Dökülmeyi artırır, melanin yapımını azaltır, kollagen üretimini artırır ve antioksidan özelliği nedeniyle derinin daha canlı görülmesini sağlar. Çoğunlukla tek başına tedavide kullanılırlar.

Ürün seçiminde eğer bir işletmenin birçok ürünü varsa tüm kullanacağınız ürünleri bu işletmeden seçmek avantajdır. Bunun birçok faydası vardır.

 

Kimyasal Peeling. Mikrodermabrazyon ve Topikal Ürünler

Kimyasal peeling mikrodernabrazyon gibi yöntemler günlük kullanıma uygun tasarlanmış topikal ürünler sağlıklı bir cilde kavuşmak amacıyla pratik uygulamalara eklenmiştir. Bu pratik uygulamalar lazer yoğun atımlı ışık (IPL)ve enjeksiyonlar gibi diğer estetik uygulamaların etkisini artırmak için kullanılır. Bu tedavilerin kendi başına uygulanabileceği gibi kombine olarak da tatbik edilebilir.

Deri Yaşlanması

Deride yaşlanma belirtileri fizyolojik ve çevresel fa faktörler etkisiyle oluşur. Fizyolojik etkiler tamamen yaşlanmaya bağlı oluşan etkilerdir.

Çevresel faktörler

  • Sigara
  • Kötü Diyet
  • Uykusuzluk
  • Alkol

Deri Yaşlanması şekiller

  • Doku Değişmeleri
    • Kırışıklıklar
    • Kuru ve Kabalaşmış Cilt
    • Geniş Gözenekler
  • Sarkma ve Gevşeme
  • Pigment Değişmeleri
    • Hiperpigmentasyon
    • Hipopigmentasyon
    • Renk Değişmeleri
  • Vasküler Değişmeler (telenjiaktazi ve Eritem)
  • Degeneratif Değişmeler

Kimyasal Peeling

Kimyasal Peeling derinin hasarlı üst katmanlarının uzaklaştırarak derinin taze görülmesini sağlayan bir soyma işlevidir. Yüzeysel pelling işlevinin komplikasyonu yoktur ama lokal uygulanan ürünler ve diğer estetik uygulamalarla kombine edilebilir. Kimyasal peeling işleminin endikasyonları aynı cilt bakımı için kullandığımız endikasyonlarla aynıdır.

  • Pürüzlü görünüm
  • Çizilenmeler
  • Genişlemiş benekler
  • Kuru cilt
  • Sivilce nedbeleri
  • Kepeklenme
  • Lokal kullanılacak ürünlerin etkisini artırmak için
  • Aşırı pigment artışında

Kimyasal peelingte derinliğine göre 4 sınıfa ayrılır.

  • Çok yüzeysel: Stratum corneum ve stratum spinosum üst katmanlarını kapsar
  • Yüzeysel: tüm epidermisi kapsar
  • Orta derinlik: tüm epidermis ve retiküler dermisi kapsar
  • Derin Pelling: Retiküler dermisin ortasına kadar ulaşılır.

EKSFOLİASYON SOYMA TEKNİKLERİ

Kimyasal peeling ve mikrodermabrazyon gibi tekniklerle düzenli soyma yaparak günlük evde cilt bakım ürünlerinin karışımı ile yaşlanmış deriyi tedavi etmek mümkündür. Bu tekniklerle cilt daha parlak ve taze bir görünüme üst tabakasının ortadan kalkması ile kavuşur. Yüzeysel ölü canlı olmayan deri tabakalarının ortadan kaldırılması ile hücre yenilenmesinin önü açılır daha sağlıklı bir cilt tabakası oluşur.

Bir seri soyma tedavisinde deride incelmiş, düzgün stratum corneum tabakası, kollagen ve elastin sentezinin artması sonucu dermal kalınlıkta artma ve derinin su miktarında artışa bağlı iyileştirmeler olur.

Kimyasal soyma işleminde derinliği belirleyen elemanlar

Kimyasal soyma işleminde derinliği belirleyen asıl etken kullanılan üründür. Bunun dışında Ph, konsantrasyon, uygulama süresi, ürün miktarı, derinin hazırlanış şekli, derinin kalınlığı gibi bir çok etken kimyasal soyma işleminin derinliğini etkiler.

Kimyasal peeling ürünleri

Alfa hidroksi asitiler, Laktik asit, Glikolik asit, Triklor asetik asit, Beta hidroksi asitlerretinoidler, Enzimler bu kategoride yerlerini almışlardır.

Kimyasal Peelingte Tedavi Seansları

Tedavi aralıkları 10 gün ile 1 ay arasında olur 6-6 seans olarak uygulanır. Seans aralıkları ve seans sayısı tamamen kişisel verilere göre düzenlenir özellikle cildin duyarlılığı her seansta gözlenerek karar verilir. Başlangıçta derin peeling uygulanır zamanla yüzeysel peeling işlemleri ile devam edilir. Hasta bu sırada deri bakım süreçlerini aksatmadan sürdürmeleri gereklidir.

Mikrodermabrazyon

Yüzeyel soyma işlemi yapan mekanik bir sistemdir.

MDA’nın Endikasyonları

  • Pütürlü deri yapısı
  • Kırışıklıklar
  • Geniş gözenekler
  • Kuru deri
  • Deri döküntüleri
  • Lokal ürünlerin ve kimyasal soyma işlemlerinin etkinliğini artırmak için,
  • Akneler
  • Akne Skarları

Pigmentasyon artışında kullanılan MDA aletinin uç kısmının yanında soyulmuş deriyi ortamdan uzaklaştıran vakum sistemi vardır. MDA işleminde yüzeysel soyma veya tüm epidermisin soyulması şeklinde yapılır. Penetrasyon derinliği artırırsak iyileşme daha iyi sağlanır ama komplikasyon oranı ise artacaktır. Daha sonraki makalelerimizde bu konulara daha geniş olarak size yazacağız.

Read more
vakumlu kürtajın farkı nedir

Vakumlu Kürtajın Normal Kürtajdan Farkı Nedir?

Vakumlu Kürtaj uygulaması gebeliğin onuncu haftasına kadar gerçekleştirilen bir operasyondur. Kürtaj operasyonu uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir. Kürtaj operasyonunda teknolojinin de ilerlemesi ile beraber farklı kürtaj yolları ortaya çıkmıştır. Özellikle vakumlu kürtaj son dönemlerde seçimler ve kadınlar tarafından daha fazla tercih edilen bir kürtaj yöntemi olmuştur. Kısa süreli oluşu ve kolay uygulanışı bu yöntemin daha fazla tercih edilmesini sağlamıştır.

Vakumlu Kürtaj Nasıl Yapılıyor

Vakumlu kürtaj son dönemlerde sıklıkla tercih edilen bir yöntem olup rahmin içine bu operasyon için geliştirilmiş özel aletler ile basınç verilerek gerçekleştirilen bir uygulamadır. Rahmin içine basınç verilmesiyle beraber rahim içerisinde bulunan yabancı dokular rahimden dışarı atılır. Bu atılıma ile beraber gebelik sona erer.

Vakumlu kürtaj da bu operasyon için üretilmiş özel bir şırınga kullanılmaktadır. Operasyona başlanırken daha rahat bir işlem için vajinanıza spekulum takılacaktır. Daha sonra vajina temizlendikten sonra genellikle lokal anestezi altında bu işte gerçekleştirilmektedir. Vakumlu kürtaj da operasyon kısa sürerken, kadınların iyileşme süresi de hızlı olmaktadır.

Vakumlu kürtaj da operasyon sırasında rahim kaslarında kasılma durumu söz konusu olacağı için karın ağrısı şeklinde kramplar hissedebilirsiniz. Bu durum uzun sürmez.

Vakumlu Kürtajın Riskleri Nedir?

  • Basınç yöntemi ile gebeliğin sonlandırılması işleminde rahim içinde bir takım dokular kalabilir. Normal kürtajda kazıma işlemi yapıldığı için normal kürtaj da doku kalma olasılığı daha azdır. Vakumlu kürtajda bu oranın daha fazla olduğu söylenebilir.
  • Operasyon sırasında rahim ağzına spekulum yerleştirilmesi nedeniyle rahim ağzında hasar durumu meydana gelebilir.
  • Vakumlu kürtaj da kullanılan aletler tek kullanımlık aletlerdir. Fakat yine de ortamın steril olmaması durumunda enfeksiyon kapma ihtimali bulunmaktadır.
  • Vakumlu kürtaj sırasında hastaya uygulanan anestezi ile alakalı bir takım sıkıntılar meydana gelebilir.
  • Vakumlu kürtaj sırasında rahim içinde parça kalması durumunda tekrar operasyon yapılma ihtimali bulunmaktadır.
  • Kürtaj sonrası kanamalar olabilir.
  • Vakumlu kürtaj sonrasında hormonsal değişimler meydana gelebilir. Bu değişimler adet düzeninizi de etkileyebilir.

Ayrıca kürtaj ile ilgili videomuzu izleyebilirsiniz:

Vakumlu Kürtaj Fiyatları İstanbul

İstenilmeyen gebelik durumu söz konusu olduğunda bu gebeliğin sonlandırılması için kürtaj yapılmaktadır. Kürtaj ülkemizde yasal bir uygulamadır. Bu uygulamanın yapılabilmesi için gebeliğin onuncu haftaya gelmemesi gereklidir. Onuncu haftayı aşmış olan gebeliklerde kürtaj yapılması yasaktır. Kürtaj operasyonu genel ya da lokal anestezi altında gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir. Bu işlem uzman hekimler tarafından yapılmaktadır.

Kürtaj kelimesi farklı bir dilden dilimize gelmiş kelime olmakta ve kazıma anlamı taşımaktadır. Yani kürtaj işleminde rahim içerisinde bulunan dokuların kazıma işlemi gerçekleştirilmektedir. Fakat gelişen ve değişen teknoloji ile beraber kürtaj işlemlerinde de farklı uygulamalar geliştirilmiştir. Özellikle son dönemlerde hem doktorlar hem de kadınlar tarafından tercih edilen yöntem vakumlu kürtaj yöntemidir.

Vakumlu kürtaj uygulaması son dönemlerin daha fazla tercih edilen uygulaması olup kullanılan aletlerin farklılığından dolayı normal kürtajdan daha farklı bir fiyata sahiptir. Abacıoğlu Kliniğimizde kürtaj uygulaması yaptırmak istiyorsanız Kliniğimize gelerek ya da iletişim numaralarımızdan bizleri arayarak fiyat hakkında bilgi alabilirsiniz.

Vakumlu Kürtaj Nedir?

Abacıoğlu kliniğimizde gerçekleştirilen bir işlem olan vakumlu kürtaj uzman ekibimiz tarafından yapılmaktadır. Bu operasyondan tek kullanımlık vakumlu kürtaj için geliştirilmiş şırıngalar kullanılmaktadır. Vakumlu kürtaj da rahim içerisine ters basınç uygulaması yapılmaktadır. Uygulamada rahim içindeki dokuların dışarı atılması basınç ile sağlanmaktadır.

Bu kürtaj uygulamasından önce doktorumuzun da hasta muayenesinden sonra karar vermesi üzerine lokal ya da genel anestezi yöntemi uygulanmaktadır. Anestezi ile beraber vakumlu kürtaj uygulamasına başlanır. Vakumlu kürtaj uygulanması daha basit bir işlem olmakta ve hastalar bu uygulamadan sonra daha hızlı iyileşme göstermektedir. Bu nedenle de tercih edilme oranı her geçen gün daha fazla artmaktadır.

Vakumlu Kürtaj Sonrası Neler Yapılır?

Vakumlu kürtaj uygulamasından sonra birkaç gün kanamanız olabilir. Bu kanamalar az ya da yoğun bir şekilde yaşanabilir. Kimi zaman kanamalarınız kan pıhtısı şeklinde gelebilir. Bu durum sizi korkutmamalı. Eğer yoğun kanamalarınız devam ediyor ise uzman hekiminize danışmalısınız. Vakumlu kürtaj sonrası bir hafta sonra kontrole gelmeyi de unutmamalısınız.

 

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Kürtaj fiyatları ne kadar?
Kürtaj nedir? 
Kürtaj nasıl yapılır?
Kürtaj ne zaman yapılır?

 

Kürtaj hakkında daha fazla bilgi almak bize ulaşabilirsiniz
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail: info@abacioglu.com.tr

Read more
Kürtaj sonrası kanama

Kürtaj Sonrası Kanama (Ağrı) Nasıl Olur?

Kürtaj sonrası kanama: Kürtaj operasyonu uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen cerrahi bir müdahaledir. Kürtaj işlemi ile istenilmeyen gebeliklere son verilmektedir. Cerrahi bir işlem olduğu için genel ya da lokal anestezi altında kürtaj yapılmaktadır. Kürtaj işlemi istenilmeyen bir gebelik durumu söz konusu olduğunda, annenin hayatını tehlikeye atan bir durum oluştuğunda gerçekleştirilmektedir.

Kürtaj işlemi onuncu haftaya kadar yapılmaktadır. Onuncu haftadan sonra kürtaj olayı yasal olarak yasaklanmıştır  ve gerçekleştirilmez. Kürtaj olan kadınların kürtaj sonrası dikkat etmesi gereken bazı durumlar vardır.

Kürtaj Sonrası Kanama Olur mu?

Kürtaj sonrası genel olarak kadınlarda görülen en sık durum kanamadır. Pek çok kadında kanama olayı gerçekleşmektedir. Kanama kimi zaman yoğun bir şekilde olabilirken kimi zaman ise az bir kanama durumu olabilir. Yani kürtaj sonrası kanamanın olması da olmaması da normal kabul edilmektedir. Rahim içerisinde cerrahi bir müdahale durumu söz konusu olduğu için kanamanın olması da normal sayılmaktadır. Kanamalar genellikle iki hafta kadar devam etmektedir. Fakat iki hafta boyunca aynı miktarda ve yoğun bir kanama beklenmez. İki haftalık süreçte kanama azalarak biter.

Kürtaj sonrası kanama olurken kanamalar damla şeklinde ya da kan pıhtısı şeklinde olabilir. Eğer kan pıhtısı şeklinde kanamanız oluyor ise bu durum sizi korkutmamalı. İki hafta boyunca bu şekilde kanamalar olabilir. Fakat kan pıhtısı şeklinde yoğun kanamalar iki haftalık süreçten sonra hala devam ediyor ise bu durumu doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Abacıoğlu kliniğimizde kürtaj işlemi gerçekleştikten sonra uzman hekimlerimiz sizlere kürtaj sonrası yaşanabilecek durumlar hakkında genel bilgi verecektir. Doktorumuzun sizlere verdiği bilgiler ile beraber kürtaj sonrası dikkat etmeniz gereken hususları öğrenerek bu konuda daha bilgili bir şekilde davranabilirsiniz.

Kürtaj Sonrası Ne Zaman Adet Olunur?

Kürtaj sonrası ne zaman adet olunur

Bu durum her kadında değişkenlik gösterse de genel olarak kürtaj sonrası adet görme süresi dört veya sekiz hafta olmaktadır. Bu durumu hamile kalınan zamanda etkilemektedir. Kürtaj sonrası vücudumuzdaki hormonlar da bir takım değişimler yaşanabilir ve bu değişim de adet zamanınızı etkileyebilir. Eğer 40. Günde adet olmazsanız  bu durumu hekiminize danışmalısınız.

Kürtaj Sonrası Kanama Ne Kadar Sürer?

Kürtaj cerrahi bir işlemdir ve bu nedenle kanama en beklendik kürtaj sonrası komplikasyonudur. Kürtajdan sonra kanama olması normal bir durumdur ve aslında bu kanama, kürtajın ardından rahim içinde kalan dokuların dışarı atılmasını gösterir. Yani kürtaj sonrası kanama özünde rahimin kendi kendini temizlemesi ve tedavi etmesidir.

Kürtajdan sonra kanamanın rengi ve yoğunluğu regl kanamasına benzer ve bazı kadınlar bu kanamayı kürtaj sonrası adet kanaması olarak nitelendirirler. Ancak bu son derece yanlış bilinen bir bilgidir. Kürtajdan sonra kanama tipini, yoğunluğunu ya da süresini en çok etkileyen şey ise kürtajın hangi yöntem ile yapıldığıdır. Kürtajdan sonra kanama ne kadar sürer sorusunun yanıtı da aslında kadını fizyolojisine ve kürtaj şekline bağlıdır.

Normalde ne kadar süre ne kadar yoğunlukta adet olduğunuz da kürtaj kanamasını etkileyen faktörlerdendir. Kürtaj sonrası kanama ilk günlerde fazla olabilir ve bu kanamanın azalarak sona ermesi beklenir. Kanamanız azalmıyor ise kanamaya şiddetli ağrı ve kramplar eşlik ediyor ise ya da azalmaya başlayan kanamanız aniden çoğaldıysa ve yoğun şekilde devam ediyorsa bu durumda doktorunuza bilgilendirmeniz gerekir. İçeride kan toplanması yada bolca kanamaların altında bir çok neden vardır.

Çoğunlukla lokal rahim içinde meydana gelen enfeksiyonlara bağlı meydana gelir.İşlem sonrası tavsiyelere uymayan antibiyotiğini kullanmayan yada işlemden sonra 3. Günde ilişkide bulunan hastalarda bu sıklıkla meydana gelmektedir.Bazen rahmin içinde çok ciddi kan toplanır, hematom ismini verdiğimiz bu tablo 1-2 gün sonra parçalar halinde ağrılar ile  dışarıya atılır.Şikayetleriniz nedeniyle acil bir hastaneye gittiğinizde  hekim tarafından içeride parça bırakılmış diye suçlanır.Oysa ki :tablo öyle değildir.

Biz kliniğimizde işlemden sonra hastayı uyandırmadan ultrason ile içeride parça kalıp kalmadığını bakıyoruz.Yani bu hekimlerin söylediği gibi içeride parça bırakma olayı değildir.Bu tablo rahimin ağzında spazma bağlı dışarıya akması gereken kanın dışarıya akamaması ve içeride toplanmasına bağlıdır.Bu bir komplikasyondur vakaların % 5 inde gözlenebilir Bunun tedavisi rahmin ağzındaki spazmı çözecek ilaçların verilmesi yada içeride fazlaca toplanma varsa kısa süreli bir anestezi altında bujilerle rahmin ağzı genişletilir ve içeride toplanan kana karmen kanülü ile çekilir.

Kürtaj Sonrası Oluşabilecek Problemler

Kürtaj sonrası oluşabilecek problemler

Kürtaj sonrası kanamanın uzun sürmesinin birçok nedeni vardır. Bu nedenlerin başında kürtaj sonrasında rahimde parça kalması gelir. Kürtaj sonrası pıhtılı kanama olması normaldir ancak bu pıhtıların boyutu en fazla çakıl taşı büyüklüğünde olur. Kürtajdan sonra pıhtı şeklinde kanama rahim duvarında kalan dokuların vajinadan dışarı dökülmesi ile alakalıdır. Bu nedenle ara ara rahim duvarından kopan doku parçaları kürtajdan sonra vajinadan parça gelmesi şeklinde görülür ve bu endişe verici bir durum gibi görünse de aslında son derece normal bir yan etkidir.

Pıhtının boyutu fazla ise ve kanama yoğunluğu azalmadan devam ediyorsa bu durumda akla ilk gelen şey rahimde parça kalma ihtimalidir. Rahimde parça kalmış ise acilen müdahale edilmesi çok çok önemlidir. Rahimde parça kalmasının tedavisi sadece ikinci bir kürtaj ile mümkündür. Bu işlem kısa süren bir işlemdir ve hekiminiz kalan parçanın yerini ultrason ile tespit ederek küret yardımı ile rahimden dışarı alır. İşlemden kısa süre sonra kanamanız azalarak sona erer. Birçok kadında kürtaj sonrası kanama sona erdiğinde kürtaj sonrası kahverengi akıntı başlar ve bu akıntı da kürtaj sonrası rahim toparlanması ile alakalı bir akıntıdır.

Kürtaj Sonrası İyileşme Süreci

Kürtaj istenmeyen gebeliğin sonlandırılması ya da teşhis edilen rahim hastalıklarının kesin tanısının konulması ve tedavi edilmesi için yapılan bir işlemdir. Kürtajın yapılış amacına göre yapılış şekli de değişir. Bu da her kürtaj sonrası iyileşme sürecinin aynı olamayacağını gösterir.

Vakumlu kürtaj sonrası iyileşme süreci cerrahi küretaj işlemine göre daha kısadır. İşlemlerin farklı olması yan etkileri de etkiler. Bu nedenle de gerek kürtaj öncesinde gerekse de işlem esnasında ve sonrasında dikkat edilmesi gereken kurallara uymak kürtajdan sonra daha hızlı iyileşme sağlamak için en önemli hususları oluşturur.

İyileşme sürecinde hekiminiz siz bazı önerilerde bulanacaktır. Kürtaj sonrası cinsel ilişki için kısa bir süre beklemek (bu rahimin toparlanabilmesi ve enfeksiyon riskini en aza indirebilmek için gereklidir. Uygun süreyi hekimiz kürtaj sonrası kontrol muayenesinde size bildirir), ayakta duş almak, en az 3 hafta kadar denize, havuza girmemek, küvet yerine ayakta duş almak gibi önlemler sağlığınızı korumak için uymanız gereken kürtaj sonrası kurallarından bazılarıdır.

Kürtaj Sonrası Kahverengi Akıntı

Rahim içine yapılan operasyon sonrasında dokularda kanama meydana gelebilir ve bu kanama birkaç gün içinde şiddetini kaybederek ortadan kaybolur. Kürtaj sonrasında yeniden hamile kalma durumuna hazırlık için üreme organları eski çalışma sürecine geri döner ve normal şartlarda yumurtlama meydana gelir. Yumurtlamanın meydana gelmesi, rahimin yeniden kalınlaşmaya başlaması iyileşme belirtileridir ve bu süreçte rahimden sürekli ya da ara ara kahverengi, pembe akıntı gelir.

Rahim içinin kendini yenilemesine bağlı bir durumdan kaynaklanan bu akıntılar son derece normal olsa kürtaj sonrası kokulu akıntı, akıntıya eşlik eden ağrı, ateş, mide bulantısı gibi yan etkiler yaşanıyorsa acilen müdahale gerekebilir. Kürtaj sonrası enfeksiyon belirtileri olan bu semptomların kısa sürede kontrol altına alınması istenmeyen durumları önleyebilmek adında son derece önemlidir.

Kürtaj Sonrası Ağrı

Kürtaj sonrası kanama gibi kürtajdan sonra ağrı da oldukça sık görülen en beklendik yan etkilerdir. Kürtaj sonrası ağrı karakter olarak adet ağrısına benzer. Rahim kas yapıdan meydana gelen bir organ olduğu için bu süreçte sık sık kasılır ve bu da ağrı hissi oluşturur. Kürtaj sonrası ağrı için hekiminiz size uygun bir ağrı kesici ilaç önerecektir. Kürtaj sonrası ağrı için ağrı kesici ilaç kullanmak neredeyse küt kürtaj olan kadınlarda etki göstererek rahatlamaya sağlamaya yeterlidir.

İlaca kullanımına rağmen ağrılarınızda azalma olmuyorsa bunu hekiminizle paylaşmanız da oldukça önemlidir.

Kürtajdan 15 gün sonra kanama

Kürtaj sonrası kanama tıpkı adet kanaması gibi azalarak sona eren bir kanama türüdür. Bu nedenle de kanama ilk günler yoğun sonraki günlerde hafif şekilde devam eder. Kürtajdan 15 gün sonra kanama hiç kesilmeden halen devam eden bir kanamamın devamı niteliğinde ise genelde korkulacak bir şey yoktur. Kanamanız azalmış ise ya da bitmiş ise ve yeniden artmış/azalmışsa bu durumda bazı şeyler yolunda gitmiyor olabilir. Kanamanın artışının ya da yeniden başlamasının sebebi araştırılmalı ve gerekli tedavi yapılarak bir daha olması engellenmelidir. Bilinmelidir ki her kürtaj sonrası komplikasyon her kadında aynı şekilde yaşanmaz. Bundan dolayı da bedeninizin sesini dinlemek ve size vereceği sinyalleri doğru algılamak bu süreçte hayati öneme sahiptir.

 

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz:

Kürtaj fiyatları ne kadar?

Kürtaj sonrası neler yaşanır?

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more
gebelik ve myom

Myomlar Gebeliğe Engel midir?

Kadınlarda görülen bir rahatsızlık olan myomlar pek çok kadını, özellikle de çocuk sahibi olmak isteyen anne adaylarını korkutmaktadır. Gebelik ve myom (miyom) arasında her zaman bir ilişki vardır ve bazı myomlar gebeliği devamını  zorlaştırabilir ya da engelleyebilir. Gebelik ve myom (miyom) konusunda aklınıza en çok takılan konuları, yazının devamında detaylıca öğrenebilirsiniz.

Myom Nedir?

Kadınlarda meydana gelen myomlar nedir ve nelere sebebiyet vermektedir? Bu soru kadınların biz hekimlere sorduğu en sık sorulardan biridir. Özellikle de hamile kalmak isteyen ancak myomları nedeni ile aklında soru işaretleri olan kadınlar gebelik ve myom (miyom) konusunda derin araştırmalar yaparak bilgi sahibi olmak isterler.

Kadınların rahminin kas dokusunda meydana gelen iyi huylu tümörlerdir. Myomlar iyi huylu tümörler dir. Meydana gelen myomlar 1-15 cm çapı arasında bir boyuta sahip olabilir. Rahmin de myom olan kadınlar  özellikle çocuk  sahibi değillerse  myomların gebeliği engeleyip engellemediğini  merak ederler. Myomu olan ve herhangi bir şikayeti olmayan bir kadın yılda bir myomunun büyüyüp büyümediğini kontrol etmek için hekimlerine muayeneye gitmelidirler. Myomları olan kadınlar ağrı ve kanama bozukluğu olursa doktor ziyaretine gitmeli ve gerekli ultrason kontrolleri  yapılmalı ve adet düzensizliği varsa  hastamız  belli bir yaşın üstünde ise gerekli olan parça alma işlemi yapılmalıdır.

Myom Çeşitleri Nelerdir?

myom çeşitleri nelerdir

Miyomlar, rahim yerleştikleri yere göre belirtiler verirler ve buna göre adlandırılırlar.

Submüköz myom

Submüköz myom, rahim iç duvarında yerleşim gösteren bir myom türüdür. Myom kanamasının en çok olduğu tür olan Submüköz myom kadında adetlerin daha ağrılı ve pıhtılı, yoğun kanamalı geçmesine neden olur. Gebelik ve myom arasındaki ilişki ele alındığında submüköz myom fetüsün anne rahmine yerleşimini bozabilen ve düşüğe ya da kısırlığa neden olan bir patolojidir.

Subseröz myom

Subseröz myom, kanamaya etki eden bir myom türü değildir. Bunun nedeni yerleşim yerinin rahim duvarının dışında olmasıdır. Bu tip myomu olan kadınların şikâyetleri sıklıkla kasık ağrısı ve sık idrara çıkma ihtiyacı duymalarıdır.

İntramural myom

İntramural myom da rahim iç tabakasında yerleşim gösteren bir miyom türüdür. Ancak daha çok rahimin orta tabakasını tutar ve rahim boşluğuna doğru büyür. Bazı kadınlarda büyüme hızlı oldukça fazladır ve dışarıdan bakılınca kadın kilolu ya da hamile sanılır.

Kadında ağrılı ve yoğun adet kanamasına ek ğeer büyüklerse idrartorbasına yaptıkları baskıya bağlı olarak sık idrara çıkma,barsaklara olan baskıya bağlı  kabızlık, aşırı kanamaya bağlı kansızlık görülür. Aşırı adet kanamalarının neden olduğu kansızlık aynı zamanda kansızlığın neden olduğu sorunları da beraberinde getirir.

Paraziter myom

Paraziter myom, adından da anlaşılacağı gibi çevre organlarla bağlantı kurabilen ve hatta bir süre sonra parazit yaptığı organa yapışarak burada büyümeye devam eden myom çeşididir.

İnterligamanter myom

Rahmi, karın boşluğunda asılı tutan bağ dokularda meydana gelen myom türüdür. Cerrahi olarak alınması en zor olan myom türü interligamanter myom türüdür.Özellikle rahimim iki yanında idrar torbasına giren üreterlerin olması asıl problemdir.

Myom Tedavisi

Milyonların çeşitlerine göre farklı tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Myom boyutu ve durumu tedavi şeklini belirlemektedir. Miyomların kesin tedavisi cerrahi ve uygulamalı tedaviler ile mümkündür.

Myomun ilaç tedavisi

Yeni oluşmuş, başlangıç aşamasındaki ve çapı 5 cm altındaki myomlar kanama bozukluğu yaparlarsa ilaçlarla tedavi edilir. Ama myomun ilaçla tedavisi yoktur. Sadece ameliyat sınırlarında olmaması nedeniyle kanama bozukluğu ilaçlarla tedavi edilir. Gebelik ve myom sorunu yaşayan, bu nedenle gebe kalamadığı düşünülen kadınlarda 5 cm altında olan myomların düzenli takibi gerekir. Myomda büyüme saptanırsa myoma müdahale edilmeli ve uygun tedaviden sonra gebelik oluşması beklenmelidir.

Miyom Yakma Tedavisi (Uygulamalı tedaviler)

Bu tedaviler çapı büyümüş ve kanama yapan myomlar üzerinde yapılmaktadır. Uygulamalı tedaviler de myomu besleyen damarlarda tıkanma işlemleri ya da myomun bulunduğu rahim duvarında yakma işlemleri yapılmaktadır.

Gebelik ve myom (miyom) sorunundan dolayı çocuk sahibi olamadığı tespit edilen hastalarda öncelik genelde ilaçla miyom tedavisidir. Ancak her kadında ilaçla myom tedavisi sonucunda istenen iyileşme görülemez. Bunun nedeni ilaçla myom tedavisinin asılında miyomu değil miyomun neden olduğu kanamanın tedavisinde işe yaramasıdır.

Bu durumda miyomu besleyen damara yapay olarak tıkama işlemi uygulanır. Bu sayede miyom içine kan akışı kesilir ve kısa sürede myomların kendiliğinden ortadan kalkması beklenir. Miyom yakma tedavisinde de yine myomun tutunduğu rahim duvarı yakma işlemi ile tahrip edilerek myom ya da myomların düşmesi sağlanır.

Myom Ameliyatı (Cerrahi müdahale)

İlaçla ya da uygulamalı tedaviler ile müdahale edilemeyen ve çapı oldukça büyümüş myomlara cerrahi işlemler yapılmaktadır. Ameliyat ile myomlar rahimden alınmaktadır. Miyom ameliyatı sonrasında miyom belirtileri ortadan kalkar ve miyomdan dolayı hamile kalamayan, gebelik ve myom (miyom) sorunu yaşayan hastaların ameliyat sonrası ek bir tedaviye gerek kalmadan hamile kalması kolaylaşır.

Myomları temizlenen rahim de bir sıkıntı durumu oluşmaz. Çoğunlukla yeniden çıkma seneler sonra oluşur.

Myom varken hamile kalınır mı?

Myomun rahimde oluştuğu yere göre bu durum değişkenlik göstermektedir. Myomlar gebeliğe engel midir diye sorular sormaya başlamışsanız, evet bazı myomlar hamile kalmayı engellemektedir. Özellikle rahim boşluğu içinde olan myomlar gebeliği engellerler. Rahim duvarı içinde olanlar ise çoğunlukla düşüğe neden olurlar. Fakat küçük boyutlarda ve zararsız olan myomlar ise hamile kalmayı engellemeyebilir. Genel olarak bakıldığında ise myomların hamilelik üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Miyomu olup hamile olanlar

Miyom hamile kalmaya engel olabilen bir hastalıktır ancak miyomu olup da hamile kalan kadın sayısı da oldukça fazladır. Ancak hamilelikte miyom büyümesi bazı durumlarda sorunlara neden olur. Bu sorunların başında miyomların gebelik kanalı tıkaması sorunu gelir ki bu durumda anne adayının normal doğum yapma şansı ortadan kalkar.

Gebelikte miyom oluşmuş ise ya da var olan miyomlar büyüyüp doğum kanalını tıkamışsa sezaryen doğum en doğru karardır. Sezaryen ameliyatı esnasında miyom alınması da kadına, doğum esnasında tedavi imkanı sunar ve doğumdan sonra miyom şikayetleri de ortadan kalkmış olur.

Sezaryende miyomu alınanlar ameliyat sonrasında miyomun neden olduğu sorunların ortadan kalkması ile birlikte rahat bir nefes alırlar.

Ancak bilinmesi gerekir ki her miyom hamilikte büyüme göstermez ve hamilelikten etkilenmez. Bunu orana vuracak olursak hamilelik öncesinde miyomu olan anne adaylarının %5 gebelikte miyomdan kaynaklı sorunlar yaşamazlar. Ancak miyomların boyutları büyükse hamilelikte riskli durumlara yol açabilmektedir. Gebelik ve myom (miyom) arasındaki ilişkiden kaynaklı sorunlar myom sorunu olan hamileliklerin daha sık takip edilmesini gerektir. Çünkü gebelik ve myom (miyom) aynı anda rahim içinde geçimsiz davranabilir ve miyom düşük başta olmak üzere birçok soruna davetiye çıkartabilir.

Gebelik ve myom (miyom) hamile kadının erken doğum tehdidi altında olmasına yol açan bir anomalidir. Özellikle gebelik erken dönemde ise kanamaya, plasentanın yani gebelik kesesinin rahim içinde olması gerekenden farklı şekilde yerleşmesine, plasentanın fetüsten erken ayrılması ya da doğumdan sonra plasentanın ayrılamaması, suyun erken gelmesi gibi gebelik anomalilerine neden olur. Gebelik ve myom (miyom) öyküsü olan kadınların %30’unda hamilelikte miyomlarda büyüme görülür ve bu genelde hamileliğin ilk 10 haftası içerisindeki dönemde meydana gelir.

Myom Ameliyatı Sonrası Hamilelik Olur mu?

Myom tedavisi olduktan sonra anne olmak isteyen kadınlar myom gebeliğe engel midir diye düşünmekte ve ameliyat olmadan önce bilgi edinmek istemektedir. Myom ameliyatlarında iki farklı yol izlenir.

  • Rahim alınmadan rahim üzerinde çıkan myomlar temizlenir. Bu tarz bir ameliyattan sonra yaklaşık altı ay bekleme süresinden sonra tekrar hamilelik durumu söz konusu olmaktadır.
  • Özellikle kısa zamanda büyümüş olan ve kanama bozukluğu olan myomlarda hastamızın çocuğu var ve yaşı büyükse myom yerine rahim alma işlemi yapılabilir.

 

Miyom tedavisi konusu için tıklayınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Saç Ekiminden Dikkat Etmeniz Gerekenler

İstanbul da ikamet ediyorsanız ya da İstanbul’da saç ekimi işlemi yaptırmak istiyorsanız önünüze birçok tercih ve seçenek çıkacaktır.

Seçim yaparken öncelikle hangi yöntemle saç ekimi yaptırmak istediğinize ve bütçenize göre hareket etmelisiniz.

Genel olarak kullanılan 2 saç ekim yöntemi içinde FUT tekniği daha ucuza mal olmakla birlikte FUE yöntemi daha az acı ve ağrı yaşatan ve iyileşmesi hızlı gerçekleşen bir yöntemdir.

İstanbul’da saç ekimi yaptırmak için seçeceğiniz semt de oldukça önemlidir.

Saç ekimi yaptıracağınız kliniğin bulunduğu semt bile fiyatları etkileyecek niteliğe sahiptir.

Önceliğiniz size yakın olan klinik olarak belirlemek mantıklı olmamakla beraber uçuk fiyatlarla işlem yapan klinikleri tercih etmenizde önerilmez.

Ortalama olarak 4.000 ile 15.000 TL arasında  ( tercih edilen yönteme bağlı olarak ) maliyeti olan saç ekim yöntemini yaptırırken bunları göz önünde bulundurmanız önemli olacaktır.

İstanbul’da hangi semtlerde saç ekimi işlemi yaptırabilirsiniz?

İstanbul kalabalık nüfusu ve nüfusunda sürekli artan ihtiyaçları nedeniyle hemen hemen her semte bir saç ekim merkezi bulundurmaktadır.

Seçim yaparken dikkat dilmesi gereken nokta ise uzmanlık ve kaliteli hizmettir.

Saç ekimi işleminde ticari kaygıdan çok sizin sağlığınızı ön planda tutarak işlemlerini gerçekleştirecek uzman doktoru olan bir klinik ile çalışmak sizin faydanıza olacaktır.

Saç ekimi yaptırırken seçeceğiniz kliniğin tercih ettiğiniz ekim yöntemini mutlaka bilmelisiniz.

Tercihiniz dışında bir yöntem ile işlem yaptırmanız mutsuz olmanıza sebebiyet verebilir.

En iyi saç ekim merkezi nasıl seçilir?

İşlem ve fiyat arasındaki paralellik göz önünde bulundurulmalıdır.

Çok düşük ya da çok uçuk fiyatlar sunmak hizmet kalitesi hakkında şüpheye mahal veren durumlardır.

Hasta haklarına saygılı ve mutlaka hastasının takibini sağlayan klinikler tercih edilmelidir.

Uzmanlığını kanıtlamış ve çalışmalarını şeffaf bir şekilde müşterileriyle paylaşan uzman hekim işbirliği ile işlemlerini yapan kliniklerin tercih edilmesi alacağınız hizmetin karşılığında memnun kalmanız için önemlidir.

Bir hizmet olarak değerlendirilse de, saç ekimi tıbbi bir işlemdir, kesinlikle uzmanlıktan ve hijyenden ödün vermemeniz gerekir. Hizmet anlayışımız çalıştığımız klinikler ve hastaneleri araştırın,karar vermeden önce  bize danışın ve sistemimizi görünüz.

Read more

Kızlık Zarı Diktirme

Toplumumuzda kızlık zarının bozulmamış olması bekâretin simgesi olarak görüldüğünden herhangi bir nedenle kızlık zarı bozulan gençler kızlık zarı diktirme için başvurmaktadır. Bu ameliyatların bu kadar çok tercih edilmesi toplumsal baskının geldiği son durumdur. Çaresizlik içinde kalan gençler klinik ve doktor seçimine dikkat etmediği için başarısız hatta jinekolojik problemlerle sonuçlanan vakalar oldukça artmıştır. Bu kötü duruma son vermek adına yapılacak en doğru şey toplumun bilinçlendirilmesidir. Eğer aile yapınız ve çevreniz kızlık zarına önem veriyorsa elbette ki dikim operasyonu yaptırılmalıdır. Ancak bu konuda bilinçli olmak, doğru klinik ve hekimi seçmek oldukça önemlidir. Bu nedenle hymenoplasti denilen bu operasyon hakkında detaylı bilgiler veren bir yazı hazırlamayı uygun görüyoruz. Daha detaylı bilgi almak ve ileri danışmanlık için doktorumuz dan randevu alınız.

Kızlık Zarı Diktirme Yöntemleri

Teknolojik gelişmelere de paralel olarak günümüzde kızlık zarı diktirme konusunda birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemler geçici ve kalıcı kızlık zarı dikimi olmak üzere iki ana başlık altında toplanmaktadır. Geçici yöntem evlenmeden 3 gün öncesinde yapılmakta olup bozulan zar dokusunu uç uca getirerek mikroskobik ipliklerle dikme işlemidir. Buradaki dikişler zarı gergin tutmakta ve cinsel ilişki sırasında tekrar kanama olmasını sağlamaktadır. Ancak bu yöntemde 3 günden fazla süre geçtiğinde zar dokusundaki gerginlik bozulabileceği için kanama olmama riski de bulunmaktadır. Kalıcı kızlık zarı dikiminde flep yöntemi ve lazerli yöntem kullanılmaktadır. Flep yönteminde vajinal dokudan yeni bir kızlık zarı elde edilerek olması gereken bölgeye tutturulmaktadır. Lazer yönteminde ise dokular daha ileri bir teknoloji olan lazerle birleştirilmektedir. Kalıcı yöntemde ilk cinsel birleşme ne kadar uzak olsa dahi kanama mutlaka olmaktadır. Bu nedenle çok daha garanti bir yöntemdir. Ancak evlenmeden en az 1 ay önce yapılıp iyileşmesi gerekmektedir.

Hangi Yöntemle Kızlık Zarı Diktirme Yapmalıyım?

Kızlık zarı diktirme yönteminin seçiminde genellikle evlenme tarihine göre karar verilmektedir. Eğer kişiler hemen sonuç almak isterlerse geçici zar dikimine başvurmaktadır. Ancak bu yöntemin kanamayla sonuçlanmama riski de bulunmaktadır. Eğer iyileşme süreci için vakit varsa doktorumuz genellikle kalıcı yöntemleri önermektedir. Kalıcı yöntemlerden hangisinin seçileceği ise yine kişiye göre değişmektedir. Bu nedenle dikim işlemi yaptırmadan önce hastanın bizden randevu alarak mutlaka muayene olması gerekmektedir.

Read more

Kızlık Zarı Nasıl Dikilir?

Kızlık zarı herhangi bir nedenle bozulduğunda bunun kendiliğinden iyileşmesi ve ilaç kullanarak onarılması söz konusu bir durum değildir. Ancak kızlık zarı dikimi adı verilen tıbbi tekniklerle kızlık zarı eski durumuna getirilebilmektedir. Bu operasyona hymenoplasti denilmekte, istenen durumlarda kanama yanında vajinanın da ilk halinde olması için vajina sıkılaştırma tedavisiyle birlikte uygulanmaktadır. Hymenoplasti ile cinsel ilişki sırasında kanama olması amaçlanmakta ancak her zaman garanti verilememektedir. Alanında tecrübeli doktorlar ileri teknikler kullanarak kanama olma olasılığını maksimum düzeye çekerek başarıyı arttırmaktadır. Kızlık zarı nasıl dikilir anlatımına geçmeden önce şu bilinmelidir ki, tüm kızlık zarı tiplerinin tamiri mümkün olmakla birlikte esnek zarların onarımı yapılarak kanaması dahi sağlanabilmektedir.

Kızlık Zarı Dikimi Aşamaları

Kızlık zarı dikimi farklı yöntemlerle yapılamaktadır. Bu nedenle kızlık zarı nasıl dikilir sorusunun cevabı yönteme göre değişmektedir. Kalıcı ve geçici kızlık zarı dikiminden her ikisinde de lokal anesteji uygulanmakta ve işlem 15 ila 30 dakika içerisinde kolayca gerçekleşmektedir. Geçici kızlık zarı dikimi dokuların birleştirilip mikroskobik dikişlerle dikilmesi işlemidir. Eğer evleneceğiniz tarih yakınsa 3 gün iyileşme süreci olan bu yöntem çok daha uygundur. Ancak 3 günden sonra bu yöntemle onarılan kızlık zarının kanama olasılığı düşmektedir. Kalıcı kızlık zarı dikiminde farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan ilki flep yöntemi olup vajina duvarında yer alan dokular alınmakta ve dokulardan kızlık zarı yapılarak olması gereken bölgeye dikilmektedir. Flep dışında mikrocerrahi ile ve lazerle de kalıcı kızlık zarı dikimi yapılabilmektedir. Kızlık zarı dikildikten sonra ilk cinsel ilişki 1 ay sonra olmalıdır. Cinsel ilişki süresinin uzaması kanama olmama gibi bir durumu ortaya çıkarmamakta, 1 yıl sonra dahi büyük ihtimalle kanama yaşanmaktadır.

Kızlık Zarı Dikimi Ağrılı Mıdır? Kanama Olur Mu?

Kızlık zarı nasıl dikilir sorusu dışında en çok sorulan sorulardan bir tanesi de ağrı ve kanama olup olmadığıdır. Kesinlikle şiddetli ağrı olmamakla birlikte vajinada çok hafif bir gerginlik hissi olmakta, hafif lekelenme şeklinde kanama olması normal kabul edilmektedir. Bunlar çok kısa sürede geçer, ayrıca operasyon geçiren kişinin günlük faaliyetlerinde kısıtlanma yaşanmamaktadır. Doktorlar banyo yapmayı ve yolculuk yapmayı kesinlikle kısıtlamamaktadır. Kızlık zarı dikimi sonrasında en çok dikkat edilmesi gereken konu hijyen ve pamuklu iç çamaşırı giymektir.

 

Read more

GENİTAL ESTETİK

Vulvanın şeklini vajina dış dudak büyüklüğü ve dolgunluğu belirler. Bazı kadınlarda dış dudaklar fazla dolgun, bazılarında fazla zayıftır. Doğuştan gelen problemler arasında en çok rastlanan dış dudakların normalden daha dolgun olmasıdır. Dış dudakların dolgun olması, estetik görünümdeki bozuklukların yanı sıra, kişinin istediği kıyafeti giyme özgürlüğünü de kısıtlar. Örneğin tayt, bikini gibi kıyafetler giyildiğinde ortaya çıkan problemler manevi sıkıntılara sebep olur.

Dış dudakların dolgunluğu mantar enfeksiyonlarını da doğurur. Ter ve vücut sıvıları derinin altında birikir ve kötü kokuya sebep olur. Bu da çeşitli hastalıklara davetiye çıkartır. Aynı zamanda, cinsel yaşama ket vuran bu tür durumlar psikolojik sorunları da beraberinde getirir.

Dış Dudak Ameliyatı

Dış dudak ameliyatı ergenlik dönemini geçtikten sonra yapılabilir. Doğum yapmış ya da yapmamış, cinsel ilişkiye girmiş olsun ya da olmasın, cinsel organının şeklinden rahatsızlık duyan her sağlıklı kadın, vulvoplasti yada labioplasti adı verilen bu ameliyattan yararlanabilir.

Bu ameliyat kızlık zarını bozar mı diye çeşitli sorular gelmektedir. Öncelikle kızlık zarı, vajina ağzının 1 cm içinde kaldığı için herhangi bir sorun oluşturmaz. Uzmanlar özellikle cinsel hayatı başlamamış bireylere, vulvoplasti ameliyatını önermektedir. Dış dudak ameliyatı, görünümü onarmakta, vajinusmus gibi problemlerin ortaya çıkmasını engellemektedir. Dış dudak ameliyatını geçiren her kadın, sonrasında hamile kalabilir ve cinsel ilişkiye girebilir. Bu ameliyat, cinsel yaşamda pozitif bir etki yaratır.

  • Dış Dudak Küçültme

Dış dudakların yapısına göre ya yağ çekilir ya da fazla dolgunluk varsa küçültmek amacıyla belli bir kısmı kesilir.Bu işlem vakanın durumuna göre lokal anestezi ya da genel anesteziyle yapılır. Birden fazla ameliyat olursa genel anestezi uygulanması daha doğrudur..

  • Dış Dudak Dolgunlaştırma

Yeterli dolgunluğa sahip olmayan dış dudaklar için uygulanır. Dış dudak dolgunlaştırma da genel anestezi daha uygundur. Vücudun çeşitli yerlerinden alınan yağ, dış dudaklara daha dolgun bir görünüm kazandırır.

  • Vulvoplasti: Vajina Dış Dudak Ameliyatının Olumlu Etkileri

Ameliyat 1 saat sürer. Kısa bir süre dinlendikten sonra evinize dönebilirsiniz. Hafif ağrılar olmasına rağmen günlük yaşamınıza devam edebilirsiniz. Yara pansuman ihtiyacı duymaz. Temizliğinize önem vermeniz yara için yeterlidir.

Vulvoplasti sayesinde özgüveniniz yerine gelir Daha sağlıklı bir yaşama ve daha sağlıklı bir cinsel yaşama kavuşursunuz.

Read more

Kızlık Zarı Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Kızlık zarı cinsel birleşme, sert mastürbasyon, vajinadan içeri bir cisim sokulması, kaza ve bazı hastalıklar nedeniyle bozulmaktadır. Ancak bayanlar bazı durumlarda kızlık zarının bozulup bozulmadığına tam olarak karar verememektedir. Örneğin sürtünme ile ilişki denendiğinde bazen birkaç damla kan gelebilmekte bu da kişileri şüphede bırakabilmektedir. Kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusunu soruyorsanız ilk olarak bozulma belirtilerinin sizde olup olmadığını kontrol etmeli, yine de şüpheli durum varsa doktorumuza başvurarak jinekolojik muayene olmalısınız. Çünkü bize bu şekilde başvuran hastalarımızda çoğunlukla muayenede zarın bozulduğu gözlenmektedir. Öte yandan, kesin bekâretimi kaybettim diyenlerde ise sadece minik zedelenmeler saptanmakta, zar bozulmamış olabilmektedir.

Kızlık Zarı Bozulmasının Belirtileri

Kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır konusunda en sağlam yöntem kızlık zarı muayenesidir. Ancak ortaya çıkan belirtiler az da olsa kişilere ipucu verebilmektedir. Bahsedilen ipuçlarından en önemlisi kanamadır. İlk cinsel ilişki ya da herhangi bir nedenle kızlık zarı bozulduğunda doku bütünlüğü bozulduğu için az da olsa kanama olmaktadır. Ancak bu kanama bazı kızlık zarı tiplerinde olmadığı için bazen de kızlık bozulmasa dahi zedelenmeden dolayı kanama olabileceği için çok da kesin bir belirti değildir. Diğer yandan kızlık zarı bozulduğunda yanma benzeri bir sızı oluşmaktadır. Bu hafif şiddette olmakla birlikte oldukça belirgindir. Yine kasıklarda aşağı çekilme hissi ve hafif bir ağrı belirteçler arasında yer almaktadır. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi tam emin olabilmek için kızlık zarı muayenesi şarttır.

Kızlık Zarı Muayenesi Nasıl Yapılır?

Kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır merak edenlerin tam emin olmalarının yolu kızlık zarı muayenesidir. Muayene sırasında uzman doktor vajinayı üst dudakları hareket ettirerek kontrol etmekte ve kolayca kızlık zarının durumunu görebilmektedir. Bu uygulamanın yetersiz olduğu durumlarda içeri görüntüleme cihazlarının da gönderilmesi gerekebilmektedir. Yapılan jinekolojik muayene kesinlikle bekarete zarar vermemekte olup kişinin muayene öncesi daha dikkatli olunması için bakire olduğunu mutlaka iletmesi yerinde olmaktadır. Muayene ardından size en iyi yöntem belirlenerek kızlık zarı dikimi de yapılmaktadır.

Kızlık zarı muayenesi ve kızlık zarı dikimi için uzman hekimimizden randevu alarak sorununuza profesyonel çözüm bulabilirsiniz. Doktorumuz sizi anladığı için ilk olarak psikolojik rahatınız için güven vermektedir.

Read more

Kızlık Zarı Kanaması Ne Kadar Sürer?

Ergenlik çağına kadar vajeni enfeksiyon riskinden koruduğu düşünülen kızlık zarı, ilk cinsel birleşmeyle birlikte bozulmakta ve bunun en bilinen belirtisi de kanama olmaktadır. Genellikle kanama en önemli belirti olmakla birlikte bayanların az bir kısmında zar yapısının esnek ve ince olması nedeniyle kanama görülmeye bilmektedir. Aynı şekilde nadir de olsa bazı bayanlarda doğuştan kızlık zarı bulunmadığı için kanama olmayabilir. Kızlık zarının bu açıkladığımız nedenlerden dolayı bekaretin göstergesi olmadığını vurguladıktan sonra toplumsal tabuların yıkılması en büyük dileğimizdir. İlk birleşme sırasında kızlık zarı kanaması ne kadar sürer konusu çiftlerimiz tarafından en sık sorulan sorulardandır. Çünkü zaman zaman bu kanamanın fazla ve şiddetli olması endişe yaratmakta ve bir jinekolojik problemin göstergesi olabilmektedir.

Kızlık Zarı Kanaması Miktarı ve Süresi

Kızlık zarı kanaması genellikle açık renkli lekelenmeler şeklinde birkaç damla olarak gelmekte ve dakikalar sonra ise geçmektedir. Ancak kızlık zarının kalın olması, fazla damarlı olması ya da esnek olmaması nedeniyle bu kanama azar azar birkaç gün devam edebilmektedir. Bazı durumlarda cinsel ilişki sırasında kanın içeride hapsolması nedeniyle pıhtılaşma ya da kanın renginde koyulaşma görülebilmektedir. Bunlar normal kabul edilmektedir. Çünkü kanama kişiden kişiye değişecek bir durumdur. Kızlık zarı kanaması ne kadar sürer merak edenler için de yine normal kabul edilen sınır lekelenme ve hafif şekilde 1-3 gün devam eden kanamanın normal olduğu söylenebilmektedir. Ancak 3 günden fazla süren ve şiddeti de lekelenmeden fazla olan durumlarda mutlaka muayene için doktora başvurmak gerekmektedir.

Kızlık Zarı Kanaması Neden 3 Günden Fazla Sürer?

İlk cinsel birleşme sırasında partnerlerin aceleci davranması nedeniyle bazen vajinada kızlık zarı yırtılması dışında doku yırtılmaları olabilmekte ya da ödem oluşabilmektedir. Böyle durumlarda kanama normalden uzun yani 3 günden fazla ve normalden daha şiddetli şekilde seyretmektedir. Eğer fazla süren kanamanız varsa doktora başvurmak şart olmaktadır. Uzman doktor gerekli kontrolleri yaptıktan sonra gerekli durumlarda yırtılan dokulara dikiş atmakta ve bu şekilde kanamayı durdurmaktadır.

Kızlık zarı kanaması ne kadar sürer konusunda daha bireysel ve size özel sorularınız varsa bizlere ulaşabilir, muayene ve tedavi için doktorumuzdan randevu alabilirsiniz.

Read more

Kızlık Zarı Zedelenmesi ve Kanaması Nasıl Olur?

Kızlık zarı zedelenmesi ve kanaması nasıl olur? Kızlık zarı bozulması sonrası kan gelmesi normal karşıladığımız bir durumdur. Kızlık zarının bozulmasının en önemli belirteci kanama olduğu için kanamanın özellikleri ve rengi en çok merak edilen konular arasında yer almaktadır. Her ne kadar uzman doktorumuz sizler için en doğru bilgileri ayrıntılarıyla veriyor olsa da bazı durumların kişiden kişiye değişebileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle kızlık zarı zedelenmesi kan rengi ile ilgili verdiğimiz bilgilerin genel doğrular olduğunu bilerek, eğer sizde anormal bir durum gerçekleştiyse doktora gidip jinekolojik muayene istemekten kesinlikle çekinmemeniz gerekmektedir. Örneğin kanama miktarının fazla olması ve uzun sürmesi bazen bir jinekolojik problemin olduğunun göstergesi olabilmektedir.

Kızlık Zarı Kanaması Rengi Nasıldır?

Kızlık zarı zedelenmesi kan rengi kişisel duruma göre değişmekle birlikte genellikle açık pembe bir renkte ve birkaç damla olacak şekilde gelmektedir. Ancak bu renk illa ki açık pembe olacak diye bir kural bulunmamakta bazı kişilerde koyu kan rengine kadar değişen tonlarda olabilmektedir. Nadir olmakla birlikte eğer kişide kan hastalığı ya da kronik karaciğer rahatsızlıkları bulunuyorsa kızlık zarı kanamasının rengi koyu kahverengiye dönüşmektedir. Aynı şekilde ilişki sırasında kanın çok içeri de hapsolması da kanın pıhtılaşarak koyu renk almasına neden olabilmektedir.

Zedelenen Kızlık Zarı Kanar mı?

Kızlık zarı zedelendiğinde kişi de tahrişler meydana gelebilir. Oluşan bu tahriş sonrası kızlık zarının zedelenmesi ve tahriş olması sonucu az miktarda bir kanama görülebilmektedir. Oluşan bu tahrişler dokuda çentik şeklinde gözle görünmeyecek kadar küçük yaralanmalara neden olur. Çentik şeklinde oluşan yaralanmalar kızlık zarının esnekliğine zarar vermez ise ilk cinsel ilişkide kan gelmesi mümkün olur.

Kızlık zarının çeşitleri oldukça fazladır. Kızlık zarının esnek olması, zarın anatomisinin farklı olması gibi durumlar cinsel ilişki sonrası kızlık zarının kanamaması gibi bir durum da görülebilir. Bu nedenle de kızlık zarı zedelenmesi sonucu ya da ilk gece kanaması olmaması bekaretin kanıtı olarak görülmemelidir. Ancak bekaret konusu toplumumuzda oldukça önem taşıyan bir konudur. Zedelenen kızlık zarı yeniden kanama olabilmesi beklenen bir durum olabilmektedir.

Kızlık Zarı Kanaması Ne Kadar Sürer?

Kızlık zarı kanaması genellikle dakikalar içerisinde duran bir kanama türüdür. Bazen lekelenme şeklindeki kanamalar ara ara gelerek birkaç gün sürebilmektedir. Ancak eğer kanama şiddetliyse ve ilk cinsel birleşme üzerinden 30-45 dk geçmesine rağmen geçmiyorsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekmektedir. Bu yoğun ve uzun süren kanama jinekolojik bir problemdir. Problemin adına coit yırtığı denilmektedir.

Coit Yırtığı Nedir? Tedavisi

Kızlık zarı kanaması rengi bizlere her ne kadar bir ipucu vermese de bu kanamanın miktar ve süresi bazı jinekolojik sorunların habercisi olabilmektedir. Bunlardan bir tanesi de coit yırtığıdır. Cinsel ilişki sırasında tam ıslanma gerçekleşmeden sert hareketlerle ve aceleci bir tavırla hareket eden erkekler partnerlerinde cinsel ilişkiye bağlı coit yırtığına sebebiyet verebilmektedir. Bu yırtık tipinde sadece kızlık zarı değil vajinal dokularda da derin yırtıklar oluşmaktadır. Hal böyle olunca da kanama miktarı artmakta, süresi uzamaktadır. Bu yırtığın tek tedavisi ise uzman doktorlar tarafından yapılan dikiş atılma işlemidir.

 

Kızlık zarı dikimi ve tedavisi nasıl olur?

 

Sağlığınız bizim için önemlidir. Eğer bu konularda sorularınız varsa, Dr. Tuğrul Abacıoğlu ile aşağıda ki telefon numaralarından veya canlı destek hattımızdan iletişime geçiniz ve randevu alınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Saç ekiminde DHI tekniği

DHI, direkt hair implant saç ekim yöntemi: dikme, kesme gerektirmeyen ve iz oluşturmayan bir yöntem olduğu için oldukça tercih edilen bir saç ekim yöntemidir. Ağrı ve acı oranı da dikişsiz ve kesiksiz olduğu için daha az olmaktadır.

Greft olarak adlandırılan saç köklerinin başın arka kısmında alınarak kelleşme gösteren bölgeyi nakledilmesi süresinin hızlı bir şekilde yapılması yöntemin özelliklerindendir. Bu yöntem sayesinde greftlerin (saç kökü) alımı ile ekim işlemi arasında geçen süreyi kısaltarak daha sağlıklı ve güçlü saçlar elde etmek amaçlanır

DHI saç ekimi yöntemi nasıl uygulanır?

Kıl köklerinin alınacağı bölge hijyenik bir şekilde temizlenir ve alım işlemine hazırlanır.

Saç kökleri işlem için üretilen özel uçlar yardımı ile direkt ekim yapılır ve ekim yapılan bölgede herhangi bir delik kesik açılmaz.

Bölgeye delik ya da kesik açmamak nakledilecek saç miktarını arttırmakta ve yöntem dan daha fazla performans alınmasını sağlamaktadır.

Klasik saç ekimi yöntemine göre daha uzun süre işlem gerektiren DHI saç ekim yöntemi, kesim işlemi olmadan yapıldığı için daha hızlı iyileşme gerçekleştirmektedir.

DHI tekniği ile saç ekimi yaptırmanın avantajları nelerdir?

Nakledilen saç sayısının ve nakil yapılan bölgenin kesilmemesi sebebiyle daha fazla olması ve elde edilen saç yoğunluğu yönteminin avantajı olmaktadır.

Klasik yöntemle yapılan saç ekim işlemini iki katı kadar saç ekimi gerçekleştirerek dökülen bölgenin yoğun bir şekilde saçla kaplanmasına yardım eder.

Daha doğal bir görünüm elde etmek isteyen hastaların tercih edeceği bu yöntem yara izi probleminin ortadan kaldırdığı için daha az acılı bir işlemdir.

İyileşme hızı klasik yöntemleri geride bırakır.

Saç ekimi işlemi yaptırırken tercih ettiğiniz yöntem alacağınız sonuçları doğrudan etkiler bu sebeple size en uygun yöntemi tercih etmek ve analizlerinizi yaptırmak için uzman bir klinikten destek almanızda fayda vardır.

Bu işlem kesinlikler doktor ve profesyonel bir ekip olmadan yapılmamalıdır.

Saç ekimi işlemlerinde yapılan hataların kalıcı kellikle karşı karşıya kalınması gibi kötü sonuçları vardır.

Tüm bunları değerlendirerek saç ekimi işlemlerinizde doğru kişilerden destek almanız sizler için önemli bir husustur.

Read more

Kızlık Zarı Zedelenmesi

Kızlık zarı zedelenmesi genellikle kızlık bozulmasıyla karıştırıldığından bayanlar arasında oldukça endişe yaratmaktadır. Ancak bu iki durum birbirinden oldukça farklıdır. Zarın yırtılması ya da bozulması şeklinde tabir edilen olay gerçekleştiğinde oradaki doku bütünlüğü bozulduğundan bir daha bunun doğal yollarla onarımı mümkün olmamaktadır. Öte yandan, zedelenmede zar denilen doku üzerinde küçük çentikler oluşmakta, ayrıca şişlik benzeri oluşumlar meydana gelmektedir. Bazen de sadece doku tahrişi gerçekleşmektedir. Zedelenme sırasında birkaç damla kan gelmiş olsa dahi kızlık bozulmuş olmamakta, dokudaki bu hasarlar kısa süre içinde iyileşmekte ve büyük ihtimalle ilk cinsel birleşme sırasında kanama tekrar olmaktadır. Kısacası kızlık zarı bozulması hymenoplasti (kızlık zarı dikimi) gibi uygulamalar haricinde kendiliğinden iyileşemezken, zedelenmede bu durum tam tersidir.

Kızlık Zarı Zedelenmesi Nasıl Olur?

Kızlık zarı zedelenmesi problemiyle jinekolojik muayeneye gelen hastalarımızın çoğunluğunda mastürbasyon, sürtünmeyle cinsel ilişki, kaza ya da mantar enfeksiyonu nedeniyle aşırı kaşıma nedenli bu problemin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu nedenle birkaç damla kan eşliğinde duyulan hafif yanma hissi kişileri şüpheye sevk etmektedir. Yaptığımız muayenede vakaların çoğunluğunda durumun zedelenme değil kızlık bozulması olduğu saptanmaktadır. Bu nedenle bu tip konularda sorun yaşanmaması için oldukça dikkatli olunması gerekmektedir. Ancak kendinizi kötü hissetmenize gerek olmadığı da bir gerçektir. Yapacağımız başarılı bir hymenoplasti ile oluşan yırtık ve zedelenmeler başarılı bir şekilde tamir edilmektedir.

Kızlık Zarı Zedelenmesi Nasıl Anlaşılır?

Kızlık zarı zedelenmesi olduğunun saptanması için belirtilere bakmak oldukça yanıltıcı olabilmektedir. Çünkü zedelenme belirtileri hemen hemen bekaret belirtisine benzemektedir. Dışarıdan uzman olmayan birinin vajinal muayene ile de durumu anlaması pek mümkün olmadığı için kesinlikle uzman bir doktor tarafından kızlık zarı muayenesi yapılması şarttır.

Zedelenen Kızlık Zarı Kanar Mı?

Zedelenen kızlık zarında küçük tahrişler ve çentikler meydana gelmektedir. Zarda yırtılma yoktur ve zar bütünlüğü bozulmamıştır. Bu çentikler zarın elastikiyetine de fazla zarar vermiyorsa ilk cinsel birleşmede kanama tekrar olmaktadır. Ancak hiç zedelenmemiş bazı zar tiplerinde dahi kanama olmayabildiği düşünüldüğünde aslında kızlık zarı kanamasının bekaret belirteci olmadığı çok net anlaşılmaktadır. Sorumuzun net cevabı zedelenen kızlık zarı genellikle tekrar kanamaktadır.

Read more
kızlık zarı patlaması belirtileri

Kızlık Zarı Patlaması Belirtileri Nelerdir?

Kızlık zarı patlaması belirtileri toplumumuzda hala daha çok önem verilen bir konu olduğu için bu konuda sıklıkla doktorumuza başvurulmakta ya da iletişim kurularak sorular sorulmaktadır. Kızlık zarı hakkında yanlış bilinenler durumun daha da vahim hale gelmesine neden olmaktadır. Bazen bayanlar kendileri tedirgin olarak acaba kızlık zarım bozuldu mu şeklinde endişelenmektedir. Bu nedenle kızlık zarı bozulması belirtileri nedir bilmek daha rahat olmanıza ya da en azından durumunuzun farkına varmanıza yardım edecektir. Yazımızda konuyu detaylarıyla ele almanın yanında hala endişeleriniz devam ediyorsa doktorumuza görünmek ve sorununuza çare aramak için kliniğimizden randevu alabilirsiniz.

Kızlık Zarı Patladığında Ne Gibi Belirtiler Olur?

Kızlık zarı patlaması belirtileri içinde en yaygın görüleni kanamadır. Bayanların % 75’inde ilk cinsel ilişki ya da farklı nedenlerle kızlık zarının bozulması durumunda kanama görülmektedir. Ancak kanama her zaman olacak diye bir kural  bulunmamaktadır. Esnek yapıda ve çok ince olan kızlık zarları cinsel ilişki sırasında yırtılmayabilir ve buna bağlı kanama olmayacaktır. Bu nedenle kanama olmadığı diye pek çok kız bakire değilsin suçlamasıyla karşılaşabilmektedir.

Yırtılma belirtilerinden bir tanesi de yanma ve hafif seyreden bir sızıdır. Bunun nedeni doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Ayrıca kasıklarda hafif ağrı ve aşağı çekilme ağrısı kızlık zarı yırtılmasının diğer belirtileri arasında yer almaktadır. Ön sevişmenin uzun tutulduğu durumlarda kasık ve vajinada yanma hissi hissedilmeyecek kadar az olabilmektedir.

Birkaç Damla Kan Geldi Kızlık Zarım Bozuldu Mu?

Kızlık zarı patlaması belirtileri arasında en önemlisi kanama olduğu için kadın doğum uzmanı doktorumuza sürtünme ya da masturbasyon sırasında veya bir trafik kazası yada düşme sonucu çok az birkaç damla kan geldiğini kızlık zarının bozulmuş olabilme ihtimalini sorgularız. Kanamanın az olması kızlık zarının bozulmadığı anlamına gelmemekle birlikte tam olarak bozulup bozulmadığını söylemek de karşıdan pek mümkün olmamaktadır. Bunun için kliniğimize gelip kızlık zarı muayenesi yaptırmanız gerekmektedir.

Bozulmuş Kızlık Zarı Tamir Olur Mu?

Bu soru eğer doğal yollarla tamir olur mu şeklinde geliyorsa cevabımız bozulan kızlık zarının kendi kendini iyileştirme mekanizmasının olmadığı şeklinde olacaktır. Ancak uzman doktorlar tarafından çeşitli operasyonlarla zarın tamiri yapılabilmektedir. Kızlık zarı dikimi hakkında yeterli bilgi almak için doktorumuzla iletişime geçebilirsiniz.

Kızlık Zarının Patladığını Nasıl Anlarsınız?

  • Aktif kanama
  • Ağrı hissedilmesi
  • Batma ve yanma hissi
  • Lekeli kanamalar
  • Kasıklarda basınç ve ağrı
  • İlk gece sonrası sabah iç çamaşırınızda kan olması
  • Seks arkadaşınızın penis veya parmağında kan olması

Kızlık zarı nasıl bozulur?

Sağlığınız bizim için önemlidir. Eğer bu konularda sorularınız varsa, Dr. Tuğrul Abacıoğlu ile aşağıda ki telefon numaralarından veya canlı destek hattımızdan iletişime geçiniz ve randevu alınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Gebelikte Çatlak Önleme

Gebelik anne adayı kadının 9 ay süresince geçirdiği ruhsal ve fiziksel değişimlerin tümüdür.

Bebeğinin gelişimi için tüm yaşam şeklini değiştiren anne adayı, bebeğini dünyaya getirmeye hazırlanırken istenmeyen bir durum olan çatlak oluşumu ile karşı karşıya kalabilir.

Bedenin birden değişime uğraması ile ortaya çıkan çatlak sorunu gebelik süresince önlem alınarak önlenebilir bir durumdur.

Gebelik süresince oluşabilecek çatlakları önlemek için doğal yağ karışımlarını kullanabilirsiniz.

Kliniğimizden temin edebileceğiniz yağlar, karışımınızı hazırlamanız için yeterli olacaktır.

Gebelik Çatlaklarını Hangi Yağlar İle Önleyebilirsiniz?

Anne ve bebeğin sağlığı için bu süreçte doğal olandan yana olmak ve vücuda kimyasal bir madde girmesini engellemek en doğru tercihtir.

Gebelik çatlaklarını önlemek içinse, yüzyıllardır önerilen badem yağından faydalanmalısınız.

Badem yağı içerisinde barındırdığı bileşenler sayesinde cildin kuruyup gerilmesine engel olarak çatlak oluşumunun da önüne geçer.

Ancak sadece badem yağı kullanmak yeterli değil. Yanı sıra hindistan cevizi ve jojoba yağının hücre yenileyici özelliğinden de yararlanarak cildin taze dokusunu desteklemek gerekir.

Jojoba, badem, hindistan cevizi yağı ve ilaveten tıbbi lavanta veya ıtır yağı ile hazırlayacağınız doğal yağ karışımı sayesinde çatlaklar ile hiç tanışmadan onlara veda edebilirsiniz.

Gebelikte oluşan çatlakların sonradan tedavisi mümkün mü?

Çatlak diye tabir ettiğimiz durum bedenin anı değişimi ile birlikte derinin gerilip kuruyarak yırtılmasıdır.

Deri yırtılmasının ise oluştuktan sonra tedavisi oldukça zordur. Son yıllarda estetik alanındaki gelişmelerde karın çatlakları iyi derecede tedavi edilmektedir. Kliniğimizde bu iş için C400 Body Sculptor ve Plazma enerji denilen aletler ile çok iyi sonuçlar alıyoruz.Karın çatlamalarında oluşmadan önce doğal yağlar ile önlem almak ve hiç çatlak oluşmadan önüne geçmekte fayda vardır.

Badem yağı hindistan cevizi yağı ve jojoba yağının karışımı ile elde edeceğiniz çatlak önleyici kür kullanılarak çok iyi sonuçlar alınmaktadır .Bu karışımın içine sizin isteğinizle Tıbbi lavanta yağı ve ıtır yağı konulabilir.Tıbbı lavanta yağı ve ıtır  hoş kokusu ve ruhu rahatlatıcı etkisi  gebenin sakinleşmesini de sağlayacaktır.

Doğanın en doğal olayı olan gebelik, kimyasal etkiye kapalıdır.

  • Bu sebeple hem kendi sağlığınız hem bebeğinizin sağlığı için doğal olanın size faydalı olacağını bilmelisiniz.
  • Doğum sonrası süreçte de bu doğal yağlarla vücut bakımınızı sağlayabilirsiniz.
  • Çünkü cildimiz de, diğer organlarımız gibi bakım ve özen ister.
  • Düzenli kullanımla kesin çözümü göreceğiniz bu kür sayesinde, içiniz rahat edecek.
  • Çatlağın var mı sorusuna içtenlikle hayır yanıtını verebileceksiniz.

Doğum yapan hemen hemen tüm kadınların dert yandığı çatlak problemini en doğal olan yoldan halletmeniz mümkün.

Gebeliğin içinde bulunan zorlukları bebeğiniz için göğüslerken, bebeğinize kavuştuğunuz zaman dert edeceğiniz çatlakların olmasını istemiyorsanız hiç zaman kaybetmeden kür için gerekli yağları temin edip kullanmaya başlayın.

Doğumdan sonraki ilkyaz mevsiminde deniz keyfiniz eskisi gibi keyifli geçsin.

Bikini giymeyi bırakmak zorunda değilsiniz. Anne oldunuz diye deforme olmayı kabullenmek zorunda da değilsiniz.

Önlemini aldığınız takdirde gebelik çatlaklarını önlemeniz bir hayal değil, unutmayın.

 

Read more

İDRAR KAÇIRMA NEDİR?

İdrar kaçırma daha çok kadınlarda gözükmesiyle birlikte erkeklerde ve  çocuklarda bile gözükebilen istem dışı, kişiyi zor durumda bırakan ve hatta sosyal hayattan kopmasına bile sebebiyet verebilen istenmeyen ve kontrol edilemeyen idrar tutamama durumudur.

Eğer siz de, günlük rutininizde; gülerken, egzersiz yaparken, ağır bir şey kaldırırken, öksürürken idrar kaçırıyorsanız veya hiçbir zaman idrarınızı tam olarak boşaltamadığınızı düşünüyorsanız ve sürekli olarak idrarınız geldiğinde tuvalete yetişemiyorsanız sizin idrar kaçırma probleminiz var demektir.

Endişelenmeyin!

İdrar kaçırma psikolojik problemlere neden olsa bile daha büyük sağlık problemlerinin habercisidir. Bu durumun mutlaka doktorunuzla konuşulup tedavi planlanması gerekmektedir. İdrar kaçırma için reçete, idrar kaçırma için ilaç tedavileri ve idrar kaçırma amaliyatı tedavileri dışında günümüzde farklı tedavi yöntemleri uygulanabilen ve kısa sürede günlük hayata dönmenizi sağlayan yöntemler mevcuttur.

İdrar kaçırma nedenleri

İdrar kaçırmanın birçok nedeni olmakla birlikte en önemlileri ve sık görülenleri aşağıdadır;

Zor Doğum yapma-İri bebek doğurma,İdrar yollarında görülen enfeksiyonlar,Mesane taşları,Hormanel durumlar,Aşırı kilo,Yaşlanma,Kalıtsal sebepler,Sigara içmek ,Erkeklerde prostat ameliyatları gibi birçok neden idrar kaçırmaya neden olabilir.

İdrar kaçırma tipleri

Sık görülen idrar kaçırma tipleri şöyledir;

  • Stres tipi idrar kaçırma;

Ani hareketlerle kendini gösterir,gülme,öksürme,hapşırma,ağır birsey kaldırma gidi.Bu durum daha çok  kadınlarda yaşanmasıyla birlikte,pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla açıklanabilir.Zayıflayan pelvik taban kasları,alt idrar yolu organlarını destekleyemez ve iç karın basıncı oluşturacak durumlar oluştuğunda( stres tipi faktörler) idrar kaçırma meydana gelir.

  • Sıkışma tipi idrar kaçırma;

İdrar torbasında kapasitenin üzerinde idrar biriktiğinde; istemsiz olarak  bir miktar idrar kaçırma gerçekleşir.İdrar torbası dolu kalır.Kişi hiçbir zaman mesanesinin tam olarak boşaldığını hissedemez.Tedavi olunması gereken bir durumdur.

  • Mix tip idrar kaçırma;

Hem stres hem sıkışma tipi idrar kaçırma aynı kişide yaşanabilir. Mutlaka doktor kontrolünde tedavi planlanmalıdır.

İdrar kaçırma pedi

İdrar kaçırma için tedavi yöntemleri dışında günü kurtaran hijyenik ürünlerde bulunmaktadır.

Bunlar idrar kaçırma kilodu idrar kaçırma pedi gibi hijyenik ürenlerdir ve günümüzde her beden ve ebatta bulunması mümkündür. Bu hijyenik ürünler  kendinizi daha güvende ve temiz hissetmenizi sağlar.

İdrar kaçırmasına ne iyi gelir

İdrar kaçırmasına bitkisel tedavilerle birlikte,idrar kaçırma ameliyatı,hekiminiz reçete ettiği taktirde idrar kaçırma ilacı ve radyofrekans tedavileri iyi gelebilmektedir.En uygun tedavi yöntemine hekiminiz karar verecektir.İdrar kaçırma tedavi ücreti için yine hekiminize başvurmanız gerekmektedir.

Read more

Vajina Kızlık Zarı

Vajina kızlık zarı ile örtülü bir yapıya sahip organdır. Ancak vajinanın 2-3 cm iç kısmında bulunan kızlık zarı bilinenin aksine tamamen kapalı bir yapı değildir. Ortasında kişiden kişiye değişen yapıda açıklıklar bulunmakta, bu açıklıklara göre kızlık zarı tipleri farklı isimler almaktadır. Sözü edilen açıklıklardan adet kanı dışarı atılmaktadır. Nadir de olsa bazı bayanlarda kızlık zarı doğuştan hiç bulunmayabilmekte ya da tamamen kapalı deliksiz yapıda olabilmektedir. Kızlık zarı bulunmayanlar ilk cinsel ilişki sırasında kanama yaşamamaktadır. Öte yandan açıklığı bulunmayan tamamen kapalı kızlık zarları jinekolojik problemler (adet görmeme ya da adet gördüğü halde kanın dışarı akmaması ve içerde birikmesi nedeniyle oluşan sorunlar) oluşturduğundan cerrahi müdahale ile açık hale getirilmektedir. Toplumsal bir tabu haline gelmiş kızlık zarı hakkında detaylı bilgileri yazımızda bulabilir, sormak istediğiniz konularda doktorumuza danışabilirsiniz.

Kızlık Zarı Tipi Nasıl Anlaşılır? Tipler Arası Farklar

Vajina kızlık zarı tipinin anlaşılabilmesi için uzman bir doktor tarafından jinekolojik muayene yapılması gerekmektedir. Bu muayene çok kolay olup, vajina dış dudaklarının elle ileri geri açılmasıyla kolayca anlaşılmakta, bakire kişilerde asla doktorlar zara zarar vermemeye özen göstermektedir. Kızlık zarı tipleri arasındaki farklar sadece şekilsel olmayıp cinsel performansı, kanama miktarını ya da jinekolojik problemleri de etkilemektedir. Örneğin septalı ya da çok delikli kalbur zar tiplerinde ilk cinsel ilişki sırasından daha fazla ağrı olmakta, çoğu kez ağrı nedeniyle cinsel birleşme başarılı olamamaktadır. Zarın kalın olması nedeniyle normalden fazla kanama olduğu görülebilmektedir. Aksi olarak esnek ve çok ince zarlarda ise kanama hiç olmayabilmektedir.

Kızlık Zarı Bozulmadan Gebe Kalınır Mı?

Vajina kızlık zarı ile tamamen örtülü olmadığı için kızlık zarının gebelikten koruyucu özelliği bulunmamaktadır. Yani eğer içeri sperm akarsa gebelik oluşabilmektedir. Adet kanının dışarı atılmasında görevli olan açıklıklar gebelik için gerekli spermlerin içeri akmasına aracılık etmektedir. Tam bir penetrasyon olmasa dahi içeri boşalma yaşanması gebelik riski ortaya çıkarmaktadır. Bu durumda bakire hamilelikler meydana gelmekte, kızlık zarı ise doğum sırasında yırtılmaktadır.

Kızlık zarı hakkında daha detaylı bilgi almak ya da problemlerinizin çözümü için uzman doktorumuzu arayabilirsiniz.

 

Read more

Kızlık Zarı Yırtılması

İlk cinsel ilişki ya da farklı nedenlerle kızlık zarının dokusal bütünlüğünün bozulması genellikle kızlık zarı yırtılması olarak adlandırılmaktadır. Kızlık zarı aslında doğal açıklıkları bulunan bir doku parçası olduğundan yırtılma, patlama ya da zarın bozulması tabirleri çok da doğru adlandırmalar değildir. Ancak genellikle yırtılma tabiri kullanıldığından biz de açıklamalarımızı yaparken bu ifadeyi kullanmayı uygun görüyoruz.

Kızlık Zarı Yırtılması Nasıl Olur?

Kızlık zarı genellikle ilk cinsel ilişki sırasında içeri erkek cinsel organının girmesiyle bozulmaktadır. Bunun dışında kızlık zarı yırtılması içeri mastürbasyon sırasında parmak ya da farklı bir cisim sokulması, kaza, düşme ve çarpma nedeniyle vajinanın darbe alması nedeniyle de olabilmektedir. Kızlık zarında bu sert etkiler nedeniyle mikroskobik yırtıklar oluşmakta ve kanama meydana gelmektedir.

Kızlık Zarı Zedelenmesiyle Bekâret Bozulur Mu?

Çoğu kez zarın yırtılması ve zedelenmesi durumları birbirine karışmaktadır. Vajinaya tam giren bir cisim olmadığı halde birkaç damla şeklinde hafif kanama oluyorsa bu genellikle kızlık zarı zedelenmesi olarak nitelendirilmektedir. Zedelenme zarın etrafında çentikler oluştururken, bekâret bozulmasında yırtık tabana kadar inmektedir. Bu nedenle zedelenme ile bekâret bozulmamaktadır. Oluşan durumun zedelenmemi ya da zarın yırtılması mı olduğu jinekolojik muayene ile açıkça ortaya koyulmaktadır.

Mastürbasyon Kızlık Zarını Bozar Mı?

Mastürbasyon ya da sürtünme ile cinsel ilişkiye girmek içeri herhangi bir cisim sokulmuyorsa kızlık zarına zarar vermemektedir. Ancak içeri cisim girmesi ya da sert bir şekilde mastürbasyon yapılmasının kızlık zarı yırtılması ile sonuçlandığı örnekler de olmaktadır. Bu nedenle bu tür tatmin yollarına gidilirken sert hareketlerden kaçınılmalı, dikkatli olunmalıdır.

Kızlık Zarı Yırtılması Sonrası Kanama Olur Mu?

Kızlık zarının herhangi bir nedenle yırtılması sonucunda bayanların çoğunda kanama olmaktadır. Bu kanamanın miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte genelde 3-4 dk içinde geçmektedir. Ancak bazı kızlık zarı tiplerinde kanama görülmeyebilmektedir. Zarın esnek ve ince olması ya da yeterince kılcal damar içermemesi kanama olasılığını düşürürken, kalın ve daha kapalı kızlık zarı (yarım ay gibi) tiplerinde kanama daha şiddetli seyretmektedir. Bu nedenle bekareti gelecek bir iki damla kana bağlamak hiç doğru bir yaklaşım değildir.

Read more

Çatlak önleyici organik yağ karışımı

Gebelikte oluşan çatlakların önlenmesi için en çok merak edilen doğal çözümlerdir. Bebeğin ve annenin sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadan, doğal yağlar sayesinde çatlak sorunlarını en aza indirger ve gebenin mutlu olmasını sağlar.

Çatlak oluşumu yalnızca fiziksel bir sıkıntı yaratmakla kalmaz nitekim çatlak oluşumu derinin gerilip yırtılması durumu olduğundan, can acıtıcı etkisi de vardır. Gerilen ve çatlayan bölge kaşınır ve hafif kanama gösterebilir. Bu da gebeyi hem rahatsız hem de mutsuz eder.

Gebelikte çatlak önlemenin doğal bir yolu var mı?

Evet var. Gebelikte oluşan çatlakların kesin bir şekilde önlenmesinin çözümü ABACIOĞLU KSM aracılığı ile sizlere ulaşıyor. (En ORGANİK ürünü aramak için zahmete girmeyin burada mevcut, tüm yağları orijinaldir.)

Peki, çatlak oluşumunu engellemek için hangi yağları kullanacaksınız?

Geleneksel olarak bilinen ve tavsiye edilen badem yağı çatlak önleme konusunda etkinliğini yıllardır ispatlamış olan bir yağ. Bununla birlikte hindistan cevizi yağı da içinde bulunan oleic asit sayesinde; cilde yenileyici, hücre besleyici yapısı ile tercih edilmekte.

Son olarak ana yağlardan biri de jojoba yağı. Jojoba yağı kolejen üretimini desteklemekle birlikte, cildimizin ürettiği sebum salgısına en yakın yağdır. Cildin esnemesine yardımcı olur.  Tercihe bağlı olarak esansiyel tıbbi lavanta ya da ıtır yağı da ekleyebilirsiniz.

Hindistan cevizi, jojoba ve badem yağını lavanta ve ıtır ile karıştırarak gerilen bölgeye günde üç ya da dört kere masaj yaparak yedirmeniz çatlakların önüne geçmenin kesin çözümüdür. Çatlak oluşumunu engellemek için derinin çatlamasına sebebiyet veren, kuruma ve gerilme durumunun önüne geçmek gerekir.

Yani gerilen kilo alımıyla ve karnın büyümesiyle genişleyen derinin sürekli nemli tutulması gerekir. Bu organik yağlarla oluşturduğunuz karışım sayesinde oluşabilecek çatlaklara kesin çözüm elde etmiş olacaksınız.

Doğal yöntemler neden daha etkili?

Doğanın içinde her hastalığın ve her sorunun bir çözümü mevcuttur. Gebelik gibi bir durumda tek bedende yaşam sürdüren iki can olması ve her iki bedeninde bu birliktelikten hassaslaşması ile doğal olan yöntemlerin tercih edilmesi hem daha doğru hem de çok daha etkilidir.

Gebelikte çatlak önleyici doğal yağ karışımlarını ortalama 11. Haftadan itibaren kullanmaya başlamalı ve her gün3-4 kere masaj yaparak karın basen ve bacak içlerine uygulanmalıdır. Beslenmenize dikkat eder ve aşırı kilo almazsanız sonuç yüz güldürücü olacaktır.

Read more

Saç ekimi nedir?

Saç ekimi tıbbi adı saç nakli olan ve başta kellik görülen bölgelere kendine dirençli olan bacak kol göğüs ya da genital bölge ense kökü gibi kıl kökü barındıran bölgelerden kıl köklerinin alınarak saç dökülmesinin olduğu bölgeye nakledilmesi işlemidir.

Saç dökülmesi ve kellik problemini başarılı bir şekilde ortadan kaldıran saç nakli, saç ekimi işlemi birçok erişkin kişi tarafından tercih edilmekte ve oldukça memnun olunan sonuçlar doğurmaktadır.

Saç ekimi işlemi iki temel yöntem esas alınarak gerçekleştirilir ve her iki yönteminde sonucunda aynı sayıda kıl kökü nakli yapılarak hemen hemen aynı oranlarda saç elde edilir.

Saç ekimi yaptırırken nelere dikkat edilmelidir?

Güzellik merkezlerinde uygulanan bir yöntem olan saç ekimi işlemi hakkında atlanılan en önemli detaylardan bir tanesi deneyimi doktorlar tarafından uygulanması gerektiği gerçeğidir.

Saç ekimi yapılırken planlı bir çalışma gerçekleştirilmeli saçlar arasında aralık oluşması engellenmeli ve mutlaka bir doktor kontrolünde işlemler gerçekleştirilmelidir.

Yalnızca ticari kazanç olarak saç ekim işlemi gerçekleştiren merkezlerden özellikle uzak durmanızı öneririz.

Çünkü yanlış yapılan saç ekim işlemlerinde mevcut saçınızda kaybedebilirsiniz ve bu işlemi geri dönüşü ne yazık ki yoktur.

Ayrıca saç ekimi yapılacak bireyin yaşı cinsiyeti cilt tipi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlar göz önüne alınmadan yapılan işlemlerin sonucu üzücü olabilir.

Kadınlarda ve erkeklerde saç ekimi sonuçları değişkenlik gösterir mi?

Evet. Çünkü kadınlarda erkeklerde olduğu gibi dökülmeyen bir ense kökü bölgesi yoktur bu sebeple kadınlarda saç ekim yönteminin başarı oranı erkeklere kıyasla daha düşük olmaktadır.

Saç ekimi işleminin yan etkileri nelerdir?

Kıl köklerinin alındığı alanlarda kanama görülebilir.

Enfeksiyon gelişmesi nadir de olsa görülmesi mümkün durumlardandır.

Kötü yara dokusu oluşması FUT metodu ile nakledilen saçlarda görülmektedir.

Saç alınan bölgede his kaybı yaşanması nadiren de olsa görülebilir.

Yanlış yapılan saç ekim işlemlerinde ayrıca yanlış yöne saç uzaması,süpürge gibi bir görüntü, parke taşı görünümü ve alakasız aralık ve boşluklar görülmektedir.

Bu sebeple saç ekimi işleminizi mutlaka bir uzman kliniğe yaptırmanız sizin sağlığınız için önemlidir.

Read more

Esnek Kızlık Zarı

Kızlık zarı meselesini tabu haline getiren ailelerin ve çiftlerin evlendikleri ilk gecenin sonunda soluğu jinekolojik muayenede almalarının en önemli sebebi esnek kızlık zarı yapısıdır. Bu kızlık zarı tipinde doku oldukça esnek ve bir o kadar da ince olduğu için kanama gerçekleşmemesi aileler başta olmak üzere çiftlerin de mutsuz olmasına neden olmasıdır. Muayene sonucunda kadın doğum uzmanı bunun zarın esnek olmasından kaynaklandığını ne kadar anlatsa da genellikle kişiler buna inanmaktan kaçınmaktadır. Sadece bilgili ve eğitimli kişilerde böyle bir açıklamaya inanma eğilimi olmakla birlikte sayı oldukça azdır. Bekâretin sadece bir kızlık zarından gelen kana bağlanması ne kadar yanlışsa, esnek doku yüzünden kanama olmadığında hayatınızı kabusa çevirmeniz de bir o kadar yanlış bir davranıştır. Peki, nedir bu işin aslı, hymen neden esnek olur tüm soruları cevaplandırmak işin uzmanı olarak görevimizdir.

Esnek Kızlık Zarı Neden Kanama Yapmaz?

Vajinanın 1-2 cm iç kısmında vajinal mukotik dokudan oluşan kızlık zarının pek çok çeşidinin bulunması kalıtsal özelliklerin etkisiyle gayet normaldir. Esnek kızlık zarı yapısı da bunlardan bir tanesidir. Genellikle yarım ay şeklindeki kızlık zarı tipinde esnek yapı gözlenmektedir. Bunun sebebi diğer zar tiplerinde olduğu gibi vajina girişini alt ve üst kısımdan tamamen çevrelememesidir. Bu esnemeye sebebiyet vermekte, zar yapısı gereği daha ince olacağından da kılcal damarlanmayı azaltmaktadır. Hem kılcal damarların az olması hem de zarın esnek olmasından dolayı daha zor yırtılması hatta çoğu kez doğumda dahi yırtılmaması kanamanın olmasının en büyük engelleridir.

Esnek Kızlık Zarı Nasıl Anlaşılır?

Genellikle kişiler kızlık zarı tiplerinin kendi dışarıdan muayeneleri sonucunda anlaşılabileceğini düşünmektedir. Ancak böyle bir durum söz konusu değildir. Durumun anlaşılabilmesi için mutlaka uzman bir kadın doğum uzmanına jinekolojik muayene yaptırılması gerekmektedir. Aynı durum esnek kızlık zarı için de geçerlidir. Teknolojik verilerin bu denli değiştiği günümüzde uzmanından bilgi istemek kadar doğal bir şey yoktur. Bu nedenle eğer kızlık zarı muayenesi olunacaksa doktorun söylediklerine de inanılmalıdır. Çünkü uzman doktorların size yalan söylemek için ellerinde hiçbir nedenleri bulunmamaktadır. Bir doku parçası yüzünden asla yuvaların yıkılmasına izin vermemek en doğru yaklaşımdır.

Read more

Kızlık Zarı Dikim Ücreti

Kızlık zarı günümüzde  halen tabu olan bir konudur. Bekâretin simgesi olarak görülmesi ve çiftlerin aynı zamanda ailelerin buna önem vermesi kızlık zarı dikim işlemlerine olan talebi arttırmaktadır. Herhangi bir cinsel deneyim yaşamış olan bayanlar evlenmeden hymenoplasti denilen uygulamayı yaptırarak kızlık zarlarını tamir ettirmektedir. Bunun dışında bazen eşlerine evlilik yıl dönümü hediyesi olarak hymenoplasti uygulaması isteyen bayanlar da bulunmakla birlikte, sayıları oldukça azdır. Hal böyle olunca kızlık zarı dikim ücreti doktorumuza en çok sorulan soruların arasında yer almaktadır. Bunun tam net bir cevabı olmamakla birlikte bazı kriterlere göre kişiden kişiye farklı fiyatlar belirlenmesi olasıdır. Bu nedenle doktorumuzdan randevu alarak kendi durumunuza uygun yöntem ve uygulamaları belirledikten sonra net fiyat ortaya çıkmaktadır. Bizimle konuyla ilgili her zaman iletişime geçebilirsiniz.

Kızlık Zarı Dikim Ücreti Nasıl Belirlenir?

Öncelikle her ilde fiyatların aynı olmadığı ve doktordan doktora da değiştiği bilinmelidir. Bu kriterlere göre her doktorun kendi fiyat tarifesi bulunmaktadır. Doktorun konusunda uzmanlığıyla da bu tarife artmakta ya da azalmaktadır. Tarifenin üzerine eklenecek hususlar ise yöntemin ne olduğu, merkezde istenecek ek hizmetler, anestezi şekli ve ek olarak vajina daraltma istenip istenmediğidir. Tüm durumlar dikkate alınarak kızlık zarı dikim ücreti belirlenmektedir. Hastanın kabul etmesi durumunda da doktorumuz en iyi şekilde hizmet vererek hangi yöntem kullanıldıysa başarıyla sonuçlandırmaktadır.

Kızlık Zarı Dikiminde Doktor Seçimi Nasıl Yapılır?

Hymenoplasti için kızlık zarı dikim ücreti doktor seçimini doğrudan etkilemekle birlikte seçim yapılırken iyi düşünülmeli ve jinekologda bazı özelliklerin bulunması gereği göz ardı edilmemelidir. Bu özelliklerden ilki doktorun tecrübesidir. Kadın doğum alanında tecrübeli olması kızlık zarı dikiminde çok iyi olduğu anlamına gelmeyeceği için mutlaka bu konuda başarılı olması tercih sebebi olmalıdır. Öte yandan operasyonun yapılacağı merkezin hem teknik donanım hem de hijyen anlamında iyi olması gerekmektedir. Her ne kadar basit bir operasyon olsa da bu ilkelere dikkat edilmediği takdirde çok ciddi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Aynı şekilde merkezin ve doktorun etik ilkelere, gizlilik kurallarına dikkat etmesi, uzmanın sizin psikolojinizden anlayarak sizi rahatlatması çok önemli özellikler arasındadır.

Read more

Gebelik çatlakları nasıl gider?

Gebelik sürecinin anne bedeninde çok fazla değişime yol açması anne tarafından sevinçle karşılanan bir durum olsa da gebelik sonrası çatlaklar rahatsızlık verebilir.

Gebelikte oluşan çatlakların önlenmesi için birkaç önlem almak faydalı olacaktır.

Doğal olan çözümler her zaman önceliklidir. Hem gebelikte hem gebelik sonrasında gerçekleşen emzirme sürecinde annenin bedenine kimyasal bir etken madde girmemesi anne ve bebeğin sağlığı için önemlidir.

Doğal çözümler hakkında çok fazla şey söylenir. Kullanılacağınız ürünlerin % 100 doğal kalitede ve saflıkta olmasına dikkat ederek uzman tavsiyesini uygulamakta fayda vardır.

Hamilelik çatlaklarının doğal çözümü

Badem, jojoba ve hindistan cevizi yağı.. Gebelik sürecinde oluşan çatlakların önlenmesi için gerekli ana yağlar bunlardır ki bu yağlar uzun yıllardır denenen ve kesin çözüme götüren en etkili ürünlerdir.

Bu üç ana yağ ve ilave olarak eklenen tıbbi lavanta yağı ya da ıtır yağı sayesinde gebelik çatlaklarının önlenmesinde kesin çözümünü elde edebileceksiniz.

Yağların etkilerini incelediğimizde ise;

Badem yağı: Cildinizi yumuşatacak ve bebeğinizin büyümesi ile birlikte gerilen karın derinizde çatlak oluşma riskini azaltacaktır.

Jojoba yağı: Jojoba yağı ise, cildi yenileyici etkiye sahiptir. Kilo alımı ve bedenin bebeğe uygun hale gelirken aldığı yıpranmayı önleyecek yağ olarak kullanılır.

Hindistan cevizi yağı: İçerisinde cilt yenileyici etkisi yüksektir. Derideki hücreleri yenileyerek deforme durumunun önüne geçer.

Tıbbi lavanta yağı: Hem kokusu hem de rahatlatıcı etkisiyle tercih edilir. Gebenin, koku hassasiyeti düşünülerek seçilen lavanta esansı aynı zamanda ruha sakinlik de katarak gebenin gerginliğini azaltır.

Gebelik çatlaklarının önlenmesi için doğal yağlar nasıl kullanılır?

Kullanım şekli ve yağı temin ettiğiniz yer çok önemli. Çünkü orijinal olmayan bir yağ size fayda yerine zarar verecektir.

Orijinal ürün temin etmek için hemen bizi arayabilir ya da whatsapp ve sosyal medya hesapları üzerinden mesaj atabilirsiniz.

Baz yağ olarak kullanılan hindistan cevizi yağı, badem yağı ve jojoba yağına tıbbi lavanta yağını ekleyerek oluşturduğunuz karışımı günde üç veya dört kere (bedenin kuruma ve nem oranı göz önünde bulundurularak) gerilen bölgelere masaj yaparak sürünüz.

Genel olarak gebelikte kalça, karın, göğüs bölgeleri çatlamaya eğilimli olduğu için bu bölgelere yoğunlaşmakta fayda vardır.

Ürünleri düzenli olarak kullanmak size kesin çözümü sağlayacak ve bebeğinizi kucağınıza aldığınızda da dert etmeniz gereken çatlaklarınız olmayacak. Doğal olanın, sizin ve bebeğiniz için en doğru tercih olduğunu unutmadan yağlarınızı temin edip karışımı hazırlamakta geç kalmamanızı öneririz.

Read more
kızlık zarı nerede olur

Kızlık Zarı Nerede Bulunur? Şekli Nasıldır?

Kızlık zarı nerede olur? Zar olarak tabir edilse de vajinal dokudan oluşmuş mukotik yapıda olan kızlık zarı (hymen) vajinanın giriş kısmında yer almaktadır. Bu doku parçasında kılcal damarlar bulunduğu için ilk cinsel birleşme sırasında yırtılmakta ve bu nedenle kanama gerçekleşmektedir. Esnek zar yapısında kanama görülmeyebilirken, kalın ve fazla damarlı olan zar tiplerinde kanama uzun süreli ve daha fazla olabilmektedir. Kızlık zarı nerede olur olduğuna göre de kanama miktarı, süresi ve ağrı durumu değişebilmektedir. Çoğu kişi kızlık zarının çok ileri kısımda olduğunu zannederek hemen yırtılmayacağını düşünse de aslında oldukça yüzeyde olduğu için sert sürtünmelerde dahi yırtılabildiği, esnek olduğu durumlarda cinsel birleşme olsa dahi yırtılmadığı görülebilmektedir. Bu nedenle kızlık zarı hakkında çoğu bilgiler gerçeği yansıtmaya bilmektedir.

Kızlık Zarı Nerede Olur?

Kızlık zarı nerede olur sorusunun cevabı aslında kişiden kişiye değişmektedir. Bu mukoza yapısındaki doku genellikle çoğu bayanda vajina girişinin 1-2 cm gerisinde bulunmaktadır. Ancak bazı genetik durumlardan dolayı daha içeride oluşmuş kızlık zarı tipleri, hatta doğuştan kızlık zarının oluşmaması gibi vakalarla da karşılaşılmaktadır. Bayanın kilolu olması vajinadaki yağ dokusunu kalınlaştırdığından kızlık zarı 4-5 cm daha içeride olabilmektedir.

Kızlık Zarının Geride Olması

Kızlık zarının geride olması jinekolojik muayene ile anlaşılabilen bir durumdur. Genellikle kilolu bayanlarda vajinal dudakların daha kalın olmasından kaynaklanmaktadır. Vajinal dudağın boyutu normal 1-2 cm’in üzerine eklendiğinde kızlık zarı vajina girişinden otomatik olarak 4-5 cm içeride olmaktadır. Yani aslında konum aynıdır ancak dış kısımdaki doku daha kalın olduğundan derinde kalmaktadır. Bu durum bekâretin bozulmasını daha zor hale getirebilmektedir. Ancak penis boyu dikkate alındığında tam bir cinsel birleşme sırasında içeri cinsel organ gireceğinden yine de kızlık bozulması gerçekleşecektir.

Kızlık zarı nerede olur sorusunun cevabı bu anlamda kişiden kişiye farklı olmaktadır. Kızlık zarı geride olması kızlık zarının sürtünmeyle kolay bozulmasına karşı engeldir. Ancak bu durum esnek kızlık zarıyla karıştırılmamalıdır. Esnek olması sadece kanamanın olmamasına neden olmakta, bazen kızlık zarı uzun zamanlar yırtılmamaktadır. Kızlık zarının geride olması durumunda ise tam birleşmede zar yırtılmakta ancak penetrasyonun daha ilerilere ulaşması gerekmektedir.

Kızlık Zarı Neden Vardır?

Genellikle kızlık zarının bir işlevi olmadığı düşünülse de bazı bilim adamları tarafından kızlık zarının bazı işlevleri olduğu düşünülmektedir. Buna göre 11-12 yaşlarına kadar olan dönem içerisinde vajina içine mikropların girmesinin önlenmesi ilk işlevidir. İkinci işlevi ise doğuştan idrar kanalı yokluğu halinde çıkartılıp kullanılarak idrar kanalı yapılmasıdır.

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalemiz:

Kürtaj fiyatları ne kadardır?

Sağlığınız bizim için önemlidir. Eğer bu konularda sorularınız varsa, Dr. Tuğrul Abacıoğlu ile aşağıda ki telefon numaralarından veya canlı destek hattımızdan iletişime geçiniz ve randevu alınız.

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Yapay Kızlık Zarı Nedir?

Yapay kızlık zarı kimyasal olarak içerisinde kan rengine benzer sıvı bulunan, vücut üzerinde belirli bir süre durduğunda eriyip yok olan bir zardır. Yapay olduğu için gerçek kanama olmamakla birlikte, vajinadan birleşmeden sonra kana benzer bir sıvının aktığı görülmektedir. Son zamanlarda bu yapay ürünlerin kullanılmasının yaygınlaşmasının nedeni kızlık zarı dikiminden kişilerin korkmaları, uygulamaların pahalı olması ve dikimden sonra kanama garantisi verilememesidir. Ancak şu bilinmelidir ki, işinin ehli uzmanlar başarılı sonuçlar ortaya koyabilmektedir. Aynı şekilde yapay zar eğer sağlıklı malzemeden üretilmediyse çoğu zaman jinekolojik problemlerin yaşanmasına da neden olmaktadır. Kızlık zarı sorunlarında ve bu problemin ortadan kaldırılmasında mutlaka uzman doktora başvurmakta fayda bulunmaktadır. Bu sizin hem sağlığınız hem de ruhsal durumunuz için en iyi yoldur. Sizi anlayan doktorumuz iletişime geçtiğiniz andan itibaren kendinizi rahat ve güvende hissetmeniz için elinden geleni yapacaktır.

Yapay Kızlık Zarı Nasıl Takılır?

Yapay kızlık zarı olarak adlandırılan ürünler genellikle evde bayanların kendi uygulayabilecekleri kadar kolay kullanımlıdır. Ancak ürün seçerken mutlaka kaliteli malzemeden üretilenleri tercih edilmeli, ürünün kullanımı sırasında da hijyen kurallarına mutlaka dikkat edilmelidir. Yapay zarlar suyla temas ettiğinde eriyebilen ürünler olduğu için öncelikle paketten çıkan tampon yardımıyla vajina girişi kurulanmalıdır. Ardından içeri iterek ürün yerleştirilmelidir. Her zaman belirttiğimiz gibi sağlıklı uygulamanın ne olduğunu öğrenmek için kadın doğum uzmanına önce bir muayene olmak en doğru yaklaşımdır.

Yapay Kızlık Zarı Kullanıldığı Anlaşılır Mı?

Yapay zarlar uygun şekilde vajinaya yerleştirildiğinde dışarıdan kesinlikle anlaşılmamalıdır. Ancak yeterince içeri yerleştirilmesi dışarıdan görülmeyecek şekilde oturtulması önemlidir. Ayrıca cinsel birleşme sırasında kana benzer bir sıvı dışarı akacağından her şey çok gerçekçi görünmektedir. Ancak cinsel birleşme nedeniyle oluşan genişlemeler nedeniyle daha önceden aktif cinsel yaşamı olan erkekler bu durumu sezebilmektedir. Bu nedenle vajinal egzersizler ve bu iş için yapılan takviyelerle vajinanızı daraltmanız mümkündür. Yapay kızlık zarı kullanmanızın işe yaraması aslında biraz da vajinal daralmadan geçmektedir. Oysaki yapılan kızlık dikme işlemlerinde uzman doktorlar vajina daraltma ve estetiği operasyonları da uygulamaktadır. O yüzden mutlaka doktorla bu durumu konuşmanız daha iyi olacaktır.

Read more

Kızlık Zarı Gerçek Görünümü

Kızlık zarı hakkında merak edilen konulardan bir tanesi de kızlık zarı gerçek görünümü ve nasıl bir yapısı olduğudur. Yapı olarak kılcal damarların yer aldığı normal bir vajinal doku şeklindedir. Öte yandan, görünüm olarak kızlık zarı çeşitlerine göre farklılık göstermektedir. Genellikle hymen tiplerinin tümünde adet kanının atılmasını sağlayan farklı şekillerde açıklık bulunmaktadır. Bu açıklığın türüne göre de farklı isimler almaktadır. Öte yandan, doğuştan açıklık bulunmayan hymen tipi de çok nadir olmakla birlikte bazı bayanlarda görülmektedir. Bu nedenle kızlık zarı nasıl görünüyor sorusunun tek tip bir cevabı yoktur. Eğer herhangi bir nedenle kızlık zarı muayenesi yapılması gerekiyorsa kişinin bunu tek başına görmesi imkânsız olduğundan mutlaka jinekoloji uzmanına gitmesi gerekmektedir.

Kızlık Zarı Nasıl Görüntülenir?

Kızlık Zarının görünmesi için uzman jinekolog tarafından muayene yapılması gerekmektedir. Genellikle sorunlu durumlarda (cinsel ilişkide ağrı ya da adet olmama gibi) kadın doğum uzmanı kızlık zarı muayenesi yapmakta, ancak bu muayene sonucunda, kızlık zarı gerçek görünümü ortaya çıkmaktadır. Muayene sırasında uzman doktor vajinanın dış dudaklarını aralayarak zarın durumunu görebilmektedir. Özellikle kızlık zarının kapalı olduğu vakalarda bu muayene şarttır. Çünkü cerrahi müdahale ile zarda açıklık yaratılması gerekmektedir. Aksi halde adet dönemine gelen genç kızlarda adet görülmemekte, bu durum da ciddi jinekolojik sorunlara neden olmaktadır.

Kızlık Zarı Muayenesi Bekârete Zarar Verir Mi?

Herhangi bir nedenle kızlık zarı muayenesi yaptıracak kişiler genellikle bekaretine zarar geleceği endişesini taşımaktadır. Ancak kolayca elle vajinal dudakların açılmasıyla yapılan muayene kesinlikle zara zarar vermemektedir. Bu nedenle kadın doğum uzmanına bakire olduğunuzu belirtmeniz yerinde olacaktır. Böyle durumlarda gerek olsa dahi içeri cihaz göndererek muayene yapılmamaktadır.

Kızlık Zarı Dikildiğinde Nasıl Görünür?

Kızlık zarı dikim işlemi yapıldığında dikiş izleri belli bir süre görülmektedir. Uzman doktorlar tarafından yapılan muayenede eğer dikimden 1-2 hafta geçmemişse kızlık zarı gerçek görünümü dikiş yerlerinde ince çizgiler şeklinde olacaktır. Ancak bu izler zamanla kaybolmaktadır. Eğer kalıcı dikim işlemi yapılmışsa ve başarılı bir operasyon olduysa bu çizgilerin görülmesi daha da zorlaşmaktadır. Ancak işinin uzmanı doktor anlayabilir. Partneriniz dışarıdan kontrol ettiğinde kesinlikle kızlık zarınızı diktirdiğiniz belli olmayacaktır.

Read more

Kızlık Zarı Nedir?

Özellikle Türkiye gibi kültürel olarak kızlık zarına bekâret anlamı yükleyen toplumlarda ayıp algısı yüzünden yanlış bilinen çok fazla durum ortaya çıkmaktadır. Merak edilen konulardan bir tanesi de kızlık zarı nedir sorusudur. Sorunun cevabı herkes tarafından bilinse de zarın yapısı hakkında yanlış bilgiler toplumda üst seviyededir. Vajinal bir doku olan kızlık zarının aslında vajinanın 1-2 cm iç kısmındaki alanı tamamen kapladığı ve sadece ilk cinsel ilişkide yırtıldığı bilgileri tamamen yanlıştır. Bu yanlış bilgiler nedeniyle hala toplumumuzda genç kızlar masum olmamakla suçlanabilmektedir. Kadın doğum uzmanımız bu nedenle kızlık zarıyla ilgili tüm sorulara yanıt vererek bu yazıyı hazırlamıştır. Daha fazla soru sormaya ihtiyacınız olursa detaylı bilgiyi merkezimize ulaşarak edinebilirsiniz.

Kızlık Zarı Nedir? Yapısı

Kızlık zarı vajinal dokudan oluşan vajinanın 1-2 cm iç kısmında oluşan, adet kanının dışarı atılması için açıklıkları bulunan çeşitli yapılarda bir doku parçasıdır. Bu zarın yapısı kişiden kişiye değişmektedir. Bazı kişilerde esnek olurken bazı kişilerde daha sert olabilmekte bu durum da kanamanın miktarını belirlemektedir. Ayrıca kızlık zarında bulunan açıklık şekline göre zar yapısı farklı olabilmektedir.

Kızlık Zarının Görevi Nedir?

Kızlık zarı nedir, yapısı konusunda araştırma yapıldıktan sonra en çok merak edilen bir diğer konu kızlık zarının görevidir. Bu doku bir organ olmadığı için fonksiyonel bir görevi de dolayısıyla bulunmamaktadır. Bazı araştırmalara göre ergenlik dönemine kadar vajinadan mikropların girip yukarılara taşınmasını engellemek olarak işlev gördüğü düşünülmektedir. Ancak bunun kesin olduğuna dair de bir bulgu bulunmamaktadır.

Kızlık Zarının Dışarıdan Görülmesi Mümkün Mü?

Kızlık zarının kişi tarafından dışarıdan görülmesi mümkün değildir. Görülebilmesi için vajinal dudakların elle yana çekilmesi ve oradaki dokunun tamamen aralanması gerekmektedir. Bu nedenle bunu ancak bir kadın doğum uzmanı vajinal muayene ile anlayabilmektedir.

Kızlık Zarı Bozulurken Ağrır Mı?

Kızlık zarı nedir sorusunun yanıtı bir doku parçası olduğu için ilk cinsel ilişki sırasında yırtılmadan kaynaklı hafif ağrı yaşanması normal kabul edilmektedir. Ancak bu ağrı esnek kızlık zarlarında hiç görülmemektedir. Öte yandan ön sevişme uzun tutulup o bölgedeki ıslaklık tam sağlandığında duyulacak ağrı azalmakta hatta yok olmaktadır.

Read more

Hamilelikte Çatlak Önleyici Yağlar

Gebeliğin kadın bedeni üzerinde yarattığı değişimler, karnın büyümesi ve vücudun kilo alması ile birlikte çatlak oluşumuna zemin hazırlayabilir.

Bedenin dokuz aylık süreç içerisinde aniden değişime uğraması, hızlı bir şekilde kilo alımı ve derinin gerilerek çatlamasına yani yırtılmasına sebep olur.

Bu değişimin kötü yan etkisi olarak kabul edilen çatlakları önlemek için doğal çözümler vardır.

Hem anne hem de bebeğin sağlığını riske atmadan hamilelik çatlaklarının önlenmesi mümkündür.

Gebeliğin başladığı ilk aylarda önce yavaş yavaş daha sonra hızlı bir şekilde beden değişir.

Tam çözüm için gebeliğin öğrenildiği zamandan doğuma kadar geçen sürede kalça, karın göğüs bacak bölgelerine doğal yağ karışımları ile masaj yapmak çatlakların önüne geçmek için en etkili çözümdür.

Gebelik çatlaklarını önleyen doğal yağlar nelerdir?Badem yağı,Hindistan cevizi yağı ve jojobo yağı bu alanda kullanılmaktadır.  .

Çatlak oluşumunun önüne geçmek için badem yağı, hindistan cevizi yağı ve jojoba yağını birlikte kullanmanız olumlu sonuçlar almanızı sağlayacaktır.Kliniğimizde bunlar karışım olarak satıldığı gibi tek tek  de  alabilirsiniz.

Jojoba Yağı Ne İşe Yarar?

Jojoba yağı cildimizin ürettiği sebum salgısına en yakın yağ olması özelliği  sayesinde vücudun yaşadığı değişime kolay adapte olmasını sağlar ve elastikiyet verir. Yumuşak ve nemli kalmasına yardımcı olur.

Hindistan cevizi yağı ne işe yarar?

Hindistan cevizi yağı da içerisindeki oleik asit sayesinde hücre yenilenmesini sağlar. Cildin nem oranını dengeler.

Badem yağı ne işe yarar?

Tatlı badem yağı cildinizi yumuşatarak gerilme olan bölgelerin çatlamasına engel olur.

Yoğun bir yağ olan badem yağı, gebelerde sorunsuz kullanılan geleneksel bir yağdır.

Bu yağlarla birlikte gebenin tercihine bağlı olarak karışımın içerisine tıbbi lavanta ya da ıtır yağları da eklenebilir.

Tıbbi lavanta yağı ve ıtır yağının hoş kokusu ve ruhu rahatlatıcı etkisi gebenin sakinleşmesini ve ruh durumunun dengelenmesine yardımcı olacaktır.

Çatlak önleyici doğal yağları nereden temin edebilirsiniz?

Karışımı düzenli olarak uyguladığınızda gebelik süreci sona erdiğinde ve bebeğinizi kucağınıza aldığınızda dert etmeniz gereken bir çatlak problemimiz kalmayacak.

Çatlak oluşumu esnasında yaşanan kaşıntı ve acı sorununu da hiç yaşamamış olacaksınız. Jojoba, hindistan cevizi ve badem yağlarının anne ve bebeğe hiçbir zararı olmadığı gibi ,çatlak tedavisinde kullanılan bu alternatif tıp yöntemi kadın doğum hekimleri  tarafından da önerilmektedir.

Read more

Kızlık Zarı Bozulmadan Hamile Kalınır Mı?

Kızlık zarı konusunda toplumda bulunan sayısız mit nedeniyle çokça merak edilen soru bulunmaktadır. Bu kadar bilinmezin bulunmasının nedeni ayıp yaklaşımı nedeniyle kişilerin kendi bedenlerini yanlış ya da yetersiz tanımasından kaynaklanmaktadır. Merak edilen konulardan bir tanesi de kızlık zarı bozulmadan hamile kalınır mı sorusudur. Bu sorunun cevabı aslında kızlık zarının yapısında saklıdır. Zarın yapısı ve özellikleri hakkında detaylı bilgi veren bu yazımızda birçok sorunuzun cevabını bulabilirsiniz. Ekstra bilgi ve randevu almak için doktorumuzla iletişime geçmeniz yeterlidir.

Kızlık Zarının Yapısı

Kızlık zarı bozulmadan hamilelik konusuna geçmeden önce daha önce de belirttiğimiz gibi kızlık zarının yapısı bilinmelidir. Kızlık zarı bilinenin aksine tamamen kapalı bir doku parçası değildir. Bu dokunun ortasında bir veya birkaç tane adet kanının dışarı atılmasına izin verecek delikçikler bulunmaktadır. Bu açıklığın olmaması çok nadir görülmekle birlikte cerrahi müdahale ile açılmakta, aksi halde adet görememe ve kanın içerde birikmesinden dolayı ciddi jinekolojik sorunlar meydana gelmektedir. Genellikle esnek bir yapısı olan kızlık zarı çoğunlukta vajinadan 1-2 cm içeride yer almaktadır. Bazı bayanların hymen dokusu çok esnek olabilmekte, bazılarının bölmeli açıklık yapısı nedeniyle cinsel ilişki ağrılı ve zorlu olabilmektedir. Tek tip hymen olmadığı için konuyla ilgili genelleme yapmak çok yanlıştır. Bu nedenle kızlık zarı ile ilgili geleneksel hale gelmiş düşünceler her zaman doğru değildir.

Kızlık Zarı Bozulmadan Hamilelik Nasıl Olur?

Kızlık zarı bozulmadan hamilelik hymen tipleri ve yapısı göz önüne alındığında mümkündür. Çünkü hymen yani kızlık zarı delikli yapısı nedeniyle nasıl adet kanını dışarı atıyorsa içeri akan spermi de içine alacaktır. Bu nedenle vajinadan penis içeri girip kızlık zarını bozmadan hamile kalmak mümkün olabilmektedir. Hamile kalmak için spermlerin içeri akması ve kadın üreme hücresiyle birleşerek rahme tutunması yeterlidir. Bunun için de kızlık zarının bozulmasına gerek yoktur. Öte yandan, bazı bayanların kızlık zarı yapısı oldukça esnek olmakta ilk cinsel birleşmede bozulmamaktadır. Hamile kalıp doğum yaptıktan sonra doğum sırasında bozulan kızlık zarları dahi nadir olmakla birlikte görülen vakalar arasındadır. Bu nedenle kızlık zarı bozulmadı dememeli hamilelik belirtileri görülüyorsa mutlaka doktora muayene olunmalıdır.

Read more

Kızlık Zarı Öncesi ve Sonrası

Kızlık zarı ile ilgili en çok merak edilen konulardan bir tanesi de kızlık zarı öncesi ve sonrası nasıl olduğudur. Hem şekilsel olarak hem de kanama gibi farklı değişiklikler meydana gelmektedir. Vajinanın 1-2 cm kadar iç kısmında bulunan kişiden kişiye değişen şekillerde olan hymen dokusu herhangi bir nedenle bozulduğunda önce dokuda hafif bir kanamayla birlikte yırtıklar oluşmaktadır. Zamanla bu zar deforme ola ola tamamen yok olmaktadır. Kadın doğum uzmanlarının kontrollerinde net bir şekilde kızlık zarının bozulduğu görülebilmekte, öncesi ve sonrası nitelendirmesi bazen zarın dikim işleminden sonra yapılan kontrolleri de ifade edebilmektedir.

Kızlık Zarı Öncesi ve Sonrası Nasıldır?

Kızlık zarı kişiden kişiye şekli değişen yapıdadır. Bu şekilsel değişiklik doku ortasında bulunan adet çıkışına izin veren açıklıktan kaynaklanmaktadır. Kızlık zarı öncesi ve sonrası nasıl olur bilmek için resimlerden şekillerini incelemek gerekmektedir. İlişki veya herhangi bir nedenle doku bütünlüğü bozulduğunda zarda tek veya bazen birden fazla yırtık oluşmaktadır. Ancak bu yırtıklar ince olduğu için çoğu kez sadece jinekolojik muayenede görülmektedir. İlk cinsel ilişki sırasında yüksek ihtimalle görülen kanama da bu dokunun bozulması nedeniyle kılcal damarlardan kaynaklanmaktadır.

Hymenoplasti Nedeniyle Kızlık Zarı Öncesi ve Sonrası

Hymenoplasti çeşitli teknikler kullanılarak bozulan kızlık zarının dikilmesi ve dikimden sonraki ilk cinsel ilişkide kanamasını sağlamak amacıyla yapılmaktadır. Dikim işlemi sonrasında ister geçici yöntem olsun isterse de flep ya da lazerli kalıcı yöntem olsun dokuların birleştiği noktalardaki birleşme yöntemleri belirgin olmaktadır. Ancak bu dikiş yerleri sadece uzman bir jinekolog tarafından yapılan muayenede anlaşılmakta, dışarıdan uzman olmayan kişiler tarafından bakıldığında fark edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu belirgin dikiş çizgileri bir müddet sonra iyileşme sürecine girerek tamamen yok olmaktadır. Çizgilerin görülmeyecek şekilde yok olması için 1-2 haftalık bir sürenin geçmiş olması gerekmektedir.

Kızlık zarı öncesi ve sonrası hakkında bilmeniz gerekenler bu kadar olup daha detaylı bilgi almak istediğinizde bizimle ve doktorumuzla iletişime geçebilirsiniz. Ayrıca geçici ya da kalıcı yöntemler kullanılarak kızlık zarı dikim işlemi yaptırmak istiyor ya da kızlık zarı muayenesine ihtiyaç duyuyorsanız doktorumuzdan randevu alabilirsiniz.

Read more

Saç ekiminde FUE tekniği

Saç ekimi işlemlerinin içinde en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan FUE yöntemi (Foliküler Ünite Ekstraksiyonu ) kıl köklerinin yoğun olduğu ense, kökü, kol, bacak ve göğüs gibi bölgelerden kelliğin oluştuğu, seyrek saçlı bölgeye tek tek aktarılması ile yapılan saç nakil işlemidir.

Klasik yöntem olarak kabul edilen FUT yöntemine kıyasla başta çizgi şeklinde ayrımlar oluşmaz ve yara izi kesik yoktur. Bu sebeple nakil alınan ve yapılan bölgede hızlı iyileşme görülür birkaç gün içerisinde doğal bir görünüme kavuşulur.

Bu yöntem ile yapılan saç naklinde kıl kökleri yani greftler özel iğneler yardımı ile alınarak seyrek bölgeye aktarılır. Kıl kökleri toplu olarak değil tek tek alındığı için, doku hasarının önemli oranda önüne geçilir.

FUE Yönteminde Acı ve Yara Riski

Daha az acı ve yara riski olduğu için öncelikle tercih edilen saç ekim yöntemidir FUE saç ekim yöntemi.

Saç köklerinin deri dokusunu da barındıran yapıları hassas bir şekilde dönor bölgesinden çıkartılır ve seyreklik görülen bölgelere aktarılır.

FUE yöntemi ile yapılan saç ekimi işlemi ne kadar zaman alır?

Cerrahi işlem gerektirmeyen yöntemle yapılan ekimi işlemleri yoğunluk oranına göre bir yâda birkaç saat içinde halledilir. Tek seferde 1000 ile 1500 arasında Greft  ( kıl kökü) nakli yapılarak işlem üst üste 3 gün boyunca tekrarlanabilir ve toplamda 5000-6000 civarı nakledilmiş sağlıklı saç kökü elde edilir.

FUE yöntemi ile saç nakli hangi bölgelere uygulanabilir?

Bu yöntemle saç nakli işlemi kafa derisine, yüz bölgesine uygulanabilir. Gerekli görüldüğü takdirde vücutta dökülme olan hemen hemen her bölgeye kıl kökü nakli bu yöntemle rahatlıkla sağlanır.

İşlem yapılmadan önce istenen yoğunluk belirtilmeli, gerekli planlar yapılmalı kıl köklerinin çıkış yönleri doğru seçilmeli ve iyileşme sürecinden sonra sağlıklı sağların da bir süre kontrol edilmesi gereklidir.

FUE tekniği ile saç ekimi yaptırmanın avantajları nelerdir?

Bu yöntem daha az acı verir ve yara izi olmaması sebebiyle daha çok tercih edilen bir saç ekim yöntemidir.

Read more

Saç ekimi

Son yüzyılın en büyük sıkıntılarından biri özellikle erkeklerde kelliğe sebebiyet veren yüksek oranda görülen saç dökülmesi problemidir.

Birçok güzellik merkezi bu konuda bakım kürleri tedaviler çözüm yöntemleri üretilmiş ama en çok tercih edilen ve fayda alınan yöntemi saç ekimi yöntemi olmuştur.

Saç ektirmekte kendi içinde incelikler barındıran ve istediğiniz görüntüye kavuşmanız için bilinçli bir şekilde hareket etmemiz gereken bir konu aslında.

Saç ekimi yaptırmaya karar verdiyseniz bu konuda ilk önce öğrenmeniz gereken saç ekimi yöntemleridir.

Hangi yöntemi tercih edeceğiniz bilirsiniz alacağınız sonuçtan memnun olma seçeneğiniz oldukça yüksektir.

Saç ekim yöntemleri nelerdir?

Saç ekim yöntemleri genel bazda ikiye ayrılmaktadır.

Uygulanan bu iki teknik içimde genel anestezi gerekmez ve yapılan işlem canlı saç kökü naklidir.

Yöntemleri birbirinden ayıran detay ise saçların alınma şekli olmaktadır.

FUT tekniği, yani klasik şerit yöntemi ya da FUE, foliküler ünite ekstraksiyonu yöntemi ile saç ekimi işlemlerini gerçekleştirmeniz mümkün.

Klasik şerit yönteminde ensenin üzerinden iki kulak arasında bulunan saç kökleri alınarak saçsız alana tek tek ekimi gerçekleştirilir.

Bu yöntemin tek dezavantajı 8 ile 9 santim civarında bir iz kalmasıdır.

Klasik olarak kabul edilen bu yöntemde 6 ay aralıklarla 2 ya da 3 seans şeklinde saç ekimi yaptırma şansına sahipsiniz.

FUE, yani foliküler ünite ekstraksiyonu ekstraksiyonu yönteminde ise,

Saçlar yine aynı alandan alınır, ensenin biraz üzerindeki kulak arkasında bulunan kısımdan saç alım işlemi gerçekleştirilir sadece saçın alınma şekli farklıdır.

Bu işlem günde 1000 ile 1500 saç teli etme imkânı sağlayan üst üste 3 ya da 4 gün arka arkaya uygulanabilir bir işlemdir. Yani art arda iki  veya  üç işlem yapıldığında klasik yöntemle elde edilen saç nakli sayısı ile eşit bir ekim miktarını ulaşılabilir.

Saç ekimi için hangi yöntem tercih edilmeli?

Bireyin ihtiyaçlarına ve tercihlerine bağlı olarak bu konuda seçim yapması mümkündür. Ancak klasik saç ekim yöntemi olan FUT tekniğinde iz kalması ve yara izi bulunması hastayı mutsuz edebilmektedir.

Bu sebeple FUE yönteminin tercih edilmesi iz sorunundan hastayı kurtardığı için daha çok tercih edilmektedir.

Read more

Kızlık Zarı Dikimi Fiyatı

Kızlık zarı herhangi bir nedenden dolayı zarar görerek yırtıldığında bunun dikilerek tamir edilmesi mümkündür. Ancak dikimin alanında uzman bir jinekolog tarafından yapılması başarıyı doğrudan arttırmaktadır. Aksi takdirde dikim sonrasında jinekolojik sorunlar yaşanabilmekte, uygulanan dikiş açılarak istenilen etki alınamamaktadır. Kızlık zarı dikimi fiyatı da bazı hususlar dikkate alınarak belirlenmektedir. Bu hususlardan en önemlisi de doktorun deneyimidir. Genellikle uygun fiyatlara merdiven altında yapılan uygulamalar hastaların hayatını tehlikeye atabilmektedir. Doktor ya da klinik seçimi yapılırken fiyat kadar hatta daha fazla koşullar ve doktorun deneyimi sorgulanmalıdır. Kliniğimiz ve doktorumuz ileri teknoloji ve bilgi birikimiyle dikim işlemlerinizde yanınızdadır. Bizleri arayarak detaylı bilgi alabilir, hymen dikimi için randevu talep edebilirsiniz.

Kızlık Zarı Dikimi Fiyatı Nasıl Belirlenir?

Kızlık zarı dikimi fiyatı yıldan yıla değişmekte, bazı hususlar göz önünde bulundurularak belirlenmektedir. Bu hususlardan ilki kliniğin durumu ve doktorun tecrübesidir. Her ne kadar bu işlem uzman bir doktor tarafından kolaylıkla yapılabilse de bu ancak tam teşekküllü bir klinikle yapılabilmektedir. Bunun dışında kızlık zarının durumu da fiyatta etkili olmaktadır. Çok fazla yırtık bulunan zarlarda yapılacak müdahale daha fazla olacağından fiyat bu oranda artmaktadır. Son olarak fiyatı etkileyen en önemli husus uygulanacak dikim yöntemidir. Geçici kızlık zarı dikimine göre flep ve lazerli olmak üzere 2 şekilde yapılabilen kalıcı kızlık zarı dikimi daha maliyetli olmaktadır. Ancak kalıcı yöntem her yönden hastaya daha fazla avantaj sağlamaktadır.

Kızlık Zarı Dikim Fiyatı Nasıl Öğrenilir?

Yukarıda da açıkladığımız üzere çeşitli faktörlere göre kızlık zarı dikimi fiyatı değişmektedir. Bu nedenle net bir fiyat için bizimle iletişime geçmeniz daha doğru bir yaklaşımdır. Hatta bazı durumlarda sadece telefonla bilgi almak da yeterli olmayıp jinekolojik muayene olmak gerekmektedir. Bu nedenle bizimle iletişime geçtikten sonra doktorumuzun sizi yardımcı olabilmesi için randevu almanız en doğrusudur.

Bizim sizi anladığımızı unutmadan rahat bir şekilde doktorumuza her sorununuzu açabilir, detaylı bilgi elde edebilirsiniz. Sizin psikolojik anlamdaki rahatınız her şeyden önemlidir. Eğer bir doku parçası huzurunuzu kaçıracaksa çözüm için her daim yanınızda olduğumuzu bilmenizi isteriz.

Read more

Kızlık Zarı Muayenesi

Literatürde hymen adı verilen kızlık zarı vajinanın 1-2 cm içinde yer alan kişiden kişiye değişen farklı türlerde adet kanının akmasına imkân verecek şekilde açıklığı bulunan bir dokudur. Bu doku işlev olarak herhangi bir göreve sahip olmamakla birlikte özellikle bizim gibi toplumlarda bekâretin simgesi haline gelmiştir. Hymen kılcal damarlarla zengin bir doku olduğu için genellikle ilk cinsel ilişki, cerrahi müdahale, içeri cisim sokulması ya da kaza ile bozulmakta ve bir kanama meydana gelmektedir. Böyle bir bozulmanın olup olmamasının jinekolojik olarak kontrol edilmesine ise kızlık zarı muayenesi ya da bekâret testi denilmektedir. Bekâret testi genellikle evlenecek kadının bakire olup olmadığını anlamak için talep edilmekle birlikte bazen adli vakalarda ya da zarın türünün belirlenmesinde de yapılmaktadır.

Kızlık Zarı Muayenesi Hangi Durumlarda Yapılır?

Kızlık zarı muayenesi kişilerin bakire olup olmadığının anlaşılması için sıklıkla başvurulan bir yöntem olsa da bu amaç dışında da yapılabilmektedir. Bu amaçlar ve durumlar aşağıdaki gibidir;

  • En yaygın olarak hymen muayenesi için ebeveynler, evlenilecek eşin ailesi ya da evlenilecek kişi tarafından istenmektedir. Buradaki amaç evlenilecek kişinin bekaretinin ortaya koyulmasıdır.
  • Bazen çiftler evlenmeden cinsel deneyim yaşayıp korkuyla kızlık zarının yırtılıp yırtılmadığını anlamak için başvurmaktadır.
  • Adli vakalarda bu muayene resmi olarak istenebilmektedir.
  • Geçirilen kazalar sonucunda kızlık zarının durumunu öğrenmek için muayene istenebilmektedir.
  • İlk gecede kanama yaşamayan çiftler durumu öğrenmek için başvurmaktadır.
  • Mastürbasyon sırasında kanama olan bayanlar yine zarın yırtılıp yırtılmadığının değerlendirmesi için başvurmaktadır.
  • Adet kanaması yaşamamış olan ergenler ya da ilk cinsel birleşmesini çok ağrılı olması nedeniyle zorluklarla yaşayanlar kızlık zarı türünü öğrenmek için bu muayeneyi yaptırmaktadır.

Kızlık Zarı Muayenesi Nasıl Yapılır?

Kızlık zarı muayenesi oldukça basit sadece 3-4 dakika süren bir jinekolojik muayenedir. Jinekolog sizi normal masaya alır ve eliyle dış dudakları yana çekerek kızlık zarınızı kolayca gözle kontrol etmektedir. Bu işlem sırasında herhangi bir acı duyulmamaktadır. Tamamen görsel olmakla birlikte bazen zarın yırtılma şeklinin de belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda büyütme yapan özel bir cihazla yırtık tipleri incelenmektedir. Hymen muayenesi kesinlikle kızlık zarına zarar verecek bir uygulama değildir.

Read more

Kızlık Zarı Çeşitleri

Kızlık zarı her bayanda bulunmakla birlikte herkeste farklı yapıdadır. Bunun en önemli nedeni genetik farklılıktır. Nasıl ki herkesin göz rengi, şekli ve daha pek çok organında farklılık varsa farklı yapıda hymen dokusunun olması da oldukça normaldir. Kızlık zarı çeşitleri kişilerin ilk cinsel ilişki sırasında yaşayacağı kanama miktarı, kanama süresi ve daha pek çok durumu etkileyecektir. Bu nedenle hymen (kızlık zarı) türlerinin bilinmesinde fayda bulunmaktadır. Kızlık zarı hakkında daha detaylı bilgi almak, jinekolojik muayene yaptırmak gerekebilir.Eğer adet kanınız gelmiyorsa ,cinsel ilişkide kanamanız olmadı ise kızlık zarı muayenesı olmanız gereklidir.Sorunlarınız için bizi arayıp doktorumuz ile her şeyi tarışabilirsinizx.

Kızlık Zarı Çeşitleri Nelerdir?

Kızlık zarı çeşitleri dokunun yapısına, ortasında bulunan delik kısmın durumuna göre farklı isimler almaktadır. Şimdiye kadar görülen zar şekilleri toplamda 10 tanedir. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;

  1. Kızlık Zarının Olmaması: Çok nadir rastlanmakla birlikte bazı kişilerde kızlık zarı hiç oluşmamıştır. Bunun nedeni bilinmemekle birlikte genetik kabul edilmektedir. Bu nedenle kızlık zarına bakarak bekaret arayışına girmek hiç doğru bir yaklaşım değildir.
  2. Yuvarlak Hymen: Bayanların % 60 ila % 95’inde görülen zar çeşididir. Bu nedenle en sık rastlanan tip olarak da adlandırılır. Bu kızlık zarında adet geçişinin sağlanacağı orta kısımda yer alan açıklık yuvarlak ve halka şeklindedir.
  3. Deliksiz Hymen: Bu kızlık zarı tipi patolojik yani anormal olarak kabul edilmektedir. Kızlık zarında adet kanının dışarı atılmasını sağlayacak açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenle adet görmeye başlayan genç kızlar jinekolojik problemler, adet görememe, adet kanının içerde birikmesi nedeniyle sorunlar ve şiddetli karın ağrıları yaşamaktadır. Bu durumda zarın cerrahi müdahale ile yırtılması şarttır.
  4. Bölmeli Hymen: Kızlık zarının açıklığı arada bir bölme olacak şekilde 2 açıklıklıdır. Ağrılı cinsel ilişkiye neden olması yüksek ihtimalli kızlık zarı çeşitleri arasında yer almaktadır.
  5. Yarımay Hymen: Zarda bulunan delik yarım ay şekillidir. Bölmeli hymende olduğu gibi cinsel ilişkide zorluk ve ağrı sorunu oluşturabilmektedir.
  6. Yarım Bölmeli Hymen: Sadece jinekolojik muayenede belli olan ve bölmeli kızlık zarıyla aynı işlevde kızlık zarı tipidir.
  7. Elek Şeklinde Hymen: Nadir görülmekle birlikte, zardaki delikler aynı bir eleği andırmaktadır. Cinsel ilişkiyi neredeyse imkansız hale getirecek kadar zorlaştırmaktadır.

Diğer nadir görülen zar çeşitleri şekillerine göre dentiküler, fimbrial ve dudak şekilli hymendir.

Esnek Kızlık Zarı Nedir?

Kızlık zarı şekillerine göre büyük farklılık göstermekle birlikte zarın bazı durumda çok esnek olduğu görülmektedir. Bu esneklik ilk gece sırasında herhangi bir kanama olmamasına neden olmaktadır. Esnek zara sahip kadınların oranının % 50 olduğu düşünüldüğünde ilk gece kanaması olmamasının bekaret sorunu halinde değerlendirilmesi oldukça yanlıştır.

Read more

Kızlık Zarı Kanaması

Doktorların da tanımladığı üzere kızlık zarı vajinal bölgenin 1-2 cm iç kısmında bulunan, kişiye göre değişen şekillerde olabilen ve adet kanının geçmesi için farklı delikçiklere sahip bir doku parçasıdır. Bu zarın dışarıdan bir müdahale ya da ilk cinsel ilişki sırasında yırtılması sonucunda içinde bulunan kılcal damarlarda meydana gelen kanama ise kızlık zarı kanaması olarak adlandırılmaktadır. Çoğu toplumda bu kanamaya büyük anlamlar yüklenmekte ve bakirelik göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Konu toplumsal değerler açısından değerlendirildiğinde oldukça hassas bir konu haline gelmekte ve çok fazla yanlış anlaşılmaya, yanlış değerlendirmeye açık hale gelmektedir. Bu nedenle kadın doğum uzmanlarından alınan doğru bilgilerle bu yanlışların telafi edilmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Verdiğimiz doğru ve bilimsel verileri okuduktan sonra başka soruların olması durumunda doktorumuzla iletişime geçebilirsiniz.

Kızlık Zarı Kanaması Nedenleri

Kanama nedenleri aşağıda sıralanmakla birlikte, kızlık zarı esnek olan kişilerin az bir oran olmakla birlikte ilk cinsel ilişki sırasında bu durumla karşılaşmadığı da bilinmelidir. Bu nedenle bekaretin simgesi olması bazı durumlarda yanlış değerlendirmelere sebebiyet vermemelidir.

  • Kızlık zarı kanaması olarak adlandırılan bu doğal sürecin en sık karşılaşılan nedeni cinsel ilişki sırasında penisin vajinadan döl yatağına doğru girmesidir.
  • Cerrahi müdahaleler ya da muayene sırasında vajinaya yapılan girişler zara zarar vererek kanamaya neden olmaktadır.
  • Klitoral masturbasyon kızlık zarına zarar vermezken, masturbasyon sırasında vajinaya yapılan parmak ya da aletli müdahale kanamaya neden olmaktadır.
  • Yaşanılan kazalar veya temizlik sırasında yapılan müdahaleler kızlık zarına zarar vererek yırtılmasına sebebiyet verebilmektedir.
  • Her spor zararlı olmamakla birlikte bisiklet, at binme ve bazı uzak doğu sporlarıyla kızlık zarının yırtıldığı vakalar bulunmaktadır.

Kızlık Zarı Kanaması Rengi, Miktarı ve Süresi

Kızlık zarı kanaması olduğunda vajinadan gelen kanın rengi, miktarı ve süresi kişiden kişiye kızlık zarının da yapısına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Kanın rengi genellikle açık pembeden kırmızıya varan tonlarda olmakla birlikte cinsel ilişki şekline bağlı olarak kanın vajinal haznede bekleme ve toplanma süresi artarsa renkte kahverengiden siyaha doğru bir koyulaşma olabilmektedir. Yine aynı şekilde kanama miktarı kızlık zarının kalınlığına ve yapısına göre daha az ya da çok olabilmektedir. Bu durum zardaki damarlanma miktarına bağlıdır. Kanama cinsel ilişki sırasında olduğu gibi daha sonraki zaman dilimlerinde ya da daha sonraki cinsel birleşmeler sırasında da olabilmektedir. Son olarak kanama genellikle 3-4 dk sürmekle birlikte 1-2 saat ya da 1-2 gün süren kanamalar da görülmektedir. Kanamanın şiddetli ve uzun sürmesi durumunda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.

Read more

Kızlık Zarı Dikimi

Vajenin 1.5-2 cm içinde bulunan ve yapısı kişiden kişiye değişen dokuya hymen denilmektedir. Bu dokunun bazı toplumlarda bekâretin simgesi olarak görülmesi bayanları kızlık zarı dikimi işlemine yöneltmektedir. Ancak bu konuda yanlış bilinen konular oldukça fazladır. Öncelikle kişilerin bu dokuya çok büyük anlamlar yüklemesi oldukça yanlış bir yaklaşımdır. Yine de kızlık zarı sizin ve partneriniz için önemliyse hymenoplasti adı verilen operasyon hakkında iyice bilgilenmenizde büyük fayda bulunmaktadır. Ayrıntılı bilgi için doktorumuzu arayabilir, ayrıca profesyonel bir hekimden hymenoplasti hizmeti almak için randevu alabilirsiniz.

Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Yapılır?

Kızlık zarı dikimi çeşitli cerrahi yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Bunlardan birincisi geçici yöntem olarak nitelendirilen yırtılan kızlık zarı dokusunun uç uca getirilerek dikilmesidir. Az süresi olanlar için uygun bir yöntem olmakla birlikte evlenmeden en az 3-7 gün öncesinde yapılabilmekte, cinsel ilişki sırasında amaç kanama oluşturmaktır. Kalıcı hymenoplasti olarak adlandırılan yöntem ise 2 farklı şekilde uygulanmaktadır. Bunlardan birincisi flep yöntemidir. Bu yöntemde doğal kanlama olan vajinal doku alınmakta ve bu dokuyla kızlık zarı onarımı yapılmaktadır. Kolay kolay yırtılmayan ve daha uzun süreli olan bu yöntem sayesinde daha kalıcı çözümler üretilebilmektedir. Kalıcı yöntemlerden bir diğeri ise lazerli dikim yöntemidir. Lazer iyileşme sürecini kısaltan bir yöntem olmakla birlikte herkeste uygulanılmaması gereken bir yöntemdir. Çünkü yakarak birleştirme sağladığı için vajen dokusunun özelliğine bağlı olarak bazı bayanlarda kanama gerçekleşmemektedir.

Kızlık Zarı Dikimi Anlaşılır Mı?

Kızlık zarı dikimi partnerinizin kontrol etmesiyle ya da cinsel ilişki sırasında anlayabileceği bir işlem değildir. Ancak uzman bir hekim tarafından yapılabilecek tıbbi muayenelerle anlaşılabilmektedir. Geçici dikim hemen anlaşılmakla birlikte, bazı hekimler flep ile yapılmış güzel bir operasyonu anlamayabilmektedir. Cinsel ilişki yaşanıldıktan sonra tüm yöntemlerde dikim yapıldığı kesinlikle anlaşılmamaktadır.

Dikilen Kızlık Zarının Kanama Garantisi Var Mı?

Böyle bir garanti bozulmamış bir kızlık zarında dahi verilemezken, dikilmiş bir kızlık zarında kanama garantisi vermek de zor olmaktadır.Ama taze yara yerinin kanama özelliği nedeniyle kanama olacaktır. Ancak kalıcı yöntemde kanama olasılığı daha da artmaktadır. Flep yöntemiyle kanlanan bir doku oluşturulmakta ve genellikle de bu doku ilk cinsel birleşmede kanamaktadır.

Read more

Kızlık Zarı

Toplumsal bir mit haline gelen kızlık zarı hymen olarak da adlandırılmaktadır. Bu zar her bayanda bulunmakta olup vajen girişinin 1.5 cm kadar içerisinde yer almaktadır. Bilinen önemli bir görevi olmamakla birlikte bu zar bebeklik döneminden, ergenlik dönemine kadar bayanların vücutlarında mikropların yukarı çıkarak diğer organlara yayılmasını ve vücuda yabancı cisimlerin girmesini engellemektedir.

Kızlık Zarı Nedir? Hakkında Merak Edilenler

Vajen girişini tamamen örten hymenin ortasında bulunan ve kişiden kişiye değişmekle birlikte farklı şekillerde olabilen delikler adet kanının vücuttan dışarı atılmasına olanak sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Yapısal ve şekilsel farklılıklar hymen çeşitlerini ortaya koymakla birlikte, cinsel ilişki sırasında yırtıldığında meydana gelebilecek kanama miktarını da doğrudan etkilemektedir.

Kızlık Zarı Neden ve Nasıl Yırtılır?

Genellikle çeşitli toplumlarda bekâretin ve masumiyetin simgesi olarak görülen kızlık zarı vajene sert bir cisim sokulması, cinsel ilişki, vajenden yapılan cerrahi müdahaleler ve uygun olmayan masturbasyon uygulamalarında yırtılabilmektedir. Yırtılma sonrasında belirli miktarlarda kanama görülmesi normaldir. Ancak esnek yapıdaki hymen çeşitlerinde yırtılma olmaması ya da yırtılma olsa dahi kanama olmaması gibi durumlarla karşılaşılabilmektedir.

Kızlık Zarı Bakireliği Kesin Ortaya Koyar Mı?

Her ne kadar hymenin yırtılmasının bir göstergesi olan kanama bekâretin simgesi olarak görülse de bu bazen kesin bir bilgi değildir. Çünkü bakire olmasına rağmen hymenin esnek olmasından dolayı ilk cinsel ilişki sırasında kanama yaşamayan bayanların yüzdesi % 10-15’tir. Yani nadir de olsa bu görülebilmektedir. Aynı şekilde ilk cinsel ilişkide kanama olmadığı halde sonraki ilişkilerde yırtılmadan kaynaklı kanamalar görülebilmektedir. Bu nedenle bekâret sadece ilk ilişkide kanama olup olmamasına göre ölçülebilecek bir konu değildir.

Hymen Tamiri Mümkün Müdür?

Hymen esnek olduğu kadar sonradan tamiri de mümkün bir doku parçasıdır. Bu nedenle herhangi bir nedenden dolayı kızlık zarı yırtılan kişilerin bunu diktirme yoluyla tamir ettirmesi tıbbi olarak mümkündür. Cerrahi operasyon cinsel ilişki yaşanmadan (yani evlenmeden) 3-7 gün önce yapılmalıdır. Yapılan işlem doku uçlarının uç uca getirilmesinin ardından mikroskobik şekilde dikilmektedir. Bu geçici bir yöntemdir ve ortalama 10 gün içinde ilişki yapılmalıdır süre uzun süre olursa kendiliğinden açılır ve ilişkide kanama olmaz. Diğer bir yöntem olan flep yönteminde ise vücuttaki mukoza dokularından o bölgede yeni bir hymen oluşturulması esasına dayanmaktadır. Bu yöntemde operasyondan aylar sonra yapılan ilişkide bile kanama  kanama olmaktadır.

Read more

Yüz Dolgusu Uygulaması

Yaygın olarak yaşlanma karşıtı olarak uygulanan yüz dolgusu, deri altına bazı maddelerin enjeksiyon yöntemiyle doldurulması işlemidir. Kırışıklık, cilt sarkması, cilt çukurlukları, yara izleri ve dudakların kalınlaştırılması için dolgu uygulaması sık yapılan bir yöntemdir. Yapılan uygulamalar sayesinde yaşlanmaya bağlı tüm durumlar ortadan kaldırılmakta, cilt daha genç ve daha dinamik bir görüntü kazanmaktadır. Dolgu uygulamaları sırasında kullanılan dolgu maddeleri hastanın kendinden elde edilen doku karışımları ve yağ tabakası, sığırdan elde edilen kolojen ya da laboratuar ortamında üretilen hyaluronik asittir.

Dolgu Uygulamasının Etki Mekanizması

Cilt altına enjeksiyonlar şeklinde yapılan dolgu uygulamasının 2 şekilde etkili olduğu bulunmuştur. Bunlardan en yaygın etkilisi bölgedeki bozulmaları dolgunun etkisiyle gererek yok etmesidir. Diğer etki mekanizması daha seyrek görülmekle birlikte yapılan dolgunun kendiliğinden kolojen üretimini teşvik etmesidir.

Dolgu Uygulaması Ne Kadar Sürer? Etki Süresi

Dolgu uygulamaları doku hasarının (kırışıklık, çukurluk, yara izi vb.) derecesine göre değişmekle birlikte maksimum 20 ila 30 dakika arasında bir zaman almaktadır. Bu kadar vakit almasının nedeniyse cildin fazla tepki vermemesi için dolgu maddesinin çok küçük miktarlarda enjekte edilmesidir. Yapılan uygulamanın etkisini yitirmeden kalma süresi ise 8 ila 18 ay arasında değişmektedir. Bu süreye dış faktörler ve kişisel özellikler etki etmektedir.

Yüz Dolgusunun Yan Etkileri Var Mıdır?

Yüz dolgusunun bazı geçici yan etkileri olmasına rağmen işinde profesyonel hekimler tarafından yapıldığında bu yan etkilerin çok hafif atlatılması hatta çok kısa sürede geçmesi mümkündür. Öncelikle hekimler yan etkileri arttırdığı için dolgu yapılmadan önce kan sulandırıcı ve parasetamol gibi ağrı kesicileri kullanmamanızı önermektedir. Daha ileri yaşlarda hastalarda ciltte dolgu sonrası geçici morluklar ve kızarıklar oluşması en bilinen yan etkiler arasında yer almaktadır. Bu morluklar K vitaminli kremler, çeşitli kapatıcılar kullanılarak kısa sürede atlatılmaktadır. Ayrıca şişlik ve morlukların geçirilmesinde buz uygulaması, işlem sonrası ağır sporlardan kaçınılması ve yatarken sırt üstü yatmak öneriler arasında yer almaktadır. Dolgu maddesine ve hyaluronik asite ailerjisi olanlar ile cilt enfeksiyonu, otoimmun hastalığı olanların yüz dolgusu yaptırması önerilmediği gibi bu gibi işlemler emzirme ve hamilelik döneminde de yapılmamalıdır.

Read more

Kürtaj Kaç Saat Sürer?

İstenmeyen, planlanmayan, sağlık açısından tehlikede olan gebeliğin sonlandırılması için yapılan operasyona kürtaj denir. Diğer bir deyişle, rahmin içinde yer alan parçaların teknik olarak dışarı çıkartılmasıdır. Bebek kesesi rahim içinde en erken 5. Haftadan sonra görülebilir. Kürtaj işlemi de bu zamandan sonra uygulanabilir. Eğer hamileliğin çok başlarında operasyon yapılmışsa, operasyon sonrası hamileliğin devam etme riski olduğundan, 5 ya da 6. haftaları beklemek daha iyi olacaktır. Kürtaj işlemi ne kadar erken yapılırsa hastanın sağlığı açısından o kadar önemlidir. Hamileliğin 5 ile 9. Haftaları arasında yapılan kürtaj operasyonu, kazımaya gerek olmadan vakum işlemi ile yapılır.

Kürtaj öncesi mutlaka ultrasonografi muayene yapılmalıdır, gebelik kesesinin yeri ve haftası belirlenmelidir. Ve yine kürtaj sonrası da rahimde parça kalıp kalmadığı ultrason ile muayene edilerek kontrol edilmelidir. Kürtaj işlemi ortalanma 3-10 dakika sürer. Muayene, konuşma, gerekli testler, kürtaj işlemi ve sonrası takip ve dinlenme dönemi 45-60 dk sürer.

Bu Süreyi Oluşturan Nedenler

Hamilenin ultrason ile gebelik haftasının incelenmesi ve muayenesi 10 dk sürer.

Uzman doktor tarafından kürtaj işleminin nasıl yapılacağını ve sonrasında hastanın nelere dikkat etmesi gerektiği konuları anlatması 10 dk sürer.

Anestezi doktorunun gebeye bazı sorular sorması ve damar yolunun açılması 5-10 dk sürer.

Vakum aspirasyon ve ultrason ile birlikte kürtaj işleminin yapılması ve kontrol edilmesi 5-10 dk sürer.

Kürtaj işlemi sonrasında hastanın durumunu takip etme ve alınan anesteziyi atma süresi 15 dk

Ve taburcu edilme işlemleri süresi 5-10 dk sürer.

Eğer hasta daha önceden randevu alırsa bütün bu işlemler buna göre ayarlanıp hastanın kısa sürede işlemleri yapılıp daha kısa sürede taburcu olmasını sağlar.

Bazı sebeplerden dolayı kürtaj işlemi uzayabilir:

Hastanın rahim ağzının dar olmasından dolayı vakumun rahimin içine yerleştirilmemesi veya daha geç yerleştirilmesi (bu durun hiç doğum yapmamış ya da çok sık vajina enfeksiyonu olan kişilerde görülen bir durumdur)

Hastanın kürtajdan sonra kanamasının uzun sürmesi halinde takip etmek amaçlı olarak gebe olması gerekenden daha fazla takip edilmelidir.

Bazı hastaların bünyesi ilaçları daha yavaş kaldırır yani ilacı vücuttan atması normale göre daha uzun sürer.

Read more
Özel Hastanelerde Kürtaj Ücretleri

Özel Hastanelerde Kürtaj Ücretleri

Özel hastanelerde kürtaj ücretleri: Bebek istemeyen kadınlar gebeliklerinde de kürtaj olmayı düşünürler. Düşük tehlikesi olan bir kişi de düşük yaparsa bu durumda da kürtaj yaptırmak zorunda kalacaktır. Düzensiz kanamaları olan kadınlarda olası bir kötü hastalık olasılığını ekarte etmek için kürtaj yapılmaktadır. Görüldüğü gibi kürtaj işlemi sadece bebek aldırma amacıyla kullanılan bir tanımlama değildir. Kürtaj işlemi genel anlamı ile rahim içinden parça almak anlamında kullanılmaktadır.

Kürtaj olmak isteyen bir kadın seçenek olarak karşısında özel hastaneler ve özel muayenehaneler durmaktadır. Devlet hastaneleri artık bir seçenek oma özelliğini yitirmiştir. Son yıllarda kadınlarımızın bilinçlenmesi ile muayenehane seçeneği bir seçenek olmaktan uzaktır. Muayenehanelerde laboratuar ve yoğun bakım gibi olanaklarının olmaması nedeniyle kürtaj olmak isteyen kadınlar artık muayenehaneyi kullanmamaktadırlar. Kadınlarımızın muayenehaneyi kullanmamalarının nedeni kürtaj sırasında genel veya sedo anestezi yapıldığında olası bir problemde yapılacak hiçbir şey yoktur. Ama halen inatla muayenehane bazında hekimler kürtaj yapmakta ve genel anestezi uygulamaktadırlar. Bakanlıkta bununla ilgili hiçbir şey yapmamaktadır.

Özel hastanede çalışan personellerin samimi ilgisi, uzman doktorların kürtajlardan sağladıkları başarılar ve kendilerine kattıkları tecrübeler, kişilerin özel hastanelere yönelmesini sağlamıştır.

Özel Hastanelerde Kürtaj Yaptırmalı mıyım?

Özel hastanelerde kürtaj yaptırmalımıyım

Özel hastanelerde kürtaj fiyatları değişiklik göstermektedir. Bu nedenle kürtaj yaptırmak isteyen kişiler araştırma yaparak veya özel hastaneye bizzat giderek fiyat öğrenebilmektedir. Bunun dışında, uzman doktorlar tarafından da tavsiyeler alabilmekteler. Kürtaj ücretleri, kürtajın derecesine göre de değişiklik göstermektedir. Kürtaj yaptıracak kişilerin ne derecede kürtaj yaptıracağının saptanması ve kullanılacak anestezi yönteminin bilinmesi gerekmektedir. Buna bağlı olarak fiyatlarda artış veya azalma görülmektedir. Bu sebepten ötürü kürtaj yaptırmak isteyen kişiler sağlık koşullarının olanaklı olduğu yerlerde ve uzman kişiler tarafından kürtaj yaptırmalıdırlar. Kürtaj fiyatları her özel hastanede aynı değildir.

Özel hastaneler, hastalarına daha yakın davranırlar ve hastalığın kişilerden tamamen uzaklaşmasını sağlarlar. Bu nedenle özel hastanelerde kürtaj yapılmalı ve kadın doğum uzmanları tarafından kürtaj işlemi gerçekleşmektedir. Özel hastanelerde kürtaj fiyatlarını etkileyen faktörler arasında hastanın nasıl bir kürtaj geçireceği, doktorun uzmanlık seviyesi, hastanedeki konaklama ücreti gibi nedenlere bağlı olarak artış veya azalma göstermektedir. Bu sebeple kişilerin ne istediklerini bilmeleri ve bunu uzman doktorlarına bildirmeleri gerekmektedir. Kısa bir araştırma yapılarak bile kürtaj fiyatlarına ulaşabilir, fiyatların ne denli değiştiğini birinci ağızlardan öğrenebilirsiniz. Kürtaj yaptırmak isteyen kişiler özel hastanelerin konforunda ve ilgili doktorların uzman görüşlerinden faydalanarak kürtaj yaptırabilir ve başarılı bir operasyon geçirebilir.

Kürtaj Ücreti Neden Bu Kadar Fazladır?

Diğer birçok cerrahi işleme göre çok ucuz olan kürtaj işleminin kısa sürede tamamlanması birçok kişinin bu işlemin pahalı olduğunu düşünmesine yol açmaktadır. Ancak bu ücretler içerisinde kürtaj öncesi ve sonrası çekilen ultrason, eğer hasta hastanede kalacaksa konaklama ücreti, bir hafta sonra yapılacak kontrolün ücreti gibi birçok ücret daha dahildir. Ayrıca kürtaj işlemi basit bir operasyon gibi görünse de çok küçükte olsa komplikasyon riski taşımaktadır ve bu nedenle işlemin alanında uzman doktorlar tarafından yapılması gereklidir. Bu işlemde uygulanan anestezi çeşidi de ücret üzerinde etkilidir. Ancak hangi anestezi yöntemi uygulanırsa uygulansın hasta hiçbir şey hissetmeyecektir. Sizde kürtaj yaptırmadan önce fiyatı hakkında düşünürken aynı zamanda hastanenin genel durumu ve doktorunuzun tecrübesini de değerlendirmelisiniz.

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Kürtaj fiyatları ne kadar?
Kürtaj nedir? 
Kürtaj nasıl yapılır?
Kürtaj ne zaman yapılır?

 

Kürtaj hakkında daha fazla bilgi almak bize ulaşabilirsiniz
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail: info@abacioglu.com.tr

Read more

Çocuk Aldırma Süresi Ne Kadardır?

Çeşitli sebeplerden dolayı gebeliğin sonlandırılması durumuna kürtaj adı verilir. Halk arasında bebek aldırma, gebelik sonlandırma veya küretaj olarak da bilinen kürtaj işlemi 1972 senesine kadar yasaktı. Bu tarihten sonra kürtaja ilişkin kanunlar değişti. Bu değişiklik yüz binlerce kadının sağlıklı koşullar altında kürtaj işlemini gerçekleştirmesini sağladı. Gebelik sonlandırma işleminin hangi şartlar altında yapılacağı Nüfus Planlaması Yasasında belirlenmiştir.

Daha önce suç olarak kabul edilen çocuk düşürme, Rahim Tahliyesi Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük ve ilgili yasa ile değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikle birlikte bazı koşullar dahilinde çocuk düşürme suç olmaktan çıkmıştır. Kürtaj işleminde öncelikle gebenin hamileliğini sonlandırma isteğinin olması gerekir. Bu durumun istisnası hamilenin hayatını tehlike altına sokacak bir tehlikenin olması durumunda doktorların gebeden izin almadan gebeliğin sonlandırmasıdır. Gebeden izin almadan sonlandırılan bu durumda doktorun ilgili birimlere rapor halinde bilgi sunması gereklidir.

Kürtaj yaptırmak isteyen kadın evli değilse hamileliğinin maksimum onuncu haftasında ve mümkünse daha öncesinde kürtaj yaptırma hakkı bulunmaktadır. 18 yaşından büyük evli kadınlar kendi kararlarının yanı sıra eşlerinin de gebeliğin sonlandırılmasını onaylaması gerekir. Eşin kürtaj hakkında onay vermemesi durumunda işlem gerçekleşmez. Aynı şey kadın için de geçerlidir. Gebenin isteği olmadan kürtaj yaptırılması bir suç sayılmaktadır ve bu suçun bir cezası vardır.

Bu durum akıl sağlığı yerinde olmayan kadınlar için geçerli değildir. Akıl sağlığı yerinde olmayan kadınların gebe kalması durumunda rızasına bakılmaksızın gebeliğin sonlandırılması gerçekleşebilir. Reşit olmayan bir kadının evli olması durumunda eşinin rızası olsa dahi ailesinin rızası da gereklidir. İsteğe bağlı olmasının yanı sıra tıbben zorunlu olan durumlarda da yapılabilecek kürtajlarda hamileliğin onuncu haftadan fazla olmaması gerekmektedir. Bu durumun istisnası kişinin mağdur olduğu bir suçtan dolayı hamile kalmasıdır.

 

Bu durumda hamileliğin 20’nci haftasından fazla olmamak kaydıyla fetüsün alınması mümkündür. Kürtaj ile ilgili kanun Türk Ceza Kanunu’nda belirlenmiştir. Kadının gebeliğinin 10 haftadan daha fazla sürmesi durumunda ve bebeğini isteğiyle düşürmesi halinde bir yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.

 

Read more

Kürtaj ile Çocuk Aldırma Şartları Nedir?

Kürtaj, gebeliğin isteyerek veya tıbbi zorunluluklar neticesinde sonlandırılmasına verilen işlemin adıdır. Halk arasında bebek aldırma, çocuk aldırma, küretaj, düşük yapma olarak da bilinen kürtaj cerrahi bir müdahaledir. Günümüzde iki farklı yol ile mümkün olan gebelik sonlandırma işlemi rahimde fetusun kazınması veya vakumla çekilmesi yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde gebeliğin sonlandırılması için bazı şartlar mevcuttur. Bu şartların başında gebeliğin onuncu haftasına kadar kişinin kendi isteğiyle, tıbbi bir zorunluluk aranmaksızın gebeliğinde sonlandırabilmesi gelmektedir.  Gebelik süresinin 10 haftayı geçmesi durumunda kişinin isteğine bağlı olarak gebelik sonlandırma işlemi yapılmamaktadır. Ancak tıbbı bir zorunluluk neticesinde gebelik sonlandırma süresi esnetilebilmektedir. Ayrıca mağdur olduğu bir suçtan dolayı gebe kalmış olan bir kadının gebeliğinin 20 haftasında kadar hamileliğin sonlandırılması mümkündür. Bunun yanı sıra 18 yaşından büyük evli kadınların gebeliğinin sonlandırılması için eşlerinin onayı gereklidir.

Gebenin ve eşinin kimlik ibrazından sonra hamileliği sonlandırma işlemi ile ilgili bir onam belgesinin imzalanmasından sonra işleme başlanır. Kadının evli olması ve sevgilisinden hamile kalması durumunda izin, yasal olarak evli olduğu kişiden alınmaktadır.  Bir kadının on haftaya kadar olan gebeliğini bitirmek istiyor ve ilgili hastane bu talebini reddediyorsa gebenin bakanlığa ve savcılığa suç duyurusunda bulunması gerekmektedir. 18 yaşından büyük ve eşi olmayan bir kadının gebeliğin sonlandırılması için eşinin onay şartı aranmamaktadır. 18 yaşından küçüklerin hamileliklerini sonlandırmak istemesi durumunda ebeveynlerinin onayı gereklidir. Kürtaj işleminin gerçekleşmesi için 18 yaşından küçük olan kadının ailesinin onam belgesini imzalaması gerekmektedir. Akli dengesi yerinde olmayan bir kadının gebeliğinin sonlandırılması için rızasına gerek yoktur. Aynı zamanda bebeğin yaşamsal fonksiyonlarını yitirmesi durumunda 24 haftalık olana kadar gebeliğin tıbbi zorunluluklar neticesinde sonlandırılması mümkündür.

Ayrıca gebenin hayatı bir tehlikesi olması durumunda durumun resmi yollardan ilgili makamlara bildirilerek doktorun, gebenin izni olmaksızın hamileliği sonlandırması mümkündür. Ülkemizde 1983 yılında yürürlüğe giren yasa sayesinde yasak olmaktan çıkarılan kürtaj, yüz binlerce kadın tarafından uygulanan cerrahi bir müdahaledir. Genel veya lokal anestezi yöntemi ile yapılabilen kürtaj işlemi tam teşekküllü bir hastanede yapılmalıdır.

Read more

Kürtaj İle Bebek Aldırmak

Kürtaj halk arasında bebek aldırma olarak bilinir. Tıpta ise anne rahmindeki gelişmekte olan bebeğin veya rahim içindeki kalıntıların operasyonla alınması anlamına gelir. Kürtaj vakumla ya da kazıma yöntemiyle yapılır. Yasal kürtaj için belli şartların olması gereklidir. 10 haftayı geçmemiş gebelikler eş veya vasi onayıyla sonlandırılabilir. Kürtaj işlemi ülkemizde sadece özel hastanelerde yapılmakta olup, devlet hastanelerinde yasaklanmıştır.

Kürtaj sadece uzman doktorlar tarafından yapılabilir. Uzman doktorların yapmadığı kürtaj yasak ve suçtur. Kürtajı yapan ve yaptıran için cezai yaptırımları bulunmaktadır. Sadece donanımlı hastanelerde yapılan kürtaj işlemi için şartlar yerine getirildiği takdirde operasyon yapılır. Kürtaj işlemi başlamadan önce anne ve bebek tam teşekküllü bir kontrolden geçer. Kontrol sırasında herhangi bir hayati tehlike görülmüyorsa kürtaj işlemi için uygun görülen hasta anesteziye alınır. Anestezi lokal ya da genel anestezi olarak iki farklı şekilde uygulanır. Genel anestezinin maliyeti yüksektir ancak ağrısız bir operasyon süreci açısından daha etkili bir yöntemdir. Vajina ve rahim ağzı bakterilerden arındırılmak için dezenfektan uygulanır ve ardından vajina girişine yerleştirilen plastik bir aletle lokal anestezi rahim içine enjekte edilir. Genel anestezi ise anestezi uzmanları tarafından prosedüre uygun bir şekilde yapılır. Daha sonra ince plastik kanüller rahim ağzından rahim içine ittirilir. Genetik olarak bazı kadınların rahim ağzının sert olması ya da gebeliğin 6. haftanın üzerinde olması nedeniyle daha geniş plastik kanüller kullanılması gerekebilir. Bu durumda rahim ağzını genişletmek için “buji” adı verilen özel aletler kullanılır. Kanül yerleştirildikten sonra kanül yardımıyla içine bir enjektör yerleştirilir. Enjektörde oluşan negatif basınç yardımı ile  rahimin içi boşaltılır.10. haftaya yakın olan gebeliklerde bazen vakum ile rahim içi tamamen temizlenmez ve rahim içine küret denilen metal aletler sokularak kazıma işlemi yapılır ve rahim içi tamamen boşaltılır.Bu durum çok nadir olmakla birlikte rahim içinde kalıntı olmasını önlemek için uygulanır. Rahmin içi tamamen boşaltıldıktan sonra kanül ve diğer aletler çıkarılır. Operasyon bittikten sonra hasta istirahate alınır. Hastanın yaklaşık 10 dakika istirahat etmesi önerilir.

Kürtaj süresi gebeliğin 6. haftasına kadar olan durumlara 3 dakika, 6-10 hafta arasında olan gebeliklerde ise 5-15 dakika arasındadır. Genel anestezi yapılan durumlarda ise uyuma süresi 10- 20 dakika arasında değişebilir. Gebeliği sonlandırılan hastanın yeterince dinlenmesi ve beklenmeyen bir durumla karşılaştıklarında acilen doktorlarına başvurmaları önerilmektedir.

Read more

Bebek Aldırma Süresi Ne Kadar

Kelime anlamı “vücut içerisindeki boşluklarda bulunan yabancı cisimlerin, hasta ve zararlı dokuların tıbbi yöntemlerle alınması” olan kürtaj, daha çok istenmeyen gebeliğin sonlandırılması için kullanılmaktadır. Halk arasında bebek aldırma olarak tabir edilen kürtaj işleminin uygulanabilmesi için yasal sınırlar ve düzenlemeler bulunuyor. Bir sağlık problemi olmamasına rağmen kişilerin isteğine bağlı olarak veya gebenin ya da bebeğin sağlığını riske atan durumlar karşısında kürtaja başlıca iki sebepten gereksinim duyuluyor. Ülkemizde isteğe bağlı gebelik süresi 10. Haftaya kadar olan süre olarak belirlenmiştir. Diğer zorunlu hallerde ise 24. Haftaya kadar bu süre uzatılabiliyor.  Ancak kürtaj isteyenlerin bilmesi gereken en önemli nokta kürtajın en kısa sürede yapılması gerektiğidir. Gebelik ne kadar ilerlerse kürtaj işlemi o kadar zorlaşabiliyor. Yasal sınırlar özellikle bu sebeple dikkate alınmalıdır.

Kürtaj yaptırma ile ilgili yasalar ve kurallar ülkelere göre değişiklik gösteriyor. Ülkemizde kişilerin kürtaj yaptırabilmesi için reşit olmaları, evli iseler kendilerinin ve eşlerinin rızası, 18 yaşından küçük olanlarda ise hem kendinin rızası hem veli izni isteniyor. Reşit ve bekâr olan kişilerin ise kendi rızaları kürtaj olabilmeleri için yeterli oluyor. Gebenin isteği ve rızası olmadan yapılan işlemlerde ise değişen sürelerde hapis cezası yaptırımı uygulanıyor. Kürtaj, titizlikle yapılması gereken önemli bir tıbbi işlemdir. İlgili tüzükte işlemin yapılacağı ortamın koşullarından doldurulacak formlara kadar gerekli konular düzenlenmiştir. Dolayısıyla konusunda uzman hekimler, gerekli donanımı bulunan hastanelerde steril ortamlarda yapılması önemlidir. Kürtaj fiyatları ise hastanelere göre değişiklik gösterebilir. Karar vermeden önce bu konuyu sorarak bilgi alabilirsiniz.

Kürtaj kararı veren kişilerin sorunsuz bir işlem için mutlaka konusunda uzman doktorlara başvurması gerekiyor. Kürtaj süresi gebelerin özellikle dikkat etmeleri gereken noktadır. Çünkü isteğe bağlı kürtaj için 10 haftaya kadar olan yasal süreye uyulmadığı takdirde gebelik ancak anne veya bebeğin hayatını tehdit ettiği durumlarda sonlandırılabilir. Bu durumun da uzman doktor tarafından objektif bulgulara dayanan gerekçeli bir rapor ile bildirilmesi gerekir. Acil müdahale hallerinde ise hekimler müdahale yapılan kişinin kimliğini ve müdahaleyi gerekçeleri ile sağlık ve sosyal yardım müdürlüklerine bildirmeye zorunludur.

Read more

Vakumlu Kürtaj Riskleri

Tüm cerrahi operasyonlarda olduğu gibi vakumlu kürtaj işleminin de bazı riskleri mevcuttur. Bu riskler, yapılan işlemlere göre değişkenlik gösterebilmektedir. Kürtaj işlemi düşük riskli bir cerrahi müdahale yöntemi olsa da kimi komplikasyonlar ile karşılaşılabilinmektedir. Örneğin anesteziye bağlı bazı riskler bulunmaktadır. Vakumla kürtaj işleminde lokal anestezi ile uygulama tamamlanabilmektedir. Lokal anestezi yöntemi sonucu oluşabilecek risk, kişinin psikolojik durumu ve çektiği acı nedeniyle tansiyonundaki ani değişiklikler sonucu bayılmasıdır.

Vazovagal Senkop olarak da adlandırılan ani tansiyon değişikliği sonucu bayılma durumu, vakum ile çekilme anında oluşan duyum sebebiyle mide bulantısı veya kusma gibi problemler ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Hastanın sağlık durumu ve doktorun kararı neticesinde yapılan genel anestezi sonucunda ise solunum problemleri, dolaşım problemleri veya anesteziye karşı oluşan alerjik reaksiyonlar gibi problemler söz konusu olabilmektedir.

Aynı zamanda kürtaj sonrası doktorun önerdiği antibiyotikler kullanılsa dahi rahim bölgesinde enfeksiyon ortaya çıkabilmektedir. Kürtaj sonrası, rahim bölgesi standartlardan çok daha fazla hassas olduğu için daha fazla risk taşımaktadır. Hamile kadınların hamile olmayanlara oranla rahim bölgeleri çok daha hassas ve yumuşaktır.

Bu nedenle vakumlu kürtaj işlemi sırasında istemeden yapılan yanlış bir hareket rahmin delinmesine sebep olabilir. Bu durum ise delik olan bölgeden karın boşluğuna doğru bir kanamaya sebep olabilir. Sıklıkla rastlanmaması ile birlikte kürtaj işlemi sonrasında bazı durumlarda fetüs tam olarak alınmayabilir. Bu durum enfeksiyon oluşumuna sebep olabilir. Nadir görülen bir başka komplikasyon ise kürtaj işlemi sonrasında rahim içinde kan birikmesidir. Bu durum, kişi üzerinde büyük bir ağrı oluşmasına sebep olur. Bir başka problem ise vakumla kürtaj sonrası adet döneminde yaşanabilecek gecikmelerdir. Asherman Sendromu olarak da bilinen bu durum, ilaç yardımı ile kanamanın olması sağlanarak çözülür.

Aynı zamanda gebeliğini sonlandıran kimi kadınlar işlem sonrasında psikolojik problemler ile karşı karşıya kalabilmektedir.  Bazı kadınlar işlem sonrası suçluluk duygusuna kapılarak kendisini ve çevresini suçlayabilir. Bu durum kişide travmaya sebep olabilir. Tüm bu riskleri ortadan kaldırmak için kürtaj yaptırmadan önce gebelerin psikolojik destek alması önemlidir.

Read more

Botoks Nedir?

Yaşlanma insan bedeninin doğal bir sürecidir. Ancak bu süreç cildimize iyi bakmadığımız durumlarda daha da hızlanmaktadır. Bu nedenle cilde gereken özeni göstermek önem taşımaktadır. Hiçbir şeyin çaresiz olmadığını bilmek, cilt gençleştirme yöntemlerinden haberdar olmak yaşlanmaya karşı kişilere büyük moral vermektedir. Cilt gençleştirme ve kırışıkların azaltılma yöntemlerinden bir tanesi de botokstur. Botoks nedir, nasıl yapılır ve etki eder? Hangi durumlarda kullanılır detaylı bilgi almak için yazımızı okuyabilir, doktorumuzla iletişime geçerek sorunlarınıza çözüm bulabilirsiniz.

Hangi Durumlarda Kullanılır?

Botoks Nedir?

 

Yaklaşık 10 yıldır kırışıklık tedavisinde kullanılan botoks bir bakteri türünün ürettiği protein yapısında üründür. Bu ürün cerrahi olmayan bir kozmetik şeklinde isimlendirilmekte ve kozmetik sanayinin konusunu oluşturmaktadır. Botoksun kırışıklık dışında farklı kullanım alanları da mevcut olup kırışıklık tedavisinde derin olmayan veya orta derinlikte çizgilerin tedavisinde etkili ve güvenlidir.

Botoksun Etki Mekanizması

Botoksun etki mekanizması enjeksiyon yapılan bölgede kasların kasılmasını engellemektir. Kasılmaların engellenmesi sonucunda burada mimik kırışıklıkları ve ince kırışıklıklar gerilerek yok olmaktadır. Aslında botoksun en çok eleştiri alan kısmı da mimikleri yok ediyor olmasıdır. Ancak doğru kişiler tarafından, sadece kırışıklık olan bölgelere uygulandığında yüz ifadelerini tamamen yok etmesi söz konusu değildir. Botoks uygulaması kırışıklıkları yok etmede yetersiz kalacağı için derin çizgilere uygulanmamalıdır. Bu gibi durumlarda ek ve alternatif tedavi yöntemleri tercih edilmelidir.

Botoks Hangi Durumlarda Kullanılır?

Botoksun kullanım alanları sadece kırışıklık tedavisiyle sınırlı değildir. Örneğin kırışıklık tedavisinde kullanımından çok önceki dönemlerden bu yana nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bunun dışında göz hastalıklarında da botoksla başarılı uygulamalar bulunmaktadır. Özellikle şaşılık tedavisinde bu uygulamalar sıklıkla yapılmaktadır. Botoksun nörolojide kullanımı spastik kas rahatsızlıklarının tedavisi için olup, kozmetik alanda bir diğer kullanım alanıysa aşırı terleme problemleridir.

Botoks Uygulamaları Kimlere Yapılır?

Botoks uygulaması yapılabilecek hasta yaşı 18’den başlayıp 65 yaşa kadar ilerlemektedir. Yaş aralığının bu kadar geniş olması yöntemin risksiz ve güvenilir olmasından kaynaklanmaktadır. Botoks önerilmeyen grup ise hamileler ve emziren annelerdir. Bu dönemler bayanların hassas dönemleri olduğu için cildin ilk önce bu özel dönemden çıkıp toparlanması daha doğru ve sağlıklı olmaktadır.

Read more

Vakumlu Kürtaj Nedir Nasıl Yapılır

Kürtaj, 10 haftayı aşmayan gebelikte istemli olarak veya istem dışı gebeliğin sona ermesine denir. İstem dışı durumlar düşük, aşırı kan kaybı, rahim içi temizliği veya hayati risk taşıma durumlarında uygulanan kürtaj yöntemidir. Kürtaj sadece gebeliğin sona ermesi değildir. Kürtaj yöntemlerinden biri olan vakumlu kürtaj, günümüzde sıklıkla kullanılan ve fazla acı çekmeden işlemin tamamlanmasını sağlayan tedavi yöntemidir. Vakumlu kürtaj, plastik enjektör ve plastik boru şeklinde olan ve ince bir şekle sahip olan kanül denilen aletlerle birleşerek gebeliğin veya kalıntıların vakumlanarak emilmesi sağlanarak alınmasına denmektedir. Öncelikle vajina temizliği sağlanır. Daha sonra damar yolu açılarak hastaya ilaçlar verilir bu işlemin nedeni, hastaya uygulanacak işleme göre genel veya bölgesel anestezi uygulanır. Daha sonra kalemden ince olan enjektör uç rahim içerisine yerleştirilerek vakumlama sağlanır. Daha sonra içerideki oluşumlar çekilerek dışarıya çıkarılır.

Vakumlu Kürtaj Nedir

 

İşlemin süresi 6 haftalık bir gebelikte maksimum 3 dakikadır. Vakumlu kürtaj sayesinde işlem daha kısa sürmektedir. Normal kürtaj, rahimden oluşumun kazınarak alınması ile gerçekleşmektedir. Bu yöntem kişileri yataktan kalkamaz seviyeye dahi getirebilmekte. Fakat vakumlu kürtaj hem zaman almaz hem de kişilere acı vermeden günlük hayatlarına devam etmelerini sağlamaktadır. İşlemi yapmadan önce ve yaptıktan sonra vajinal temizlik sağlık açısından oldukça önemlidir. Bu işlem yapılacağı zaman ekipmanların steril olduğundan emin olunuz. Rahimin içine sokularak negatif basınç ile emme işleminin yapıldığı kanül steril olarak sizin önünüzde açılır

. Genel anestezi uygulanan hasta, işlem bittikten 10 dakika sonra uyandırılarak rahim içi kontrol edilir. Bölgesel anestezi uygulanan kişi ise 5 dakika kadar dinlendikten sonra kontrolleri yapılarak taburcu edilir. İşlemden sonra ortalama 20 dakika içerisinde yürüyebilir halde taburcu olabilir. Yan etkiler olarak az miktarda kanama ve düşük şiddetli kas ağrıları görülmektedir. Kazınarak yapılan kürtajlara nazaran vakum ile yapılan kürtaj pratik olması açısından ve acısız olması açısından tercih edilen yöntemlerden biridir.

İşlem kısalığı ve hastaya fazla yan etki yapmayan bu işlemi hemen hemen her kadın yaptırmaktadır. Vakumlu kürtaj sonrasında düzenli olarak rahim içi kontrolleri yapılmalıdır.

Read more

İstanbul da Kürtaj Yapan Klinik Merkezler

İstanbul da Kürtaj Yapan Klinik Merkezler

Kürtaj sadece gebeliğin sonlandırılmasında yapılmamaktadır. Adet düzensizliği, düşük, doğum sonrası rahim içi temizlenmesi gibi nedenlerden dolayın da kürtaj yapılmaktadır. Ülkemizde çok rastlanılan durumlardan biri olan kürtaj, devlet hastaneleri başta olmak üzere özel hastanelerde ve kliniklerde kısıtlı şekilde yapılmaktadır. Bazı hastaneler ve klinikler zaruri durumlarda kürtaj işlemi gerçekleştirirken, bazı özel klinikler ve özel hastaneler de her türlü kürtaj işlemini gerçekleştirmektedir.

Bunu anlamak için sıkı bir araştırma yapılarak kürtaj yapan ve yapmayan hastaneleri belirlemek gerekmektedir. İstanbul başta olmak üzere metropol şehirlerde kürtaj yapan birçok klinik merkezler mevcuttur. Klinik merkezlerin, hasta ilgisi ve kullandıkları yöntemler değişmektedir. Fakat klinik merkezler hasta memnuniyetini önemsemektedirler. Bu sayede işini önemseyen uzman hekimlere rast gelmek oldukça yüksektir.

Kürtaj Yapan Merkezler

 

Kalabalık şehirlerde insan fazlalığından dolayı klinik merkezler de azımsanmayacak kadar fazladır. Bu avantaj dâhilinde ufak bir araştırma yaparak birçok klinik merkeze rastlamak mümkündür. İstanbul da yoğun olarak kullanılan klinik merkezlerin çoğunda kürtaj yapılmaktadır. Devlet hastaneleri veya özel hastanelerin kalabalık görüntüsünden sıyrılmak isteyen ve kürtajını tek bir kişinin elinden yapmak isteyen kişilere tavsiye edilen klinikler, kişilerin konforunu sağlamakta ve uyguladıkları çeşitli politikalarla hasta sağlığını benimsemektedirler.

Hastalarının kürtaj sonrasında da kontrollerini sağlayan klinikler hastalar tarafından bu farkı ile de tercih edilmektedirler. Hastanın isteklerine karşılık veren ve bilgilerinin gizli tutulması konusunda özen gösteren klinikler de tedavi olan insanlar bir hayli fazladır. Kürtaj öncesi muayene edilen hastalar kürtaj sonrasında ise diledikleri zaman doktorlarına muayene olabilmektedirler. Kürtaj öncesinde hastaların yasal prosedürlerinin hazırlanmasını sağlayan klinik çalışanları, kürtaj sırasında da hastaların istekleri doğrultusunda işlemleri gerçekleştirmektedirler.

Örneğin hastalarımızın çoğu kürtaj olunduğu bilgisinin kimse ile paylaşılmasını istememektedir. Klinik çalışanları hiç kimseye hasta hakkında bilgi vermemektedir. Örneğin klinikte olduğunu bilmesine rağmen eşini aramayıp klinik çalışanlarını arayan bir koca bile klinik çalışanlarımızdan bilgi alamaz. Hastalarımız kliniğe ayak basıp çıkıncaya kadar bunların bilincinde olarak rahat ederler

İstanbul da bulunan klinik sayısı azımsanmayacak kadar fazladır ve klinikler hastalar için birçok olanak sunmaktadırlar. Genel memnuniyet düzeyine ulaşmayı başaran uzman doktorlar, kürtaj işlemlerinden sonra da hastaları ile ilgilenmekte, kontrollerini yapmaktadır. Buna göre de Klinik ücretleri, devlet ve özel hastanelere göre biraz fazlalık göstermektedir.

Read more

Over Kisti

Over Kisti Hakkında Merak Edilenler

Yumurtalık kisti olarak da adlandırılan over kisti, genellikle iyi huylu olsa da kısırlığa neden olması ve bazı durumlarda kansere çevirmesi nedeniyle çok soru gelen konulardandır. Hastalığın seyri, tedavisi ve alınması gereken önlemler konusunda doktorumuza çokça soru gelmektedir. Bu nedenle gelen soruları bir konu altında yanıtlamak sizlere doğru bilgiyi ulaştırmak adına çok yararlı olacaktır.

Yumurtalık Kisti

Yumurtalık kisti kimlerde görülür?

Yumurtalık kisti aslında her yaştaki bayanda görülebilen bir hastalık olmakla birlikte daha çok adet gören bayanlarda ortaya çıkmaktadır. Adet dönemi içinde yer alan 20- 45 yaş kist oluşumunun en fazla görüldüğü yaş grubudur. Menopozdan sonra ya da adet döneminden önce over kisti görülebilse de bu çok nadir gerçekleşmektedir.

Over kistinin en önemli nedenleri nedir?

Yumurtalıklarda olan kistler genellikle hormonal dengesizliklerden meydana gelen oluşumlardır. Bunun dışında vücut kanallarında var olan tıkanıklıktan dolayı oluşan sıvı birikmeleri, enfeksiyonlar, embriyo döneminde yaşanan anomaliler, paraziter hastalıklar, tümörler, doku ve hücrelerde deformasyon, uzun süren iltihabi durumlar da kist oluşturan başlıca sebeplerdir.

Yumurtalık kisti kansere dönüşür mü?

Over kisti olan hastaların çoğunda bu oluşuklar içi sıvıyla dolu iyi huylu urlar şeklindedir. Bu nedenle kistlerin kansere dönüşme riski çok azdır. Ancak bazı kistler vardır ki bunlar kötü huyludur ve kansere dönüşebilir. Bu nedenle kistin yapısı dikkate alınmalıdır. Ayrıca ailesinde yumurtalık kanseri bulunan bayanlarda bulunan kistlerin kansere dönüşme riski daha yüksek olmaktadır. Takipler sırasında her yumurtalık kistinde tümör markırı denilen testler ve doppler çalışması ile kistin iyi huylu olup olmadığı tespit edilmelidir.

Over kisti tedavisinden sonra tekrar kist oluşma riski nedir?

Kısırlık hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

İyi huylu kistler deneyimli bir hekim tarafından başarılı bir şekilde cerrahi müdahale ile alındığında tekrar nüksetme ihtimali çok düşüktür. Ancak cerrahi işlem sırasında kesinlikle kalıntı bırakmamaya özen gösterilmeli ve hastanın durumu 6 ay boyunca izlenmelidir. Öte yandan, kistler kötü huyluysa hasta tedavi olsa dahi kistlerin tekrar nüksetme ihtimali bulunmaktadır. Kötü huylu olması durumunda hasta özel bakım ve tedavi programlarına alınarak yoğun bir tedavi uygulanmak zorunludur.

Over kisti hakkında merak ettikleriniz ve farklı sorularınız varsa ‘Canlı Destek Hattı’ndan ya da telefonla arayarak doktorumuza ulaşabilirsiniz. Unutmayın sağlığınız bizim için çok değerlidir.

Read more

Kürtaj Sonrası Ağrı Olur Mu?

Kürtaj sonrasında hastalarımızın en çok korktuğu konuların başında ağrı gelmektedir. Kürtaj rahim içinin kazınarak ya da bir vakum yardımıyla içerideki istenmeyen dokunun (rahim dokusu ya da istenmeyen gebelik materyali) alınması işlemi olduğu için belli bir miktar ağrı olması oldukça normaldir. Ancak bu ağrı hafif adet krampları şeklinde olup doktorun verdiği ağrı kesici ilaçlar sayesinde kolayca geçmektedir. Başarılı işlemlerde maksimum 20 gün sonra ağrı kesiciye gerek kalmadan sözü edilen ağrılar tamamen geçmektedir. Ancak kürtaj sonrası ağrı şiddetliyse mutlaka doktora başvurulmalı ve nedeni araştırılarak uygun bir tedavi yöntemi uygulanmalıdır.

Kürtaj hakkında bilmek istediğini her şey için tıklayınız.

Kürtaj Sonrası Ağrı Neden Olur?

Normal şiddette adet sancısı şeklindeki ağrının en büyük sebebi kürtaj sırasında rahim içinin az da olsa tahrip olmasıdır. Bu ağrı çok şiddetli olmayıp rahmin kendi kendini onarmaya çalışmasından kaynaklanmakta, yavaş yavaş da ortadan kaybolmaktadır. Ancak ağrı şiddetliyse ciddi durumlar söz konusu olabilir. Şiddetli şekildeki kürtaj sonrası ağrı sebepleri aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır;

  • Çok nadir de olsa içeride parça kalması nedeniyle şiddetli ağrı görülebilmektedir. Bunun nedeni içeride kalan parçayı rahmin aşırı kasılarak atmak istemesidir. Böyle kötü durumların yaşanmaması için kürtaj yapacak hekimin uzman olmasına ve başarısına dikkat edilmelidir. Aşırı ağrı olması durumundaysa hemen doktora başvurularak sorunun çözümü aranmalıdır.
  • İçeride parça kalmasını önlemenin en iyi yolu hasta uyanmadan işlemden hemen sonra ultrason ile yapılacak kontroldür. Hekimimiz bunu düzenli olarak yapmaktadır. Böyle bir durumda da işlem sonrası rahim ağzında spazma bağlı dışarıya akması gereken kanın akmamasına bağlı içeride kan toplanır. Bu bir komplikasyon olup ancak rahmin ağzına açacak spazm çözan ilaçlar yada buji yardımı ile rahmin ağzını açarak kanı boşaltma yolu ile olur.
  • Enfeksiyon olması nedeniyle de kürtaj sonrası ağrı oluşabilmektedir. Eğer şiddetli ağrıyı kötü kokulu vajinal akıntı ve ateş izliyorsa muhtemelen enfeksiyon oluşmuştur. Böyle durumlarda hemen doktora başvurulmalıdır.
  • Psikolojik durumunuz da bazen ağrı hissetmenize neden olabilmektedir. Ağrı eşiği düşük ve psikolojik yıkım içindeki hastalar ağrıyı olduğundan daha şiddetli hissetmektedir. Gerekirse psikolojik anlamda profesyonel destek alınmalıdır.
  • İşlem sırasında rahmi aşağıya doğru çekmek zorunda kalırız eğer karın boşluğunda yapışıklıklar varsa barsaklarında aşağıya çekilmesine bağlı dayanılmaz ağrılar olur.

Kürtaj Sonrası Ağrı

 

Kürtaj Sonrası Ağrı Nerede Hissedilir?

Kürtaj sonrası ağrı karın bölgesinde hissedilmektedir. Bunun nedeni de rahimdeki müdahalenin karına ve özellikle de kasıklara vurmasından kaynaklanmaktadır. Kasıklara giren kramplar şeklinde hissedilmektedir. Bazen sağ bazen de sol taraftaki kasık kısmına ağrı girdiği görülebilmektedir. Ancak bu durum rahmin kendini toparlama adına gerçekleşmekte olup kısa süre sonra ağrı falan kalmadan normal sürece girilecektir. Daha ayrıntılı bilgi ve tetkik için doktorumuzdan randevu almanız tavsiye edilir.

 

Read more

Kürtaj Kaç Aya Kadar Yapılır?

Kürtaj tıbbi bir işlem olmasına rağmen yasalarla korunan bazı kuralları bulunmaktadır. Bu kurallardan bir tanesi de belli bir gebelik haftasından sonra yapılamamasıdır. Nedeni ise ileri gebeliklerde bebeği ve anneyi korumaktır. Buna göre yasal olarak 10. haftadan sonraki dönemlerde yasal olarak kürtaj yapılamamaktadır. Örneğin gebelik dönemizin 10 hafta 1. günündeyseniz isteğe bağlı olarak bu işlemi yaptırmanız yasaktır. Ancak acil durumlarda, bebekte ciddi anormallik varsa ya da bebek anneye zarar veriyorsa 10. haftadan sonra da kürtaj ile gebelik sonlandırılabilmektedir. Sözü edilen 10. hafta ay olarak 2.5 aya denk gelmektedir. Kürtaj kaç aya kadar yapılır sorusunun yasal cevabı 2.5 aylık gebelik dönemidir.

İleri Gebelik Döneminde Kürtajın Riskleri

Yasal süreç 10 hafta olsa da erken gebelik dönemlerinde kürtaj daha risksiz şekilde yapılabilmektedir. Uzmanlarca tercih edilen süre bu anlamda 5-6 haftalık gebeliklerdir. Ancak uygun alet ekipman olması, doktorun konusunda uzman olması ve gerekli şartların sağlanması durumunda 10 haftalığa kadar olan gebeliklerde kürtaj başarıyla uygulanabilmektedir. 10 haftadan sonrasında herhangi bir ters duruma ya da riske bağlı olarak yapılan işlemlerde kürtaj yapılması mümkün olmakla birlikte, doktorun konunun uzmanı olması olası riskleri en aza indirmek konusunda oldukça önemlidir.

10. Haftadan Sonra Kürtaj Yapılabilen Durumlar

İleri gebelik olmasına rağmen bazı durumlarda kürtaj zorunlu olmakta ve bu durumu yasalar da güvence altına alarak ileri gebelik kürtajı meselesini yasal hale getirmektedir. 10 haftalıktan daha büyük gebeliklerde yasal olarak kürtaja izin verilen durumların başında doğum ve kadın hastalıkları gelmektedir. Bu hastalıklar yasanın ilgili maddesinde sezeryan ameliyatı, major uterin hasarı ve harabiyeti, uterus rüptürü, miyomektomi, önceden yapılmış vajinal plastik operasyonlar, geniş perforasyon, izoimmunizasyon, rekürren preeklampsi eklampsi ve mole hidatidiform şeklinde sıralanmaktadır.

Kürtaj Kaç aya Kadar Yapılır?

 

Diğer ileri gebelik kürtajı yapılabilecek durumlar annenin doğumu güçleştiren ortopedik rahatsızlıkları ya da kan hastalıkları olmasıdır. Bunların dışında bazı kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, diyabete bağlı göz hastalıkları, böbrek hastalıkları, gebeliğin devam etmesini riske atan sindirim sistemi, endokrin ve metabolik hastalıklar, ruh ve sinir hastalıkları ve bazı enfeksiyon hastalıkları yasalarda kürtaj olunabilecek durumlar olarak belirtilmiştir. Ayrıca konjenital ve nörolojik nedenler de bu listeye eklenmektedir.

Read more

Kürtaj Sonrası Vajina Genişler Mi?

Kürtaj günümüzde yaşanan teknolojik ilerlemeler nedeniyle her ne kadar basit bir prosedür olarak görülse de risklerinin olması ve bayanların bilmedikleri konularda endişelenmeleri doktorumuza çokça soru sormalarına neden olmaktadır. Öncelikle şu bilinmelidir ki, kürtaj sonrası yaşanan en büyük sorun olan enfeksiyon dahi işinde başarılı doktorlar tarafından en az riskle atlatılmaktadır. Doktorumuza en çok sorulan sorulardan bir tanesi de kürtaj sonrası vajina genişler mi sorusudur. Bu sorunun cevabı elbette ki genişlemez şeklindedir. Ancak hastalarımızın rahat olması için nedenleri hakkında bu yazımızdan bilgi alabilir, detaylı sorularını bizlere yöneltmek için doktorumuzu arayabilir. Ayrıca şu bilinmelidir ki, vajinal genişleme artık sorun edilecek bir konu değildir. Çünkü vajinal estetik kategorisi altında acısız ve mükemmel sonuç veren vajinal sıkılaşma tedavimiz genetik olarak olan vajinal deformasyonlarda da dahi kesin sonuç olmaktadır.

Kürtaj Sonrasında Vajina Genişlemesi Neden Mümkün Değil?

Kürtaj sonrası vajina genişlemesi

 

Öncelikle bayanların kafasındaki bir konu iyice netleşmelidir. Kürtaj sadece 10 haftalığa kadar küçük gebeliklerde uygulanmaktadır. Yasal olarak da daha ileri gebeliklerde kürtaj yapmak yasaktır. Bu nedenle 10 haftalık gebeliğin rahmi genişletme veya vajinada genişleme yapmasına imkân yoktur. Ancak bayanlar kürtaj işlemi hakkında pek fazla bilgiye sahip olmadığından kürtaj sonrası vajina genişlemesi ihtimalinden korkmaktadır. Böyle bir ihtimal olmadığını kesin ve net olarak söylemek mümkündür. Çünkü kürtaj bazı ekipmanlar kullanılarak rahim iç dokusunun kazınması ya da vakumlanması suretiyle yapılmaktadır. İçeri sokulan ve işlem yapılan aletlerin hepsi oldukça ince ve vajinanızı genişletecek kadar büyük değildir. Ancak normal doğum yapıldığında bir miktar vajinal genişleme riski doğmaktadır.

Kürtaj Sonrası Karnımdaki Şişlik Kalıcı Mı?

Kürtaj sırasında rahme müdahale yapıldığı için karında şişlikler olabilmektedir. Bu şişlikler ciddi bir durumdan kaynaklanmıyorsa çok kısa sürede geçmektedir. Ancak bazı bayanlar bu şişliği kalıcı zannederek kürtaj sonrası rahimde genişleme olduğunu düşünmektedir. Böyle bir durum da söz konusu değildir. Bu nedenle kürtaj olan bayanların böyle stresleri yaşamasında ziyade psikolojik durumunu düzgün tutmaları ve dinlenerek iyileşmeyi beklemeleri, bu sırada doktorlarının tavsiyelerine de uymaları çok daha yararlıdır.

Read more

Kürtaj Sonrası İyileşme Süreci

Kürtaj maksimum 3-5 dakika süren ancak anestezi süreci de düşünüldüğünde 30 dk içinde tamamen biten kolay bir uygulamadır. İşinin ehli uzman doktorlar tarafından yapıldığında en az riskle atlatılmasına rağmen geçmişte konuyla ilgili kötü örneklerin olması nedeniyle özellikle psikolojik olarak travmatik olabilmektedir.

Ancak artık kullanılan teknikler oldukça gelişmiş, doktorların konuyla ilgili deneyimleri bir hayli artmıştır. Bu nedenle endişelenecek bir duruma yer vermeden doğru ve uzman doktoru seçmeniz büyük önem taşımaktadır. Her operasyonda olduğu gibi kürtaj sonrası iyileşme de biraz vakit alan bir süreçtir. Ancak bu süreç kesinlikle sizi hayattan alıkoymayacak doktorunuzun tavsiyelerine uyduğunuz takdirde çok sağlıklı atlatabileceksiniz.

Kürtaj Sonrası İyileşme Süreci Ne Kadar Sürer?

Kürtaj Sonrası İyileşme Süreci

 

Kürtaj sonrası iyileşme süreci operasyonun yapıldığı merkezde hastanın yarım saat gözlem altında tutulmasıyla başlamaktadır. Bu süreç içinde doktorlar hastada negatif bir durumun oluşup oluşmadığına bakmaktadır. Yoğun gözlem altında tutulan hasta 1 saat dinlendikten sonra günlük hayatına dönecek duruma gelmektedir. Ancak tam iyileşme olmadığından hastanın her ne kadar sosyal hayatına dönmüş olsa da bazı hususlara dikkat etmesi tam iyileşmenin olmasını beklemesi gerekmektedir.

Bu süreçte hafif kanama olması ve yine hafif şekilde kramp benzeri ağrılar normal olarak kabul edilmekte doktorun reçete ettiği çok basit ağrı kesicilerle dahi geçmektedir. Kürtaj sonrası 1 hafta ila 10 gün arasında kanamalar tamamen bitmekte hatta yumurtlama olarak adet görülebilmekte, böylece vücut normal seyrine dönmektedir. Adet görme zamanı 45 güne kadar uzayabilmektedir.

Kürtaj Sonrası İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmeli?

Kürtaj sonrası iyileşme durumuna yardım edilmesi, kürtajın risklerinin ortadan kaldırılması ve daha sağlıklı olunması için bazı hususlara dikkat edilmelidir. Bunlardan en önemlisi enfeksiyon riski olduğu için kürtaj olan bayanların hijyen kurallarına dikkat etmesi gerekmektedir. 1 haftadan sonra cinsel ilişkiye girilmesi ve kondom kullanılması önerilmektedir. Hekiminizin bu konu ile ilgili duruma göre farklı önerileri olabilir. Kanama olduğu durumlarda tampon yerine ped kullanılması ve sık sık petlerin değiştirilmesi enfeksiyon riskini azaltacak diğer faktörlerdendir.

Bunun dışında kürtaj olan bayanın psikolojik halinin de desteklenmesi ayrıca fiziksel durumunun normale girmesi için kesinlikle 3 aydan önce yeni bir gebelik düşünülmemeli, böyle bir girişimde bulunulmamalıdır. Ya da gebelik istemiyorsa aile planlaması konusunda bir yöntem alınmalıdır.

Read more

Kürtaj Sonrası Enfeksiyon Belirtileri

Kürtaj sonrasında her operasyonda olduğu gibi bazı riskler ve şikâyetler oluşabilmektedir. Kürtajın en çok rastlanan şikâyetleri kanama, ağrı, kusma, akıntı, bulantı, geçici bir süre adet düzensizliği, halsizlik ve ateş şeklinde seyretmektedir. Ancak işinde başarılı ve bu durumları önceden öngörüp tedbir alan uzman doktorlar sayesinde bu riskler ve şikâyetler yok denecek kadar aza indirilmektedir. Doktorun tedavi sürecini doğru yönetmesinin yanında kürtaj olan bayanların doktorun önerilerine uyması şikâyetleri ve riskleri azaltacaktır. Örneğin kürtaj sonrası enfeksiyon genellikle bayanların dinlenme ve hijyen koşullarına dikkat etmemesi sonucunda daha fazla meydana gelmekte, doktor kaynaklı enfeksiyonlar oldukça az seviyede kalmaktadır. Bu nedenle kendiniz de bazı konulara çok dikkat etmeniz gerekmektedir.

Kürtaj Sonrası Enfeksiyon Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Kürtaj Sonrası Enfeksiyon Belirtileri

 

Kürtaj sonrası enfeksiyon belirtileri içinde en önemlileri kanama, ağrı, kusma ve bulantı, koku, kaşıntı ve akıntı, adette gecikme ya da düzensizlik, ateş şeklinde seyretmektedir. Bunlardan birkaçının bir araya gelmesi enfeksiyon şüphesini güçlendirmektedir. Ağrı ve kanama kürtajın ardından normal olarak ortaya çıktığı için her zaman enfeksiyona yorulması doğru parametreler değildir. Eğer ağrı çok şiddetliyse, diğer şikayetlerle birlikte ortaya çıkıyorsa ve kanama da normal kabul edilenden fazla ve aşırı büyük parçalar içeriyorsa enfeksiyondan şüphelenilmesi gerekmektedir. Bu belirtiler içinde ateş ve akıntı, kötü koku gelmesi enfeksiyonun en belirgin özellikleri arasında yer almaktadır. Bazı bayanlarda kürtajdan sonra enfeksiyon nedeniyle 40 günü geçen adet gecikmeleri de yaşanmaktadır.

Kürtaj Sonrası Enfeksiyon Olmaması İçin Önlemler

Kürtaj sonrası enfeksiyon kapılmasının en önemli nedenleri hijyen koşullarına dikkat etmemek ve kendini çok yormaktan kaynaklanmaktadır. Vücut direnci iyice düşerek enfeksiyon girişine açık olan rahmi korumasız hale getirmektedir. Bu nedenle aşağıdaki durumlara dikkat etmek enfeksiyon olma durumunu düşürecektir;

  1. Öncelikle kürtaj olan bayanlar bu operasyondan sonra 7-10 gün kesinlikle cinsel ilişkiye girmemeli, rahmin iyileşmesini beklemelidir.
  2. Bir iki haftanın ardından cinsel ilişkiye girmede sakınca olmamakla birlikte enfeksiyon riskini arttırmamak adına kondom kullanılmalıdır.
  3. Kürtaj sonrası hafif kanamaların olması normaldir. Bu nedenle bu kanamaların durdurulması için asla tampon kullanılmamalıdır. Bunun yerine ped kullanılmalı, pet değişimi hijyen açısından sık sık yapılmalıdır.
  4. Kürtaj sonrası bağışıklığın kuvvetlenmesi için beslenmeye, uyku düzenine dikkat edilmelidir. Yorucu aktivitelerden, ağır sporlardan kaçınılmamalıdır.
  5. Kürtaj sonrası 1 hafta vajinaya su girmesi önerilmemektedir. Eğer hekiminiz bu zaman aralığını bazı nedenlere dayanarak uzun tutabilir, lütfen buna uyunuz. Banyo yapılırken ayakta yapılmalı, havuz ve denize kesinlikle doktorunuzun önerdiği sürede girilmemelidir.
Read more

Kürtaj Sonrası Karında Şişlik Olması Normal Mi?

Kürtaj sonrasında hastalarda bazı durumların ortaya çıkması normal kabul edilmekte, verilen ilaçlar ve ağrı kesicilerle bu istenmeyen durumların üstesinden kolayca gelinebilmektedir. En çok görülen rahatsızlıklar kanama, karında ağrı hissi ve enfeksiyondur. Düzenli doktor kontrolü altında tüm bu şikâyetler kısa sürede ortadan kaldırılmakta, tedavi edilmektedir. Çok nadir görülmekle birlikte kürtaj sonrası karında şişlik basit bir nedene dayanabilmekle birlikte bazen ciddi bir rahatsızlığın belirteci de olabilmektedir. Bu nedenle böyle bir şikâyeti olan bayanların doktorlarına başvurarak şişliğin nedenlerini araştırması daha doğrudur.

Kürtajdan Sonra Karında Şişlik Nedenleri

Öncelikle bazı bayanlarda görülen bu durum normaldir. Endişelenecek bir durum olmamakla birlikte altında yatan sebeplerin araştırılması ve tedavi önerilerinin alınması için mutlaka doktorunuza başvurmanız önem taşımaktadır. Kürtajdan sonra karında şişlik en çok doku zedelenmesinden meydana gelmekte ve iyileşme sürecine girilmekle birlikte 1-2 gün içinde hiçbir müdahalede bulunulmadan geçmektedir. Eğer şişlikle birlikte gaz sancısına benzer bir ağrı da oluşuyorsa bunu yok etmek için doktor tavsiyesiyle alınan ağrı kesiciler yeterli olmaktadır.

Kürtajdan Sonra Karında Şişlik

 

Şişlik haricinde akıntı problemi de yaşıyorsanız bu kez şüphelenilecek şey iltihaplanmadır. Ancak bunda da endişelenecek bir durum olmayıp doktorunuzun kürtajdan sonra verdiği antibiyotikler içerde meydana gelen iltihaplanmayı yok ederek dışarı atıyor anlamına gelmektedir. Son olarak gaz problemi de karında şişliğe neden olmaktadır. Hamilelik sürecini devam ettiren vücutta gaz problemleri olması normal kabul edilmektedir. Bu durumda yaşanan karın şişmesi vücut kendini toparladıkça ortadan kalkmaktadır. Ancak bu süreci doğru yönetebilmek için beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmesi gerekmektedir.

Kürtaj ile ilgili merak ettiğiniz diğer bilgiler için tıklayınız.

Kürtajdan Sonra Karında Şişlik Oluştu Ne Yapmalıyım?

Kürtajdan sonra karında şişlik görülmesinin pek çok nedeni bulunmaktadır. Bu nedene bağlı olarak tedavi şekilleri de değişmektedir. Doktorlar şişlikle birlikte ağrı olması durumunda ağrı kesici, akıntı olması durumunda da antibiyotik önerebilmektedir. Gaz probleminden oluşan şişliklerde ise beslenme, hareket ve uyku düzenine dikkat edilmesi çok yararlı olmaktadır. Karında oluşan şişliğe şiddetli ağrı ve yoğun kanama eşlik etmesi durumunda rahim delinmesinden şüphelenilmektedir. Bu ciddi durumun tedavisinde doktordan yardım alınması en doğru yaklaşımdır.

Read more
Kürtajdan Sonra Hamilelik Belirtisi

Kürtaj Sonrası Hamilelik Belirtileri

Kürtaj sonrası hamilelik belirtileri nelerdir? Risk her zaman bulunmaktadır. Çünkü bu işlem sonrasında kısa bir süre sonra yumurtlama başlamakta, bazen hemen adet dönemi düzene girmektedir. Kısaca kürtaj gebe kalmayı engellememektedir. Ancak doktorlar çiftlerin sorun yaşamaması için kürtajdan sonra 1-2 hafta cinsel ilişki yaşamamalarını, gebelik planlaması içinse en az 3 ay beklemelerini önermektedir. Bu süreler çiftlerin hem fiziksel hem de psikolojik iyileşme sürecini atlatmalarını sağlamaktadır.

Ayrıca tekrar bir istenmeyen gebelik yaşanmaması için de cinsel ilişkinin bu süreler beklenerek yapılması ve güvenilir koruma yöntemlerinin kullanılması önerilmektedir. Kürtaj sonrası hamilelik belirtileri hakkında detaylı bilgi verdiğimiz yazımızda hamile kalıp kalmadığınız hakkında fikir edinebilirsiniz. Ancak kesin sonuç için doktorumuzdan randevu almanız gerekmektedir.

Kürtaj Sonrası Hamilelik

Kürtaj travmatik ve acı verici bir deneyim olabilir. Bununla birlikte, kürtaj sonrası gebelik, 7-10 gün gibi erken bir zamanda mümkündür. Hala kanamanız olsa bile hamile kalabilirsiniz. Hamileliğin sürdürülmesi ya da sona ermesi konusunda hiçbir endişe yoktur.

Çoğu kadının ortak bir endişesi ‘Kürtajdan sonra hamile kalabilir miyim?’ sorusudur. Kürtaj düzgün bir şekilde yapıldığında doğurganlık problemlerine neden olmaz ve kürtaj sonrası hamilelik konusunda hiçbir sorun yaşamadan hemen hamile kalabilirsiniz. Ancak, uterusun iyileşmesi için en az 3 ay beklemeniz tavsiye edilir. Vücudunuzun sağlıklı ve güvenli hamileliğe hazırlanmasını sağlamak için folik asit gibi gerekli takviyeleri alarak vücudunuzu hazırlamanız önerilir.

Unutmayın gebelik hazırlanması gereken bir olgudur.Daha doğru bir yaklaşımla gebelik planlanmalıdır.Gebelik öncesi yapılması gereken testler yapılmalı ve eksik aşılarınız varsa onları tamamlamanız gereklidir.Basit bir örnek verelim eğer rubella aşınız (kızamıkçık aşınız) tamam değilse ve gebeliğin ilk dört ayında kızamıkçık geçirirseniz bebeğinizi almak zorundayız.Yada hepatit aşınız tamam değil ama gebelikte bulaşıcı sarılık geçirdiniz, bebeğiniz düşebilir.Kilonuz varsa bazal body indeks açısından onuda uygun hale getirmeniz gereklidir.Zira gebelikte ortalama 10-20 kilo alabilir ve dönüşümü çok güç olan bir kiloya ulaşabilirsiniz.

Gebelik öncesi diş bakımı yaptırmanız gereklidir.Eğer o an için fark etmediğiniz bir diş çürüğü var ve gebeliğin üç ayında eğer diş çürüğünüz azarsa tedavi yapılmakta zorlanırsınız.

Kürtaj Sonrası Hamile Kalanlar

Kürtaj sonrası hamile kalanlar

Bazı kadınlar kürtajdan hemen sonra hamile kalan kadınların bazıları normal bir gebelik süreci geçirirken bazıları için hamilelik riskli bir hal alır.

Beden kürtaj işlemi ve sonrasında alışkın olmadığı bir sürece girer ve kürtaj psikolojisi bazı kadınlar depresyon, anksiyete bozukluluğu gibi psikolojik hastalıklara neden olabilir. Kürtaj sonrası depresyon genelde geçicidir ancak hastanın yeniden çocuk sahibi olmaya kendisini hazır hissedebilmesi için psikolojik olarak iyileşmesi gerekir ki bu da ancak zamanla mümkündür.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi kürtaj yumurtlama ile yakından ilişkili olan bir uygulama değildir. Bu nedenle kürtajdan 14 gün sonra çoğu kadında yumurtlama meydana gelir. Bundan dolayı kürtaj sonrası cinsel ilişki yasağınız kalkar kalmaz cinsel yaşamınızda sizin için en uygun doğum kontrol yöntemini kullanmanız önerilir. Kürtajdan hemen sonra hamile kalmak bedeninizi yorar ve rahim henüz toparlanmadığından düşük riski normal bir hamilelikte daha fazladır. Kürtaj sonrası hamile kalma ihtimalini kısa süre de olsa ertelemeniz sağlınızı korumak adına son derece önemlidir. Kürtaj sonrası hamile kalma konusunda endişeleriniz varsa bunu doktorunuzla yüz yüze konuşmak da size iyi gelecektir.

Kürtaj Sonrası Hamilelik Riskleri

Kürtajdan sonra rahimin toparlanma süreci vardır. Kürtaj gerek tedavi amaçlı gerekse bebek aldırma amaçlı olsun neticede rahim içinde meydana gelen operasyon söz konusudur.

Rahim kas yapılardan oluşan bir organdır ve hızla kendini yenileme, toparlama özelliğine sahiptir.  Kürtaj uzman bir hekim tarafından doğru prosedürlere uyarak yapıldığında riskleri son derece az olan işlemdir. Bu da rahimin yeniden eski haline gelmesini kolaylaştırır.

Kürtaj sonrası iyileşme sürecini uzun ve kısa vadeli olarak iki şekilde ele almamız mümkündür. Kürtaj sonrası kanama, kürtaj sonrası ağrı gibi yan etkiler işlemden birkaç gün sonra tamamen ortadan kaybolan yan etkilerdir. Uzun vadede ise rahim toparlanma süreci örnek olarak verilebilir. Rahim, kürtajdan hemen sonra toparlanmaya başlar ancak tam anlamı ile iyileşmek için ortalama 3 ay kadar bir süreye ihtiyaç duyar. Bu süre konusunda her jinekolog aynı fikirde olmasa da genel kanı bunu gösterir. Kürtaj sonrası hamilelik için de bu sürenin beklenmesi hem fiziksel hem de psikolojik olarak sağlıklı bir gebelik yaşanması için tavsiye edilir.

Kürtaj sonrası hamilelik ihtimali her zaman vardır ve hekiminiz bu konuda cinsel yaşamınızda size daha dikkatli olmanızı, hamilelikten korunma yöntemleri arasından hangisi sizin için daha uygunsa bu şekilde gebelikten korunmanızı önerir.

Kürtaj sorunsuz geçmiş ise ve hekimin size bahsettiği korunma süreniz dolmuş ise yeniden hamile kalmanız hem sizin hem de bebeğiniz için artık risk oluşturmayacaktır. Kürtaj sonrası hamilelik düşünceniz varsa bunu hekiminiz ile paylaşarak gerekli beslenme ve yaşam düzeni hakkında size yardımcı olmasını isteyebilirsiniz.

Kürtaj Gebe Kalmayı Zorlaştırır mı?

Kürtaj gebe kalmayı zorlaştırır mı

Kürtajın gelecekteki hamilelikleri etkilediğine dair yeterli kanıt yoktur. Hamile kalmayı planlıyorsanız ve rahminiz gebe kalmaya hazırsa, endişelenecek bir şeyiniz yoktur. Tıp bilimi alanındaki ilerlemelerle kürtaj güvenli bir prosedürdür. Bir uzman tarafından uygun tıbbi düzenleme ile yapılan kürtaj gelecekteki doğurganlığı etkilemez. Peki, kürtajdan sonra nasıl hamile kalınır?

  • Güvenli gebelik için doktorunuzla konuşmanız önerilir.
  • Serviks, uterus ve ilerideki zorluklar gibi belirsiz risklerden kaçınmak için bir uzman jinekoloğa danışın.
  • Sağlıklı bir yaşam sürdürün, sigarayı bırakın ve kafein alımınızı azaltın.
  • Aktif cinsel yaşam, hamilelik şansınızı artırabilir.
  • Yumurtlama döneminde takip edin ve yumurtlama sırasında cinsel ilişkiye girin. Bu dönemi takip etmek için akıllı telefonlar için yapılmış olan uygulamalardan yararlanabilirsiniz.

Kürtaj işlemi doğru şekilde ve uzman kişiler tarafından yapıldığı sürece kadının ortalama 3 ay sonrasında gebe kalmasına bir engel yoktur, bunun bir sakıncası da olmaz. Kürtaj yaptırdıktan sonra kadının bir sonraki ay bile hamile kaldığı durumlar çok nadir olsa da mevcuttur. Uzmanlar genel olarak kadınların kürtajdan sonraki 15 gün boyunca korumalı olarak cinsel ilişkiye girmelerini tavsiye ederler. Kürtajdan sonraki 15. Günden sonra korumasız cinsel ilişki yaşayan kadınların ise gebe kalma ihtimali vardır. Zira üreme çağındaki kadınların kürtaj oldukları günden itibaren 20. günden sonra yumurtlama dönemleri başlamaktadır.

Kürtajdan Sonra Adet Gecikmesi Hamilelik Belirtisi Olabilir Mi?

Kürtaj sonrası hamilelik belirtileri arasında adet görme süresinin gecikmesi de bulunmaktadır. 3-4 hafta sonra adet görülebileceği gibi durum bazı kişilerde 40-45 güne uzayabilmektedir. İçinde bulunulan durum ve yaşanan hormonal değişimler adet görülmesini 40-45 gün sonraya atabilmektedir. Bu nedenle doktorlar bu gibi gecikmeleri normal olarak kabul edilmektedir. Maksimum 40 günlük süre geçmesine rağmen hala adet görülmüyorsa bu durumda doktora başvurulması gerekmektedir.

Adet gecikmesinin hormonal, rahim yapışıkları ve nadirde olsa rahimde parça kalması nedenleri arasında yer almakla birlikte korunmasız ilişki olması nedeniyle yeni gebeliklerin habercisi de olabilmektedir. Bu nedenle kürtaj olan hastanın adet gecikmesinin nedenini anlamak üzere jinekolojik ve ultrasyonla muayene edilmesi gerekmektedir. Kürtajdan 15 gün sonra yumurtlama başlayabilir.Şunu unutmamak gerekir,kürtaj yapılmasına rağmen gebelik devam edebilir.Kürtajdan 40 gün sonra adet görmezseniz mutlaka hekiminize danışın.

Kürtaj Sonrası Hamilelik Belirtileri Neler?

Eğer kürtajdan sonra gebelik geliştiyse adet gecikmesi dışında başka bazı belirtiler de oluşmaktadır. Bu belirtilerin bir ya da birkaçının olması durumunda gebeliğin tespiti için doktora başvurulmalıdır. Kürtaj sonrası hamilelik belirtileri arasında göğüslerde şişkinlik, mide problemleri ve bulantı, sık idrara gitme durumları yer almaktadır. Hamile bayanda ayrıca halsizlik de görülmektedir. Son olarak vajinadan hafif hafif kan gelmesi de hamileliğin göstergesi olabilmektedir.

Kısacası kürtajdan sonra gelişen gebelikler deki belirtiler de hemen hemen normal gebeliklerle aynı şekildedir. Bu belirtilerin yaşanması durumunda gerçekten bir hamilelik söz konusu olup olmadığının anlaşılması için kesinlikle doktora başvurulmalıdır.

Kürtaj Sonrası Hamilelik Nasıl Anlaşılır?

Kürtaj sonrası hamilelik belirtileri genel anlamda diğer tüm hamilelik belirtileri ile aynıdır. Normal şartlarda kürtajdan 14 gün sonra yumurtalıklarda, yumurtlama olayı meydana gelir. Yumurtlama dönemi, hamile kalmak için en uygun dönemdir. Kürtaj sonrasında kanama sona erdiğinde cinsel ilişki yasağı da ortadan kalkar. Kürtaj sonrası ilk cinsel ilişki ile yumurtlama dönemi hemen hemen aynı günlere denk gelir. Kadın eğer kürtajdan hemen sonra yeniden hamile kalabileceği konusunda yeter kadar bilgi sahibi değil ise genelde bu süreçte korunmasız cinsel birliktelik yaşar. Bunun sonucunda da hamile kalma ihtimali oldukça yüksektir.

Kürtajın psikolojisi, gebelik sürecinde değişen hormonal denge ya da stres gibi birden çok faktör kürtaj sonrası adet gecikmesi yaşanmasına neden olur. Normal şartlarda kürtaj işleminden 28-30 gün sonra adet olunması beklenir. Fakat kürtaj sonrası regli olamama durumu gün kadar uzayabilen bir durumdur ve 45 gün adet gecikmesi normal kabul edilir. Ancak 45 günü aşan gecikmelerde mutlaka doktorunuza giderek yeniden muayene olmanız gerekir. Bu süreç içerisinde korunmasız cinsel ilişkiye girmiş iseniz de kürtaj sonrası hamilelik şüpheniz vardır.

Doktorunuz, hem kürtaj öncesi hem de kürtaj sonrası uymanız için size bir takım tavsiyelerde bulunur. Bu kurallara uyarak kürtaj sonrası süreci sorunsuz ve sağlıklı geçirebilirsiniz.

 

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz:

Kürtaj nedir? neden yapılır?
Kürtaj ne zaman yapılır?
Kürtaj fiyatları nelerdir?
Kürtaj sonrası neler yaşanır?

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tel:  +90 532 215 82 62
Mail:info@abacioglu.com.tr

Read more

Kürtaj Sonrası Adet Olamama Nedenleri

Kürtaj basit ve son teknolojik gelişmelerle tehlikeleri oldukça azaltılmış bir operasyon olsa da bazı durumlarda adet olamama problemine neden olabilmektedir. Kürtaj sonrası adet olmama sorunu yaşadığınıza karar vermeniz için 40-45 gün beklemeniz gerekmektedir. Çünkü bu süre içinde rahim iç dokusu kendini yenilemekte ve iyileşme sürecini tamamlamaktadır. Ardından normal bir şekilde adet görülebilmektedir. Ancak bu süre geçmiş olmasına rağmen hala adet görülmemişse doktora başvurulmalı, işinin uzmanı doktor tarafından kürtaj sonrası adet olamama nedenleri araştırılmalı, altta yatan nedene göre de tedavi uygulanmalıdır.

Kürtaj Sonrası Adet Olamama Sebepleri Nelerdir?

Kürtajdan Sonra Adet Olamama

Kürtaj sonrasında normal kabul edilen süre geçmesine rağmen hala adet görmediyseniz akıllara gelen ilk husus yeni bir gebeliğin gerçekleşmiş olmasıdır. Eğer adet sonrasında cinsel birleşme yaşadınız ve hamile kaldıysanız adet görmemeniz normal karşılanmakta, doktor gebeliğin istenen bir gelip olup olmamasına göre farklı tedavi yöntemleri geliştirmektedir. Kürtaj sonrası adet olamama sorununun nedeni gebelikse ve bu gebelik istenmiyorsa doktorlar gebeliği sonlandırmaktadır. Diğer yandan istenen gebeliklerdeyse bebeğin düşük riski olmadan gelişmesi için gerekli önlemler alınmaktadır.

Adet görememe sorununun en önemli nedeni hormonal düzensizliklerdir. Kürtaj hormonlara etkisi olmayan bir işlem olsa da yaşanan stres, korku ya da endişeler kürtaj işleminden sonra hormonal düzensizliklere neden olabilmektedir. Bu durumda doktorunuz hormon düzenleyici ilaçlarla sizi tedavi etmekte ve adet görmenizi sağlamaktadır. Son olarak kürtaj sonrası adet olamama probleminin bir nedeni rahimde meydana gelen yapışıklıklardır. Bunların bazı operasyonlarla tedavi edilmesi sonucunda adet görme sorunu ortadan kalkacak ve adet döngünüz düzene girecektir.

Kürtajda Parça Kalması Adet Görmeyi Engeller Mi?

Kürtaj sonrası adet olamama durumunda akıllara gelen bir soru da rahimde parça kalıp kalmadığıdır. Nadir de olsa bazı hastalarda rahimde kalan parça beyinde hamileliğin devam ettiği etkisini yaratmakta ve adet engellenmektedir. Bu durum ancak uzman doktorların yaptığı jinekolojik ve ultrasonlu muayene ile anlaşılmaktadır. Ardından parçanın alınması ve gerekli tedavinin yapılması için uygun teknikler planlanmaktadır.

Görüldüğü gibi pek çok nedene bağlı olarak kürtaj sonrasında adet olmama durumu meydana gelmektedir. Sorunun ne olduğunun ciddi bir şekilde ortaya koyulması ve uygun tedavi yönteminin seçilmesi için doktorumuzdan randevu alabilirsiniz.

Read more

Kürtaj Sonrası Adet Gecikmesi

Kürtaj sonrası adet gecikmesi bayanları oldukça endişelendiren bir durumdur. Bu nedenle doktorumuza çok sık sorular gelmektedir. Adet gecikmesinin nedenlerinin ortaya koyulmasından önce ne kadar adet görmeyince bu gecikme olarak nitelendirilir bu konunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Kürtaj uygulanmış kişilerde 20-40 gün içinde adet görülmektedir. Bu süre bazen çok daha kısa olmakla birlikte 40 günden sonra hala adet görülmemişse normal kabul edilmemekte ve doktora başvurulması önerilmektedir. Kürtajdan sonra geçecek 40 gün içinde vücut kendini toparlamakta ve eski döngüsüne dönerek adet görmeye başlanmaktadır. Ancak bu süre çok uzarsa bazı jinekolojik kontrollerin yapılması, vücutta gecikmeye neden olan şeyin bulunarak tedavi edilmesi gerekmektedir.

Kürtaj Sonrası Adet Gecikmesi Nedir?

Kürtaj Sonrası Adet Gecikmesi

 

Kürtaj sonrası adet gecikmesi olup olmadığının belirlenme yöntemi de oldukça önem taşımaktadır. Adet gecikmesinin kabul edilen bir sürede olup olmadığını belirlemek için kürtajın yapıldığı günün başlangıç günü olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu günden başlanarak hastanın kürtaj öncesinde kaç günde bir adet oluyorsa o kadar gün sayılır. Örneğin bugün kürtaj işlemi gerçekleşti ve hastanın normal adet döngüsü 30 gün ise bu sürenin geçmesinin ardından adet kanamasının olması beklenmektedir. Kürtaj nedeniyle bu normal süre daha kısa olabileceği gibi 40 güne kadar uzayabilmektedir. 40 günü geçmiş hala adet görülmüyorsa bunun doktorlar tarafından nedenlerinin ortaya koyulması  şarttır.

Kürtaj Sonrası Adet Gecikmesi Neden Olur?

Kürtaj sonrası adet gecikmesi probleminde nadir görülen nedenlerden bir tanesi kürtajın iyi yapılamaması sonucunda vücudun hamileliği devam ettirmesidir. Bunun belirlenmesi için ultrasonla kontrolün dışında jinekolojik muayene de yapılmaktadır. Yine muayeneler sonucunda belirlenebilecek bir durum da rahimde yapışıklıkların olması adet gecikmelerine neden olabilmektedir. Kürtaj sonrasında doktorun önerilerine uymadan hemen cinsel ilişkiye girilmesi tekrar hamile kalmanıza, dolayısıyla da adet gecikmesi problemi yaşamanıza sebebiyet verebilmektedir. Bu gibi durumlarda doktor gerekli muayeneleri yaparak cerrahi tedaviye başvurabilmektedir. Ancak tüm tetkikler yapılmasına rağmen hormonal nedenlerden kaynaklı olarak adet gecikmesi yaşanıyorsa ilaçlı hormon tedavisiyle çok kısa sürede sorun ortadan kaldırılmaktadır. Son olarak kürtajda hastaya hasar verilmesi nadir de olsa adet gecikmesinin nedeni olabilmektedir.

 

Read more

Kürtaj Sonrası Adet

Kürtaj sonrası adet konusunda doktorumuza çok fazla soru sorulmaktadır. Bunlardan bir tanesi de ilk adet kanamasının nasıl, ne zaman olacağı konusudur. Soruların cevapları aslında kürtaj olan kişinin fiziksel yapısına ve yapılan kürtaj yöntemine göre değişmektedir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması ya da çeşitli hastalıkların tedavisi için yapılan kürtaj bazen rahme küret denilen demir kaşıklar sokulması, bazen de vakumla yapılmaktadır.

Kürtaj Sonrası Adet Düzensizliği

Kürtaj Sonrası Adet

 

Kürtaj sırasında neler olduğunu öğrenmek için tıklayınız.

Gebelik haftasına göre 3-15 dk kadar kısa bir sürede gerçekleşen bu işlem sonrasında kanama ya da adet hemen görülebilse de bazı durumlarda adet görülmesinin zamanı uzayabilmektedir. Konuyla ilgili sorun yaşayanların ya da sorusu olanların doktorumuza başvurması daha doğru bir yaklaşım olmakla birlikte, bu yazımızda sizlere olası durumlar hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir. Kürtaj sonrası kandan gebelik testi 3 haftaya kadar pozitif çıkar. Yeniden yeniden test yaptırmanın anlamı yoktur.

Kürtaj Sonrası İlk Adet Kanaması Nasıl Olur?

Kürtaj sonrası ilk adet kanaması hemen görülebileceği gibi bir ayı geçen 40 günlük bir süreye de uzayabilmektedir. 40 günlük gecikme doktorlar tarafından normal kabul edilmekte, bu sorunun çözülmesi için herhangi bir tıbbi tedavi yapılmamaktadır. Kürtaj sonrası adet görme konusunda 40 güne kadar yaşanan gecikmelerin ana nedeni kandaki HCG değerinin normale dönmesi için belirli bir sürenin geçmesi gerekmesidir. Ancak 40 günü geçmesine rağmen hasta hala adet görmemiş ise doktorlar konuyla ilgili araştırmalar yaparak sorunu tedavi etmektedir. Böyle bir durumda adet gecikmesinin hormonal nedenleri olabileceği gibi içeride kürtaj sırasında parça kalmasını da akıllara getirmektedir. Ancak parça kalması durumu oldukça nadir görülmekte, genellikle adet gecikmesinin nedeni olarak çok düşük bir ihtimal olarak karşımıza çıkmaktadır. Kürtaj sonrasında meydana gelen ilk adet kanamasında küçük parçaların gelmesi, kanamanın azar azar 1 hafta sürmesi normaldir.

Kürtaj öncesi ve sonrası bilgi için tıklayınız

Kürtaj Sonrası Adet Düzensizliği Olur Mu?

Kürtaj sonrası adet düzensizliği olması durumunda hastalar oldukça endişelenmektedir. Şu bilinmelidir ki kürtaj işlemi hormonları etkileyen bir operasyon değildir ve adet düzensizliğine neden olmamaktadır. Vücudun toparlanması için geçen 40 günlük bir sürenin sonunda adet görülmektedir. Adet düzensizlikleri ise kürtaj öncesindeki hormonal problemler olması durumunda operasyonun sonrasında da devam etmektedir. Nadir de olsa kürtaj sonrası adet görülmesinde ve düzeninde 1 ya da 2 ay gibi bir sürede anormallikler görülmesi de normal karşılanmaktadır. Vücudunuz kendisini topladığında tekrar adetiniz düzene girecektir.

Read more

Lazerle Vajinal Sıkılaşma

Vajinal sıkılaşma konusunda günümüzde lazerle ameliyatsız çözümler mümkündür. Kilo alıp verme, doğum, stres, hormonal bozukluklar, aşırı seks hayatı ve yaşın ilerlemesi nedeniyle vajinal bölgede genişleme tarzı fonksiyonel bozukluklar meydana gelebilmektedir. Hatta bazı 25 yaş altı genç bayanlarda dahi vajinal bölge memnuniyetsizlikleri görülebilmektedir. Bu durumlarda lazerle yapılan vajinal sıkılaşma uygulamaları avantaj sağlamakta, bıçak altına yatmadan daha etkili çözümler sunmaktadır. Sorunlar sadece estetik açıdan eşleri memnun etmeyen durumların ortaya çıkmasıyla sınırlı kalmayıp ilerleyen dönemlerde vajinal kaslarda aşırı gevşeklik yaratarak idrar kaçırma sorunlarının yaşanmasına sebebiyet vermektedir.

Lazerli Vajinal Sıkılaşma Hangi Durumlarda Yapılır?

Vajinal Sıkılaşma

Vajinal Sıkılaşma

 

Lazerli vajinal sıkılaşma tedavisi vajinada meydana gelen pek çok fiziksel değişimde etkili ve başarılı şekilde kullanılmaktadır. Önemli kullanım amaçları şu şekildedir;

  • Eşlerin cinsel birleşme sırasında aldıkları hazzı arttırmak amacıyla çeşitli sebeplerle deformasyona uğramış vajinanın sıkılaşmasını sağlamak
  • Ağrılı cinsel birleşme yaşayanların ağrılarını hafifletmek veya yok etmek
  • Yaşa bağlı olarak menopoz sonrası dönemde artan vajinal kuruluğu tedavi etmek
  • Özellikle doğum sonrasında daha çok görülen vajinal deformasyonları ortadan kaldırarak estetik görünümü iyileştirmek
  • Yine vajinada meydana gelen gevşeme nedeniyle meydana gelen idrar kaçırma problemini tedavi etmek

Lazerli Vajinal Sıkılaşma Tedavisinin Avantajları

Vajinal sıkılaşma tedavisinde lazer teknolojisinin kullanılmaya başlanması pek çok avantajı da beraberinde getirmektedir. Bunlardan en önemlisi cerrahi müdahaleye gerek kalmadığı için işlemlerin ağrısız olmasıdır. Ayrıca lazerli tedavi sonrasında da ağrı olmayıp lazer uygulaması sırasında lokal anestezi yapılmamaktadır. Lazerli tedavi gören hastaların günlük yaşamında herhangi bir kısıtlama olmamakta, hasta tedavi sonrasında gün içinde günlük işlerini yapabilmektedir.

Ameliyatlı tedavide olduğu gibi lazer seansı yapılmadan önce bir hazırlık gerekmemekte, hastaya ilaç herhangi bir ilaç reçete edilmemektedir. Lazerli tedavi insan vücudu üzerinde oldukça güvenli bir yöntem olduğu için etkileri kısa bir süre sonra hissedilmekte ve cinsel yaşamı olumlu şekilde etkilemektedir. Seanslar halinde tekrarlanabilen bu yöntemin başarı oranının yüksek olması bir diğer avantajıdır.

Vajinal sıkılaşma tedavisi ve lazer uygulamalarımız hakkında detaylı bilgi için ‘Canlı Destek Hattı’ ya da telefon numaralarımızdan bize ulaşabilirsiniz. Sağlığınıza önem veren Dr. Tuğrul Abacıoğlu’ndan online ya da telefonla randevu talep edebilirsiniz.

Read more

Kürtaj Sonrası Kanama Olması ve Artması

Kürtaj sonrası kanama olması belli bir dereceye kadar normal kabul edilmektedir. Kürtajın en çok rastlanan risklerinden bir tanesi kanamadır.  Uygulamayı yapan doktorun bu konuda hastayı bilinçlendirmesi, normal kabul edilmesi için kanamanın miktarının ne olması gerektiği, hangi aşamadan sonra tehlikeli boyuta geçebileceği hakkında bilgi verilmelidir. Tabi, kanama her kadında her müdahaleden sonra olacak diye de bir kaide bulunmamaktadır.

Kürtaj Sonrası Kanama Olması ve Artması

 

Kürtaj nasıl yapılır? Detaylı bilgi için tıklayınız.

Kürtaj Sonrası Kanama Ne Kadar Sürer?

Kürtaj uygulaması yapılan bayanların en çok merak ettiği soruların başında kürtaj sonrası kanama ne zaman biter sorusudur. Bazı durumlarda kanama ciddi boyutlara ulaşarak hastaları korkutmaktadır. Eğer kanama hafif şekildeyse veya damla damla oluyorsa kesinlikle korkulacak bir şey olmayıp bu durum tıbbi olarak normal kabul edilmektedir. Hafif kanamalar yaklaşık 2 hafta boyunca devam etmektedir. Ancak kürtaj olunan hamilelik dönemine, gebeliğin süresine ve bazı kişisel durumlara göre kanama süresinde bir miktar artış görülebilmektedir. Tam olarak iyileşme ve kanamanın bitmesi ise normal adet döngüsünün düzene girmesiyle birlikte olmaktadır. Ayrıca kanama sırasında kramp girmesi de kürtaj sonrasında normal kabul edilmektedir.

Kürtaj Sonrası Kanama ve Parça Gelmesi

Herhangi bir nedenle kürtaj olmuş bayanlarda kanama olması kadar küçük boyutlarda pıhtı şeklinde parçaların gelmesi de normal kabul edilmektedir. Ancak bu parçaların boyutu oldukça önem taşımaktadır. Normal kabul edilen boyut çakıl taşı büyüklüğünden yumurta büyüklüğüne kadardır. Golf topu ya da limon büyüklüğünde kürtaj sonrası parça düşmesi bir sorunun habercisi olarak görülmekte ve normal kabul edilmemektedir. Bu gibi durumlarda doktorlar sorunun neden kaynaklandığını bulmaya çalışacakları için hastanın mutlaka doktora başvurması şarttır. Doktorunuz sizin için gerekli tetkikleri yaparak hemen tedavi sürecine geçecek ve istenmeyen durumlardan sizi kurtaracaktır.

Kürtaj sonrası kanama olması kadar olmaması da normal olup hafif kanamaları engelleyecek bir öneri bulunmamaktadır. Ancak bu süreci daha rahat geçirmek adına hastanın yapacakları da vardır. Öncelikle doktorunuzun size önereceği bakım konularında dikkatli olmalı, ağır sor, ağır kaldırmak ve belli bir süre cinsel ilişkiden kaçınmalısınız. Ayrıca kanama olduğu zamanlar ped kullanmalı, enfeksiyon riskinden korunmak için kanamayı kesmek adına tampon kullanmamalısınız. Kliniğimizin rutin uygulamasında kürtaj sonrası ultrason ile bakarak içerde parça kalmadığını tespit ediyoruz. Eğer işlem sonrası parçalı kanama ve kasık ağrısı varsa bu tablo işlemden sonra rahim ağzında bir spazmın olması ve dışarıya akması gereken kanamanın akamaması ve içerde toplanması sonrasında ağrılar ile rahim ağzından atılmasıdır.Bir çok hekim buna işlemi yapan hekimi de kötülemek amacıyla” içeride parça bırakmışlar“ der. Oysa ki bu bir komplikasyondur, ya içerideki kan pıhtısını vakum ile çekmek yada cytotec  gibi ilaçlar atılmasını beklemek ile ile tedavi  edilir.

Kürtaj ile iligili merak ettiğikleriniz için tıklayınız.

Read more

Kürtaj Sonrası Cinsel İlişki Ne Zaman Yapılır?

Kürtaj özel bir jinekolojik uygulama olduğu için sonrasında bazı hususlara dikkat edilerek hareket edilmesi sağlığınız açısından önem taşımaktadır. Dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi de kürtaj sonrası cinsel ilişki nasıl olmalı konusudur. Cinsel ilişkinin kürtajdan sonra belirli bir süre yapılmaması hem olası kanama durumlarının daha iyi yönetilmesi hem de enfeksiyon olmaması için önem taşımaktadır. Bunun için kanamanın bitmesi ve tam iyileşmenin sağlanması beklenmelidir.

Kürtaj ile merak ettiğiniz herşey için tıklayın.

Eğer kürtajdan sonra kanama ve parça gelmesi görülmüyorsa yine de 2 haftalık süreçte cinsel birliktelik yaşanmaması önerilmektedir. Çünkü kürtaj sonrasında rahim ağzı 2 hafta boyunca enfeksiyonlara açık durumda bulunmaktadır. Bu süreçte cinsel ilişki hem iyileşme sürecine olumsuz etki edecek hem de enfeksiyon oluşmasını tetikleyecektir. Kürtaj sonrası doktor kontrolünde geçirilmesi gereken hassas bir süreç olduğu için mutlaka doğru cinsel ilişki zamanı da doktora sorularak planlanmalıdır. Doktorun belirlediği süre geçtikten sonra cinsel ilişki serbest bırakılsa dahi bu dönemde hamile kalınacağı düşünülerek doğum kontrol yöntemlerinden birisi uygulanmalıdır.

Kürtaj Sonrası Cinsel İlişki

Kürtaj Sonrası Cinsel İlişkide Acı Hissetmek

Kürtaj sonrası cinsel ilişkide acı hissetmek ve bazen bu acının çok şiddetli olması durumlarıyla karşılaşılmaktadır. Sorunun nedeni genellikle tam iyileşmeyi beklemeden cinsel ilişkiye girmektedir. Kadınların psikolojik olarak kürtajı atlatamamalarından dolayı ağrı fazla şekilde hissedilebilmektedir. Bu ağrının bir sebebi de ilaçlarını kullanmama, işlem sırasında hijyenik bir ortam olmaması,erken cinsel ilişki  nedeniyle enfeksiyon kapılmasıdır. Enfeksiyon ağrılara ve rahimden büyük kan parçalarının gelmesine neden olabilmektedir. Bu sorunların önüne geçilmesi için kürtaj sonrası cinsel ilişki nasıl olmalı konusunda doktordan bilgi alınması ve müdahaleden sonra en az 10 gün cinsel birleşme yaşanmaması önerilmektedir.

Kürtaj Sonrası Cinsel İlişkide Kanama ve Ağrı Hissetmek

Ağrılı cinsel ilişki diye tabir edilen jinekolojik sorun genellikle rahimdeki ağzındaki enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır. Kürtaj da bu enfeksiyonlara olanak sağlayan bir durumdur. Kürtaj sonrası cinsel ilişkide kanama ve ağrı hissetmek enfeksiyonların habercisi olabilmektedir. Böyle durumlarda mutlaka doktorunuza başvurmalı, kanama ve ağrının sebepleri dikkatlice incelenerek bulunmalıdır. Ayrıca bu gibi kötü durumların yaşanmaması için kürtaj sonrasında doktorun önerilerine uyulmalıdır. Daha detaylı bilgi almak ya da muayene olmak için doktorumuzla iletişime geçebilirsiniz.

Ayrıca detaylı bilgi almak için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Read more

Miyom Tedavisi ve Merak Ettikleriniz

Daha çok rahim dokusunda oluşan iyi huylu urların genel adı olan miyom neredeyse her üç kadından birinde görülmektedir. Bu kadar sık görülen bir hastalık olmasının nedeniyse östrojen hormonunda saklıdır.

Miyom Tedavisinde Geç Kalmak Kısırlık Sebebi

Miyom Tedavisi

Miyom Tedavisi

Gebelik ve büyüme çağında kat ve kat artan östrojen hormonu miyomların büyümesine, sayılarının artmasına neden olmaktadır. Çoğu miyom türü kendiliğinden küçülüp yok olurken bazı miyomlar kısırlığa kadar gidebilmektedir. Bu nedenle miyomun teşhisi ve tedavisinin alanında uzman doktorlar tarafından yapılması büyük önem taşımaktadır.

Her Miyom Türü Belirti Vermiyor

Miyom bayanlarda çok sık görülmesine rağmen belirti veren türlerinin sayısı oldukça azdır. Bu nedenle teşhis koyulabilmesi güçleşmektedir. Düzenli bir şekilde jinekolojik muayeneye giden bayanlarda tesadüfî olarak bu hastalık belirlenmektedir. Belirlendikten sonra eğer kendiliğinden geçmeyecek türde bir ursa acil tedavi sürecine geçilmektedir. Ciddi sorunlara neden olmaması açısından miyomun teşhisi kadar, belirti vermeyen türlerin tespiti ve diğer olası jinekolojik hastalıkların belirlenmesi için işinin uzmanı kadın doğum doktorlarına düzenli muayene olmanız önem taşımaktadır.

Rahim Ağzındaki Miyom Kısırlık Yapıyor

Miyomun tehlikeli olup olmadığını bulunduğu yer ve türü belirlemektedir. Kanamaya neden olan türleri ciddi rahatsızlıklara neden olurken, mesaneye baskı yapan urlar böbrek rahatsızlıklarına neden olmaktadır. Aynı şekilde miyomun rahim ağzında ya da tüplere yakın yerde bulunması ve tedavide geç kalınması kısırlıkla sonuçlanabilmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalar da bu durumu destekler şekilde kısırlıkların bir kısmının miyomdan meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Kısırlığın nedeni rahim ağzı ya da tüplere yerleşip o kısmı kapatan urların cinsel birleşme sonrasında sperm ve yumurtanın birleşmesini dolayısıyla da döllenmeyi engellemesidir. Yine yapılan araştırmalar bazı düşüklerin sebebi olarak miyomları göstermektedir.

Miyom Kansere Dönüşür Mü?

Kadın doğum uzmanlarının en çok karşılaştığı sorunlardan bir tanesi de miyomun kansere dönüşüp dönüşmeyeceğidir. İyi huylu urlar olan miyomların çok düşük ihtimal de olsa kansere dönüşme riski bulunmaktadır. Ancak bu oran sadece 1000 kişide 2 kişi kadardır. Kanserden çok asıl tehlikeli komplikasyonlar kanama nedeniyle kansızlık, kısırlık, gebelik döneminde fetusa zarar verdiği için düşük tehlikesi, aniden aşırı büyüme olursa rahim dokusuna zarar vermesi şeklinde sıralanmaktadır.

Read more

Selülit Masajı ve Organik Yağlar

Öncelikle bilmeyenler açısından selülit masajı nedir konusunun açıklığa kavuşturulması konuya daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Selülit artık herkesin bildiği üzere genetik faktörler, dolaşım ve beslenme bozukluklarından oluşan rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığın önlenmesi ve azaltılmasında özel tekniklerle yapılan masaja ise selülit masajı denilmektedir.

Selülit

 

Kan dolaşımını arttırmak ve doğal akışına kavuşturmak için yapılan bu masaj kalça bitiminden başlayarak diz kapaklarına kadar bacağın ön ve arka bölümüne birlikte yapılmaktadır. Sadece selülite değil sağlık açısından da yararları olan bu masajın adet ve gebelik dönemleri haricinde yapılması doktorlar tarafından önerilmektedir.

Selülit Masajı Nasıl Yapılır?

Selülit masajı yapılırken öncelikle masaj yağının tene yedirilmesi amacıyla ellere yayılan bitkisel yağ karışımı dizden yukarıya doğru sürülmektedir. Bu sürme işlemi kan dolaşımını harekete geçirmek amacıyla bastırarak yapılmalıdır. Ardından selülitli bölgenin parmak uçlarıyla yoğrulmaya başlanmaktadır. Bu aşama da bittikten sonra bacakların iç bölgesinden dış bölgesine ve ardından tam tersi yönde paralel şekilde masaj işlemine geçilmektedir. Paralel masajın da yapılmasıyla son aşama selülitli alanların parmaklarla sıkılıp bırakılmasıdır. Her bir aşama üç kez yapıldıktan sonra masaj sona erdirilmelidir.

Selülit Masajı Ne Sıklıkla Yapılır?

Selülit masajı doğru masaj yağı seçildiği ve düzenli şekilde uygulandığı sürece haftada 3-4 kez yapıldığında güzel sonuçlar vermektedir. Ancak selülit masajı ne sıklıkla yapılır sorusunun cevabı biraz da selülitin derecesine bağlıdır. İleri dereceli selülitlerde doğru bitkisel masaj yağını seçtiğiniz takdirde her gün masaj uygulamanızda hiçbir sakınca bulunmamaktadır.

Selülit Masajı Yağları Seçimi

Selülit masajı yağları olarak piyasada çok farklı ürünler dolaşmaktadır. Ancak maalesef bunların çok azı doktor kontrolünde üretilmiş ve başarılı sonuçlar vermektedir. Başarılı sonuç alınabilmesi için öncelikle masaj yağının içinde kullanılan karışımın selülite yardımcı özelliğinin olması ve doğal olarak üretilmesi çok önemlidir. Ayrıca bir masajda uygulanması gereken miktar ancak araştırmaları yapılmış ürünlerde belirlenebilmektedir. Aksi halde, selülitten kurtulmak mümkün olmadığı gibi alerjik reaksiyonlar da oluşabilmektedir. Bu anlamda özellikle Dr. Tuğrul ABACIOĞLU’nun önerdiği tamamen FLORAME organik masaj yağı bulunmaktadır. Ürünü kullandığınızda selülit görünümünde azalma ve basen bölgesinde sıkılaşma gözle görülür şekilde olmaktadır. İçeriğinde bulunan Sedir, Sevri, Nane gibi esansiyel yağlar ile cildinizi sıkılaştırırken, Tamanu, Kayısı Çekirdeği, Jojoba yağları ile cildinizi beslemeye ve nemlendirmeye yardımcı olur. Ürün hakkında detaylı bilgi ve sipariş için bize ulaşabilirsiniz. Ayrıca kliniğimizde bulunan Akustik Ses Dalgaları ile çalışan VMAT cihazımız ve Radyofrekans dalgaları ile çalışan C500 cihazımız ile selülit tedavisi yapıyoruz. Bilgi için 7/24 telefon danışman hattımızdan bize ulaşabilirsiniz.

Read more

Dış Gebelik Nedir?

Dış gebelik aslında adından da anlaşıldığı üzere rahim içine tutunması gereken döllenen yumurtanın rahimden farklı bir alana yerleşerek burada büyümesi anlamını taşımaktadır. Rahim dışına tutunmuş da olsa ortada döllenen bir yumurta olduğu için yapılan kan testlerinde normal gebelik varmış gibi bir sonuçla karşılaşılmaktadır. Ayrıca ektopik gebelik yaşayan bayanlar aynı normal gebelik belirtilerini yaşamaktadır.

Dış Gebelik

Dış Gebelik Nasıl Anlaşılır? Tedavisi

Bu durum dış gebelik nasıl anlaşılır, dış gebelik ne zaman anlaşılır sorularını beraberinde getirmektedir. Rahim dışına tutunmuş da olsa ortada döllenen bir yumurta olduğu ve bu yumurta hücresi aynı rahim içinde olduğu gibi gelişmeye sağlayan ortamın olmaması nedeniyle bulunduğu alanda tahribatlar yaparak iç kanamaya neden olur ve bu tablolar nedeniyle ortaya çıkan semptomlar dış gebelik belirtilerini oluşturur.

Dış Gebelik Ne Zaman Anlaşılır?

Bu tehlikeli bir gebelik türü olduğu için erken teşhis edilmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde annenin tüplerine yerleşen döllenmiş yumurta zaman içinde büyüyüp gelişerek tüplerin yırtılmasına, ileri evrelerde ise iç kanama ve kısırlığa kadar çok kötü durumlara neden olabilmektedir. Bunun için anne adaylarının hamile kaldığını öğrendiği andan itibaren doktor kontrollerini ultrasonla ve kan testi takibi şeklinde düzenli olarak yaptırmaları gerekmektedir. Erken müdahale için deneyimli ve işinin uzmanı hekimlerden destek alınmalı, gebelik sürekli takip edilmelidir.

Dış gebelik ne zaman anlaşılır sorunun en iyimser cevabı ise gebeliğin 4 ila 6’ıncı haftası şeklindedir. Ultrasonlu takip ve yapılan kan testleriyle teşhis koyulduğu andan itibaren hemen hastaya müdahale edilmesi gerekmektedir. İlk muayenede gebelik kesesi gözlenmez ise kandan gebelik testi istenir. İstenmeyen bir gebelik ve BHcG 1500 IU’nin üzerinde ise tedaviye hemen başlanır. Eğer istenen bir gebelik ise hastaya dış gebelik semptomları anlatılarak 2 gün sonra yeniden görülür. Eğer yine gebelik görülmüyorsa dış gebeliğin medikal tedavinse başlanır.

Gebelikle ilgili karşılaşılabilecek diğer sorunlar için bloğumuzu ziyaret edebilirsiniz.

Dış Gebelik Tedavisi Nasıl Yapılır?

Dış gebelik teşhisi konulduktan sonra tedavi için hastanın genel durumuna göre tedavi yöntemi seçilmektedir. Bu tedavi yöntemlerinin kötü sonuçlanmaması için işinin ehli doktorlardan yardım alınması şarttır.

  1. İlaçlı Tedavi: Hasta bu kötü deneyim sonrasında çocuk sahibi olmak istiyorsa ve dış gebelik teşhisi erken evrede yapılmışsa ilaçlı tedavi en uygunu olmaktadır. Kanser hastalarının kullandığı bir kemotrapi ilacı hastaya verilerek gebelik hormonu Beta-HCG seviyesinin kanda sıfıra düşmesi beklenmektedir. % 80 ila 85 arasında başarı sağlayan bu yöntemde tüpler fazla zarar görmediği için ileride hamile kalma sorunu yaşanmamaktadır.
  2. Cerrahi Yöntem: Hastanın tüplerinin durumuna göre 2 şekilde cerrahi yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan birincisi tüplerin zarar görmediği durumdur. Bu durumda tüpler alınmaksızın sadece laparoskopik cerrahi ile tüp içindeki gebelik materyali temizlenmektedir. İkinci durumda yani tüplerin parçalandığı durumda tüpler olduğu gibi alınarak uzaklaştırılmaktadır.
  3. Bekleme Yöntemi: Bazı durumlarda vücut kendisi oluşuma tepki vererek yanlış yere tutunan oluşumu atabilmektedir. Böyle bir durum göz önünde bulundurulup beklemek çözüm olabilmektedir. Ancak bekleme yönteminde seçtiğiniz doktorun konunun uzmanı olması ve sürekli olası bir tehlikeye karşı tetikte olabilmesi için kan testleriyle Beta-HCG seviyesini kontrol etmesi gerekmektedir.

Bu durum ciddi bir sağlık problemi haline gelmeden deneyimli bir doktordan yardım almak en doğrusudur. Çoğu vakanın normal gebelik takibi yaparken ortaya çıktığının asla unutulmaması gerekmektedir. Eğer bir şüpheniz varsa beklemeden en ufak bir şüphede bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bu sorunun altında yumurtlama sonrası rahim içine ulaşıncaya kadar geçen yollardaki iltihabi yapışıklıklar embriyonun ilerlemesini engeller. Onun için dış gebelik geçirmiş hastalarda dış gebeliklerin yeniden meydana gelebileceği unutulmamalıdır.

Read more

Spor Masajı

Spor Masajı

Spor masajı, yumuşak doku manipülasyonunu içeren, düzenli fiziksel aktiviteye sahip bir kişiye fayda sağlayan bir masaj biçimidir. Yumuşak doku, kemik ve kıkırdakta sertleşmemiş bağ dokusudur; Deri, kaslar, tendonlar, bağlar ve fasyayı (diğer yumuşak dokuları çizen ve tutan bağ dokusunun bir formu) içerir. Spor masajı, yinelenen ve yorucu fiziksel aktiviteden ve travmadan kaynaklanan yumuşak dokudaki sorunların ve dengesizliklerin giderilmesine yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Egzersiz öncesinde ve sonrasında spor masajının uygulanması, performansı artırabilir, iyileşmeyi sağlar ve yaralanmayı önleyebilir.

Spor Masajının Faydaları

Spor masajı klasik olarak bildiğimiz masaj türünden ayıran özellik bu sporun ritim miktarının baskı miktarının ve süresinin farklı olmasıdır. Yapılan spora göre masaj şekli değişmektedir ve bu masaj genellikle uyarıcı hareketlerden oluşur. Masaj süresi uygulanan bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Bu masaj sayesinde vücudunuzdaki yorgunluk hissinden kurtulur kas gerginliği, kramp ve krampa bağlı olan kas ezilmesi, lif kopmaları gibi tehlikelerden korunursunuz. Kan dolaşımını hızlandırarak size enerji veren gıdaların dokulara daha basit ve hızlı ulaşmasına imkan sağlar. Kalp ritmini ayarlayıp dolaşım sisteminizin daha iyi çalışmasını sağlar. Bedensel rahatlamanın yanı sıra ruhsal rahatlama da sağlayarak kişinin sakinleşmesini sağlar ve miskin olan bedeni zindeliğine kavuşturur.

Spor masajı tarihçesi

Masaj, fizik tedavinin en eski formlarından biri olarak ortaya çıkmış ve 3000 yıl önce Çin, Hindistan ve Yunanistan’da kullanılmıştır. Batı dünyasında popüler kullanımı büyük oranda İsveç masajı olarak bilinen masaj biçimini geliştiren Per Henrik Ling’in (1776 – 1839) çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Ling, kendi tarzını geliştirerek masajcılara ve jimnastikçilere yardım ederek bu süreçte uluslararası alanda bilinirlik elde etti. Onun fikirlerinin birçoğu modern spor masajının temellerini oluşturdu. Günümüzde, sağlığımızı ve refahımızı sürdürmemize yardımcı olan birçok masaj çeşidi bulunmaktadır.

Diğermasaj yöntemleri hakkında bilgi almak için tıklayınız

SPOR ÖNCESİ MASAJI

  • Spordan önce 1 saat içinde yapılması gerekmektedir.
  • Genellikle organizasyon, antrenman veya etkinlik başlamadan 20-30 dakika önce yapılması daha doğrudur.
  • Genellikle 5-20 dakika içinde tamamlanmaktadır.
  • Spor öncesi masajın faydalarından bazıları şunlardır;
  • Genel gevşemeye neden olur ve hazırlık için teşvik eder.
  • Endişe ve rekabet stresini azaltır.
  • Dikkat ve konsantrasyonu artırır.

SPOR SONRASI MASAJI

Spordan sonra herhangi bir zaman içinde yapılabilir.

Spor sonrası masaj yorgunluğun azaltılmasına yardımcı olduğu gibi, kaslardaki gerginliği de azaltır. Diğer yandan yeni oluşmuş veya oluşması muhtemel olan yara bölgelerini belirlemek için de son derece yararlıdır.

Read more

Öksürürken İdrar Kaçırma

Öksürürken İdrar Kaçırma

Öksürürken idrar kaçırma (Üriner stres inkontinans)öksürme veya hapşırma gibi bir aktivitelerde idrar tüpünün üzerinden geçtiği idrar yolundan az miktarda sızıntıya neden olmasıyla gerçekleşir. Stres inkontinans kadınlar, özellikle yaşlı kadınlar tarafından en sık görülen idrar kaçırma türüdür. Buna ek olarak, doğum yapmış kadınların stres inkontinans olasılığı daha yüksektir.

Stres İnkontinansının Nedenleri Nelerdir?

Stres inkontinansında öksürme, hapşırma ve kaldırma gibi hareketler ve aktiviteler mesane üzerine daha fazla abdominal baskı oluşturur. Bu durum da idrarın sızmasına neden olur.

Bir dizi şey stres inkontinansına katkıda bulunabilir. Örneğin, pelvik tabanda zayıf kaslardan veya mesane boynunda zayıf bir sfinkter kasından kaynaklanabilir Sfinkter kasının açılıp kapanma şekli ile ilgili bir sorun aynı zamanda stres inkontinans ile sonuçlanabilir. Kronik öksürük, sigara içmek ve obezite de stres tipi idrar kaçırma sorununa yol açabilir.

Özellikle kadınlarda stres inkontinansına genellikle vücuttaki fiziksel değişiklikler neden olur. Bu değişiklikler şunlardır;

  • Gebelik ve doğum
  • Adet
  • Menopoz
  • Pelvik cerrahi
  • Mesanedeki kaslardaki problemler
  • Mesane etrafındaki zayıflamış kaslar

Stres inkontinans vakalarında, pelvisteki kaslar zayıflayabilir. Bu, mesanenin üretranın tamamen kapanmasını önlemesine neden olabilir. Sonuç ise idrar sızıntısıdır.

Stres İnkontinans Belirtileri Nelerdir?

Stres inkontinansının başlıca belirtisi, fiziksel hareket veya aktivite zamanlarında bir idrar kaçağıdır. İdrar sızıntısı ile ilgili faaliyet çeşitleri arasında gülmek, öksürmek, kaldırmak veya egzersiz yer alır.

Stres Tipi İdrar Kaçırma Nasıl Tedavi Edilir?

Bu tip bir idrar kaçırmada pelvik taban kaslarını güçlendirmek adına kegel egzersizlerinin yapılması oldukça önemlidir. Eğer yine de idrar kaçırma durumu devam ediyorsa ilaçlar veya cerrahi müdahale ile bu durumun çözümlenmesi gerekebilir.

Stres inkontinans idrara çıkma isteğinizi kontrol edememenizdir. Bu ciddi ve utanç verici bir hastalıktır ve sosyal izolasyona neden olabilir. Bu durumda, stres, mesanedeki aşırı fiziksel basınç sonucunda idrar kaçırma sorunu ortaya çıkar.

Stres inkontinansını tanımlarken stres teriminin tamamen fiziksel anlamda kullanıldığını unutmamak önemlidir.  Aşırı aktif bir mesane ayrı bir durumdur. Bazı vakalarda, karışık idrar kaçırma denen aşırı aktif mesane ve stres inkontinans meydana gelebilir.

Stres İnkontinans semptomları

Stres inkontinansının başlıca semptomu, fiziksel aktivite sırasında mesane kontrolünün kaybedilmesidir. Bu durum şu koşullarda yaşanabilir;

  • Gülme
  • Hapşırma
  • Öksürme
  • Atlama
  • Egzersiz
  • Ağır kaldırma
  • Cinsel ilişki

Bazen oturmuş veya yaslanmış bir konumdan ya da ayakta durmanız bile mesane üzerinde ek baskı oluşturabilir ve sızıntıya neden olabilir. Stres inkontinans her birey için benzersizdir.

  • Stres inkontinans için risk faktörlerindan bazıları şunlardır;
  • Kronik öksürüğe bağlı sigara kullanımı
  • Kronik öksürüğe bağlı başka herhangi bir durum
  • Aşırı kafein ve alkol kullanımı
  • Şişmanlık
  • Kabızlık
  • Hormonal eksiklikler

Öksürürken İdrar Kaçırma Tedavisi

Stres inkontinans tedavisi, sorunun altında yatan nedene bağlı olarak değişir. Doktorunuz ilaçların kombinasyonu ve yaşam biçimi ayarlamaları kullanarak bir tedavi planı hazırlamanıza yardımcı olacaktır.

Stres inkontinans ataklarını azaltmak için yaşam biçiminizi değiştirebilirsiniz. Eğer obezseniz, doktorunuz kilo vermenizi önerir. Atlama veya koşu gibi sızıntıya neden olan faaliyetlerden kaçınmayı da deneyebilirsiniz.

Eğer sigara içen biriyseniz, bırakmalısınız. Sigara içenlerde görülen sürekli öksürük de soruna katkıda bulunur.

Read more

Kürtaj Sonrası Kanama

Kürtaj Sonrası Kanama

Kürtaj Sonrası Kanama, kürtaj sonrası belirtilerinden en sık görünendir. Kanamanın ne kadar süreceği ve miktarı kadına farklılık gösterir. Fakat yinede bu kanamanın belirli bir süre gelmesi kabul edilebilir. Eğer kürtaj işleminden sonra kanamanız yoğun olduysa hemen hekiminize danışmanız gerekmektedir.

Kürtajdan sonra kanama normal midir?

Ortalama olarak kürtajdan sonra 1-2 hafta kanama gelir. Fakat her kadında farklılık gösterebileceği için kanamanın gelmediği durumlarda olabilir. Böyle bir durumda endişelenmemeniz gereklidir.

Kürtajdan sonra rahim ne zaman iyileşir?

Kürtajdan sonra gelen kanama, normal zamanda olan kanamadan biraz daha farklı olabilir Kanamanızda kan pıhtıları görebilirsiniz. Bu gayet normal bir durumdur. Endişelenmenize gerek yok.

Kürtajdan sonra olan kanamada gördüğünüz kan pıhtıları bazen büyük olabilir. Örneğin bazen bir çakıl taşı büyüklüğünde bile olabilir. Fakat kanamanızda gördüğünüz kan pıhtısı çok daha büyük ise; yani bir golf topu veya bir yumurta boyutunda ise bu bir sorunu işaret edebilir. Böyle durumlarda hemen hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Bu durum  özellikle  verilen ilaçlarını almayan kişilerde gözlenebileceği gibi pıhtılaşma sorunu olan hastalarda daha sık gözlenir.Bazen rahim ağzında spazm bağlı dışarıya akmayan kan içeride toplanır .İçerde ciddi hematomlar ( kan toplanması ) meydana gelir.Zaman zaman şiddetli kasık ağrısı ile parçalar halinde atılır..Kürtaj sonrası gittiğiniz hekim içerde parça bırakmışlar diyebilir.Oysaki profesyonel çalışan hekimler işlemden sonra ultrason ile bakarak içeride parça kalıp kalmadığını gözler. Bu durum bir komplikasyondur ve rahmin ağzının ilaçlar ile yada küçük bir müdahale ile açılarak içeride kanı boşaltmak gerekir..

Kanama ne kadar sürer?

Kürtajdan sonra gelen kanama normal adet döneminizdeki gibi kramplara neden olabilir. Bu gayet normal bir durumdur. Eğer bir ağrı kesiciye ihtiyacınız olursa lütfen hekiminize danışın.

Kürtajdan sonra endişe duymanız gereken belirtiler nelerdir?

  • Kanamanın 3 haftayı geçtiği durumlar ve kanamanın yoğun olduğu durumlar,
  • Ateşinizin sürekli yükselmesi
  • Düzenli kan pıhtısı oluşması
  • Kürtaj olduktan 2 hafta sonra geçmeyen hamilelik belirtileri
  • Çok şiddetli hissettiğiniz kramplar
  • 3 aydan daha uzun süre adet olmamanız
  • Vajinanızda olağandışı koku ve renkte akıntı olması

Kürtajdan sonra neler olur?

  • Yoğun veya damla damla kanamalarınız olabilir. Bu kanamalar 2-3 hafta devam edebilir ve 2-3 kez kesilip devam edebilir.
  • Kanamanız hiç olmayabilir.
  • Kan pıhtıları gelebilir. Bunların renkleri siyah veya kahverengi olabilir.
  • Adet sancısı gibi kramp ağrısı çekebilirsiniz.
  • Kürtaj işleminden sonra ateşlenebilirsiniz. Lütfen hekiminizin önerdiği ilaçları kullanmayı ihmal etmeyiniz.
  • Kürtaj işleminden sonra vücudunuz gebeliğiniz devam ediyormuş gibi tepki verebilir. Mesela ani duygu değişimleri yaşayabilirsiniz. Bu belirtiler ortalama 1 hafta içerisinde kaybolacaktır.

Kürtaj sonrası kanama ile iligli daha fazla bilgiye erişmek için bloğumuzu ziyaret edebilirsiniz.

Kürtajdan sonra ne zaman adet olunur?

Kürtaj olduktan sonra normal adet döneminize 4 ile 8 hafta içinde dönebilirsiniz.Adet döngüsü kadından kadına değişebileceği için net bir süreyi hiç kimse veremez. Bazı kadınlar kürtaj işleminden sonra 2-3 ay adet düzensizliği yaşayabilir. Fakat kürtajdan sonra 8 hafta veya daha uzun sürede normal adet döngünüze girmediyseniz hemen hekiminize danışmanız gerekmektedir.

Kürtajdan sonra kanama ne zaman durur?

Kürtajdan sonra kanama olması kürtajın gerekliliklerindendir. Fakat daha rahat bir süreç geçirebilmeniz için şunları önerebiliriz.

Kürtajdan sonra bi kaç hafta ağır ve yorucu antrenmanlardan uzak durmalısınız.

Kürtaj işleminden sonra mümkünse tampon yerine ped kullanmalısınız.

Hekimler tarafından kürtaj sonrası 1 hafta cinsel ilişki yasaklanır.

Doktorunuzun size önerdiği kürtaj sonrası bakım ve tedavi önerilerine uyunuz. İşlemden sonra yapılan kan testleri pozitif çıkabilir ve hekiminiz önermedikçe yaptırmayınız. Ancak kandan gebelik testleri işlemden 3 hafta sonra negatifleşir.

Read more

Buz lazer epilasyon nasıl yapılır?

Buz lazer epilasyon

Buz lazer epilasyon

Lazer teknolojisinin en etkin şekilde kullanıldığı alanlardan biri de epilasyon uygulamasıdır. Artık ağrısız ve acısız bir şekilde de istenmeyen tüylerden kurtulmayı sağlayan buz lazer epilasyon işlemi cilde ve dokuya hiçbir zarar vermeden tüm vücudunuzdaki istenmeyen tüylerden kolaylıkla kurtulmanızı sağlıyor. Bu işlem için genellikle 4 ila 6 seans epilasyon uygulamasının gerçekleştirilmesi yeterli olabiliyor.

Buz lazer epilasyon işleminin ilk seansı öncesinde basit bir analiz çalışması yapılır. Ardından ilk seans gerçekleştirilir. Kliniğimizde kullandığımız ENEKA buz lazer epilasyon cihazı aynı anda iki farklı vücut bölgesinde uygulama yapma imkanı sunduğundan çok daha kısa bir sürede seansların tamamlanması mümkün olabiliyor.

Adım Adım Buz Lazer Epilasyon Süreci

İlk seansın ardından 3 ila 4 gün sonra kıllar ve tüyler kökten ayrılarak cildin yüzey bölümüne çıkmaya ve dökülmeye başlar. Tüm kılların dökülmesi yaklaşık 15 günlük süreçte gerçekleşir. Ardından 3 ila 4 hafta boyunca uygulama yapılan bölgede kıl ya da tüy çıkmaz. Sonrasında ise bu bölgede yeniden kıl çıkmaya başladığında ikinci seans uygulanır.

İkinci seans sonrasında yeniden dökülen kılların çıkma süreci bu defa biraz daha uzun olur. Yeniden çıkan kıllar büyüme evresindeyken üçüncü seans uygulanır. Her defasında vücutta çıkan kıl sayısında belirgin bir azalma meydana gelir. Genellikle 4 ya da 5 seans bitiminde artık uygulama yapılan bölgede yeniden kıllar ve tüyler çıkmaz. Ender durumlarda 6 ila 7 seans uygulama yapılması da gerekebilir.

Buz Lazer Epilasyonda Kıllar Ne Zaman Dökülür?

Kıl kökleri üzerinde etkili bir uygulama olan buz lazer epilasyon uygulaması istenmeyen kıllardan kurtulmayı sağlayan acısız bir epilasyon tekniğidir. Vücudun tüm bölgelerinde uygulanabilen ve sadece kadınların değil erkeklerin de tercih edebileceği bu yöntem en ince ya da en zayıf tüyler üzerinde dahi etkili olabiliyor. Buz lazer epilasyonda kıllar ne zaman dökülür sorusu merak edilen hususlar arasında yer alıyor.

Buz lazer fiyatları hakkında bilgi öğrenmek mi istiyorsunuz. O halde hemen bu yazımıza bir göz atın!

Uygulamadan yaklaşık 3 ila 4 gün sonra tüyler ya da kıllar cildin yüzey bölümüne çıkmaya başlar. Kökünden ayrılarak yüzeye çıkan kıllar yaklaşık olarak uygulamadan 15 gün sonrasında dökülmeyi tamamlar. Dökülme gerçekleştikten sonra 4 ila 6 hafta boyunca buz lazer epilasyon uygulaması yapılmış olan bölgede yeniden kıl ya da tüy çıkmaz. Yeni tüyler çıkmaya başladığında epilasyonun ikinci seansı gerçekleşir.

Buz Lazer Epilasyon Uygulaması Yaz Mevsiminde Yapılabilir

İkinci seansın ne zaman yapılacağı yani dökülen tüylerin ne zaman yeniden çıkmaya başladığı kişiye göre değişir. Genellikle ilk uygulamadan 7 ila 9 hafta sonra ikinci seans uygulanır. Ortalama olarak 4 ila 6 seans sonrasında ise uygulama yapılan bölgede artık istenmeyen tüyler ya da kıllar çıkmaz.

İstenmeyen tüylerden kurtulmak için 4 ila 6 seans epilasyon uygulamasının yapılması gerekir. Hormonal düzensizlik yaşayanlarda birkaç seans daha uygulama yapılması gerekebilir. Epilasyon, klasik lazer epilasyon uygulamalarından farklı olarak yaz aylarında da gerçekleştirilebiliyor. Bu nedenle seanslara yaz mevsiminde ara vermek zorunda kalmazsınız.

Read more

Yaz gebeleri için 8 önemli uyarı

Eğer sizde şu an içinde bulunduğumuz yaz aylarına gebe girdiyseniz dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar var. Unutmayın yaz ayının sıcakları normal bir insan için zorlayıcı olabiliyor. Gebe bir kadın için ise daha da zorlayıcıdır. İşte tam da bu noktada Dr. Tuğrul ABACIOĞLU’nun sizin için altını çizdiği bu önerileri dikkatle okuyunuz.

  1. Her gün yürüyüş yapın!

Anne adaylarının yapabileceği en kolay ve ortak egzersiz yürüyüştür. Yürüyüş için anne adaylarının sadece rahat bir ayakkabı ve bir su şişesine ihtiyaçları vardır. Gebelerin her gün düzenli olarak yapacağı yürüyüşler dirençlerini ve güçlerini arttırır. Yürüyüş egzersizine başlamadan önce hekiminize danışmanız gerekmektedir. Eğer hekiminizin öngördüğü bir risk faktörü yok ise, yine hekiminizin öngördüğü programda yürüyüş egzersizinizi yapabilirsiniz. Yürüyüş programınıza 15 dakika ile başlayıp her gün süresini  5-15 dakikak  kadar arttırarak devam edebilirsiniz. Fakat yürüyüşe başlamadan önce 5 dakikalık ısınma ve sonra 5 dakikalık soğuma sürelerini unutmayınız. Gebeliğin son 3 ayına girdiğinizde günlük ortalama 45 dakikalık yürüyüşler yapabilirsiniz. Yürüyüşler en önemli olgu nabız sayınızın 100 ün üstüne çıkmamasına dikkat ediniz.Yürüyüş egzersizi yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta ise, yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde yürüyüş için sabah erken saatleri ve akşam saatlerini tercih etmeniz gerekli.

  1. Yaz aylarında bol, rahat ve uygun giysiler tercih edin.

Özellikle yaz aylarına girdiğimiz şu dönemde sizde denize girmek ve serinlemek isteyeceksiniz. Havuz ve denize girerken giymek için tercih edeceğiniz mayo ve ya bikini hem göğüslerinizi hem de karın bölgenizi desteklemelidir. Günlük giysilerinizi ise pamuklu kumaşlardan tercih edin. Mümkün olduğunca açık renk, bol ve rahat giysiler tercih edin. Ayakkabı tercihinizi ortopedik ayakkabıdan yana kullanabilirsiniz. Ve ayakkabı alırken yarım beden büyük ayakkabı sizin rahatınız için faydalı olabilir.

  1. Sıcak yemeklerde uzak durmaya çalışın.

Yaz aylarında artan ısılar ve büyüyen kanınız sayesinde maalesef serinlik hissiniz azalmaya başlar. Bu yüzden fırın ve ocak yemeklerinden, kısaca sıcak yemeklerden uzak durmaya çalışın. Sıcak olmasını gerektirmeyen ve besleyici olan öğünler daha sizin için daha faydalı olacaktır. Yaz aylarında özellik salata, taze meyvelerle yapılan yoğurt karışımları veya süt ile hazırlanan öğünler sizi beslediği gibi serinde tutacaktır. Taze meyve karışımları hem serinletici hem de susuzluk gidericidir. Beslenme programınızda hekiminizin ara öğünleri asla atlamayın.

  1. Gün içinde kendinize zaman ayırın ve dinlenin

Yaz aylarında ısı ve nemdeki artış bacaklarınızda, ayaklarınızda ve bileklerinizde ödeme neden olabilir. Gebelikte vücut su tutmaya daha elverişlidir. Bu nedenle gün içerisinde kendinize muhakkak zaman ayırın ve en az 30-60 dakika ayaklarınızı yukarıda tutarak dinlenin.

  1. Yaz aylarında en iyi arkadaşını güneş koruyucular.

Gebelik süreci ısıya karşı daha az toleranslı olmanıza neden olur. Çünkü gebelikle beraber vücudunuzda değişen hormonlar sayesinde vücut ısınız normalden biraz daha yüksektir. Bu nedenle ısıya olan toleransınız daha azdır. Güneş vücut ısısında aşırı artış yapabildiği için, vücudunuzun su kaybına uğramasına neden olacaktır. Bu yüzden yaz aylarında güneşe maruz kalmamaya özen göstermelisiniz.  Mümkünse gölgede bile güneş koruyucu kullanın.

  1. Sıcakta baygınlık ve su kayı tehlikesi!

Eğer kendinizde yorgunluk, baş dönmesi, kusma, bulantı ve kasılmalar hissediyorsanız baygınlık yada su kaybı tehlikeniz olabilir. Bu gibi durumlarda hemen hekiminize başvurmalısınız. Su kaybı yaşamamak için günde en az 8 bardak su için ve gölgede kalmaya özen gösterin.

  1. Suda jimnastik yapmak kendinizi iyi hissettirecek.

Yaz aylarında sıcakların artması ile birlikte suda egzersiz yapmak anne adayları için çok uygun bir spordur. Çünkü suda yapılan egzersizde eklemlere daha az baskı biner. Suda egzersiz yaparken karın kaslarınız dengenizi korumaya çalışırken daha fazla uzar ve güçlenirler. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde çok daha kolay hareket edebilir ve sporunuzu yapabilirsiniz. Suda egzersiz yaparken terlemeyeceğiniz için su kaybınızın olduğunu hissetmeyebilirsiniz. Fakat su kaybınız yine olacaktır. Bu yüzden su içmeyi ihmal etmeyin.

  1. Güzel ve sakin bir tatil sizin kadar bebeğinizin de ihtiyacı

Gebeliğin ve doğum hazırlıklarının arasında oldukça stresli olduğunuzu fark edememiş olabilirsiniz. Fakat eşinizle beraber güzel bir tatil yapmak, size ve bebeğinize çok iyi gelecektir. Bebeğiniz için hazırlıklarınız tam olmayabilir fakat tatilden döndükten sonrada hazırlıkları tamamlayabileceğinizi unutmayın 😉

Read more

Doğum Sonrası Egzersizler

Doğumdan iki gün sonra

 Karın, göğüs ve kalça kaslarını şekillendirici ve bel inceltici egzersizler

Sırt üstü yere uzanın. Tabanlarınız yere değecek şekilde dizlerinizi bükün. Kollarınızı doğru uzatın. Bel  sabit  olacak  şekilde  kasıkları yukarı doğru sıkıştırın. Bu pozisyonda 8-10 saniye kalın.

Sırt üstü yere uzanın. Tabanlarınız yere değecek şekilde dizlerinizi bükün kollarınızı doğru uzatın. Dizleri göğüse doğru  yakınlaştırmaya çalışın. Bu pozisyonda nefesinizi tutarak 8-10 saniye kadar kalın.

Bir önceki egzersiz gibi dizlerinizi göğüslere yaklaştırırken aynı anda başınızı öne doğru kaldırın. Bu şekilde göğüs kaslarının da çalışmasını sağlamış olursunuz.

Sırt üstü yere uzanın. Tabanlarınız yere değecek şekilde dizlerinizi büyük. Kollarınızı doğru uzatarak başınızı dizlere doğru

getirmeye çalışın. 8-10 saniye kadar  bu pozisyonda kalın.

Göğüs kasları için egzersizler

  1. Bağdaş kurarak oturun. Bacak içleri yukarı bakacak şekilde kollarınızı iki yana açın e gergin olarak geriye doğru esnetin.
  2. Aynı pozisyonda kolları yukarı doğru uzatın. Gergin bir şekilde geriye doğru esnetin.
  3. Bağdaş kurarak oturun. Kollarınızı dirsekten yukarı doğru bükün.Geriye doğru esnetin.

Ayakta durarak bacaklarınızı iki yana açın. Yumruklarınızı sıkıp kollarınız öne doğru çapraz uzatın. Kollarınızı değiştirip harekete devam edin.

Bel İnceltici Egzersizler

Bacaklarınızı hafifçe arayarak ve kollarınızı aşağı doğru sarkıtarak ayakta dik durun. Bedeninizin üst kısmını kollarınızla irlikte aşağı doğru sarkıtıp ellerinizle ayak parmak uçlarına dokunmaya çalışın.

Eller ensede bağdaş kurarak oturun. Kollarınızı avuçlar yukarı bakacak şekilde yukarı kaldırın ve bacaklarınız iki yana açın. Vücudunuzun üst kısmını öne doğru esnetmeye çalışın. Nefesinizi tutarak 8-10 saniye bu pozisyonda kalın.

Aynı egzersize bacaklarınızı öne doğru uzatarak başlayabilirsiniz.

Bel Çevresi İçin Egzersizler

Ayakta durarak bacaklarınızı ili yana açın. Ellerinize belinize koyarak vücudunuzun üst kısmını yanları doğru esnetin

Sol dizinin üstünde durarak sağ bacağınızı gergin bir şekilde açın. Vücudunuzu gergin bacağa doğru esnetin. Aynı hareketi sağ dizinin üstündede yapın.

Ayakta durarak bacaklarınızı açın. Kollarınızı dirsekten kırarak göğüs hizasında birleştirin.Bu pozisyonda bedeninizi sağa ve sola çevirin.

Kollarınızı göğüs hisasında kavuşturarak diz çökün. Pozisyonunuzu bozmadan sağa ve sola oturun.

Karın kasları için yatay egzersizler

Sırt üstü yere uzanın tabanlarınız yere değecek şekilde dizlerinizi bükün. Kollarınızı kalçalara doğru  uzatın. Dizleri göğüse doğru çektikten sonra gergin bir şekil uzatın. 8-10 saniye kadar nefesinizi tutarak bu pozisyonda kalın. Tekrar başlangıç pozisyonuna geçin.

Sırt üstü pozisyonda avuç içleri yere bakacak şekilde kollarınızı iki yana açın. Bacaklarınızı, vücudunuzla dik açı sağlayacak  şekilde yukarı uzatın. iki yana hafifçe sallayın.

Bir  önceki  pozisyonda  bacakları  sağdan yere  değirmeye  çalışın. Tekrar  dik  duruma getirdikten sonra aynı hareketi soldan deneyin. Pozisyonunuzu   bozmadan bacakları iki yana açıp kapayın.

Kalçalar için egzersizler

Sırt üstü yatarak tabanlarınız yere değecek şekilde dizlerinizi bükün ve aralayın. Baseni yerden yukarı doğru kaldırarak kalça kaslarınızı sıkıştırın, bu pozisyonda 8-10 saniye kadar kalın.

Dört ayak pozisyonunda bacaklardan birini gergin olarak kaldırın. Bacağı dizden bükün. Hareketi bacak değiştirerek tekrarlayın.

Bacaklarınızı öne doğru uzatarak yere oturun. Avuçlar yere değecek şekilde kollarınızı yanlara açın. Sağ kolunuzdan kuvvet alarak sol kalçanızı yerden kaldırıp öne doğru ilerlemeye çalışın. Hareketi  diğer   kolunuzun   üstünde   deneyin. Tüm hareketler kalça kasları sıkılaştırılarak yapılmalıdır.

Bacaklar için egzersizler

Ellerinizi duvara doğru dayayarak ayakta durun. Bir ayağınızın topuğunu kaldırarak diğer ayağınızı uzatın. Hareketi ayak değiştirerek tekrarlayın.

Bir önceki pozisyonunuzu bozmadan ayağınızı gergin tutarak içeri doğru sallayın.

Bir önceki egzersizin zıplayarak uygulanması daha etkilidir.

Baldır kasları için egzersizler

1.Sırt üstü pozisyonda ayaklarınızı hafifçe yana açarak dizlerinizi kırın. İdrarınızı tutmayı düşünerek 5 saniye kadar kendinizi kasın. Daha sonra 10 saniye kadar dinlenin. Rahatlama sırasında nefes alıp, kasılma sırasında verin.

2.Sırt üstü yere yatın. Kalçanızın altına bir yastık yerleştirin. Bacaklarınızı çapraz olarak dizden bükün. Dizlerinizin arasına çapı aşağı yukarı 20 cm olan bir top sıkıştırın, kalçalarınızı yukarı doğru kaldır.

Read more

Bebekler için ek gıdalar ve aşılar

4-6 Aylık Anne Sütüne Ek Olarak

Kahvaltı

Bir bardak ıhlamur içerisine tuzsuz beyaz peynir,  pekmez ve ekmek içi ile hazırlanır. Kahvaltıya arzu edilirse 1 çay kaşığı tereyağ ilave edilebilir. Kahvaltı yarım ekmek dilimi yerine 2-3 bisküvi ile de hazırlanabilir. Bal alerjik özellikleri nedeniyle 1 yaşından sonra verilmesi uygundur.  Katı pişmiş yumurta sarısı çocuk kahvaltıya alıştıktan sonra 8. Ayda 1 çay kaşığı olarak beslenme programına eklenir, yavaş yavaş miktar artırılır, 1 ay sonra tam yumurta sarısı verilir. Yumurta beyazı özellikle alerjik özellikleri nedeniyle 10. aydan itibaren beslenmeye eklenir.

Yenideoğan Ek Gıda Takviyesi

 

Kuşluk

  • (Saat 10.00) Meyve suyu veya meyve püresi verilir.

Öğle

Sebze çorbası verilir. Seçilecek çorbalar taze ve olgun olmalıdır. Sebze çorbasının hazırlanmasını örnek olarak veriyoruz.

  • 1 küçük boy patates
  • 1 küçük boy havuç
  • 5-6 dal maydanoz
  • Yarım kabak
  • Yarım tatlı biber
  • Yarım domates
  • 1 yemek kaşığı pirinç
  • 1 yemek kaşığı bitkisel sıvı yağ
  • Yeterli su

Tencereye konur,  haşlanır, mutfak robotunda karıştırılıp öğütülür ve iki günde bir tazelenir.

6. Aydan itibaren sebze çorbasına 1 yemek kaşığı kıyma-kırmızı et ilave edilir. 8. Aydan itibaren 1 yemek kaşığı kurubaklagil (Nohut, Mercimek, Kuru Fasulye) ilave edilir. 10. Aydan itibaren nişastalı yiyecekler, tel şehriye çorbası başlanabilir.

İkindi

  • Evde hazırlanmış taze yoğurt verilir.  İçerisine meyve püresi katarak zenginleştirilip ikisi bir arada verilebilir.

Aksam

Evde hazırlanmış muhallebi veya anne sütüne adapte formol mamalar (çocuğun ayına uygun olarak seçilen) kullanılır.

  • Muhallebi Hazırlanması

Su bardağı pastörize inek sütü yaklaşık 3 tatlı kaşığı pirinç unu 2 tatlı kaşığı şeker. Pirinç unu soğuk sütun bir kısmı ile iyice ezilir, kalan süt eklenirse karıştırılarak pişirilir. Ateşten indikten sonra şeker ilave edilir. Muhallebi günde bir öğün verilir anne sütü vermeye geceden devam edilebilir. Anne sütüne ek besinlerle birlikte 1-1,5 yaşına kadar devam edilir. Tahıllı çorbalar, bebeği değişik tatlara alıştırma amacıyla 8. aydan itibaren mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbası şeklinde verilir.

  • Köfte

Yağsız, sinirsiz daha kıymasından çok az ekmek ufağı az tuz ilavesiyle hazırlanır. Yağsız tavada veya ızgarada pişirilir. Sebze püresiyle birlikte 8. Aydan itibaren verilebilir. Pilav, makarna ve dolmalar 8. aydan itibaren yoğurt ile karıştırılarak verilebilir.

  • Balık
  1. aydan itibaren öğle öğünlerinde et yerine değişimli verilebilir.
  • Su

Ek gıdalara geçildikten sora 4-6. aydan itibaren verilmeye başlanır. Kaynatılmış su kullanmaya dikkat edilmelidir.

  • Çay

Besleyici değeri olmayıp çocuk beslenmesinde de değeri yoktur. Demir elementinin barsaklarda emilimini bozarak demir eksikliği anemisine yol açar. Anne sütüyle yeterli büyüme ve gelişmeyi gösteren bir bebek, 4-6 ayda ek besinlere başlaması ve 1 yaşın sonunda aile sofrasına katılmalıdır.

 

 

AŞILAR

YAPILMA ZAMANI

HEPATİT B

0.ay

1.ay

6.ay

BCG (Verem)

1-2 ay

POLIO (Çocuk felci)

2-3 ay

34 ay

5-6 ay

18 ay

(1.tekrar)

4-6 yaş (2.tekrar)

DBT (Cilt. – BoOm.- Tetanoz)

HIM(Menenjit)

KIZAMIK

9.ay

MMR (Kzm. – Kzmç. – Kbk.)

15.ay

6-8 yaş

VARICELLA (Su Çiçeği}

1 yaştan sonra

HEPATİT A (Bulaşıcısarılık)

2 yaştan sonra (özellikle yuva-okul öncesi yapılmış olmalı)

Not : DBT- Polio Hib aşılan başlama yaşına göre ve uygulamaya göre değişmekle birlikte, ilk 6 ayda 1-2 ay ara ile 3 doz uygulanır. Bazı özel marka menenjit aşılarında ilk 6 ayda 2 doz da yeterli olmaktadır.

Read more

Emzirme Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Emzirme sırasında dikkat edilmesi gerekenler;

  • Emzirmeye başlamadan önce ellerinizi yıkayınız.
  • Her gün banyo yapmayan anneler meme başlarını günde iki kez yıkamalıdırlar. Her emzirmeden önce meme baştan silmeye gerek yoktur.
  • Emzirirken meme ucu ve etrafındaki kahverengi halkanın çocuğun ağzını tamamıyla kapatacak şekilde olmasını sağlayınız.
  • Bebeğinizi rahat olduğunuz bir şekilde emziriniz. Bu yatarken, otururken ya da ayakta olabilir. Öne eğilmeden bebeği size yaklaştırarak emzirirseniz sırtınızın ağrımasına engel olabilirsiniz. Gerekirse sırtınızı ve bebeğin altını yastık ile destekleyiniz.
  • Beslenmek sıklığını ve süresini bebeğinizin isteğine göre düzenleyiniz. Bebeğin sık aralarla emzirilmesi süt yapımını arttırır.

Bebek emziren annelerin iyi beslenmesi özellikle anne sağlığı açısından önemlidir.  Bu nedenle annelerin, düzenli ve çeşitli yiyecek gruplarından beslenmesi gerekmektedir. Emziren anne, günde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt tüketmeli, her gün tüm besin gruplarını (meyve, sebze, et, tahıllı yiyecekler)  düzenli olarak yemelidir.  Emziren anneler sigara içmemelidirler. Çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan ve uyarıcı içecekler almamalı veya az tüketmelidirler.

Anne bebeğinden ayrı kaldığı zaman memelerini sağarak sütünü biriktirebilir ve bebeğini bu süt ile besleyebilir. Bu nedenle emziren her kadın özellikle elle sağma tekniğini bilmelidir.

Emzirme sırasında dikkat edilmesi gerekenler

 

Memeyi Elle Sağma Tekniği

  • Sağmaya başlamadan önce ellerinizi mutlaka yıkayınız.
  • Sağılan sütü biriktirmek için temiz bir fincan ya da geniş ağızlı bir kavanozu hazır bulundurunuz.
  • Süt sağarken yanınızda sütün fışkırdı durumlarda ellerinize silmek üzere temiz bir bez ya da kâğıt mendil bulundurunuz.
  • Eğer bebeğinizden uzakta iseniz sütünüzü sağarken bir fotoğrafına bakmak sağmayı kolaylaştırabilir.
  • Olabildiğince rahat olmaya çalışın.
  • Ortamın çok sıcak ya da soğuk olmamasına dikkat edin.
  • Arada içmek için yanınızda su ya da meyve suyu bulundurun.

Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra kapağı ve şişesi 5 dakika kaynatılarak mikroplardan arınmış cam kavanozlarda saklayabilirler. Anne sütü oda ısısında 6 saat, buzdolabı rafında 24 saat, derin dondurucuda ise 6 ay değerini kaybetmeden bekletilebilir. Saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır bu sütler kullanılmadan önce kavanoz içinde sıcak suda bekletilerek ısıtılmalıdır.

Memeyi Sağarken

  • Küçük parmak göğüs duvarında ve diğer parmaklar açık bir şekilde memeyi alttan destekleyerek meme ucuna doğru yerleştirilir. İşaret parmağı kahverengi kısmının altında tutulur.
  • Başparmak memenin üzerinde kahverengi bölgenin hemen yanına yerleştirilir.
  • Baş ve işaret parmakları alttaki dokuyu hissedecek şekilde hafifçe bastırılır. Meme dokusundaki küçük kalınlaşmalar ya da parmaklarının arasında üzüm salkımı gibi hissedilen yapılar (süt havuzcuk) bulmaya çalışılmalıdır. Bunlar genellikle kahverengi halkanın sınırları içinde ve meme başının altındadır.
  • Süt havuzcuklarından sütü boşaltmak için parmaklar arasında sıkma ve serbest bırakma tekniği kullanılır. Bu hareket düzenli tekrarlanmalı, hızı, basıncı, ritmi anne isteğine göre ayarlanmalıdır.
  • Yeterli süt boşaltabilmek için parmaklar memenin kahverengi kısmının etrafında hareket ettirilebilir. Bu şekilde memede hazır bulunan süt kolayca boşaltılır.
  • Meme çok hassas bir doku olduğu için sıvama şeklinde hareketlerden ve sert el hareketlerden çekinilmelidir.
  • Genellikle 80 – 90 ml süt elde etmek için sağma işlemini 15 – 20 dakika sürdürmek gerekir. Sağma işleminin başlangıcında süt hemen gelmeyebilir, bu durumda anneler endişelenmemeli işleme devam etmelidir.

Sağma tekniğini mükemmelleştirecek bazı ek bilgiler

  • Sağma işleminde önce ılık bir duş alınması ve ya göğse sıcak havlu konması sağma işini kolaylaştırabilir.
  • Memeyi sıkıp bırakmak tekniği uygularken memenizi göğüs duvarınıza doğru nazikçe bastığınız.
  • Süt akışını arttırmak için öne doğru eğilip memeleri hafifçe sallamak size kolaylık sağlayabilir.
  • Memenizi iki yandan hafifçe bastırın. Bir elinizi düz olarak memenizin üzerine, diğerini de yine düz olarak altına yerleştirip, ellerinizi hiç hareket ettirmeden aynı anda sıkıştırma veya serbestleştirme tekniği uygulayabilirsiniz.
  • Parmaklarınızla memenin kenarından başlayarak meme ucuna doğru hafif dairesel hareketler yapmanız size yardımcı olacaktır.
  • Sıkıp bırakma tekniğini yukarıdaki hareketlerle beraber düzenli tekrarlayınız. İki memeden de gelen sütü eş zamanlı olarak ağzı geniş bir kaba sağabilirsiniz. Bunu yapmak için memelerinizi aşağı doğru sarkıtmak öne doğru eğilmek gerekir. Böylece memenin alt bölgelerinden de sütünüz boşalır. Sütün sağılacağı kabı dizlerinizin arasına koyun. Bu durumda ellerinizi daha rahatça kullanabilirsiniz
Read more

BEBEKTE BESLENME

Bebeklerin sağlıklı gelişmesi, büyümesi ve hastalıklardan korunması için en iyi gıda anne sütüdür. Anne sütünün yetersiz kaldığı durumlarda en çok bileşimi anne sütüne benzetilmiş adapte formül mamalarla beslenme önerilir. Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara en erken 4. Ayda başlanır. 4-6 ay arası bebek yeterli kilo alıyorsa yalnız anne sütü ile beslenmeye devam edilir. Ve ek besinlere 6. Aydan sonra başlanır. Bu dönemde verilen ek besinlerin anne sütünün tamamlayıcı olduğunu unutmamalıdır.   Bu aylarda çocuğun kilo alışı beslenme durumunun en iyi göstergesidir.

Bunun için çocukların düzenli olarak sağlık kontrolüne götürülmesi gerekir. Ek besinler çocukları değişik tat ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran besleyici değeri yüksek besinlerdir. Anne sütü aldığı zamanlarda ek besinler biberonla değil kaşıkla verilmelidir.  Bu şekilde bebeklerin memeyi bırakması önlenir.

Ek besinlerin hazırlanmasında kullanılan araç ve malzemeler çok temiz olmalıdır. 7. aydan önce çiğneme fonksiyonu tam gelişmediğinden ek gıdalar iyice ezilmeli ve lifleri çıkartılarak yutmaya hazır hale getirilmelidir.

 

Yenidoğan Beveğin Beslenmesi Nasıl Olmalı?

 

Diyete ilk eklenecek besinler düşük alerjen özellikli olmalıdırlar. İlk defa başlanacak besinlere ufak miktarda (1-2 çay kaşığı) başlanır ve miktarlar yavaş yavaş arttırılır. Aynı günde birden fazla yeni ek gıdaya başlanmamalıdır. Yeni ek gıdalar aç karına denememeliler, çocuk yemek istemediğinde zorlanmamalı, bir süre geçtikten sonra tekrar denenmelidir. Bebeğinize hiç bir zaman şeker yada reçele batırılmış yalancı meme vermeyiniz. Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyeceklerin temiz ve taze pişmiş olmalarına özen gösteriniz.

4. Ayda başlanacak ilk gıdalardan olan meyve suları elma, şeftali, üzüm, mandalina gibi meyve sularıdır. Meyve sularına geçtikten 2-3 hafta sonra cam rende kullanılarak hazırlanan meyve püreleri de verilebilir.

İkindi öğünün ek gıdası olan yoğurt da 4. Aydan itibaren başlanır. Taze, evde mayalanmış yoğurt tercih edilmelidir.

0-6 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ

İlk 6 ayda anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürre gibi bulaşıcı hastalıklara; alerjik hastalıklara daha az yakalanırlar ve daha sağlıklı büyürler.

İlk 6 ay bebeğinizi yalnızca anne sütü ile besleyiniz. Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler emme gereksinimini ve sıklığını azaltacağı gibi dolaylı olarak sütünüzün azalmasına neden olurlar ve anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller. İster hastalık durumu olsun ister hava çok sıcak olsun dört aydan önce bebeğinizin anne sütü dışında su veya başka sıvılara ihtiyacı yoktur. (Bitkisel çaylar, meyve suyu, mama gibi)

Doğumdan sonra ilk günlerde salgılanan anne sütü çok besleyicidir, bebeğinizi sık sık (bir -iki saat arayla ya da ağladıkça) emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız. Anne sütünde bütün vitaminler vardır, yeterli olmayan yalnızca D vitaminidir. Anne sütü ile beslenen bebeklere 2-4. Haftadan başlayarak doktorun uzun vereceği D vitamini içeren damla ya da şurubu düzenli kullanınız.

Emzirirken bebeğinizin yüzü, omuzları ve vücudu memeye dönük, meme ucu hizasında olmalıdır. Kendiniz de rahat bir pozisyonda oturunuz. Bebeğin yalnız meme ucunu değil, meme ucu etrafındaki koyu renkli bölümü de kavramasına dikkat ediniz. Bu şekilde hem bebek iyi emer, hem de meme ucunuz zedelenmez.

Bebeği emzirirken göğüs uçlarında çatlak gibi durumlar görülebilir. Bu durum çoğu kez bebeğin yalnızca meme ucunu emmesinden kaynaklanır. Böyle bir sorun ile karşılaştığınızda bebeğinizi yukarıda belirtilen doğru teknikle emzirmeye devam edin, göğüslerinizi kuru tutun. Geçmezse doktorunuz veya hemşirenizle görüşünüz.

Her emzirmede ilk gelen süt daha az yağ içeren “önsüt” tür.

Bebek emmeyi sürdürdükçe sütün bileşimi değişir.  Yağ miktarı artar.

En fazla yağ içeren süt, emzirmenin sonunda salgılanan süttür.   Buna  “sonsüt” denir.  Bebeğin hem önsüte hem de sonsüte ihtiyacı vardır. Bebek memeye doğru yerleştirilip doyana ve memeyi kendisi bırakana kadar memede tutulursa, hem önsütü hem de sonsütü alır.  Bebek daha emmek istiyorsa ikinci meme de verilebilir. Eğer iki meme de verilmişse bir sonraki öğüne son verilen taraftan başlanır. Birçok bebek,  tek memeyi 5-10 dakikada emmekle doyar ve uyur. Bazı bebeler ise 20-30 dakikadan önce memeyi bırakmazlar.

Sütünüz size sulu gelebilir, ancak bu anne sütünü özelliğidir. Anne sütü ile beslenen bebekler her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir. Bu durum normaldir, endişelenmeyiniz. Göğüslerinizde süt yapımını arttıran en önemli etken, bebeğinizin sık aralarla ve yukarıda belirtildiği şekilde uygun teknik ile emzirmenizdir. Emziren anneler her zaman sutyen giymelidirler. Sutyen bol ve pamuklu kumaştan yapılmış olmalıdır.

Göğüslerin boşalması ile süt yapımı artar. Bu nedenle bebeğinizi sık emziriniz. Bebeğinizin emmediği durumlarda göğsünüzü elinizle sağarak ya da süt pompası kullanarak mutlaka boşaltınız. Anne sütünün yetersiz olduğu düşüncesi ile doktora danışmadan bebeğinize yeni bir besin vermeyiniz. Başka bir besin vermek gerektiğinde bunun nasıl hazırlanacağını iyice öğreniniz ve temizlik kurallarına çok dikkat ediniz.

Bebeğin yeterince anne sütü aldığı haftalarda en az 150 gr alması ve en az 6-7 kez bezini ıslatması ile anlaşılır.

Read more

BEBEK BAKIMI, EVE DÖNÜŞ ve ALTIN KURALLAR

BEBEK BAKIMI ve EVE DÖNÜŞ

Ailenize bir birey daha katıldı, hayırlı olsun! Sakın “Biz bu bebekle ne yaparız” gibi endişelere kapılmayın. Biraz bize kulak verin ve gerisini içgüdülerinize ve binlerce yıldır süren hayatın akışına bırakın. Bu kısımda yenidoğan bir bebeğin temel sağlığı ve mutluluğu için gerekli bir kaç noktaya kısaca değineceğiz.

Göbek düşene kadar ki ilk 1 haftalık sürede mutlaka bir antiseptik solüsyonla göbek bakımı yapılmalıdır. Bu amaçla kullanılan bazı ilaçlar ciltte tahriş yapabileceğinden ilacı lütfen sadece göbek kordonuna sürünüz ve cildinize fazla bulaştırmayınız.  Bir kulak temizleme çubuğu,   ilacı göbek kordonuna daha kontrollü olarak sürmenize yardımcı olabilir.  İlacı sürdükten sonra steril gazlı bezi üzerine sarmak ve sarılı göbeği alt bağlama bezinin dışarısına çıkarmak, göbeğin daha temiz,  güvenli ve sağlıklı olarak düşmesini sağlayacaktır. Bu konuda çok net bir bilgi olmamakla birlikte göbek düşmeden bebeği yıkamamanız daha uygun olacaktır.  Çünkü ıslanan göbeğin kuruması ve düşmesi gecikebilir.

Bebek Bakımı

 

Bunun için göbeğin direk olarak suya girmemesi yeterlidir. Ancak bebeğin başını eğip yıkamak ve vücudunu ıslak sabunlu – duru bezle silmekte bir sakınca yoktur. Bebeğinizi ilk muayenesine götürdüğünüzde yeni doğan tarama testlerinin alınıp alınmadığından emin olunuz {halk arasında zekâ testi olarak da anılır). D vitamini çocuğunuzun kemik gelişimi için oldukça önemlidir. Lütfen doktorunuzun önerisi doğrultusunda 15 günden sonra çocuğunuza D vitamini başlamayı unutmayınız. Serum Fizyolojik içeren bir damla bebeğinizin doğal olarak kuruyan ve tıkanan burunu nemlendirecek ve tıkanıklığını açacaktır, böylece çocuğunuz daha huzurlu olacak ve daha rahat emecektir.  Bu tür bir damlayı bebeğinizle eve gittiğinizde ilk günden itibaren kullanmanız uygun olacaktır. Şimdi size bebeğinizin sağlıklı büyümesi ve gaz, kabızlık, kusma gibi sindirim şikâyetlerinin az olması için 2 altın kuraldan bahsetmek istiyoruz.

ALTIN KURALLAR

Bebeğinizin ilk 6 ay sadece anne sütü ile besleyiniz

Yazın sıcak günleri bile sizi korkutmasın. Bebeğinizin ilk 6 ay kesinlikle suya dahi ihtiyacı yoktur.  Sütünüzün zaten yüzde 90-95’i sudan oluşmaktadır. Arada mama veya su,  çay gibi diğer sıvıları vermek, bebeğinizin midesinde doygunluk hissi yaratarak,  sizi daha seyrek emmesine, bundan dolaylı olarak sütünüzün azalmasına neden olacaktır.  Çünkü sütünüz emdikçe artar,   sütünüz az diye emzirmekten kaçınırsanız sütünüz daha da azalır. Bebek her emdiğinde bir sonraki öğünü için göğüslerinizi süt yapımına hazırlar. Özellikle sezeryan doğumlardan sonra sütünüzün gelmesi daha da gecikebilir. Bu durumunda ne yapabileceğinizi doktorunuza danışabilirsiniz. Anne sütü bebek için en kolay sindirilen gıdadır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde gaz, kusma ve kabızlık gibi şikâyetler en az düzeyde olacaktır.  Anne sütünün içinde bebeğinizi mikroplardan zatürre,   ishal gibi hastalıklardan koruyan çok özel kimyasal maddeler vardır.  Bunlar bugün en gelişmiş teknoloji ile üretilen mamada bile taklit edilememiştir.  Ayrıca anne sütü ile beslenen bebeklerin zekâ gelişiminin daha hızlı olduğunu,  birçok erişkin yaş hastalığına karşı bile koruyucu özelliklerinin olduğunu biliyor muydunuz?   İşte tüm bu nedenlerle bebeğinize “ilk 6 ay lütfen sadece anne sütü” veriniz.

 

Bebeğinizi her beslenme sonrası 15-20 dakika dik pozisyonda ve hareketsiz tutunuz.

Bebeklerin mide kapağı ilk 2-3 ay çok iyi çalışmaz. Bu nedenle bebeklerin beslenme sonrası hemen yatırılması, hele de yatırılıp kaldırılması, altını değiştirmek veya giydirmek soymak amacıyla evirilip çevrilmesi bebeğin midesinin bulanmasına sütün köpürerek daha çok gaz yapmasına, daha da önemlisi sütün kapağı açık bir şişeden döküldüğü gibi geri gelmesine neden olur. Bebeğinizin 2-3 dakikada sesli gaz çıkarmasına aldanmayınız. Bu yüzden “beslenme sonrası bebeğinizi lütfen 15-20 dakika dik ve hareketsiz bir pozisyonda tutunuz” Tüm bu önlemlere rağmen bebeğinizde ayaklarını karnına çekme, devamlı ağlama, ıkınma-kızarma­ huzursuzluk gibi şikâyetler oluyorsa, bunlar genellikle gaz sancılarıdır. Bu durumda doktorunuzun önereceği bir ağrı kesici fitil ve gaz damlası gibi ilaçları kullanmanız faydalı olabilir. Ağrı kesici fitiller ileride ateş ve aşılardan sonra da işinize yarayacak ilaçlardır. Rahminizde küçük bir bebek iken ne hale geldi, yaşam çok hızlı bir bakmışsınız okula gidiyor.

Gaz sancıları olduktan sonra bebeği kandıracak bazı önlemler

  • Karına sıcak havlu koymak ve masaj yapmak
  • Ilık duş aldırmak
  • Araba ile gezmeye çıkarmak (en iyi yöntemlerden biri)
  • Bu imkânınız yoksa evde elektrik süpürgesi­ saç kurutma makinesi veya aspiratör gibi gürültü çıkaran motorlu bir aleti bebeğinizin yanında çalıştırmak dikkatini dağıtarak rahatlamasını sağlayabilir ya da kuvvetli bir ritmik müziğe ne dersiniz?
Read more

Apgar Skorlaması, Yeni Doğan Bebeğin Değerlendirilmesi

APGAR SKORLAMASI NEDİR?

APGAR skorlaması 1952 yılından beri çocuk hekimleri tarafından kullanılmaktadır. Amerikalı bir anestezi uzmanı olan Dr. Virginia APGAR yeni doğanın değerlendirirken belli standart işlemlerin yapılması gereğini savunmuş ve 5 objektif bulgunun (tabloya bakınız) 1. ve 5.  Dakikalarda puanlanmasının bebeği takip etmede önemli olduğunu ileri sürmüştür. Önceleri yeni doğana, canlandırma işlemleri yapılıp yapılmayacağının APGAR skoru ile karar verirken, bugünlerde sadece renk, solunum, kalp tepe atımı sayısı gibi daha basit ve kesin ölçümlerle daha erken karar verilmektedir. Böylece APGAR skorlaması bebeğin iyilik halinin tanımlanması olarak algılanmalı, canlandırma işlemleri daha erken (ilk 30 saniye) yapılan solunum ve kalp atımı sayısına bakılarak başlanılmalı.

Bebeğin doğumuyla birlikte akrabalar ve yakınları bebek hemşiresine hücum edip bebeğe, olası bir sakatlık açısından kısa bir göz attıktan sonra “kaç kilo?”, boyu kaç santim?” diye sorarlar. Hâlbuki uzmanlar bebeğin öncelikle yaşamsal fonksiyonlarını değerlendirmektedir. Bebek doğum sonrası sıcak tutulmak amacıyla konulduğu ve hemşire tarafından ilk tıbbi bakımlarının (temizlik, kurulanma, kordonun kesilmesi vs.) yapıldığı ısı inkübatörünün altında yatarken bir yandan da tabloda anlatılan gözlemler yapılmaktadır. Buraya gelmeden önce geçirdiği uzun ve zor yolculuğun O’nu ne kadar yorduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır.  Eğer yolculuk bebeği olumsuz etkilememişse asıl büyük ve daha uzun yola çıkmasına izin verilecektir.

Apgar Skoru Nedir?

1. Dakika Apgar Skoru

Çocuğun canlandırma işleminde ihtiyacı olup olmadığının kararı verilirken artık 30. Saniyedeki renk,  solunum ve kalp atımı değerlendirmesi kullanılmaktadır.   Ancak 1. dakika apgar skoru da önceleri; doğum esnasındaki oksijensizliği ve oksijen desteğine ihtiyacı olup olmadığını göstermek için kullanılmıştır. Apgar skoru ne kadar düşükse çocuk o kadar oksijensiz kalmış ve durumu kötüdür.

Buna göre;

0-3 puan şiddetli,

4-6 puan orta,

7-8 puan hafif oksijensizliği gösterir.

Yeni doğana canlandırma işleminde bulunulmuşsa sonucun değerlendirilmesi için en az 20 dakika boyunca 5 dakika aralıklarla APGAR skoruna bakılmalıdır.

 

Puan 0 1 2
Kalp Atım Hızı Yok <100/dk >100/dk
Solunum Sayısı Yok Yavaş İyi
Kas Tonusu Zayıf Yüz Buruşturma Ciddi Yanıt +
Refleks Cevap Yok El ve Ayağını Çekiyor Aktif Hareketli
Derinin Rengi Mor veya Soluk Vücut pembe, Ayak mor vey soluk Tüm Vücut Pembe

 

APGAR SKORUNU OLUMSUZ ETKİLEYEN NEDENLER

Anneye Ait Nedenler

  • Zor ve aletli doğumlar
  • Uzamış doğum (24 saatten fazla)
  • Annede tansiyonun yüksek olması,
  • Şeker hastalığı,
  • Kan uyuşmazlığı (Rh/ABO)
  • Annenin aşırı sigara içmesi, alkol alması ve uyuşturucu kullanması
  • Çocuk eşinin erken ayrılması veya önde olması ve buna bağlı ciddi kanamaların gelişmesi
  • Anne suyunun erken gelmesi ve kordon sarkması
  • İlaç kullanımı
  • Hızlı doğum
  • Rahmin doğum sırasında aşırı ve sık kasılması
  • Sezaryen ile doğum
  • Daha önce ölü doğum yapmış olma

Bebeğe Ait Nedenler

  • Kordon sıkışması, dolanması veya düğümlenmesi,
  • Çoğul gebelik,
  • Sezaryen sırasında bebeğin çıkış süresinin uzaması,
  • Doğum kanalında uzun süre kalma (2 saatten çok),
  • Prematürite (erken doğum)
  • Sürmatürite (geç doğum, beklenen tarihten sonra doğum)
  • Kas ve sinir hastalıkları,
  • Doğumsal hastalıklar özellikle kalp hastalıklarının olması,
  • Solunum yollarının tıkanıklıkları
  • Akciğer infenksiyonları sayılabilir.

Doğumların %10’ununda ortaya çıkan kalp-solunum problemlerine bağlı düşük apgarlı bebekler, basit önlemlerle %90 düzelmekte, geriye kalan bebeklere ise ciddi canlandırma girişimleri yapılması gerekmektedir. Bu sorunlar her zaman önceden tahmin edilemediğinden, her bebekte olacakmış gibi hazırlıklı olup, ortaya çıktığında hemşire, doktor ekip halinde bilinçli bir canlandırma işlemi yapmalıdırlar. Yeni doğanın doğuşundan sonra tarama testleri için topuğundan kan alınır, tarama testi için alınan kan özellikle bebek beslendikten sonra alınmalıdır. Bunun amacı almış olduğu proteinleri sindirip sindirmemesine göre de bakılan ve sonuç verilen tarama testlerinin olmasıdır.

Doğduktan sonra yapılan ve halk arasında yanlış olarak zekâ testi olarak söylenen test fenilketunuri ve TSH hormonlarının durumunu belirtmek amacıyla yapılan bir testtir. Yeni doğan tarama testleri, sağlıklı olarak dünyaya gelen bebeklerde, henüz belirti vermeye başlamamış olası bir metabolik sağlık sorununun belirlenmesi için uygulanmakta olan testlerdendir. Böylece sorun yerleşip, kalıcı etkiler ortaya çıkmadan önlemler alınabilir ve tedaviye yanıt daha başarılı olur. Doğumsal metabolizma hastalıklarının bir kısmında erken tedavi ile geriye dönüşümsüz kalıcı hasar ya da ölümün engellenmesi, amacıyla günümüzde doğum yapılan tüm sağlık kurumlarında yeni doğan taraması uygulanmaktadır. Test topuktan alınan kan örneklerinin özel bir kâğıda emdirilmesi daha sonra da tahlilin yapılacağı laboratuara gönderilmesi şeklinde yapılmaktadır. Standart tarama testlerinde sadece fenilketonüri ve hipotiroidi taraması uygulanmaktayken, ekonomik ve teknolojik olanakları yüksek olan merkezlerde aynı miktar kan örneğiyle 35’in üzerinde hastalığın taraması yapılabilmektedir.

Read more

Lohusalık

Lohusalık (Puerperium) bebeğin eşinin doğumu ile rahmin normal gebelik öncesi döneme geçişi arasındaki ve rahmin küçülmesinin gözlenmesi, lohusalık akıntısının tetkik ve takibi, nabız ve ateşin kontrolü, idrar çıkışı, defekasyon, memelerin bakımı, beslenme, lohusalık jimnastiği, istirahat, cinsel ilişki, pişik durumu gibi birçok olayın takip edilmesi gereken önemli bir dönemdir. Bu yukarıda saydığımız şıklardaki sizi aşan bir olayda hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Bu dönem ortalama 6-8 hafta kadar sürer. Kadın doğum hekiminiz bu dönemde gelişebilecek komplikasyonlar, oluşabilecek semptomlarla emzirme, yeni doğan bakımı gibi konularda bilgi vermenin dışında 6. haftaya tekabül eden bir dönemde doğum sonrası muayene planlayarak o dönemde süt gelişi, rahmin normal büyüklüğüne ulaşıp ulaşmadığı ve sonunda aile planlaması konusunda danışmanlık verme ve size uygun bir yöntemi seçmek konusunda planlama yapması gerekecektir.

Lohusalık

 

Lohusalık döneminde gözlenen başlıca sorunlar:

  • Kanama ve hematom gelişmesi
  • Bebek eşinin yapışma alanında başlayan ve rahmine içini alabilen enfenksiyon
  • Bebek eşinin yerinden ayrılması
  • Epizomotomi dikişinin açılması
  • Meme iltihabı
  • Sütün gelmemesi veya az gelmesi
  • Emboli oluşması

Lohusalıkta özellikle hijyeninize çok dikkat etmeli, cinsel ilişkiye doğum sonrası hekiminiz tarafından planlanan bu dönemin sona erdiği dönemde yapılan kontrol muayenesinde herhangi bir patolojik durum tespit edilmezse başlanmalıdır.

Özellikle aile planlaması konusunda yöntem seçimini unutmamalı ve süt verme sırasında gebelik oluşma ihtimali çok yüksek değildir. Ek besinlere başlama 4. Aydan itibaren süt vermenin koruma ihtimali son derece azalmaktadır, bu yüzen aile planlaması konusunda yöntem bu kontrol muayenesinde seçmek uygun bir karardır.

Read more

Özel Bakım Gerektirecek Gebeler, Gebenin Doğuma Hazırlması ve Olası Risk Faktörleri

ÖZEL BAKIM GEREKTİRECEK GEBELER

  • 30 yaşını geçmiş, ilk gebeliği olan
  • Boyu 150 santimden kısa olan
  • Pelvis (leğen) kemiğinde Darlık tespit edilen kalça çıkığı kazaya bağlı kemik ameliyatı geçiren ve önceden veya gebeliğinde kalp damar böbrek ve akciğer hastalığı geçirmiş
  • 4 çocuktan fazla doğum yapmış
  • Önceden sorun mu zor doğum yapmış kadınlar mutlaka hastane şartlarında doğurtulmalıdır.

Gebenin Doğuma Hazırlanması

 

Doğum öncesi takibini yapan sağlık personeli bu konuda gebeyi uyarmalıdır. Ayrıca her hastanın kendine özgü koşulları olduğu, “hastalık yok hasta vardır” deyimi unutulmamalıdır. Muayene bulgularına bakarak normal doğum beklediğimiz bir anne adayının bile doğumun herhangi bir devresinde ciddi bir sorunla karşılaşabileceğini unutmamak gerekmektedir. Gebelik ve doğum sırasında bildirilen tüm görüşler belli bir oranda doğrudur ama her zaman yanılma olasılığı vardır. Anne ve bebek hastaneden taburcu edilene kadar, hatta doğum sonrası 6 hafta içinde (kırkı çıkana kadar) gebelik ve doğuma bağlı hastalık ve komplikasyonların görülebileceği akılda tutulmalıdır.

Gebenin Doğuma Hazırlanması

Yukarıda saydığımız doğum işaretleri olduğunda hekiminizle ya da doğum yapmak istediğiniz hastane personeli ile görüşmeli ve siz ve bebeğiniz kontrol altına alınarak;

  • Kardiotokografi
  • Elle vajinal muayene ile doğumun başlayıp başlamadı saptanmalıdır.

Doğumun seyri ve olası risk faktörlerinin tanımlanması

  • Geçirilmiş doğum öykülerini ve ameliyatlarının öğrenilmesi (Mümkünse bir epikriz)
  • Kan uyuşmazlığı varlığı
  • Şeker yükleme testleri
  • Hepatit taşıyıcılığı testleri
  • Bebek gelişiminde gerilik veya iri bebek olup olmadığı
  • Tansiyon yükselmesi
  • İdrarda albümin çıkması
  • Ödemin fazlaca olması
  • Daha önceki muayenelerde plasentanın yeri, bebeğin geliş şekli, kilosu, başın çapı, ayak kemiğinin uzunluğu gibi daha önce yapılmış testlerin sonuçları ve annenin muayene bulgularının bilinmesi önemlidir. Bu yüzden bir gebelik karnesi şeklinde kayıtlarını küçük bir kitapçıkta tutulup hastanın yanında olması, doğum hekiminin işini kolaylaştıracaktır. Doğum odasına girerken genel vücut temizliği saçlarını toplanması genital (cinsel organların) bölgenin temizliği ağrıları başlamadan yapılırsa daha faydalıdır. Doğum odasında lavman yapılır, genital bölge antiseptik bir solüsyonla temizlenir. Genel muayene sonrasında nabız sayısı, tansiyon ölçümü, vücut ısısı ağrı sıklığı için gebe odasında takip alınır. 2 – 3 saatte bir arter basıncı ölçülmeli, mesanenin boş olması için sık idrara çıkması teşvik edilmelidir. Yorulan ve bitkinleşen annede hipoglisemi (kan şekerinde düşme) ve asidoz başlar. Bu da Ağrı zarfına yol açabilir. Gebenin çok yorgun düşmesi sakıncalıdır. Bu gibi hastalarının yatakta ağrı çekmeleri teşvik edilmeli, gebe rahmim büyük damarlara yaptığı basıncın oluşturduğu tansiyon düşmelerinin anne ve bebekte bazen problemlere yol açabileceğinden gebelerin yan yatmaları sağlanmalıdır. Bulantı ve kusmalar önlemek amacıyla ve olası bir anestezi alma durumuna karşı küçük porsiyonlar halinde sulu ve kaloriden zengin besinler verilmelidir 24 saatte 1000 – 2000 cc hoşaf suyu, komposto, meyve suları ve çay tercih edilmelidir.
Read more

Doğumun Evreleri, Doğumun Takibi ve Anneye Yardım

Doğrumun Evreleri

Doğum süresi ilk doğumlarda bebeğin kilosuna bağlı olarak sonraki doğumlardan daha uzundur. Doğum doktor veya eğitilmiş doğum personeli tarafından muayene ile takip edilebilen aşamalara ayrılır. Bu 3 devre şöyle özetlenebilir;

1.Devre

  • Rahim ağzının açılması dönemidir maksimum 12 saat sürer

Doğumun başlangıcı işaretleri olan;

  • Su gelmesi
  • Kanama olması
  • Nişan denilen kanlı sümüksü maddenin en gelmesi ile başlar açılmanın tam olması ile sonuçlanan dönemdir ilk tonlarda 16 saat sonraki doğumlarda 8-12 saat kadar sürer.

2. Devre

Doğumun gerçekleştiği çocuğun çıktığı devredir ilk doğumlarda ortalama 2, sonraki doğumlarda yarım saat kadar sürer.

Epizotomi

Normal doğum sırasında bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla annenin perinesinde vajinal dokuyu da içine alacak şekilde lokal anestezi sonrası yapılan kesiye verilen isimdir. Son zamanlarda bazı yayınlarda epizyotominin annenin dokularını korumaktan çok zedelediği şeklinde görüşler ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu yüzden gerçekten çocukta sıkıntı varsa ve 2. dönemin uzaması bu açıdan tehlikeli ise epizyotomi yapılması görüşü yaygınlaşmaktadır. Özellikle orta hat boyunca yapılan (median) epizyotomide anüs kasları zarar görebilmekte ve ileride gaz ve gaita kaçırma ortaya çıkabilmektedir.

  • Bebeğin tehlikesiz ve hızla doğmasını sağlamak amacıyla her normal doğumda mutlak yapılması gerekir.
  • Doğum yolundaki yumuşak dokuların başın baskısı ile zedelenmesini önlemek için;
  • Bebeğin uzun süre pelvis çıkımında kalması
  • Yırtık ihtimalinin belirmesi durumunda yaranın muntazam ve sınırlı olmasını sağlamak için
  • fetal stresin artması
  • doğum sonrası gevşemiş dokularda genişlemeler ve sarkmaların artışına mani olmak amacıyla

Epizotomi kararı her şeyden evvel doğumu yaptıran hekimle ilgili olmasına karşın yukarıdaki sayılan endikasyonlar, ve ve de rutin yapılmasında fayda vardır.

Epizotomi önde gelen bebek kısmının perineyi itmeye başlamasından sonra yapılması gereksiz kan kaybını önler. Uygulama sırasında lokal anestezi çoğunlukla yeterlidir. Ama işlem sırasında rectum, anal kanaldaki yaralanmalar mevcut ise genel anestezi uygulaması daha doğrudur. Epizyotomi placentanın çıkmasından sonra dikilirse de pratikte yoğun çalışan doğumhanelerde placenta çıkmadan dikiş atılmaya başlanabilir. Böylece kesi yerinden kanama miktarı da azaltılmış olmaktadır. Dikiş atılırken plasentanın ayrıldığını gösteren bir kanama olursa plasenta çıkarılıp dikiş sonra tamamlanır.

Dikiş sonrası dış genital organlar (perine) temiz tutulması dışında özel bir önleme gerek yoktur. Hasta erken ayağa kaldırılır ve 5. Günde defekasyona çıkması için laksatif verilmesinde fayda vardır.

3.DEVRE:

Bebeğin eşinin (plansenta) ayrıldığı dönem olup ortalama 15-20 dakika sürer. 1. Saati aşmamalıdır. Bebek doğduktan sonra rahim kasılmalara devam eder, plasenta bu kasılmalarla küçülmeye ayak uyduramaz, yer yer ayrılmalar başlar, bir miktar kanar ve bu kanamaların da etkisiyle dışarı atılır. Bunu takiben rahim, içi boşaltıldığından hızla kasılıp küçülerek kanamanın en az düzeyde olması sağlanır.

DOĞUMUN TAKİBİ ve ANNEYE YARDIM

Doğum şekli, doğum öncesi muayene ve kontroller sırasında ortaya çıkan bulguların ışığında belirlenir. Tüm dünyada, halen ev doğumları yapılmakta olup tehlikeli doğumlara aday olan gebeler doğum öncesi seçilmeli ve gerekli yardımın yapılabileceği tam donanımlı hastanelere sevk edilmelidir. Doğum sırasında, önceden tanımlanamayan, ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan pek çok sorun ortaya çıkabilir. Bu sorunların birçoğu ciddi yaşamsal sıkıntılara neden olabilecek türdendir.

Bu yüzden doğum yapacak anne adayı bu olası sorunlar hakkında bilgilendirilerek doğum yapacağı yeri kendisinin seçmesi sağlanmalıdır. Bazı anne adaylarında doğum şekli bebek veya anneye ait nedenlerle sezaryen olacaktır. Halen dünyada ve ülkemizde (annenin isteği ile yapılan sezaryenler dışında) gebelerin yaklaşık %20’si sezaryen ile doğum yapmaktadırlar. Eğer anne kendi isteği ile sezaryen olmak istiyorsa her iki doğum şeklinin fayda ve zararları hakkında bilgilendirilmeli ve doktor diğer faktörler (zaman, para vb.) nedeniyle hastayı yönlendirmemelidir.

Read more

Doğum

Doğumun ne zaman başlayacağını belirleyen etkenler halen tam olarak bilinmese de, artık dış dünyada yaşama olgunluğuna erişen çocuktan anneye, çocuk organlarından anne organlarına (organ communication system), giden bir takım uyarıların doğumu başlattığı (böbrek üstü bezi, beyin sapı hormonları vb) düşünülmektedir. Buna karşın elimizde, doğumu sağlayan fiziki güçler hakkında yeterli bilgi vardır. Bu mekanizma temel fizik kuralları ve biyolojik olaylarla açıklanabilir.

Baş Gelişi

Yüz Gelişi

Makat Gelişi

Yan Geliş

Doğum mekanizması;

  • Doğumu iki temel faktör belirler;
  • Bebek (düşük ve aşırı kilolu)
  • Doğum kanalı (uygun genişlik ve şekilde veya dar, şekli bozuk olabilir)

Doğumu sağlayan kuvvetler:

  • Rahim adalesinin (myometrium) oluşturduğu itme gücü
  • Yer çekimi
  • Bebek
  • Annenin pelvis (leğen kemiği) yapısı
  • Yumuşak dokuların (karın, kasık kasları ve bağlar) katkısı olarak sayılabilir. Bebek bu mekanizma içerisinde kemik pelvis ve yumuşak dokuların oluşturduğu doğum kanalını yavaş yavaş açarak ilerler.

Normal Doğum

Bebek, doğum kanalından geçerken;

  • Kanalının şekline uyum gösterir (baş ve göğüs kafesi sıkışır, şekil değiştirir)
  • Mekanik kanunlara göre en az dirençle karşılaşacağı pozisyonlara girerek zoru başarır.

Normal yolla doğan bebeklerin başları uzar, sivrileşir, yüzde kafa derisinde göz kapaklarında şişlik (ödem, su toplaması) oluşur. Bebeğin kafa kemikleri kaynamamış ve yumuşak olması nedeniyle genellikle bu değişiklikler kalıcı izler kalmadan kısa sürede düzelir. Bu itme hareketleri sırasında özellikle kafanın önde gelen kısmında basınç farkına bağlı daha fazla şişer, bu şişliğe bosse ismi verilir. Eğer basınç farkı çok fazla olursa (vakumla doğum) ve uzun süre devam ederse kafa kemiklerinin zarı kemikten ayrılır ve sefal hematom denilen içi kanla dolu bir kese oluşabilir. Bosse 1-2 gün içinde seal hematom 2-3 haftada kendiliğinden iyileşir. Ancak bebek diğer organ yaralanmaları (kafa içinde kanama, kemik kırıkları) açısından dikkatle bir hekim tarafından takip edilmelidir.

Doğum kanalından geçerken sırasıyla;

  • Fleksiyon( Eğilme, baş göğse doğru eğilir)
  • Rotasyon (bebeğin başı bir vida hareketiyle dönerek iner)
  • Fleksiyon (baş arkaya doğru getirikir fleksiyonın tersi hareket yapar)
  • Dışa dönme (baş vida gibi dönme hareketini tamamlar)

Basitçe bebeğin ilerlerken almış olduğu şekiller ve doğum mekanizmasından bahsettikten sonra ağrı mekanizması ve asıl itici gücün ne olduğundan ayrıca doğumu başlatan mekanizmanın ne olduğundan bahsedilmesi gerekir.

Doğumu başlatan mekanizmanın ne olduğu bugün bile tam aydınlatılamamıştır. Ama birçok neden gözükmektedir;

  • Bebeğin yeterince büyümesi
  • Bebek eşinin yaşlanması
  • Arka hipofiz bezinde doğum ağrılarını başlatan oksitosin hormonunun salgılanması
  • Önden gelen bebek kısmının ve su kesesinin rahimin alt Segmentine basınç yapması gibi birçok neden sayılabilir. Birçok nedenle birlikte doğuma hazırlanan rahmin arka Hipofiz bezinden salgılanan oksitosin hormonu ile kasılmaya (doğum ağrılarının) başlaması karmaşık bir olaydır. Bebeğin içinde bulunduğu kese sıvı ile doludur. Rahim kasılmalar ile su kesesinde basınç artar ve bu basınç her yöne eşit şekilde yayılır. Rahmin ağzı ve alt bölgesi ağrılara katılmazlar, hidrolik basınç etkisiyle bu bölgelerde gerilme, incelme ve sonrasında açılma meydana gelir. Rahim kasılmalarına ek olarak bebeğin başı kanalında ilerlerken, makata yaptığı basınç tıpkı defekasyon (büyük abdest) sırasındaki gibi refleks ıkınmalara neden olur. Böylece basınç diafragmanı istemli ve istemsiz (refleks) kasılmalarının etkisi ile artan karın içi basıncı bebeğin dışarı çıkmasını sağlar.
Read more

Gebelik ve Yüksek Tansiyon, Gebelik Zehirlenmesi, Riskli Gebelik Takibi ve Kardiotografi

GEBELİK ve YÜKSEK TANSİYON, GEBELİK ZEHİRLENMESİ

Gebelik öncesi ve sırasında ortaya çıkan tansiyon yükselmesi anne ve bebek için ciddi sorunlar oluşturabilir. Gebelikle ortaya çıkan tansiyon yüksekliği, ödem ve idrarda albümin atılımının artmasıyla karakterizedir.  Nedeni bugün için hala tam olarak bilinmeyen tablo gebelik zehirlenmesi (toksemi, eklampsi­ preeklampsi) olarak bilinir. Bu tablo normal olan kadınların %5’inde, kronik böbrek ve kalp-damar hastalıkları olan kadınlarda ise %20-40’ında görülebilmektedir. Bu tablonun bebekteki başlıca olumsuz etkisi kan akım miktarındaki azalmadır.

Annede ise beyin ödemi (beyinde su toplanması), karaciğer ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan bir hastalık tablosu ortaya çıkabilir. Böylece gebede eklampsi (sara) atakları ve hayati tehlike oluşturan bir hastalık ortaya çıkabilir. Bütün olumsuzluklara rağmen bu durum doğru takip ve tedavi ile sıklıkla düzeltilebilir ve eklampsi nöbetleri kısmen de olsa önlenebilir. Genellikle doğumdan sonra annede tansiyon tablosu normal seyrine dönmektedir. Ancak gebelik takipleri sırasında bu tabloya doğru bir giriş varsa( tansiyon yüksekliği, hızla oluşan şişlikler, idrarda albümin tespiti) en son aşamaya gelmeden müdahale ederek (gebeliğin sonlandırılması) öncelikle anne daha sonra bebek kurtarılabilir.

Gebelikle oluşan yüksek tansiyon, önceden normal tansiyonlu olan gebenin, gebeliğinin 2. Yarısında, kan basıncının 140/90 mm Hg olmasındır. Altı saat veya daha uzun aralıklarla bu basıncın tespit edilmesi ile gebelikle oluşmuş yüksek tansiyon tanısı konulur. Aşağıdaki işaretlerden bir veya birkaçı olmadığı hallerde preeklampsi hafiftir. Aksi olduğu takdirde ağır preeklamsi bahis konusudur ve gebenin çok yakın takip edilmesi gerekmektedir.

  • 6 saatlik aralıklar ile 2 kez yatar vaziyette tansiyonun 140/90m Hg’nın üzerine çıkması
  • 24 saatlik idrarda albüminin 5 gr üzerinde olması
  • 24 saatlik idrarın 400 ml altında olması
  • Bilinç bozuklukları, baş ağısı, bulanık görme
  • Pulmoner ödem ve siyanoz
  • Mide bölgesinde ağrı
  • Sebebi bilinmeyen karaciğer fonksiyon bozukluğu
  • Trombosit sayımının düşmesi

Uygun gebelik öncesi ve gebelik sırasındaki takip, ciddi “gebelik zehirlenmesi” hastalığının görülme sıklığını azalttığı ve anne ve bebek sağlığını olumlu etkilediğine dair kesin kanıtların olması nedeniyle gebelik öncesi ve sonrasında takibin faydası açıktır.

RİSKLİ GEBELİKTE TAKİP

Başlıca takip yöntemi anne ve bebeğin iyilik halinin belirlenmesi için;

  • Gebenin sistemik ve düzenli muayenesi
  • Tansiyon
  • Kilo
  • Ödem
  • İdrar ve kan testleri
  • Ultrasonografi
  • Büyüme hızı ve simetrisi
  • Rahimdeki sıvı miktarı
  • Bebekte sakatlıkların tespiti
  • Tarama testlerinin yapılması
  • Doppler Ulstrasonografi
  • Kardiotografi yapılır

 

KARDİOTOKOGRAFİ

Kardiotokografi;  anne karnındaki bebeğin kalp atımlarını ve rahim kasılmalarını birlikte veya ayrı ayrı ses, sayı ve grafik olarak gösterebilen elektronik bir cihazdır. Özellikle çocuğun anne karnındaki iyilik halini belirlemede son derece faydalıdır. Ayrıca doğum kasılmalarını diğer organlardan kaynaklanan ağrılardan ayırt ederek erken doğum tanı ve takibinde kullanılır. Temel olarak çocuk kalp atımını sesle, rakamla ve grafikle tespit eden ultrasonik bir cihazla, rahim kasılmaları sırasında ortaya çıkan elektriksel enerjiyi rakam ve grafikle gösteren iki ayrı cihazın birleşimi olan tek bir elektronik cihazdır.

Kullanım yerleri

  • Doğum öncesi rizikolu gebeliklerin takibi
  • Doğum esnasında sürekli veya aralıklı olarak bebeğin durumu ve ağrıların kontrolü, olarak 2 ana başlık altında toplanabilir.
  • Rizikolu gebeliklerin takibinde kardiotokografi,

Kan Uyuşmazlığı

  • Yüksek tansiyon
  • Önceki doğumunu sezaryenle yapan
  • Şeker hastalığı ( gebelikle birlikte ortaya çıkan veya gebelikten önce var olan)
  • Derin anemi (kansızlık)
  • Doğumun gecikmesi
  • Anne karnında gelişme geriliği olan bebek tespit edilmesi
  • Çoğul gebelikler
  • Bebeği etkileyen diğer dahili hastalıklar (kalp, akciğer, böbrek) varlığında yapılır.

Yukarıdaki derlendirmeler anne karnındaki bebeğin bir sıkıntısı olup olmadığının tespitine yöneliktir. Bebek, anne veya çocuğun eşine (plasenta,  etene, kordon) ait nedenlerle çocukta sıkıntı  (fetal distres)olup olmadığına karar vermek için yapılır. Genellikle bu değerlendirme için 28-32.  Haftadan sonra yapılan düzenli NST (Non Stress Test)  kıymetlidir. Çünkü 28-32.  Haftadan önce yapılan kayıtlar çocuğun otonom sinir sistemi tam olarak olgunlaşmadığından yanlış yorumlara neden olabilmektedir. Ciddi rizikolu gebeler gerekirse hastaneye yatırılarak sabah akşam NST yapılabilirse de genel olarak haftada 1-2 kez ayaktan kontroller şeklinde uygulama yelerli olmaktadır.

Anne yemekten 1-2 saat sonra, sol yan yatış pozisyonunda kardiolokorafi cihazına bağlanarak çocuğun uyarılarla veya kendiliğinden hareketleri sırasında dakikadaki kalp atım hızındaki artış yazdırılarak okunur. Sağlıklı bir bebekte 15 dakika içinde 2 kez 10-20 atımlık hızlanmalar olmalıdır. Her negatif NST çocuğun sıkıntıda olduğunu göstermemekle birlikte sıkıntıdaki bebeklerin büyük çoğunluğu yeterli hızlanma gösterememektedirler. Böyle bir durumda gebeliğin haftası da uygun ise (erken doğum riski!) suni sancı verilerek ağrılarla kalp atımının nasıl değiştiği belirlenmeye çalışılır. Bu test daha güvenilir olmakla birlikte erken doğuma neden olabilmesi bir dezavantajdır. Bu yüzden daha çok doğumun zaten gecikmiş olduğu hallerde kullanılmaktadır.

Doğum eylemi sırasında

Takiplerinde her şey normal olsa da doğum ağırları başladıktan sonra çocuk, anne veya çocuk eşine (plasenta, göbek kordonu) ait nedenlerle çocukta sıkıntı olabilir. Bu yüzden bizce düzenli doğum ağrıları oturduktan sonra en az bir kez 10-15 dk süreyle ağrılar ve çocuk kalp atımları kaydedilerek değerlendirilmelidir. Daha sonra belirgin bir risk yok is ağrılardan sonra kulakla çocuk kalp atımlarının doktor veya doğum hane hemşire veya ebesi tarafından uygun aralıklarla kulaklıkla dinlenerek sayılması yeterlidir. Çünkü doğum eylemi sırasında çocuğun sıkıntısını gösteren en önemli kalp atımı özelliği ağrıların bitimini takiben yavaşlamalarıdır.

Ayrıca kordon sıkışması, aşırı rahim kasılmaları ile ilgili direk veya dolaylı olarak kardiotografi ile bilgi edinmek mümkün olabilir. Belirgin olarak riskleri olan gebelerde doğum baştan sona kadar kardiotografi ile takip edilebilir.

Yukarıda da belirtildiği gibi kardiotografi anne karnındaki bebeğin değerlendirilmesinde kadın doğum uzmanının en önemli yardımcısıdır.Bebek ve anneye hiçbir zararı olmayan bu yöntemle risk grubunda olmayan bir annenin bebeği iyi olarak değerlendirilmişse bir hafta içinde bebeğin anne karnındaki kaydedilme olasılığı sadece %0.5 tir.

Read more

Kan, ABO Uyuşmazlığı ve Erken Doğum

KAN UYUŞMAZLIĞI – RH Uyuşmazlığı

Gebelerde kan uyuşmazlığı Rh ve ABO uyuşmazlığı diye iki başlık halinde ele alınır. Rh uyuşmazlığı annenin Rh-(Negatif), babanın Rh+ (pozitif) olduğu durumlarda söz konusudur. Kan uyuşmazlığı varsa anne Rh (-), baba Rh (+) ve indirect coombs testi (-) erken anti – D hiperimmunglobulin  (kan uyuşmazlığı iğnesi) 28. Haftada yapılabilir.

Bu aşamaya kadar herhangi bir düşük tehdidi, plesenta previa (rahim ağzı yerleşmiş çocuk eşi), amniosentez (gebelik kesesinden su alma), kordosentez (bebek kordonundan kan alma) vb. kanama veya çocuktan anneye kan geçişine yol açabilecek girişimler olmuşsa yine anti-D hiperimmunglobulin (kan uyuşmazlığı iğnesi) yapılmalıdır. Bu bilgi doğumda çocuk doktoruna aktarılarak çocukta kan uyuşmazlığı testlerinin yanlışlıkla pozitif olarak yorumlanmasının önüne geçilmelidir.

Aslında kişinin genetik özelliğine göre belirlenmiş, 100 den fazla kan grubu tanımlanmıştır. Ancak herkeste tespit edilen, evrensel olarak kabul görmüş, başlıca kan grupları ABO sistemiyle adlandırılandır. Her bir birey asıl (majör) olan A,B,AB ve 0 gruplarından birine sahiptir. Kan grupları, kırmızı kan hücrelerinin üzerinde bulunan antijenlere göre belirlenip adlandırılır. Antijenler, savunma sistemini harekete geçiren proteinlerdir. A grubu sadece A antijenlerine, B grubu sadece B antijenlerine, AB grubu ise her iki (A ve B) antijene sahiptir. 0 grubunda ise ne A ne de B antijeni bulunmaktadır.

Kan gruplarını daha da özelleştiren diğer antijenler de vardır. Bunlardan en belirleyici olanı Rh faktörüdür. Doğum öncesi takiben annenin kan grubunun bilinmesi zorunludur. Öyle ki elinde yazılı bir belge ile kan grubunu doğru olarak ifade edememe ihtimali olan her anne adayından, kan grubunun tekrar tespit edilmelidir. Eğer kanınızda Rh antijeni yoksa Rh negatif (-), Rh antijeni varsa Rh pozitif (+) olarak tanımlanırsınız. İnsanların % 85’inden fazlası Rh pozitiftir. Özellikle annenin Rh(-) (Rh antijeni taşımayan) babanın Rh (+) (Rh antijeni taşıyan) olduğu durumlarda bir kan uyuşmazlığından söz edilir. Anne Rh(-), baba Rh (+) olduğunda doğacak bebek, Mendel Kanunlarına göre, babanın genetik yapısına bağlı olarak (heterozigot veya homozigot) %50 veya %100 Rh(+) olacaktır.

Babanın kan grubunu belirleyen genlerin nasıl düzenlendiği günlük araştırmalarda belirlenemediğinden, annenin Rh(-), babanın Rh (+) olduğu her durumda (Çocuk kan grubu başka bir nedenle belirlenmediği takdirde) genel olarak bilinen, klasik “kan uyuşmazlığı” olduğu kabul edilir. Bebek gerçekten Rh (+) iken çok az miktarlarda kan bile (0.1mi) annenin kanına karışırsa (bu genellikle doğum sırasındaki yırtık ve eşin ayrılması sırasında olur) annenin bağışıklık sistemi kendi kırmızı kan hücrelerinden farklı olan çocuk kırmızı kan hücrelerine karşı antikor denilen maddeler oluşturulur.

Klasik kan uyuşmazlığında annenin oluşturduğu antikorlar ikinci gebelikte, bebek dolaşımına çocuk eşinden (plansenta) geçerek kan hücrelerini öldürmeye başlar. Geçen antikor miktarı ile doğru orantılı olarak, bebeğin anne karnında, kansızlığa bağlı kalp yetmezliği ve buna bağlı ölümüne kadar giden bir hastalık tablosu görülebilir. Annenin bağışıklık sistemi bir kez uyarıldıktan sonra geri dönülmez bir şekilde bu yabancı kırmızı kan hücrelerine karşı antikor ürettiğinden bu uyarının hiç oluşmaması en önemli koruma prensibidir. Bu uyarılma işlemi ilk doğumda %1 oranında mümkündür.

Ancak her uyarı doğumla olmak zorunda değildir. Yanlış kan nakli, kan ile bulaşmış cerrahi aletler ile girişim veya enjeksiyonlara bağlı olarak da kan uyuşmazlığı gelişebilir. Bu yüzden Rh (-) olan her anne, gebeliğin hemen başında anti-Rh antikorlar açısından araştırılmalıdır (Indirekt Coombs Testi).

 Bu tür bir hastalıktan kurtulmanın temel kuralı korunma olduğundan aşağıdaki kurallara uyulmalıdır;

  • Gebeliğin başında eşlerin kan grupları tespit edilmelidir.
  • Eğer Rh uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi uygun aralıklarla tekrarlanmalıdır.
  • İlk gebelikte 28. Haftada erken koruma iğnesi (Rh hiperimmün globülin) yapılabilir.
  • Doğumdan sonra bebek kan grubu Rh pozitif bulunursa; sonraki bebekleri korumak için antikor üretimini engelleyecek Rh hiperimmunglobin enjeksiyonu 72 saat içinde yaptırılır.

Eğer anne duyarlı hale gelmişse bebek risk altındadır. Gebelik ilerledikçe; kandaki antikor düzeyleri kontrol edilir. Eğer yüksek düzeylere çıkarsa, özel testlerle bebeğin sağlığı mutlaka bir perinatoloji kliniğinde takip edilmeli ve uygun tedavi yapılmalıdır.

Düşüklerde gebelik 3 aydan büyükse immunglobulin uygulaması tam doz yapılmalıdır. İlk 3 ay içinde 6-8 haftadan sonra ceninde kırmızı kan hücreleri oluşmaya başladığından düşük doz hiperimmünglobulin (koruyucu iğne) yapılması uygun olur.

Tıbbi nedenlerle veya isteğe bağlı kürtajlarda Rh hiper immunglobulin müdahaleden önce uygulanmalı, operasyon mümkünse vakum ile yapılmalıdır.

ABO UYUŞMAZLIĞI

Annenin kan grubu 0 iken bebeğin kan grubu A, B, AB iken görülen kan uyuşmazlığıdır. İlk çocuktan da görülebilir, anne karnında ağır seyretmez.

Genellikle doğumdan sonra tanı konur. Hafif geçmesinin ve takip açısından önemli bir değere sahip olmamasının nedeni A ve B eritrositlerinin anne kanında derhal tahrip edilmeleri bebeğe geçen Anti A,B ve AB antikorlarının çocuk dokuları tarafından tutulmaları ve pek azının eritrositlere ulaşmalarıdır. Yine de yeni doğan bebek yakından takip edilmeli ve uygun tedavi planlanmalıdır.

 

ERKEN DOĞUM

Miadında gebelik 37. Gebelik haftasının tamamlamış gebelik demektir. Bu nedenle erken doğum 37. Haftadan önce başlayan doğum eylemidir.  Günümüzde bebeklerin %7’si erken %9’u 2500 gr veya altında doğmaktadır. Düşük ağırlık deyimini gününde ve gününe göre geri kalmış bebeklerde ayırmak gerekmektedir. Zira gebelik yaşına göre düşük ağırlıkta doğmuş bebeklerin bakımı daha farklı ve zordur.

Bazı erken doğumlarda erken doğumun sebebi net olarak belli olurken bazılarında sebep bulunamaz.

Erken Doğumun Başlıca Nedenleri

  • Zarların erken yırtılması,
  • İri bebek,
  • Çoğul gebelik,
  • Amnios suyunun aşın artışı ile rahmin gerilmesi,
  • Rahmin ağzının yetmezliği,
  • Enfeksiyon

Sebep ne olursa olsun, birinci planda erken doğum sırasında hem annenin hem de bebeğin risklerinin değerlendirilmesi tedavinin ona göre planlanması gerekmektedir.

  • Erken Doğumun Belirtileri
  • Aşağı karın bölgesinde ki ağrı
  • Pelvis basıncı
  • Vajinal akıntıda ani artış
  • Vajinal lekelenme
  • Sancılı rahim kasılmaları

Yukarıdaki işaretlerin görülmesinde mutlak hekiminizde görüşmelisiniz. Erken doğumun önlenmesi ve dolayısıyla bebeğinizin riskinin düşük tutulması, her şeyden önce sizin gelişmeleri fark etmeniz ve hemen hekiminizle görüşmeniz ile yakın ilişkilidir.

Read more

Gebelikte Diabet (Şeker) Hastalığı

Diabet gebelikten önce var olabilir veya ilk kez gebelikte ortaya çıkabilir. Gestasyonel diabet ise genellikle gebelikte ortaya çıkıp doğumdan sonra kaybolan bir durumdur. Ancak gebelikte kan şekerinin ayarlanmasının sağlanamayan kadınların yaklaşık 1/3’ü ileriki yaşantılarında gerçekten diabet hastası olmaktadır.

Gebe kalındığında kan glikoz (şeker) düzeyleri etkilenmektedir. Başlıca değişiklik açlık kan şekerindeki düşmedir. Açlık kan şekerindeki düşmenin asıl nedeni plesentadan salınan hormonlarla, bebeğe şeker aktarımı olduğu sanılmaktadır.

Genellikle kan glikoz düzeyi 20, kan şekerinin ayarlanmasının önemli bir göstergesi olan HbA1C ise 24. Gebelik haftasında en düşük düzeylerine inmektedirler. Gebelik sırasında glikoz metabolizmasında ki bu değişmeler bebeğin sağlığını etkilemekte (iri bebek, anne karnında ani bebek kayıpları, yeni doğan hastalıklar vb.) ve bu amaçla gebeliğin 24. Haftasında 50 gr glikoz yükleme testi yapılması gerekmektedir.

Bu testteki sonuç yüksek çıkarsa 100 gr glikoz yükleme yapılarak gebenin diyet ya da insülin tedavisine alınıp alınmayacağına karar verilmelidir. Aşağıda gebelikte kullanılacak 2200 kalorilik diyet listesi sunulmuştur.

220 Kalorilik Diyet

Süt – Yoğurt 5 Su Bardağı (160*5=900gr)
Yumurta 1 Adet
Peynir 3 Kibrit Kutusu Kadar (90 gr)
Et ve Türevleri 1 Adet Köfte Kadar (120gr)
Ekmak 12 ince dilim
Sebze 2 Porsiyon
Meyve 4 Porsiyon (4*100=400gr)
Yağ 5 Tatlı Kaşığı

 

ÖRNEK YEMEK LİSTESİ

SABAH:

1 su bardağı süt

2 kibrit kutusu peynir (60gm)

3 ince dilim ekmek + 1 porsiyon meyve + domates + salatalık

KUŞLUK:

Su bardağı yoğurt

1 ince dilim ekmek + 1 porsiyon meyve

ÖGLEN:

2 adet köfte kadar et (60 gm)

1 tabak sebze yemeği

1 kase çorba

1 su bardağı yoğurt

2 ince dilim ekmek

Yağsız salata

İKİNDİ:

1 kibrit kutusu peynir (30gm)

1 ince dilim ekmek

1 porsiyon meyve

AKŞAM:

2 adet köfte kadar et (60gm)

1 tabak sebze yemeği

1 kase çorba

1 su bardağı yoğurt

2 ince dilim ekmek

Yağsız salata

GECE:

1 su bardağı süt 2 galeta

1 porsiyon meyve

MEYVE DEĞİŞİMLERİ

Meyve Ortalam Ölçü Miktar
Elma 1 Küçük Boy 100 gr
Kayısı 3 Adet 100 gr
Kiraz 12 Adet 75 gr
Vişne 14 Adet 80 gr
Greyfurt Yarım adet 125 gr
Turunç 1 Orta Boy 100 gr
Portakal 1 Orta Boy 100 gr
Mandalina 1 Orta Boy 100 gr
Yeni Dünya 1 Büyük Boy 100 gr
Erik 6 Adet 125 gr
Çilek 5 Adet 125 gr
Şeftali 12 Adet 175 gr
Armut 1 Orta Boy 100 gr
Ayva 1 Orta Boy 80 gr
Nar 1 Orta Boy 80 gr
Portakal Suyu 1 Çay Bardağı 100 gr
Greyfurt Suyu 1 Çay Bardağı 100 gr
Elma Suyu 1/3 Su Bardağı 100 gr
Vişne Suyu 1/3 Su Bardağı 80 gr
Nar Suyu 1/3 Su Bardağı 80 gr

 

ET DEĞİŞİM TABLOSU

Et (Koyuni Dana, Tavuk, Sakatat – Orta Yağlı) 1 Adet köfte veya Aynı Miktarda Parça Et 30 gr
Balık 1 Köfte Büyüklüğünde 30 gr
Yumurta 1 Adet 40-50 gr
Sosis 1 Adet 40-50 gr
Salam 1 Dilim 40-50 gr
Pastırma 1-2 Dilim 40-50 gr
Peynir 1 Kibrit Kutusu 30 Gr
Kaşar Peynir 1 Kibrit Kutusu 20 gr
Çökelek – Lor 1 Su Bardağı 40 Gr
Istakoz – Midye 3 Adet 40 gr

 

YAĞ DEĞİŞİM TABLOSU

Margarin 1 Tatlı Kaşığı 5 gr
Sıvı Yağ 1 Tatlı Kaşığı 5 gr
Krema – Kaymak ( Az Yağlı) 2 Yemek Kaşığı 30 gr
Krema – Kaymak (Çok Yağlı) 1 Yemek Kaşığı 15 gr
Mayonez 2 Tatlı Kaşığı 10 gr
Zeytin 5-10 Adet 25-30 gr
Ceviz, Fındık , Badem Vb. 5-6 Adet 10 gr

 

EKMEK DEĞİŞİM TABLOSU

Rafine edilmemiş tahıllar diyet lifi yönünden zengindirler.Kan şekerini yavaş yükseltirler. Sağlıklı beslenmede günlük enerji ihtiyacının %50-55’ini karbonhidratlardan sağladığımız için karbonhidrat kaynağı olan ekmek grubu besinler diyet programlarında ekmek değişimi şeklinde bir pragrafın içinde olmalıdırlar.

 

Ekmek (Buğday, Çavdar, Mısır) 1 İnce Dilim 25 gr
Tuzlu Bisküvi 2 Adet 25 gr
Buğday Unu (Çorbada) 1 Porsiyon 15 gr
Bezelye Unu (Çorbada) 1 Porsiyon 15 gr
Pirinç (Çorbada) 1 Porsiyon 15 gr
Pirinç (Pilav olarak) 2 Yemek Kaşığı Dolusu 15 gr
Makarna 2 Yemek Kaşığı Dolusu 15 gr
Kuru Fasulye 4 Yemek Kaşığı Dolusu 25 gr
Nohut 4 Yemek Kaşığı Dolusu 25 gr
Kuru Barbunya 4 Yemek Kaşığı Dolusu 25 gr
Patates 1 Küçük Boy 90 gr
Kestane 2 Orta Boy 30 gr
Patlamış Mısır 1 Su Bardağı Dolusu 30 gr
Simit Çeyrek Az Susamlı

GEBELİK DİABETİNDE YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER

  • Şeker ve şekerli tatlılar, bal, reçel, pekmez, marmelat, şurup
  • Hamur işleri, börek, çörek, pasta, kek, kurabiye, çikolata,
  • Alkollü içecekler ve meşrubatlar
  • Yağ da Kızarmış, Kavrulmuş ve sos ilave edilmiş yiyecekler, kuru yemişler
  • Sucuk, pastırma
  • Bütün yağlı yiyecekler, yağlı etler, kaymak krema
  • Terkibi bilinmeyen hazır yiyecekler
  • Listede belirtilmemiş olan her türlü yiyecekler
Read more

Rizikolu Gebelik Tanımı ve Takibi

Normal seyreden gebelikler ve doğum dışında bazı teknikler ve testler kullanarak fetüsün sağlığını daha yakın takip etmemiz gereken gebeliklere rizikolu gebelikler denilir.

Başlıca Rizikolu Gebelik Nedenleri

  • Daha önce tekrarlayan gebelik kayıpları
  • Çoğul gebelikler
  • Gebelik ve diyabet
  • Gebelikte sistematik (Kalp damar, Akciğer, Böbrek ve kan ) hastalıkları.
  • Erken doğum tehdidi
  • Suların erken gelmesi
  • Fetüsün geliş Anomalileri
  • Miad geçmesi
  • Enfeksiyon hastalıkları
  • Gebelik kanamaları
  • Fetal gelişme geriliği
  • Kan uyuşmazlığı
  • Gebelik zehirlenmesi
  • Daha önce geçirilmiş sezaryen ile doğum ve rahim ameliyatları gibi durumlarda hem annenin hem de bebeğin daha yakın takip edilmesi gerekmektedir.

Anne karnında Alfa Fetoprotein Ölçümü

Amniosentez Tarama testlerinin pozitif çıktığı durumlarda ya da ultrason muayeneleri esnasında kromozom işareti olabilecek ultrason görüntülerinde ve yaşa bağlı kromozom hastalığı riskindeki artışı düşünerek hastaya teklif edilen karyotip incelenmesi (bebeğin dökülen hücrelerinde kromozom sayımı ) yapmak amacıyla karın cildinden girerek amnios mayiinden 20 cc kadar sıvı alma işlemidir. Bu dönemde rahiminiz yeterince pelvis boşluğu üzerine gelmiş ve karın cildi yolu ile kolayca ulaşabilmektedir. Bebeğin etrafında yeterince sıvı vardır. Bu yüzden kolayca yapılabilmektedir. Esasen tecrübeli bir perinatolog için kalça iğnesi yapmaktan farksızdır.

Amniosentezin yapılma nedenleri;

  • İleri anne yaşında olası yüksek orandaki fetal kromozom anomalisi tespiti
  • Down sendromu gibi kromozomal bozuklukları
  • Rubella veya herpes gibi intrauterin infeksiyonların tespiti
  • İskelet hastalıklarının tespiti ve onayı için
  • Nöral tüp defektlerinde (NTD) Alfa fetoprotein ya da asetil kolin esteraz enzim eksikliklerinde
  • Hemofili gibi sekse bağlı geçen hastalıkların tespiti için Eritroblastosis featalis gibi kan hastalıklarında
  • Cystunria gibi enzim eksikliklerinde
  • Fetal akciğer olgunlaşma tahini
  • Fetal bozuklukların medikal tedavisi
  • Kan uyuşmazlığındaki tablonun şiddetinin tayininde kullanılmaktadır.

Amniosentezin Riskleri

Perinatolojide kullanılan genetik tanı testlerinden birisi olup, en önemli avantajı erken ve hızlı perinatal tanı imkânı sağlamasıdır. Bu yöntemle girişimler 9.Gebelik haftasından itibaren yapılmakta ve 48 saat içinde ilk sitogenetik sonuçlar elde edilmektedir. Amniosentez 16. Haftaya kadar yapılmakta ve hücre kültürleri için ise ortalama 9-10 gün gerekmektedir.

Böylece kesin tanıya gebeliğin ortalarında elde edilmesi nedeniyle:

  • Anne fetüs hareketlerini hissetmeye başlaması
  • Gebeliğin sosyal çevre tarafından biliniyor olması
  • Anne moralitesinin daha çok etkiliyor olması ile ailenin bu dönemde karar vermesi daha zor olmaktadır.

KVB yukarıda bahsedilen nedenlerden dolayı ailenin karar vermesi açısından avantajları vardır. Ama tarama testlerinin şu aşamada 11-14 Haftalarda yapılması nedenleri ile ailenin biyopsiyi onaylaması zamanın gecikmesi nedeniyle daha çok amniosentez uygulaması yapılmaktadır.  Bu yüzden bebeklerinde artmış ense ödemi olan gebelerde diğer tanı yöntemi (20 – 23 haftalarda 2. Düzey ultrasonografi ve fetal ekonun yapılması) gerekli olabilir. Gebeliğin 3. Ayı (11-14 haftaları ) içinde fetal boynun arka kısmında ciltte biriken sıvı nokal kistik higroma, nukal ödem ve ya ense ödemi olarak ifade edilmektedir.

Bu bulgu 3. Ayda görülmekte ve genellikle 2. Üç ayda kaybolmaktadır. Ense ödemi olan bebeklerin %75 de kromozom bozuklukları vardır ve bunların %95 down sendromu teşkil eder. Bebekte ense ödemi farklı nedenleri olup kromozom, kalp, akciğer, iskelet sistemi ve metabolik ve hematolojik hastalıklarda, anne karnındaki mikrobik görülebilmektedir. Artmış ense ödeminde kromozomlar normal olsa bile bebekte diğer sayılan hastalıklar olabilir.

Bu açıdan dikkatli takip ve araştırma gereklidir One Step Chormzomal Assesment of Risk (Oscar) kısaltılması ile adlandırılan laboratuarlarda ultrason ve hormon ölçümleri yapılmaktadır. Bu yöntem sadece bir tarama yöntemidir.  Kesin tanı için tetkiklerin (amnionsentez, kordosentez gebe rahminden su ve çocuk kordonundan kan alınması) hangi hastalara yapılması gerektiğini belirlemede kullanılır. Böylece kısa sürede risk belirlenmekte ve gerekli tanısal girişim olan amniosentez ya da kordosentez yapılmaktadır.

Bugün için bilim adamlarının asıl uğraştığı konu genetik hastalıkların ve şekil bozukluklarının gebeliğin erken döneminde tanımak ve mümkün olduğunca erken (yasal, ahlaki ve insani açıdan) gebeliği sona erdirmektedir. Üçlü testin daha geç yapılması ve doğruluğunun %60 larda olması nedeniyle yapılan çalışmalarda Oscar testin daha erken gebelik döneminde yapılması ve doğruluğunun %95 lerde olması nedeniyle tercih edilmesi ve rutine girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Farklı dallardaki uzmanların bir arada çalışmasının gerekli kıran prenetal tanı merkezinin ortaya çıkması çağın gereğidir. Gebelik sırasında perinatalogların en çok ilgilendiği dönemler 11,16 ve 24. Haftalardır. Bu dönemlere yapılacak test ve görüntü tespiti ile en erken tanıyı koymaya çalışır.

Biz merkezimizde ense kalınlığını ölçmek için Voluson 730 ve Vuloson E8 markalı 4 boyutlu ultrasonları kullanıyor ve üçlü testi rutinden çıkartarak 11 14 hafta tarama testini yapıyoruz. 16-20 haftalar arasında annede a-fetoprotein düzeyi ölçülerek omurilikte açıklık ve benzeri sinir sistemi (neural tüp) bozukluklarını saptamak amacıyla bakıyoruz. Gebelerde yapılan tarama testlerinde artmış risk tespit edilmezse perinatoloji merkezlerine gitmek zorunlu olmasa da 1. Düzey ultrasonografi yapan hekimlerin ultrasonografide deneyim sahibi olması gerekliliğin tartışılmaz bir gerçektir.

Bize göre 37 bazı araştırmacılara göre 35 yaşını geçmemiş ve daha önce sakat bebek doğurmamış bir anne adayının, en azından 11 – 14 hafta ikili tarama testi (OSCAR) sorası bir kez perinatolog tarafından görülmesinin faydalı olduğunu düşünüyoruz. İleri yaş ve testin anormal çıktığı durumlarda bugün için doğrudan amniosentez (gebe rahminden su alınması veya kordosentez – bebek kordonundan kan alınması) önerilmektedir.

Geniş çalışmalar tüm gebelerin %3-5 inin sakat bebek doğumu ile sonlandığını bildirmektedir. Ancak tek bir sakat bebeğin aile ve topluma getirdiği yükler hesaba katılarak mümkün olduğu oranlarda sakatlıklar azaltılmaya çalışılmaktadır. Bugün için, tüm olanaklara rağmen henüz bütün sakatlıkların doğumdan önce tanınması mümkün olmamakla beraber tıptaki gelişmeler ileride bunu da sağlayabilir. O zamana kadar yapabilecek olanları herkesin elde edebileceği şekilde sunmak hekimlerin temel görevleri olarak gözükmektedir. Fetüs annenin rahmi içinde büyükçe alfa feto  protein (EP) denilen sindirim sistemi ve karaciğerden salgılanın AFP 10 13. Gebelik haftaların da en yüksek seviyeye çıkar. Fetüsün idrar yolu ile amnios mayiine atılan AFP, fetüste cilt defektine yol açan animalilerde ve protein kaybının arttığı böbrek bozukluklarında hemamnios mayinde hem de anne karnında artmakla ve böyle bazı sıkıntıların tarama testi olarak kullanılmaktadır.

Testin zamanlaması önemli olup 16 – 18 haftalarda yapılması önerilmektedir. Bu yüzden anne adayının gebelik haftası mutlaka ultrason ile doğrulanmalıdır. Ve sizin ağırlığınızda burada önemli bir faktördür. Her hastaya yapılmasını öneren bilim adamları yanı sıra bazı ülkelerde isteğe bağlı olarak yapılmaktadır. Ancak diyabetli annelerde Nöral Tüp Defekti (NTD) riski yüksek olduğu için AFP testi bu gebelerde mutlak yapılmalıdır. Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre gebelik öncesi ve erken gebelikte günlük 0.4 mg folik asit alınmasının NTD riskini NTD riskini %60 oranında azalttığı bildirmektedir.

Daha önce NTD li bebek doğurmuş kadınlara verilen günlük folik asit miktarını arttırmak (5mg) gerekmektedir. Alfa feto protein testi 6-18 haftalarda anne karnında amnisentez yapılarak gebelik kesesindeki sıvıda AFP bakılmalı yüksekse; asetilkolin esteraz (ACE) ve karyotip önerilmelidir. Birçok perinatatoloji merkezinde hekim kendinden eminse AFP yüksekliğinde, başka bir nedenle gerekmiyorsa, amniosentez yapmamakta ve AFP yüksekliği eski kanama vs. nedenlere bağlamaktadır.

Read more

Gebelikte Tarama Testleri

Ultrason görüntülenmesi altında koryon Villus Biopsisi (KVB) BKV yapılan durumlar,

  • Anne yaşının 35 ve üzerinde olması
  • Annenin daha önce kromozom anomolisi olan çocuk doğurması
  • Anne ya da babada kromozom anomolisi taşıyıcılığı
  • Anne veya babanın hastalık taşıyıcılığı
  • Annenin X kromozomuna bağlı hastalık taşıyıcılığı olması durumunda ve danışmanlığı zamanında alan hastalıklara uygulanan bir yöntemdir.

KVB Riskleri

  • Spontan abortus,
  • Annenin enfeksiyon kapması,
  • Amnios zarının delinmesi ve düşük oluşması

Bu dönemde sadece ultrason görüntüsüne dayanarak şüphelenilen kromozomal hastalıkların taraması yapılabilmekteydi. Sonları anne karnında bazı hormon ölçümleri yapılıp, anne yaşı, fetüsün kafa çapı, annenin şeker hastalığı olup olmadığı da göz önünde tutularak, halk arasında halen zekâ testi olarak bilinen üçlü (triple) test geliştirildi. Bu testin anne yaşının tek başına kullanılmasından daha etkin bir yöntem ve trisomili bebeklerin %60 ını saptayabildiği gösterildi. Şu an için halen ikili testin donanımına sahip olmayan merkezlerde kullanılmakta ise de önemini yitirmiş gözükmektedir. Bazı programlarda ikili testle kombine kullanılması gerektiğini düşünen bilim adamları da mevcuttur.

50 gr. Glikoz Yükleme testi (Şeker Yüklemesi)

Gebelik, neden olduğu ensülin rezistansı ile karbonhidrat metabolizmasında anormallikler yapar. Kadınlar gebeliğin başında normal olabilirler, fakat yapımındaki yetmezlik veya insüline karşı plesental hormonlarında yardımıyla gelişen direnç nedeniyle gebeliğin ileri dönemlerinde kan şekeri düzeyi yükselebilir. Bu durumda gestayonel diyabet  (gebelik şeker hastalığı) denir. Diyabet açısından yüksek riskli kadınlar (ailesinde diyabet olanlar ve idrarında glikoz çıkanlar) gebeliğin başında taranmalıdırlar. Tüm gebelerde 24-28. Gebelik haftalarında taranmalıdırlar. Tarama testi ağızdan 50 gram glikoz verilmesi takiben 1 saat sonra kan şekeri ölçümü esasına dayanır.  Normal değer 140 mg/dl’dir. Bu değerin üzerinde olanlarda 100 gr oral glikoz yükleme testi (OGTT) yapılır. Eğer taramada elde edilen değer 200 mg/dl’den yüksekse direk olarak gebelik şeker hastalığı tanısı konularak tedaviye geçilebilir. OGGT iki veya daha fazla değerlerden yüksek ise kadın diyabetiktir. Bu değerler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Değerlerin tümü bu sınırların altında ise, test normaldir.  Sadece bir değerin yüksek bulunması halinde vaka sınırdadır ve yaklaşık 1 Ay sonra OGTT tekrarlanmalıdır.

 

Normal Glikoz Düzeyleri Üst Limitler
Örnek Açlık 1 Saat 2 Saat 3 Saat
Kan 90 145 125 125
Plazma 105 165 145 145
Read more

Gebelikte Vejetaryen Diyeti, Kalori ve Kilo Alımı

GEBELİKTE KALORİ

Gebede 300 kcal. Daha fazla kalori alımı önerilmektedir. Emziren bir loğusa buna ek 500 kcal. Daha fazla almalıdır. Böylece bir gebe, ortalama 60 kg. olan bir kadının günde 2300 kcal. Alması gerektiğinden hareketle günde kaç kalori alacağını hesaplayabilir. Bunun vücut kitle indeksi veya yaşa göre yapılmış hesaplamaları da yol gösterici olabilir.

GEBELİKTE VEJETERYAN DİYETİ

Vejetaryen olan bir gebe baklagiller, kepekli tahıllar tüketerek bitkisel proteinlerle bebek ve kendilerinin protein ihtiyacını karşılamalıdır. Yumurta, süt ve sütten yapılmış gıdaları da almayan komple vejetaryenler (vegan) dengeli bir diyetin yanı sıra vitamin desteğine de ihtiyaç duyarak. Hiç hayvansal gıda almayan bu gebelerde özellikle B12 vitamin eksikliği görülebilir. Ayrıca bitkisel gıdalarda da az yağ olması nedeniyle ( vit-D ) ve kalsiyum demir çinko gibi mineraller de yeterli alınamayabilir. Bu yüzden diyet kalori, vitamin ve mineraller açısından çok iyi dengelenmeli ve gerekli destek yapılmalıdır. Tamamen vejetaryen (vegan) olan bir gebeye günlük uygun kalori (yaş ve BMI’e) göre ve mineralin (demir kalsiyum) yanı sıra;

  • 10 mgr /(400 IU) D VİTAMİNİ
  • 2 mgr B 12 verilmektedir.

GEBELİKTE KİLO ALIMI

Günlük 300 Kcal. Fazla almakla gebelik boyunca normal bir gebe 10 – 12 kg alır. Kilo alımı yaş, bebek sayısı ve vücut kitle indeksine (BMI) bağlıdır. Vücut kitle indeksine göre normal kilo alımı aşağıda gösterilmiştir.

 

GEBELİK ÖNCESİ BMI TOPLAM KİLO ALIMI HAFTALIK KİLO ALIMI
ZAYIF 20 kg I m2 12-18 kg 0.5 kg
NORMAL 20 – 25 kg I m2 11.5-16 kg 0.4 kg
ŞİŞMAN 26 – 29 ka I m2 7-11.5 ka O 3 im
ÇOĞUL GEBELİK 16-20 kg 0.75 kg

Vücut kitle indeksiniz, kilonuzun, boyunuzun karesine bölünmekle bulunur.

Read more

Öğünler ve Genel Öneriler

GEBELİKTE ÖĞÜNLER

Gebe mümkün olduğunca az az, sık sık yemek yemelidir. Sadece ana öğünlere dayanan beslenme alışkanlığı mide ve bağırsak sisteminde ki gevşemeye bağlı olarak yemekten sonra mide yakınmalarına neden olabilir. Gebe özellikle yatmadan 1-2 saat öncesinden itibaren yemek yememeli, özellikle yemekten sonra oturur pozisyonda dinlenip veya gezintilerle yiyeceklerin mideyi terk etmesi kolaylaştırmaya çalışmalıdır. Aşerme halinde öğün sayısı daha bir önem kazanmaktadır.

GEBELİKTE GENEL BESLENME ÖNERİLERİ

Lifli, posalı gıdalar gebelikte genellikle kabızlık şeklinde değişen bağırsak alışkanlıklarının düzeltilmesi açısından çok faydalıdır. Bu tür gıdalardan en zengin olan besinler taze sebze ve meyvelerdir. Bu gıdalar çok fazla tüketildiklerinde demir emilimini olumsuz etkileyebileceklerinden demir haplar aç karna yutulmaya çalışılmalıdır. Lif ve posa, siyah ekmek, portakal, elma suyu, kuruyemiş, baklagiller, kuru üzüm, kuru kayısı, kepekli olarak hazırlanmış unlu gıdalarda bol miktarda vardır. Akşamları bir fincan kadar ceviz, badem, fındık fıstık karışımı yenilerek pek çok (çinko, magnezyum, kalsiyum) mineral ve vitamin (Vit E, B vb.) alınabilir. Gebelikte annenin sıvı tüketiminin en önemli kısmını su oluşturur.

Çay kahve kakao alkollü içkiler ve kola ya hiç ya da mümkün olduğu kadar az tüketilmelidir. Alkol tüketimine bağlı çocukta fetal alkol sendromu denilen özel bir doğumsal bozukluklar ve zekâ geriliği tablosu tanımlanmıştır. Gebelikte günde bir kadeh şarap gibi ölçülerde alkol alınmasının zararsız olduğu ileri sürülse de herhangi bir özel faydası olduğu da ileri sürülmez. Özellikle el ve ayaklardaki ödemlerin önlenmesi veya gebelik zehirlenmesinin önlenmesi veya tedavisi için gebelikte tuz kısıtlanmasının yeri yoktur. Hatta bu tür uygulamalarda daha kötü sonuçlar doğurduğu gösterilmiştir.

Ancak iştah değişiklikleri nedeniyle tuzlu yiyeceklere olan eğilimin de önüne geçilmelidir. Yani gebe evde herkese pişen yemekten, herkesin yediği ekmekten tüketmeli ana yemek masasından tuzlu, tuzu tuzluğu kaldırmalıdır. Gebelikte fastfood, salam, sosis, sucuk, dondurulmuş gıdaların tüketilmesi, lokantalarda yemek cesaretlendirilmemelidir. Bu tür gıdaların pişirilme teknikleri yetersiz ve kullanılan suni renklendirici, tatlandırıcı ve koruyucu maddeler, aşırı yağ içermeleri anne ve bebek sağlığını olumsuz etkiyebilir. Yemekhanelerdeki sıcak yemekler, önceden pişirilmiş ve sıcak olmayan tavuk eti bebeğe geçip onda hastalık yapan bakteriler içerebileceğinden bu tür gıdalardan uzak durulmalı veya dikkatli tüketilmelidir.

Read more

Vitamin ve Mineraller

VİTAMİN

İnsan vücudundaki pek çok yıkım ve yapım  (metobolik) olayının kolaylaştırıcıları (katalizörleri) vitaminlerdir. Yani yaşamlar fonksiyonları vardır. Gebelikte bu tür yapım ve yıkım olayları arttığı için anne adayının vitamin tüketimi son derece dengeli olmalıdır. Özel, diyet dışı, vitamin desteği sadece folik asit, planlanmış bir gebelikten 1-3 ay önce başlanıp, her gün 0,4 mg dozunda, gebeliğin ilk 12-16 haftası boyunca alınarak, omurilik ve beyninde görülen açıklık ve sakatlıkların azaltılması mümkündür. Özellikle daha önce doğurmuş kadınlarda 4 mg gibi yüksek dozdalar da folik asit aynı şekilde uygulanarak sakatlığın tekrarlanma olasılığı azaltılabilir. Gebelik boyunca folik asitten zengin olan ıspanak, karbonhidrat kepekli undan yapılmış yiyecekler, fındık fıstık tüketilmesi önerilebilir. Genel olarak vitaminler olumlu etkileri olan maddeler olmakla beraber ilaç olarak yüksek dozda vitamin kullanımı her zaman emniyetli değildir. Özelikle A vitamini 15.000/ IU yi geçen günlük dozlarda alınırsa bazı doğumsal sakatlıkların arttığını bildiren çalışmalar vardır. Bu nedenle ezberlenmiş veya başkalarına ait önerilerle, doktora danışılmadan yapılacak diyet dışı vitamin destekleri her zaman iyi sonuçlar vermez. Özel bir sindirim sistemi veya diğer hastalığı olmayan ve normal beslenebilen bir annede, bugünkü bilgiler dışında vitamin desteğine (diyet dışı) gerek yoktur. Hekim her anne adayına dengeli ve çeşitli beslenmeyi önermek ve öğretmekle gebelikte artan vitamin ihtiyacını da karşılamış olur.

MİNERALLER

En önemlileri kalsiyum ve demirdir. Gerek anne, gerekse bebek için önemli yapı taşı olan bu mineraller kan yapımı ve kemik yapısı başta olmak üzere pek çok yaşamsal fonksiyonun devamı için gereklidirler. Normal olarak hayvansal protein, yumurta ve süt ve sütten yapılmış gıdalarda bol miktarda bulurlarsa da gebelikte artmış ihtiyacı diyetle karşılamak genellikle mümkün olmadığında destek olarak verilmeleri kabul görülmektedir. Eksiklik olmayan bir kadınla bile gebelikte kanı sıvı kısmının %50’ye varan artışına bağlık olarak ‘’seyrelmeye bağlı kansızlık’’ (dilusyonel anemi) gelişebilir. Kalsiyum pek çok hücresel fonksiyonun yanı sıra kemik yapımında kullanılan temel elemanıdır. Eksikliği kadınlarda özellikle menopozda daha çok ortaya çıkan osteoporoza (kemik erimesi) neden olabilir. Bu yüzden demir eksikliği anemisi olsun olmasın her anne bulantı kusmaları (varsa) geçer geçmez demir desteği almalıdır. Yine kemik erimesi olsun olmasın her annede kalsiyum desteği yapılabilir. Yüksek dozda kalsiyum desteği yapılan hastalarda daha az gebelik zehirlenmesi görüldüğünü bildiren araştırma sonuçları da vardır. Kalsiyum, süt, yoğurt, peynir ve yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur. Demir ise kırmızı et, yumurta, ton balığı ve sakatatlarda boldur. Demir ve kalsiyum, birbirlerinin bağırsakta emilimlerini Bozabileceklerinden bu iki hapın farklı öğünlerde alınmasına dikkat edilmelidir.

Read more

Gebelikte Kilo Alımı ve Beslenme

Gebelik, beslenmenin özel olarak ele alınması gerekliği bir dönemdir, yaşamın en doğal fizyolojik süreçlerinden birisi olup ancak annenin yeterli ve dengeli beslenmediği durumlarda hem kendisi hem de bebeği için bedensel ve ruhsal bir sağlık riski oluşturabilir. Araştırmalar üretkenlik çağına kadar dengeli ve yeterli beslenmeyen, gebelik ve emzirme dönemlerinde yeterli tıbbi bakımı almayan kadınların sağlık sorunlarının gelişmekte olan toplumlarda daha fazla olduğunu ve erken doğum, düşük doğum ağırlıklı ve doğumsal anomalilerle doğan bebek oranının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Gebelik sırasında anne karnındaki bebek annenin depolarından kendisi için gerekli olan besinleri alır; gelişir ve büyür. Annenin beslenmesi iyi değil dolayısıyla depolan yetersizse annede gebelik sırasında ya da doğum sonrası kansızlık, saç dökülmesi, diş çürümesi vs. meydana gelebilir. Depolan yetersiz olan annelerin doğurdukları bebeklerinde sağlıkla ilgili sıkıntılarının olduğu ileride şeker hastalığı tansiyon yüksekliği, kalp hastalığı gibi birçok hastalığa yakalanma riskinin yüksek olduğu belirtilmiştir. Pek çok kadın daha önceki kötü beslenme alışkanlıklarını düzelterek, gebelik bahanesiyle sağlıklı beslenmeyi öğrenebilir. Beslenme sosyal, ekonomik, kültürel ve kişisel özelliklere bağlı olarak çok büyük değişiklikler gösterebilir. Konuyla ilgili yapılan geniş çalışmalar sonunda gerek gebelik öncesi gerekse gebelik sırasında kötü beslenmenin gebeliğin seyri, bebek ve anne üzerinde olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir.

Beslenmeyi belirleyen temel unsurlar;

  • Gebelik öncesi kilo ve boy ( Vücut Kitle Oranı = Body Mass lndex = BMI)
  • Yaş
  • Bebek sayısı
  • Metabolik hastalık varlığı (diabet, fenilketonuri vb)
  • Ekonomik ve kültürel özellikler
  • İştah ve annenin fiziksel aktiviteleridir.
  • Her şeye rağmen gebeliğin özel bir diyeti olduğu söylenemez.

Gebe herkesten daha çok normal beslenmelidir. Bu; et, süt, yumurta, taze sebze, meyve, mineral ve vitamin desteklerinden oluşur. Gebelikte barsak hareketleri genellikle yavaşladığı için diyete lifli gıdalar ve bol sıvı eklenmelidir. Süt ve sütten yapılmış gıdalar tüketilirken sütün pastörize olması ve peynirlerin tam mayalanmış olmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde bazı sütten geçen hastalıklara davetiye çıkartılmış olunur.  Marketlerde satılan çok yüksek ısıda hazırlanıp paketlenmiş sütler güvenli sayılabilir.

Protein

Genellikle hayvansal gıdalardan alınır. Gebenin günlük protein ihtiyacı 48-60 gr olup gebe olmayandan 15-30 gr daha fazladır. Kırmızı et, tavuk eti, balık, yumurta, süt ve sütten yapılmış gıdalar (peynir, yoğurt) başlıca hayvansal protein kaynaklarıdır. Özellikle kırmızı et beraberinde bolca yağ içerdiğinden yağsız veya az yağlı tüketilmelidir. Özellikle vejetaryen bir anne açısından önemli olan bitkisel protein kaynaklan, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye, bakla), kepekli tahıllar, bazı kuru yemişler (fındık, fıstık, ceviz vb.) olarak sayılabilir. Aksi görüşler de savunulmakla beraber, proteinden zengin diyet alınarak gebelik zehirlenmesinin azaltılabileceğini ifade eden araştırma sonuçları vardır.

YAĞ

Gebelikte dengeli bir diyetteki kalorinin üçte biri yağlardan elde edilmelidir. Doymamış yağ asitlerinden zengin olmaları nedeniyle bitkisel yağlar (Ayçiçeği, zeytin ve mısırözü) tercih edilmelidir.

KARBONHİDRAT

Gebelikte en dikkatli tüketilmesi gereken temel besin grubudur. Mümkün olduğunca doğal kaynaklardan karşılanmalıdır. Vücutta temel olarak enerji ihtiyacını karşılayan maddelerdir. Bu maddeler tahıl, un, şeker, gibi besinler içerisinde yer alır. Yapı taşı değillerdir. Çok tüketilmeleri halinde enerji olarak kullanılmayan fazla karbonhidrat (özellikle şekerler) vücutta yağ olarak depolanır ve gereksiz kiloların en sık nedenidirler.

Read more

Gebelikte Mide Yanması ve Yorgunluk

GEBELİKTE MİDE YANMASI

Gebelerde mide yanması, homronlar ve karın içinde büyüyen rahim nedeniyle, asit mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına bağlı tahriştir. Erken gebeliklerde daha çok aşerme ve bulantı -kusmaya bağlı oluşan bu yakınma gebelik ilerledikçe kabızlık, hazımsızlık ve gaz gibi sorunlarla birlikte giderek artan şiddette görülür.

Öneriler:

  • Sık ve küçük öğünler halinde yiyiniz
  • Mide yanmanızı artıran hareketler ve pozisyonlardan kaçınınız (ani öne eğilmeler, hemen yemekten sonra yatmak, uzanmak vs)
  • Özellikle hemen yemekten sonra sırt üstü yatmaktan kaçınınız ve arkanızı mutlak küçük minderlerle destekleyiniz.
  • Mide yanmanız, davranış ve diyet değişikliklerine rağmen düzelmez veya artarsa hekiminize danışarak antiasit alınız.
  • Yağlı ve baharatlı gıdalardan, kızartma türü yiyeceklerden fazla miktarda çay, kahve ve çikolatadan uzak durunuz.
  • Yemekten sonra hafif yürüyüşler iyi gelebilir.

GEBELİKTE YORGUNLUK

Gebeliğin başında kadınların çoğu normalden daha çok yorgun olurlar. Vücudunuz yepyeni bir durumla karşı karşıyadır ve bu durum daha çok psikolojik fiziksel yüklerin artması şeklindedir. Yeni duygu ve düşünceler ve fiziksel yükle karşı karşıya kalan vücudunuz, gebeliğiniz planlı olsun veya olmasın bir takım sıkıntıları karşılamak zorundadır. Fizik olarak dolaşımdaki kan hacminin hızla artması, vücutta su tutulması, karnınızda hızla büyüyen bebek ve ormanların etkisiyle oluşan kas, iskelet sistemi değişiklikleri başlıca yorgunluk nedenleridir. Bebeğinizin sağlıklı olup olmayacağı düşüncesi, nasıl bir anne olacağınız ve doğumdan sonraki hayatınızda oluşacak değişikliklere yönelik kaygılar ise sizi psikolojik olarak sizi yoran başlıca etkenlerdir.

Öneriler:

  • İhtiyacınız kadar dinlenin,
  • Gün içerisinde ara sıra şekerleme yapabilirsiniz.
  • Dinlenirken bacaklarınızı yukarıya kaldırınız,
  • Etrafınızdaki insanlardan size yardımcı olmalarını isleyiniz.
  • Enerjik olmanın en iyi yolu egzersiz yapmaktır.
  • Her gün nefesiniz taşmadan, terlemeden sohbet ederek yapılacak orta derecede bir egzersiz (örneğin eşinizle yürüyüş) kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir.
  • Uygun beslenin! Gebeliğin başlangıcında yeterli demir, vitamin ve protein desteği  almıyorsanız yorgunluk hissiniz şiddetlenebilir.
  • Sigara ve alkol alıyorsanız, bırakmalısınız.
Read more

Gebelikte Varis, Kabızlık ve Hemeroid

GEBELİKTE VARİS

Varis bir toplardamar veya damar grubunun genişleyerek içi kan dolu bir balon veya damar yumağı haline gelmesidir. Bu durum ağrı ciltte renk değişiklikleri ve bazen damar içinde oluşan pıhtıların dolaşıma girmesi ile ciddi organ bozukluklarına (kalp, akciğer, beyin vb) neden olur. Gebelikte varis 4 kat daha fazla gözlenmektedir. Varis oluşumunda asıl neden damar duvarlarındaki bağ dokusu direncinin azlığındır. Gebelikteki değişiklikler nedeniyle bacaklarda genital bölgede damar yumaklarının ortaya çıkması kolaylaşmaktadır. Pek çok gebede hiç bir yakınmaya neden olmaz ve gebeliğin bitimiyle birlikte kaybolur. Çok az kadında gebelik sonrası takip ve tedaviye gerek duyulur.

Varis oluşumunda gebeliğin etkileri aşağıdaki gibi özetlenebilir,

  • Gebelerde damar yatağı genişlemiştir.
  • Gebe rahim artan ağırlığı ile vena cava’va (karın içindeki büyük toplar damar) bası yaparak bacaklardan dönen kanın akışını zorlaştırıp, geriye doğru birikmesine, damar içinde göllenmesine neden olur.
  • Gebelik hormonlarından (özellikle pesteron), ven (toplardamar) duvar kaslarını gevşetir, östrojen ise direnç azalmasına ve vücutta sıvı tutulmasına böylece dolaşımdaki kan hacminin artmasına neden olur. Bacaklardaki toplardamarlar kalbe doğru kan akımının zorlaşması ve kan hacminin artması, ayrıca toplardamar duvarlarının gevşemesi, toplardamarlarda geriye doğru kaçışı önleyen kapakçık sisteminde bozarak kanın, toplardamarlarda kanın göllenmesine yani varislere neden olur. Varisler bacaklarda deri altında küçük mavi renkli damar genişlemelerinden deri altında teşbih tanesi gibi gözlenen ve sonrasında yılan şeklince toplardamarlar boyunca kıvrımlı paketlere dönüşür. Böylece gebelerde vajen ve makat girişi, vajina, kasık, karın içinde varis paketleri ve makatla hemoroid oluşur.

Gerilmeye bağlı ağrılar özellikle ayakta dururken ve akşama doğru daha çok artar. Doğuma yakın gebelerde özellikle bacaklarda kramplar vulva ve vajina varislerinde ise şiddetli kaşıntılar oluşabilir. Tanıda, yukarıda tanımlanan özellikte damarların çıplak gözle görülmesi yeterlidir. Bu gözlemin yapılması için oluş mekanizması da göz önünde tutularak, varis muayenesi mutlaka ayakta yapılmalıdır. Gebelerde köklü bir tedavi önerilmez. Çok yakınması olan hastalarda varis çorapları kullanılabilir. Gebelikten sonra yakınma devam ederse ilaç ve cerrahi tedavi önerilebilir. Tüm varisler hastaları ve gebelere;

  • Uzun süre ayakta durmamaları
  • Damarlara dolaşımı zorlaştıracak çorap lastiği kullanmamaları,
  • Dinlenirken ayaklarını yüksekte tutmaları,
  • Ciddi ağrıya neden olan varislerde elastik bandaj ya da varis çorabı,
  • Her gebelikte varisleri artanlara, gebelik dışında cerrahi tedavi önerilmelidir.

GEBELİKTE HEMEROİD

Makat (anus) iç kısmında oluşan, bir tür organa özel varistir. Benzer nedenlerle ortaya çıkarlar. Kabızlık ayrıca riski artıran bir faktördür. Klinikte ele gelen kitle, kanlı defekasyon ve anüste (makatta) ağrı, (iltihaplanma olursa) ateş ve ağrıda artış gözlenir. Genel olarak makatın çıplak gözle muayenesinde gözlense de bazen iç kısımda, ancak parmakla muayenede tespit edilen şiş, içi pıhtılı veya pıhtısız kanla dolu damarlar halinde görülür. Varisler için yapılan öneriler burada da geçerlidir. Ancak kabızlığa karşı daha etkin önlemler alınmalıdır. İçi pıhtılı (tromboze) hemoroid paketleri oluşmuşsa ılık oturma banyoları yakınmaları azaltır. Ayrıca lokal anestetik kremler kullanılabilir. Eğer iltihap gelişmişse uygun antibiyotik ve ılık antiseptikli oturma banyoları uygulanır. Çok şiddetli vakalarda acil cerrahi (hemoroidektomi) yapılabilirse de kökten çözüm için genellikle gebeliğin sonlanması ve gebelikten sonra da durumun devam edip etmediği görülmelidir.

GEBELİKTE KABIZLIK

İnsanlar genellikle günde bir defa büyük abdest (defekasyon) yaparlar. Bunun, anne ve babalar tarafından bebeklikten verilen tuvalet eğitimi ile elde edilen alışkanlıklara bağlı olduğu kabul edilmektedir. Ancak modern dünyada insanların yaşam biçimi (posasız yiyecekler, hareketsiz bir yaşam tarzı vb) kabızlığın son derece yaygın bir durum olmasına neden olmaktadır. Genellikle zaten var olan kabızlık gebelikte, anne adayının kendini daha çok dinlenmesi veya biraz artmış kabızlığı artık tolere edilmesi nedeniyle çok yakınılan bir durum olarak karşımıza çıkar. Hormonların etkisi ve gebe rahmin barsaklara yaptığı basıya bağlı olarak gelişen kabızlığın tedavisi gerekmemektedir.

Eskiden bunun üzerinde fazlaca durulmakta ve kabızlığa bağlı zehirlenmeler olabileceği bile savunulmakta idi. Ama kalın barsaklarda emilimin fazla olmaması nedeniyle burada uzun süre kalan gaytanın (büyük abdest) herhangi önemli bir yan etkisinin (çok uzun süreler kalmaması kaydıyla) olmadığı ve kabızlık çeken bir annenin ilaçlarla ishal yapılarak defekasyon yapmasının fazla bir anlamı olmadığı, hatta ilaçlara bağımlılık ve ishale bağlı tuz-elektrolit kaybının daha büyük olumsuzluklar yapabileceği ileri sürülmektedir. Ancak barsakta oluşan gazın verdiği rahatsızlık nedeniyle tedavi önerilmektedir. Kabızlıkta ilk önerilen davranış ve beslenme değişiklikleridir.

Gebelik sırasına oluşan fissur  (makatta çatlak), hemoroid(basur) gibi hastalıklara bağlı ağrı, üşenme, tuvalet bulamama nedeniyle defekasyon işleminin ertelenmesi sonucu rektum (gaytanın depolandığı kalın bağırsağın son kısmı)  zamanla genişler, tembelleşir ve kabızlık nedeniyle aşırı ıkınmalar sonucu sinirlerin de zedelenmesi sonucu kabızlık iyice yerleşir. Bunu yenmenin en iyi yolu hastanın her gün aynı saatte kendisini defekasyon için zorlamasıdır. Rektumun boşalmasına neden olan karın içi basınç artışının sağlanması için en uygun pozisyonda defekasyon denenmelidir.  Hastada anal fissur, hemorid gibi ağrılı defekasyon ve sonucunda seyrek olarak tuvalete gitmeye neden olabilecek durumlar varsa tedavi edilmelidir. Ağızdan alınan dışkı yumuşatıcılar ve diyetin rolü azdır. Kişisel çabalar ve küçük lavmanlar yapmak en iyi yoldur.

Lavmanlar normal refleks uyanıncaya kadar 2 günde bir tekrarlanabilir. Buna karşın hareketsiz bir hayat, posasız yiyecekler, az su içme ve gebelikte hormonların artışı ile barsak hareketlerinin yavaşlaması nedeniyle ortaya çıkan kabızlıkta diyet önemlidir. Barsak hareketlerini artıracak bol sellülozlu (lifli, posalı)her çeşit sebze ve meyve, nişastalı, zeytinyağlı yemekler yenmeli ve bol su içilmelidir. Akşamları içilecek erik, kayısı kompostoları veya sabahları bir bardak ilik su barsak hareketlerini artırabilir. Kabızlık hemoroid ve fissürleri de artırır bu yüzden öncelikle düzenli tuvalet alışkanlığınızı yeniden kazanmaya çalışın! Posalı diyet ve bol sıvı almayı unutmayın!

ÖNERİLER:

  • Her türlü lifli gıdaları (çiğ sebze ve meyveleri) bol bol tüketiniz.
  • Meyve suları, kuru kayısı, kuru erik, kuru incir kompostoları içebilirsiniz.
  • Sabah kahvaltısında bir bardak şekerli (bir çay kaşığı yağ ilave edilmiş) ılık su içebilirsiniz.
  • Bütün bunlarla düzelmezse doktorunuza başvurarak ilaç veya lavmanlar hakkında bilgi alabilirsiniz.
Read more

Gebelikte Sık İdrara Çıkma,Göğüste Hassasiyet ve Sırt, Karın Ağrıları

İDRARA SIK ÇIKMA

İlk üç ayda, büyüyen rahmin mesaneye baskı yapması ve böbreklerin fonksiyonlanın artması annede sık idrara çıkmaya sebep olabilir. Bazen bu tabloya idrar kaçırma da eklenebilir.

4. Aydan itibaren rahim karın boşluğuna geçip, idrar kesesi üzerindeki bası azaldığında idrar kaçırma ve sık idrar yapma şikâyetleri azalır. Ancak gebeliğin son aylarında özellikle büyüyen bebeğin doğum kanalına giren kısmı (baş ve popo) ve rahim tekrar mesaneye baskı yapmaya başlayarak yakınmalarının tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durumu tetikleyen veya altla yatan bir idrar yollan enfeksiyonu araştırılmalıdır. Bazen su kesesinin açılması idrar kaçırma gibi algılanarak doktora başvurmakta gecikilebilir, böyle bir olasılık akılda tutularak sürekli akan bir sıvı varlığında doktora danışılarak gerekli önlemler alınmalıdır.

Öneriler:

  • Gece sık sık uyanmamak için yatmadan önceki 1-2 saat su, çay kahve içmeyiniz,
  • İhtiyaç hissettiğinizde, uzun süre tutmaya çalışmadan idrarınızı yapınız,
  • İdrar yaparken öne doğru eğilerek ya da mesane bölgesine basınç yaparak idrar torbasının tam olarak boşalmasına yardımcı olunuz.

GÖGÜSTE HASSASİYET

Östrojen ve progesteron hormonları gebelik sırasında artmış olması, gebe kadınların memelerinde meydana gelen değişmelerin temel nedenidir. Meme ödemli ve hacim ve ağırlık artışı nedeniyle ağrılı ve gergin olabilir. Bazen buna bağlı sertlik ve hassasiyet hissedilir. Meme cildi gergin ve parlak bir hal alır. Cilt altında genişlemiş toplardamarlar görülür. Meme başı genişler ve rengi koyulaşır.

Öneriler:

Göğüsleri iyi destekleyen, tartan bir sutyen ağrıyı azaltabilir. Ayrıca geceleri rahatsız ediyorsa gecede sutyen takılabilir. Bazen %96’lık alkol ile meme başına değmeden yapılacak friksiyon rahatlama sağlayabilir.

GEBELİKTE SIRT ve KARIN AĞRILARI

İlk 3 aylık dönemde rahmin genişliğindeki hızlı artışı fark edebilirsiniz, rahim büyürken karın boşluğundaki diğer organlarınız normal yerlerinden biraz uzaklaşacaktır. Böylece organları yerlerinde tutan kas ve liflerde aşırı gerilme olacaktır. Bu dönemde görülen ağrı ve yanmaların asıl nedeni rahmin ağırlık ve hacmindeki büyüme ve gebelikte artan bazı hormonlardır.

SIRT AĞRISI

Gebelikte artan bazı hormonların (relaksin) etkisiyle tüm eklemlerde, özellikle kalça eklemlerinde gevşeme ve ayrılmalar oluşur. Bu dönemde rahim ağırlığı da artan ve ağırlık merkezinin yeri değişerek zamanla ve farkında olmadan gebenin duruş ve yürüme şekli değişir. Ağırlık merkezinin değişmesine bağlı olan değişiklikleri karşılamak için yapılan duruş değişiklikleri, bazı kaslara normalden fazla yük binmesi sonucu sırt ağrılarına neden olur. Sırt ağrısına neden olan başka bir faktör ise karın bölgesindeki kasların hafif de olsa ayrılmasıdır.

Öneriler:

  • Doğru duruş egzersizlerini öğrenip yapınız,
  • Bacaklarınızı otururken hafif yükseltin ve bacak bacak üstüne atmayınız,
  • Ani yakalama hareketleri yapmayınız veya kolunuzu aniden başınızın üzerine kaldırmayınız,
  • Yatarken ve dinlenirken diz ve kalçalarınız hafif bükülmüş olarak yan yatın. Karnınız ve dizlerinizin altına minderler yerleştiriniz. Böylece sırt bölgesindeki gerilme, kasılma azalacaktır.
  • Ağırlığı doğru ve dengeli kaldırın. Dizler yerde iken beliniz dik olacak şekilde kalçanızı yukarı kaldırarak kalkın.

KARIN AĞRILARI:

İkinci 3. Aydaki karın ağrıları genişleyen rahimin çevresindeki kasların ve liflerin gerilmesidir. Bu ağrı siz ve bebeğiniz için bir tehdit oluşturmasa da hekiminize söylemenizde fayda vardır. Karın ağrısı olan her insanda belli standart bir araştırma yapılmalıdır. Ancak karın ağrısı olan bir gebede, gebeliğe özel durum ve hastalıklar ayrıca gözden geçirilmelidir. Zira bu ağrıların nedeni yumurtalık kistleri, erken doğum tehdidi, gebeliğin rahim dışında yerleşmesi, idrar yollarında iltihap, taş vs olabilir. Daha önceden geçirilmiş ameliyatlara bağlı yapışıklıklar nedeniyle de karın ağrıları meydana gelebilir. Doktorunuz başka bir neden bulamadığı zaman gebeliğin fizyolojik değişikliklerine bağlı bir ağrıdan söz edilebilir ve uygun önlemler önerilir.

Read more

Gebelikte Sigara ve Alkol

GEBELİKTE SİGARA

Gebelikten önce gebelik sırasında ve sonrasında sigara içmeniz sadece sizin sağlığınız değil aynı zamanda bebeğinizin sağlını da riske etmektedir.  Her nefeste size ve bebeğe zararlı olan nikotin,  katran ve karbon monoksit gibi zararlı maddelere maruz kalmaktasınız. Karbon monoksit anne kanında taşınarak bebeğe ulaşır ve fetüse ulaşan oksijen miktarını azaltır. Nikotin çocuk eşini (plasenta) geçerek kan damarlarının kasılmasına ve bebeğe daha az oksijen ve besin gitmesine neden olur. Bebek doğduktan sonra siz veya eşiniz bebeğin bulunduğu ortamda sigara içerseniz bebeğiniz sigarının zararlı etkilerine maruz kalacaktır. Sigara içilmesi normal bir gebeliğin yaşanmasını zorlaştırır. Eğer sigara içerseniz gebelikte vajinal kanamayı daha sık yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda dış gebelik,  düşük ölü doğum ve erken doğum riskleri artacaktır. Çocuk eşinin rahime tutunduğu yerde sorunlar yaşanabilir. Düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma olasılığı artar. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin erken doğuma şansları daha yüksektir. Ani bebek ölümü sendromu sigara için annelerin bebeklerinde 2 kaç daha fazladır. Sigarayı ne kadar erken bırakırsanız bebeğiniz için o kadar daha iyi olur. Eğer bırakamıyorsanız mümkün olduğunca az içmelisiniz. Siz sigara içmezseniz de başkalarının sigara dumanı size ve bebeğinize zarar verebilir. Bu yüzden bebeğinizin sağlığı, için pasif içiciliğin daha zararlı olduğunun saptandığı bu günlerde sigara için insan ve ortamlardan uzak durunuz.

 

GEBELİKTE ALKOL

Alkol kullanılması ile alkolün kötü kullanımı arasında fark vardır. Bazı insanlar günde bir-iki kadeh içerler; bu alkol kullanımıdır. Bazıları ise her gün ve alem yaparak içmektedirler;  bu alkolün kötü kullanımıdır.

Alkol kullanımını alkolün kötü kullanımdan ayıracak alkol miktarı açıklık kazanmamıştır. Alkol kalp atışları ve solunum gibi vücut fonksiyonlarını yavaşlatmaktadır. Gebe bir kadın alkol aldığında alkol kan yolu ile bebeğe ulaşmaktadır. Bebeğe ulaşan alkol anne kanındaki alkol seviyesi ile aynıdır.

Gebe kadın gebeliği sırasında aşırı alkol alırsa, almayana göre düşük yapması alasıdır artar. Gebelikte ne kadar çok alkol alınırsa risk o kadar artar. Risk gebeliğin erken döneminde en fazladır. Gebeliğinde alkol alan annelerin bebeklerinde fetüs alkol sendromu denilen fizik, zekâ ve davranış bozukluklarını içeren bir takım hastalıklar görülmüştür. Bu sendrom bebeklerde gözlenen zeka geriliğinin en önemli nedenlerindendir. Fetüs alkol sendromlu (FAS) bebekler, normal bebeklere göre daha kısa boylu ve kiloları daha düşük olmaktadır. Özel bakım sağlansa bile iyi gelişememektedirler. Kafaları küçük olup, yüz kafa eklemleri, kol ve bacaklarda anormallikler gözlenir. Kalp bozuklukları ve hareketlerinin kontrol edilmemesi de görülmektedir. Çoğu geri zekâlı olup hiperaktivite, aşırı sinirlilik ve dikkat zayıflığı gibi birçok davranış bozuklukları gözlenmektedir. Bazı bebelerde birden çok bozukluk bulunur. Beraberinde sigara, başka ilaçlarının kullanımı, kötü beslenme ve stres gibi faktörler FAS oluşumunu da önemli rol oynamaktadır. Muhtemelen alkol bütün vakalarda ortak maddedir. Diğer faktörler tek başına bu sendroma neden olmazlar. Ne kadar alkolün fetüsü riske soktuğunu bilmek zordur. Her fetüs farklı düzeyde etkilenmektedir. Eğer bir kere yüksek dozda alkol almıyorsanız ve kendinizi hafif içici kabul ediyorsanız en iyisi alkolü bırakmanızdır.

Alkolü bırakmanız sağlıklı ve normal bir bebeğe sahip olmanız için hayat tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerden birisidir. Ama yine de çok keyifli akşamlarda (sık olmamak koşulu ile) 1-2 bardak şarap içmenizde büyük bir sakınca yoktur.

Read more

Gebelikte Cinsel İlişki

Doğuma az bir zamana kadar çiftlerin çoğu cinsel ilişkiye girmektedir. 36 haftadan sonra cinsel ilişki spermanın içindeki bazı kimyasal maddeler (prostaglandin) erken doğuma yol açabileceğin den sakıncalıdır ve yine bu dönemde erkeğin cinsel organı yolu ile vajinaya giren mikroplar doğum esnasında aktif hale geçerek lohusalık devrinde bir enfeksiyona neden olabilirler.

Aslında gebe kadınların gebelikleri esnasında cinsel ilişki arzusu ileri derecede azalmış; kadın psikolojik, sosyal ve fiziksel olarak kendini karnında taşıdığı çocuğa vermiştir. Kocalarının bu dönemde eşlerinin aşırı cinsel ilişkiye zorlamaları doğru değildir. Bazı çiftler cinsel ilişkinin fetüse zarar verebileceğini düşünürler. Ancak bebek sıvı dolu bir kese içerisindedir ve iyi desteklenmektedir. Ancak yine de rahat bir ilişki için farklı pozisyonlar deneyebilirsiniz. Örneğin ilişki sırasında kadın yan yatarak veya diz dirsek pozisyonunda vajinal ilişki denenerek karna fazla basınç gelmesi önlenebilir. Gebelikte cinsel ilişki için temel ölçü rahatlığınızdır. Gebeliğin hangi döneminde olursa olsun ilişki sırasında ağrı, kanama gibi yakınmalar ortaya çıkarsa derhal doktorunuza başvurmalısınız. Önceki gebeliğinizde veya bu gebeliğiniz sırasında aşağıdaki durumlardan birini yaşadıysanız, doktorunuza da danışarak lütfen cinsel ilişkiyi kontrollü yapınız veya gebeliğin sonuna kadar yapmayınız.

  • Erken doğum
  • Enfeksiyon
  • Kanama
  • Suların erken gelmesi
  • Doktorunuz tarafından tespit edilen bebek eşinin önüne gelmesi
  • Doktorunuz tarafından tespit edilen düşük yada erken doğum tehdidi.
Read more

Hava, Deniz ve Kara Yoluyla Seyehat

KARA YOLU İLE SEYAHAT

KARA YOLU İLE SEYAHAT

Gebe olmasanız bile 10 saatin üzerine araba kullanmanız yeterince yorucudur. Günde 5-6 saatten fazla araba kullanmamanız en iyisidir. Emniyet kemerini sürekli takınız. Bazı anneler ani duruşlarda emniyet kemerinin bebeğe zarar vereceğinden endişe etmektedirler.

Anne çok ciddi bir yaralanma geçirmediği takdirde bebek zarar görmeyecektir. Hava yastıkları emniyet kemerinin yerini alamaz. Hava yastığı olsa dahi emniyet kemerini takınız. Bir kaza geçirirseniz hem kendiniz hem de bebeğiniz için bir doktor muayenesinden geçiniz.

Emniyet kemerinin takılması korunmanın en iyi yolu, hastaneye doğum için giderken de dahil olmak üzere taksi ile her seyahat edişinizde omuz ve kucaktan geçecek şekilde emniyet kemerinizi takmanızdır. Bazı taksilerin arka koltuklarında kucak kemerleri bulunur. Kucak kemeri kalçalarınıza yakın olacak şekilde mümkün olduğu kadar karın bölgesinin alt tarafına yerleştiriniz. Emniyet kemerini asla karın bölgesinin üst tarafından geçirmeyiniz. Çünkü kaza anında büyük yaralanmalara neden olabilir. Emniyet kemerinin üst bölümünü iki göğsünüzün arasında geçiriniz. Alt ve üst bölümlerini mümkün olduğunca rahat bir şekilde geçiriniz. Karın çok üstünden ve bolca takılan emniyet kemerleri, karın bölgesine zarar verebileceği gibi, kaburga kırıklarına yol açabilir.

HAVA ve DENİZ VOLU İLE SEYAHAT

Gebelikte uçuş yapmak genelde güvenlidir. Gebe bayanlara, gebeliğin 36. Haftasına kadar uçuş izni verilmektedir. Bazı hava yolları 32.hafta ya kadar uçuş izni vermektedir. Bu yüzden gebeliğin son aylarında uçuşlarınızda seyahat edeceğiniz hava yolları ile bu konuyu mutlaka konuşunuz. Ticari uçaklar, kabin basınçları ayarlanmaktadır. Özel uçaklarda bu ayarlama olmayabilir. Gebelerin kabin basıncı ayarlanmayan uçaklarla 7000-9000 fitten (2300-3000m) daha azla yükselmemeleri önerilmektedir. Rahat bir uçuş için:

  • Genellikle kara yolculuğuna benzer önlemler alınmalıdır. Uzak uçuşlarda saat başı veya 2 saat arayla mümkünse uçak içinde ayağa kalkıp gezerek dolaşım sorunlarınızı (ekonomik sınıf uçuş hastalığı) azaltabilirsiniz.
  • Koridor kısmında bir koltuk bulmaya çalışın böylece yürüyüş yapabilir ve tuvalete kolayca ulaşabilirsiniz.
  • Kabin ısısı uçuş sırasında değişebilir. İnce giysilerden birkaç takım alarak, giyiminizi kabin ısısına göre ayarlayabilirsiniz. Giysileriniz yeterli olmazsa hostesten battaniye isteyebilirsiniz. Yastıklar koltuğunuzu daha rahat hale getirebilir.
  • Hava (uçuş) hastalığından daha az etkilenmek için hafif yemelisiniz. Uçuşunuz ilerleyen saatlerinde özel öğünler isteyebilirsiniz. Kabindeki hava kuru olduğu için bolca su içmelisiniz.
  • Uzun süreli uçuşlardan sonra iyice istirahat etmelisiniz. Deniz yolu ile seyahat gemi ile seyahat çok dinlendiricidir. Buna karşı mide sorunları yaşayabilirsiniz daha önceden gemiye hiç binmediyseniz, bunu gebelikte denemeniz iyi bir zamanlama değildir. Doktorunuza deniz hastalığı için ne gibi ilaçların alınması gerektiğini gemiyle açık denizde iken sağlık bakımı açısından neler yapılabileceğini danışınız.
Read more

Elena ve Ergin ORHAN

Hoşgeldin ECE BEBEK

Elena ve Ergin ORHAN ailesi 09.06.2018’de büyük bir heyecanla bekledikleri ECE’ye kavuştular. ABACIOĞLU ailesinden böyle güzel haberler almak bizi çok mutlu etti. Tabi tüm ekibimiz eski arkadaşımız için seferber oldu ve her anlarında yanındaydı. Tebrik ediyoruz. ABACIOĞLU
Read more

Egzersiz Hareketleri

Kalça, kasık, bacak germe güçlendirme hareketleri

A) Çömelme: Kalça, bacak ve sırtın esneklik derecesi rahat çömelmeye izin vermiyorsa kalçalar altına kitap yerleştirilebilir. Ayaklar hafifçe dışarı dönmüş olmalıdır. Eller birbirine tam temas eder. Dirsekler, dizler üzerine konarak bacaklar hafifçe dışa doğru itilir. Çömelme ile kaslar güçlenir, bacak ve pelvis doğuma hazırlanır, ağır kaldırırken beldeki yükleme azalır.

B) Köprü kurma : Gebelikte güçlendirme egzersizlerinin içinde en popüler olanıdır. Belin alt kışlarını, kalça ve bacakları güçlendiren mükemmel bir egzersiz türüdür. Aynı zamanda pelvik ve lomber bölgeye olan kan akımınıda arttırır. Sırt üstü yatılır. Kalça, karın ve bacaklar bir hat üzerinde olacak şekilde, kalçalar yerden kaldırılır. Bu sırada nefes tutulur ve normale dönerken nefes verilir.

C) Duvarda kayma: Sırt üstü duvara dayanılır ve ayaklar önce tutulur. Sırtın rahat olduğu pozisyon bulunur. Aşağı doğru kayılır. Bu sırada dizler ayakların çok önüne düşmemelidir. Yorulana kadar durulur ve doğrulunur. Eğer pozisyonda durmak güç ise ayaklar birbirine yakınlaştırılır ve daha dik pozisyona gelinir.

GERME EGZERSİZLERİ

A) Kalça germe hareketleri: Sırt üstü atılıp sağ ayak sol dize yakın olacak ekilde uyluğun üzerine ve ayak bileği şarıda olacak şekilde korunur. Sol el sol uyluğun arkasından yakalanır. ağ el ile de diz içeriden kavranır. Gol el ile uyluk çekilir iken, sağ diz ise itilir.

B) Sırt üstü yatılır. Diz bükülü olarak göğse yaklaştırılır. Aynı taraftaki el ile ayağın iç kısmından yakalanır. Ayak aşağı doğru bastırılır.

C) Kasık germe hareketleri: Sırt duvara dayanarak oturulur. Ayak tabanları birbirine temas ederken, elle ayak bileklerinden yakalanır. Kollarla dizler zemine doğru yaklaştırılır. Uyluğun iç kaslarında bir germe hissedilmelidir. Gevşenir ve tekrar edilir. Norrnal bel eğriliğini devam ettirebilmek için kalçaların altına battaniye konulabilir. Battaniye 3-4 cm kalınlık oluşturacak şekilde katlanmalıdır.

SIRT, GÖGÜS VE  BOYUN EGZERSİZLERİ

Gebelikte kamburluk artar. Bu tip egzersizler bu durumun yol açtığı zorlanmayı azaltacaktır.

Omuz çevirme: Otururken veya ayakta yapılabilir. Önden arkaya doğru yapılır 10 -20 kez tekrar edilir.

Göğüs germe: Eller boyun arkasında birleştirilir ve dirsekler geriye doğru itilir. 10 saniye tutulur, 1-3 kez tekrar edilir.

Rotasyonel omuz germe: Eller yetişmez ise havlu yardımı ile yapılır.1 dakikaya kadar çıkılabilir.

Tavuk kanatları: Ayaklar arasındaki mesafe omuzlar arasındaki mesafe kadar olacak şekilde ayakta durulur. Kol ve ön kol, aralarındaki açı 120 derece olarak şekilde tutulur. Dirsekler arkaya ve birbirine doğru yaklaştırılır ve bu pozisyonda 5 saniye durulur. Bu hareket 5-25 kere tekrar edilir.

Omuz ve sırtın üst kısmını germe: Bir sandalye yardımıyla yapılabilir. Eller birbirine değdirilir. Belin hareketliliği arttıkça kollar daha geriye çekilebilir. Baş omuzların aşağısında olmalıdır. Dorsal kifos düzleştirilmeli ve omuzlar dışa doğru dönmelidir.

Bu amaca hizmet eden bir başka egzersiz şekli de, duvara eller dayanarak aşağı doğru eğilir.Gebelik ayı ilerledikçe daha dik pozisyonda yapılabilir.

GEBELİKTE ÖNERİLEN DİGER EGZERSİZLER

Ayak egzersizleri: Amaç varis ve pıhtı oluşumunu azaltmaktadır. Ayaklara aşağı yukarı bükme germe ve çevirme egzersizleri yaptırılır.

Kedi-deve pozisyonu: Kedi pozisyonunda sırt kamburlaştırılır ve baş içeri çekilir, nefes  verilir, bu esnada pelvik tilt yapılabilir. Deve pozisyonunda iken ise nefes alınır ve baş yukarıya doğru bakarken sırt çukurlaştırılır. Kedi-deve pozisyonunda basınç kalktığı için dolaşıma yardım edilmiş olur ve varis oluşma olasılığı ile bacak krampları azalır.

Pelvik tilt (pelvisin eğilmesi): Gebe kadınlar için klasik bir egzersiz türüdür. Bel çevrisi kaslarında, karın ve pelviste tonus ve simetrik eklem hareket açıklığını sürdürmek amaçlanır. Bu bölgeler hormona! ve mekanik stres altındadır. Dizler bükülü ayaklar dizlerin 60 cm kadar önünde yerle tam temas halinde ve aralarında omuzlar arasındaki mesafe kadar mesafe olmalıdır. Başın altın hafif bir yastık konabilir ve baş tam gevşemiş olarak tutulur. Kasılırken  nefes  verilir. Bu hareketi yaparken kaburgalar ile pelvis birbirine yaklaştırılır ve göğüs yerden kaldırılmaz. Kalçalar kasılma esnasında hafi yerden kaldırılır ve bel yere tam temas ettirilir. Bu hareketi sırt üstü yapmak büyük damarlara olan sanıcı artırabilir. Bu nedenle yan yatarken ya da kedi -deve pozisyonu da yapılabilir.

Read more

Demet ve Doğan GÖNÜL

Hoşgeldin DERİN BEBEK

Demet ve Doğan GÖNÜL ailesi 08.06.2018 tarihinde çocukları Doruğa harika bir kardeş olan DERİN’ya KAVUŞTULAR. TEBRİK EDİYORUZ.
Read more

Egzersiz

  • Kalp hastalığını önler
  • Tansiyonu düşürür
  • Metabolizmayı düzenler ve metabolik hastalıkları önler
  • Kalori harcamayı ve kilo vermeyi kolaylaştırır
  • Düzenli ve bilinçli yapılan egzersiz sağlığı koruduğu gibi
  • Sosyal ve psikolojik dengeyi, insanın pozitif düşünmesini sağlar
  • Kalbi güçlendirir, solunumu düzenler.

Egzersize başlamak zordur ama yukarıda sayılan yararları iyi anlarsak egzersiz yapmak kolaylaşır.

Son yıllarda özellikle görsel basının hem sağlıklı beslenme hem de sağlıklı yaşam tarzlarıyla ilgili makalelere yeterince yer vermesi hem de bu konu ile ilgili bilim adamlarının bilgilerini kitaplara dökmesi nedeniyle toplumumuzda sağlıklı yaşam bilincinde gelişmeler olmuştur. Bu bilinçteki gelişmelere paralel olarak sağlıklı beslenme alanları ve sağlıklı yaşam için spor merkezlerinin açılmasıyla insanların bu bilinci daha aktif hale getirmelerinin olanakları çoğalmıştır. Bu arada estetik kaygıları, sağlıklı yaşam tarzlarının gelişmesinde dışlama olanağı yoktur. Birçok insan estetik nedenlerle de sağlıklı yaşam koşullarını zorlamaktadır.

Uzun yıllardır fiziksel açıdan aktif olan kadınların daha kolay doğum yaptıklarını biliyoruz. Bu amaçla yıllardır gebe kadınların gebelikler sırasında yapacakları egzersiz programları konusunda araştırmalar yapılmış 1960’lı yıllara kadar bu egzersizler çömelme, solunum hareketleri ve yürüyüşle sınırlı kalmış ama bu konudaki isteklerin artışları ile yapılan araştırmalarla gebelik sırasındaki yapılacak egzersiz programlarının dozunu artışı sağlanabilmiştir. Egzersizlere başlamadan önce mutlaka hekiminizle görüşmeli ve genel bir kontrolden geçerek, herhangi bir sağlık probleminiz olup olmadığını öğrendikten sonra, yapacağınız egzersiz programı belirlenmelidir.

Egzersiz öncesi uykunuzu alınız zira çalışmak kadar dinlenmekte önemlidir.  Beslenmenize dikkat ediniz, yeterince su içiniz.

Egzersizlerin başında esneme hareketleri yapmak, incinme riskini azaltır. Isınma hareketleri yapmadan programınıza başlamayınız. Egzersizlere başlandığında önce büyük kas grupları sonra küçük kas gruplarını çalıştırmak gerekmektedir. Zira karın, sırt, göğüs gibi büyük kas gruplarını çalıştırırken küçük kas grupları da kimsen zorlanır o yüzden işin başında kol kasları gibi küçük kas gruplarını çalıştırırsanız erkenden bu kasları yorarsınız.

Motivasyonun sağlanması için bir grup ile ya da özel bir hoca ile egzersizlere başlayın. Nefesinizi doğru alıp doğru vermeyi öğrenin. Yük kaldırırken nefes verin, bırakırken nefes alın. Egzersizler arasında en az 1 dakika dinlenin. Bu süre kaslarınızın dinlenmesine ve gevşemesine yol açacaktır. Bu gevşeme dönemi çok önemlidir. Bu dönemi iyi değerlendirmezseniz kaslarınızı diğer çalışmaya hazır hale getiremezsiniz.

Bir kas grubu ile çalışma yapıldığında o kas grubunun en az 24 saat dinlenmesini sağlayın. Zira kaslar çalışırken değil dinlenme döneminde gelişirler. Eğer kaslarınızı dinlenmeden harekete zorlarsanız sadece yorgunluk oluşur gelişme olmaz. Haftada 3-4 gün egzersiz yapın, diğer günler hafif yürüyüşler yapabilirsiniz.

Bir egzersiz programındaki teknik deyimler  (terminoloji)  aşağıdaki gibidir.

Egzersiz sayısı: Programınızın bir hafta içerisindeki tekrar sayısıdır.

Tekrar sayısı: Programınızdaki aynı hareketin tekrar sayısıdır.

Egzersiz süresi: Her bir programın süresidir.

Set : Tekrarlayan hareketler grubudur.

 

Kadın yaşamının en stresli dönemlerinin başında gebelik gelmektedir. Gebelik kadında fiziksel, metabolik ve psikolojik birçok değişikliğin meydana geldiği bir dönemdir. Egzersiz gebelik dışında yaşamımızın bir parçası, bir yaşam şekli olmalıdır derken eğer gebelik öncesi egzersiz yapmıyorsanız, gebeliğe karar verdiğinizde egzersizlere başlamalısınız. Gebelik; planlanması gereken büyük bir olaydır. Sağlıklı nesiller doğru zamanda ve doğru koşullarda doğacak çocuklarla oluşacaktır.

Gebelik öncesi sağlıklı olmak, gebeliğin ve doğumun getirdiği streslerin üstesinden gelmenizde size yardımcı olabilir. Gebelik öncesi sağlık kontrollerinden geçmeniz gereklidir. Gebelik genel anlamda birçok probleminizi çözdükten sonra karar verilecek bir olaydır. Pek çok sıkıntı ve kaygıya rağmen, bebeğinizi kucağınıza almanın her şeye değeceğini unutmayın.  Bu duygu en önemli motivasyon noktasıdır. Gebeliğe karar verirseniz hemen bir kadın doğum uzmanıyla görüşmelisiniz.

“Gebelik öncesi danışma” ile aşağıdaki hususlar araştırılabilir;

  • Aile hayatınız
  • Tıbbi geçmişiniz
  • Aldığınız ilaçlar
  • Diyetiniz
  • Geçirdiğiniz gebelikler
  • Kan grubunuz
  • Diş bakımınız
  • Aşılarınız

Daha sonra gebelik sırasında problem yaratabilecek hepatit,  kızamıkçık gibi hastalıkların testleri yapılıp, bu hastalıklara karşı bağışıklık gelişmemişse aşı yapılmalıdır. Gebelik bağışıklık geliştikten sonra planlanmalıdır.  Bu sırada hekiminizle veya en yakın spor merkezi ile görüşerek vücut kitle indeksiniz ve bazı laboratuar testleriniz yapılarak gebeliğe kadar vermeniz gereken kilo durumu ortaya çıkmalı ve gebeliğe kadar yapılacak egzersiz programlarınız oluşturulmalıdır.

Sağlıklı bir kadında vücut kitle indeksi 20-25 arasında olmalı ve gebelik sırasında alınan kilo miktarı 11-12 kiloyu geçmemelidir. Gebelik öncesi vücut kitle indeksi 25’in üzerinde ise, yeterince kilo verdikten sonra gebe kalınmalıdır.

Söz konusu gebelik olunca fazla kilolar daha fazla probleme neden olabilmektedir. Şişman hanımlarda gebelik sırasında halk arasında “gebelik zehirlenmesi” denilen preeklamsi hastalığı tetiklenebilmektedir. Dengeli ve sağlıklı bir beslenme programıyla birlikte düzenli bir egzersiz programının sayısız faydaları vardır. Gebelik esnasında ya da ge